Sebebe yapışırken, doğru veya yanlış sebebi ayırmak da çok zordur. Sonuç şerre götürüyorsa yanlış sebebe yapışılıyor, sonuç mutluluğa birlik beraberliğe götürüyorsa doğru sebebe yapışılmıştır.

Âlemlere Rahmet Peygamber efendimiz s.a.v. (Ya Rabbi! Doğruyu bize doğru olarak göster ve ona uymayı bize nasip et ve yanlış, bozuk olan şeylerin yanlış olduklarını bize göster ve onlardan sakınmamızı nasip et! İnsanların en üstünü hürmetine bu duamızı kabul buyur!)

İnsan olarak bizi yaratan Yüce Allah c.c. bedenimize bizim ihtiyacımız olan her şeyi yükleyerek yaratmış ve bu dünya âlemine göndermiştir. Belli bir gayesi olan insan, gayesi dışına çıkar, kendi fikri nefsi için her şeyi istemeye kalkarsa, yanlış sebebe yapışarak yanlışlıklar uçurumuna doğru gider, kendi için yanlış olan insanlık için doğrudur ve bu yanlışlığı sonucunda, insanlara eziyet ederek hakkı olana razı gelmeyerek her istediğini yapmak zorunda kalacaktır yanlış yolda gittiği için. Ama yüce Allah insanı dünya âlemine gönderirken günde beş vakit ibadet etmesini, çalışarak alın teri dökerek kazanmasını, insanların hakkına tecavüz edilmemesini, muhtaç olanlara yardım edilmesini isteyerek doğru olan sebepler peşinde giderek, doğru yolda olmasını istemektedir, bu hem kendisi açısında hem de toplumun huzuru için çok önemlidir.

Tarlada buğdayın yetişmesi ve hasat haline gelmesi için, tarlayı zamanında sürmek, tarlayı zamanı geldiğinde ekmek, ekini zamanı geldiğinde biçmek gerekir ki doğru sebep sonucunda emeğinin karşılığını alasın. Tarlayı sürmeden, ekin zamanı geldiğinde ekmeyen kişi hasat zamanında bir şey bekleyemez hali ile yanlış sebebe yapışan kul eli boş kalacak ve kendi geçimi için bu defa, helal kazananların kazancına göz dikecek ya çalacak veya zorla alacaktır, yanlış sebep yanlışa götürür toplumun huzurunu bozar. Doğru olan tüm Sebeplerin hepsi ilim yolunda ilerlemek ile aklıselim düşünmekle, kazanılan bu güzel yolun tecrübesi ile insan hakkına tecavüz edilmeyen hesaplarla olunacak güzelliklerdir. Bakın dünyaya, doğru giden bir yaşantı var mıdır, elimizi nereye atsak ya elimizi yakıyor ya gönülleri harap ediyor, insan değeri hiç kalmamış, insanlar kendi çıkarı için insanları utanmadan edepsizce katl ederken, yanlış sebepler yapışmalarının sonucunda dünyayı yaşanmaz hale getirmektedir. İşte burada doğru sebepleri bilenlerin devreye girmesi beklenirken onlarında sessiz kalınmasının sonucunda, doğru bildiğini sananlarda yanlış sebep de olanlara yardımcı olarak günahına ortak olmaktadır.


Artık bundan sonra yapılan dualarda geçersiz olacaktır Yüce Allah c.c. katında, çünkü yanlışı bilenlerin yanlışını, doğru bilenler ona hatırlatmadığı ve yolundan çevirmediği için, onunla aynı kategoride olmayı seçmiş olmanın yanlışlığı ile aynı yolda yürümenin sebebine olanak verdikleri için aralarında hiç bir fark olmayacaktır. Netice olarak imtihan dünyasında olan kul için, Allah'u teâlâ, ezelde, kulları neyi ister, neyi talep ederlerse, istedikleri şeye kavuşmaları için, onlara uygun şartlar hazırlamış, sebepler yaratmış ve takdir etmiştir. Yani kul ister Yüce Allah ona sebep yaratır, seçim kulun ister veya yürür o yolu o kulun istediği şekilde yaratan Yüce Allah c.c.'dır. Sonuç itibarı ile seçtiği yolda yürüyen kulun günahı kendine aittir, başkasına ait değil. İnsanları öldürmek için yola çıkana o sebebi yaratan veya insanları mutlu etmek için yola çıkana kulun istediği sebebi yaratmak yüce Allah c.c. aittir, yürümek kula, sonuca koşan kulun seçimidir sonuçları. İmtihan dünyasında olmamız sebebi ile samimiyetimiz niyetimiz denenmekte, ona göre cennet ve cehennemi kazanmaktayız. Rabbim doğru sebebe yani insanları mutlu eden sebeplere yapışan kul olanlardan, yanlış sebebe yapışarak yanlış yola gidenlere de, yanlış yolda olduğunu söyleyen kullarından eylesin bizleri. Âmin. Selam ve dua ile.

Mehmet Aluç - Kul Mehmet-