Manisa Yöresel Gelenek ve Görenekleri-Adetleri


Manisa Yöresel Gelenek ve Görenekleri-Adetleri

Manisa; Hitit, Frigya, Lidya, Pers, Makedonya (Büyuk İskender), Bergama, Roma ve Bizanslılardan sonra 1076’da Selçuklu Türkleri tarafından fethedilmiş, bu bölgeye Türkmen boyları yerleştirilmiş, Hıristiyanlar Ege adalarına çekilerek Ege bölgesi gibi Manisa da Türkleşmiş ve bu bölgede 1076’dan bu yana Türk-İslâm kültürü yerleşmiş ve kökleşmiştir. Türklerden önceki kültürler unutulmuş sâdece şehir, saray ve heykel kalıntıları kalmıştır. Manisa bölgesinde sâdece Türk-İslâm kültürü hâkimdir.

Zaman içinde yaşam koşullarında meydana gelen değişiklikler geleneklerde de kendini göstermektedir. Ancak küçük yerleşim birimlerinde, eski gelenek ve göreneklerin birçoğu hala yaşatılmaktadır. Geleneksel ritüeller daha çok kız isteme, söz kesme, nişan, düğün, hastalık, adak adama ve asker uğurlama gibi olaylarda yoğun bir biçimde görülür.

DÜĞÜN

Düğünler, düğün sahiplerinin sosyal ve ekonomik durumlarına, yaşadıkları yöreye göre farklılıklar gösterir. Düğün gelenekleri özellikle kentsel kesimde eskiye oranla daha sadeleşmiş görünmektedir. Manisa Merkez’de kaybolmaya yüz tutmuş eski düğün gelenekleri kısaca şöyledir: Erkek tarafı kızın evine görücü gönderir. Kız görücüler tarafından beğenildiği takdirde, birkaç gün sonra erkeğin yakınlarından birkaç kişi, kız evine giderek kızı ister.

Kız evinin büyükleri birkaç gün düşünme süresi ister. Kızın babası, babası yoksa evin büyüğü, bu evliliği uygun gördüğü takdirde, düşünme süresi sonunda tekrar gelen erkeğin ailesine süslü bohça ya da şase içinde kravat, çorap v.b. hediyelerle birlikte bir mendil verilir ki buna “söz mendili" denir. Mendil verildikten sonra, oğlan evine “söz şerbeti" denilen şerbet ikram edilir ve nişan günü kararlaştırılır.

Nişan gününden önce, kıza alınan çeşitli armağanlar “nişan selesi" adı verilen süslenmiş seleler içine konularak kız evine gönderilir. Bu seleler bir süre muhafaza edilerek tebrik etmeye gelenlerin görmesi sağlanır. Nişan için tespit edilen tarihte, erkek evi akraba ve yakınlarını toplayarak kız evine giderler, kendi aralarında eğlenerek nişan yüzüklerini takarlar. Nişanlılık süresi içine tekabül eden dini bayramlarda kız evi damada, oğlan evi geline giyecek türünden hediyeler alır, kurban bayramında ise kız evine gönderilen hediyelere süslenmiş bir koç ilave edilir.

Eski düğünler çarşamba, perşembe, cuma veya cuma, cumartesi, pazar olmak üzere üç gün sürerdi. Düğünden önce oğlan evi, kızın çeyizlerini almak üzere araba gönderir, kızın arkadaşları veya kardeşleri çeyiz sandıklarının üzerine oturur ve oğlan evi bahşiş vermeden kalkmazlardı. Çeyiz, kızın gelin gideceği eve serilerek, isteyen bayanların evi ziyaret ederek çeyizi görmesi sağlanır, buna “çeyiz bakma" denir.

Gelin gitmeden önce gelin hamamı ve düğünden önceki akşam kına gecesi yapılır. Kına gecesinde kadınlar kendi aralarında eğlenir ve kızın ellerine kına yakılır. Düğün günü oğlan evi gelini almaya geldiğinde, gelin evden çıkmadan önce babası, maddi gücüne göre kızın beline altın, gümüş ya da kırmızı kurdeleden bir kuşak takar, gelin at veya otomobil ile baba evinden alınarak, geze geze damadın evine götürülür.

Damadın evine gelindiğinde, gelin içeri girerken başına buğday, leblebi, şeker veya para serpilir, orada bulunanlar tarafından toplanan buğday, para ya da şeker bereket getirmesi için muhafaza edilir. Gelin damat evinde yüzü kapalı oturur, akşam yemeğinden önce, damat gelinin duvağını açarak yüz görümlüğü adıyla anılan bir takı takardı. Yemekten sonra damat arkadaşlarıyla yatsı namazına camiye gider, namazdan çıktıktan sonra ellerinde yanan mumlarla eve dönülür ve damat sırtı yumruklanarak eve bırakılırdı.

