Batılıların gözündeki dünkü ve bugünkü Türkiye’yi göz önüne getirdiğimiz ve bunu çok kısa bir analize tabi tuttuğumuzda önümüze çıkan iç karartıcı tablonun manşeti bu olabilir.

Bir on yıl öncesi Başbakan Ecevit’in Hollanda’dan birkaç milyon dolar borç alamadığı ve orada yaşadığı aşağılayıcı muameleden dolayı yurda döndüğünde ağladığını, aynı Başbakan zamanında devlet memurlarının maaşı verilemediği için piyasaya günlük çok fahiş karlarla hisse senetleri sürüldüğünü, tüm yatırımların durduğu ve yatırımcıların Türkiye’den kaçtığını, yurt dışından depremzedeler için gönderilen dış yardımların devlet memurlarına maaş olarak dağıtıldığını, 17 Bankanın battığını veya batırıldığını, enflasyonun 3 lü rakamlarla tavan yaptığını ve paramızın çok sıfırlı bir erimeye tabi tutulduğunu, değerinin en geri Afrika ülkeleri seviyesine düştüğünü, ülkemizde işsizlik ve gelir seviyemizin düşmanlarımızı güldürecek duruma düştüğünü ve daha’sını millet olarak yaşadık, gördük ve biliyoruz.Askeri vesayet sistemi ve rejiminin insanları renklere, ırklara, mezheplere, laik ve anti laik kamplara böldüğünü ve bu bölünmeden dolayı birçok uluslararası şer güçlerin, terör örgütlerinin statükoyu süngü ve namlu ucunda zorla ve çeşitli dayatmalarla tutan sivil ve resmi mafya örgütleriyle birlikte çalışıp birlikte nemalandıklarını da biliyoruz.

Bu dönemlerde terörün 30 yıl sürdüğünü ve bitirilemediğini / bitirilmediğini, Eşref Bitlis gibi temiz, yiğit Anadolu evlatlarının ve birçok asker ve polisimizin, aydın ve entelektüelimizin, gazeteci ve sayıları 20 binin üzerindeki halkımızın faili meçhul cinayetlere kurban gittiğini ve hala bunların dosyalarının aydınlatılamadığının şahitleriyiz.

AK Parti iktidarlarıyla Türkiye tarihinin en büyük kalkınma hamlesini gerçekleştirdiğini, en büyük yatırımları yaptığını, ekonomisinin en çok gelişen dünya ülkeleri arasında olduğunu, kalkınma hızının dünyanın ilk üçleri arasına girdiğini, dünyanın 17. ekonomik gücü ve 2023 de ilk 10 arasında olacağını dünya alem biliyor.

Kendi insansız savaş uçağımızı, uydumuzu, tankımızı, denizaltımızı, uçak, füze, radar vs. ile ilgili elektronik yazılım sistemlerimizi, zırhlı savaş araçlarımızı, TSK’ da kullandığımız silahları %70 ini artık kendimiz yapabiliyoruz. Kısa zamanda bu oran % 90 ve % 100 lere ulaşacak... Hedef bu.

Yollar, köprüler, havaalanları, sanayi tesislerimiz ile ülkemizi yeniden inşa ve ihya etme çalışmalarımız aksamadan sürüyor... Teknoloji ve sanayi de dünyanın en ileri devletlerine ulaşmak için gerekli bütün yatırımlar ve ARGE çalışmalarımız devam ediyor. Her alanda Türkiye’yi namertlere, dost görünen düşmanlara muhtaç etmeyecek bir seviyeye getirmek için hiçbir fedakarlıktan kaçınmıyoruz.

Özgürlükler, bağımsızlıklar, adalet ve sosyal devlet yolunda dünyanın en ileri toplumu haline gelmek için iç engellemelere ve ihanetlere rağmen, dış düşmanlara ve saldırılara rağmen "Aydınlık, bağımsız, özgür, güçlü ve büyük bir Türkiye için’’ yolumuza "Durmak yok, yola devam’’ parolası ile devam ediyoruz.

Biz bu Türkiye’yi yeniden en ihtişamlı, en görkemli, en güçlü, en güvenilecek ve yaşanılacak bir ülke haline getirmek bu millete söz vermişiz ve bu sözümüzde durmak için gece gündüz çalışıyor, çabalıyor ve yol alıyor, hem bu dünya ve hem öbür dünyamız için çalışıyor ve kazanıyoruz.

Bizim bu inancımızı, azmimizi, yaptıklarımızı ve yapacaklarımız Avrupalılar, Amerikalılar, Ruslar, dostlar ve düşmanlarımız görüyor. Kimisi gelişimizi alkışlıyor, buna seviniyor ve dua ediyor. Kimisi de bundan gocunuyor, ürküyor, korkuyor ve telaşlanıyor.

-Putin; Türkiye'den geçirilecek boru hattından daha garantilisi, daha güvenilir güzergâh yok. Türkiye'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, 'bazı konuları basın önünde konuşmayalım yarın AB'den buraya gelirler' dedim. Erdoğan bana hiçbir çekinceleri olmadığını söyledi. Erdoğan güçlü, delikanlı bir adam. Bizim bir şey saklamaya niyetimiz yok" (1) derken,

- Başka bir batılı;"Türk Ordusu yakın bir zamanda Anadolu çocuklarının hakimiyetinde olacak. İşte o zaman şahin bir Türkiye ile yüzleşmek zorundayız." (2) diye kendi ülkesinin yetkililerini uyarıyor.

-Birinci dünya savaşından sonra Türkiye başta olmak üzere Ortadoğuya, hatta dünyaya nizam ve intizam veren İngiliz’in değerlendirmesi ise şöyle; "Bu süreçte Türkler'e destek vermek en akıllıca hareket olacaktır. Zira kabul etmeliyiz ki, Türkiye 2020 yıllarında süper güçtür." ( 3) diyerek gelecekteki Türkiye’ye bakışlarını şimdiden dizayn etmeye çalışıyorlar.

Amerikalı, Rus, İngiliz, Alman bunu görebiliyor da peki bizim siyasi Dinazorlarımız ve Kelaynak kuşlarımız bu ufku niye göremiyorlar?
Bahçeli, Kılıçdaroğlu ve diğer teferruatlar bu gerçeği görmüyor mu? Görüyor, biliyor ies; neden göz ardı ediyorlar, neden dikkate almıyorlar?

Şahsi ve siyasi gelecekleri için Türkiye’nin geleceğini görmezlikten gelerek üç maymunu oyan, hakikati söylemek, duymak ve görmek istemeyen siyasileri milletimiz bu seçimde sandığa sandığa gömmek zorundadır.

Millet olarak, ülke olarak siz, sizi tarihe gömmek isteyenleri sandığa gömmezseniz, onlar iktidar olduklarında sizi nasıl ve ne şekilde gömeceklerini çok iyi bilirler.
NOT;
1-Vilademir Putin, Rusya Devlet Başkanı
2-Leon E. Panetta, CIA 2009-2011 dönem Başkanı
3- Maurice Oldfield, İngiliz Gizli Haber alma Teşkilatı