YÖRESEL YEMEKLER:

Manisa yöresi, uygun iklim koşulları, ekilebilir alanların genişliği ve verimliliği nedeniyle, kimi yerlerde yılda birkaç ürün alınabilen, bağ ve bahçe tarımının yaygın olduğu bir ilimizdir. Sebze ve meyve çeşitliliğinin yanı sıra, malzemeleri çok taze kullanabilme imkanı da yöre mutfağının önemli bir özelliğini oluşturmaktadır. Bu unsurların yanı sıra, tarihi geçmişi ve aldığı göçlerin de Manisa mutfağına etkileri olmuş, farklı yemek kültürlerinin karışımı yöre mutfağına zenginlik katmıştır.

Türk mutfağında yer alan belli başlı çeşitlerin hemen hepsi yöre mutfağında yer almakla birlikte, özellik arz etmesi bakımından aşağıda verilen tariflerin, yöreye özgü veya yaygın kullanılan tarifler olmasına özen gösterilmiştir.


Nohutlu Mantı

Manisa Kebabı

Odun Köftesi

Simit Ekmeği

Ekmek Dolması

Şevket-i Bostan

Börülce Tarator

Alaşehir Kapaması

Yaprak Sarması

Sinkonta

Mantar Tatlısı

Höşmerim

Kula Şekerli Pidesi

Kula Güveci

Kabaklı Pide

Su Böreği

YÖRESEL GİYİM:

Erkekler başa kırmızı fes ve çelep sarığı, bedenlerine pamuklu alacadan dikilmiş yakasız önden tek düğmeli entari giyerler. Bele kuşak sarılır. Ayaklara kalçın veya kara yemeni; köylerde çarık ve nalın da giyilir. Kadınların mahallî kıyâfeti ise: Ayakta kısa konçlu, burnu püsküllü sarı çizme, el örgüsü kısa kırmızı çorap, çok renkli el dokuması pamuklu bir çitare, canfesten yapılmış beli uçkurlu bol şalvar, aynı renkli uzun kollu entaridir.

Başta çeşitli renkte işlemeli fes, fesin üzerinde boncuklu oyalı yazma, uçları çene altından dolaştırılarak başın üzerine bağlanır. Alna iki dizi altın, kollara aynalı bilezik takılır. Boyunda da altın vardır. Manisa yöresi geleneksel giysileri çevre koşulları, sosyal ve ekonomik durum gibi etkenlerle farklılıklar göstermektedir. Son yıllarda ulaşım ve iletişimin hızla gelişmesi nedeniyle yöresel özellik gösteren giysiler, yerini çağdaş giysilere bırakmış, geleneksel giysiler daha ziyade belirli gün veya törenlerde giyilir olmuştur.

Kadın Giysileri

Manisa Yöresel Gelenek ve Görenekleri-Adetleri

Baş kuşamı olarak günlük giysilerde iki oyalı yazma kullanılır. Kenarları pul, boncuk ya da bitkisel öğelerle (karanfil, buğday sapı vb) oyalanmış birinci yazma üçgen yapılarak başa örtülür, uçları çene altından dolanıp, ensede ya da tepede bağlanır. Başka bir yazma ise rulo yapılarak üçgen kısmı öne gelecek şekilde alına bağlanır.

Özel günlerde ise başa örtünün üzerine tepelik, alna mançın ya da gümüş alınlık, yanağın iki yanına da uçlarında tozaklar sallanan kemik ya da çitlenbik ağaçından yapılmış yanaklık takılır. Nişanlı kızlar ve yeni gelinler en üste birde al bez bağlar. Al bez kare formundadır ve üçgen şeklinde ikiye katlanarak oyalı yazma gibi ensede bağlanır. Üzeri tamamen pullarla işlenebileceği gibi, sadece üçgenin üste gelen kısmının işlendiği de olur. Kenarlarına püskül, pul veya boncuklardan oya yapılır.

Beden giyiminde en alta pamuklu dokumadan yapılan iç gömlek giyilir. Genellikle kol ve yaka kenarları ile etek uçları oyalanır yada nakışlanır. Şalvar kullanım amacına göre pazen, saten ya da kadifeden yapılır. Paçaları lastikli olan şalvarın, ağ uzunluğu diz hizasındadır. Bazı yörelerde iç gömleğin üzerine “delme" denilen, boyu göğüs altında biten, kolsuz, önden açık yelek türünde bir giysi giyilir.

İç kuşam tamamlandıktan sonra üzerine, boyu ayak bileğine kadar inen üçetek giyilir. Üçetek saten olabileceği gibi, çitare, beşyol, tren yolu gibi isimler verilen çizgili kumaşlardan da yapıldığı olur. İçi astarlanan üçeteğin, kol boyu cepken kolundan 10-15 cm uzun olur. Yöre farklılıklarına göre üçeteğin öndeki iki parçası belin arkasına dolanıp, değişik şekillerde bağlandığı gibi serbest bırakıldığı da olur. Bazı yerlerde üçetek yerine uzun entari giyildiği de görülür.

Üçeteğin üstüne belin arka kısmına yörede dokunan kaba kumaşlardan yapılan, uçlarında püskülleri olan arkalık (bel kuşağı, dongurdaklı kuşak) bağlanır. Ön kısma ise “çekki", “öncek" gibi isimlerle anılan önlük bağlanır. Önlük; yapağı yünden el dokuması kumaşlardan yapılabildiği gibi, beyaz ya da renkli hazır kumaşlardan yapıldığı da olur. Önlüğün üzeri renkli iplerle nakışlanır ve etek uçlarına püskül ya da fırfır dikilir. Ailenin ekonomik durumuna göre bele gümüş veya bafon kemer takılır.

Kadın kıyafetinde en üste cepken giyilir. Eskiden mor kadifeden yapılan cepkenlerin, önü, arkası, kolları sim ya da sırma işlenip, içi astarlanırdı. Ancak günümüzde bu tür işlemeler yapılmadığı için “ilbade" denilen saten kumaştan yapılan işlemesiz cepkenler giyilmektedir. İlbadelerin kol, yaka ve etek uçları sutaşı veya pullarla süslenir. Ayağa elde örülmüş, kısa konçlu, nakışlı yada düz renkli çoraplar giyilir. Ayakkabı olarak manda gönünden yapılan, burun ucu yukarı kalkık olduğu için “göğe bakan" denilen konçu ayak bileğini örtecek yükseklikte olan çarık çizme giyilir.



Erkek Giysileri

Manisa Yöresel Gelenek ve Görenekleri-Adetleri

Geleneksel erkek giysilerini yörede kullanılırken bulmak mümkün değildir. Bu giysiler yerini hızla çağdaş giysilere bırakmıştır. Ancak halk oyunları gösterilerinde orijinallerine uyularak yapılan giysiler giyilmektedir. Başta kırmızı renkli fes bulunur. Fesin üzerine rengarenk iğne oyaları ile süslenmiş yazma sarılır. Bedene ham bez ya da çitare denilen kumaştan yapılmış, yakasız, önden açık uzun kollu gömlek giyilir.

Gömleğin üzerine dar kesimli, boyu göğüs altında biten, uzun kollu, içi astarlı cepken giyilir. Cepken genellikle mavi veya gri gabardin ya da çuha kumaştan olup, önü, arkası ve kolları sırma veya siyah kaytanla işlenir. Camedan ya da kartal kanadı denilen parça, cepkenin üzerine giyilir. Önü, cepkenin işlemelerinin görülebilmesi için açık ve düğmesizdir. Kanat denilen parçalar bedene omuzdan dikilmiştir. Tüm beden ve kanatlar siyah kaytanla işlenir.

Zeybeklerin kötü hava şartlarından korunmak için poturun altına giydikleri “karadon"genellikle siyah renkte olur. Dar kesimli pantolon biçimindeki karadonun beli lastiklidir. Potur mavi veya gri kumaştan yapılır. Bacağın ön tarafına gelen kısmı siyah kaytanla işlenir. Beli uçkurlu olan potur, belden aşağı bol iner, ağı yoktur. Boyu diz hizasındadır. Bele, cepkenle potur arasındaki boşluğa 20 cm eninde, pamuklu ya da yün dokuma “bel kuşağı" sarılır. Bunun üzerine de şal kuşak sarılır.

Dokundukları yere göre isimler alan bu kuşaklara “trablus kuşak" ya da “acem şalı" da denir. Kuşak belin ön kısmında fazla görünmez çünkü üzerine silahlık, tütünlük, köstek, pistov, peşkir gibi aksesuarlar takılır. Ayağa yünün ham renginde, nakışsız çorap giyilir. Körüklü çizme; siyah renkte, kösele tabanlı, içi deri astarlı olup konçu diz kapağına kadar uzanır.

Halk arasında kullanılan deyişlerden bazıları da şunlardır:

- Ekici ol , biçici olma.
- Sofrada elini, mecliste dilini sakla.
- Taş taşı, söz taşıma.
- Deli ile devletli bildiğini işler.
- Gömleğinin deliğine bakmaz, poyraza karşı gider
- Kısmeti kesilen köpek, kurban bayramında uykuya yatar.
- Tarlanın taşlısı, kadının saçlısı, erkeğin yaşlısı vefalı olur.
- Kocasından sonra kalkan karıdan, hazirandan sonra