Albert Einstein’a göre; eğer arılar yeryüzünden yok olursa, insanlık sadece birkaç yıl hayatta kalabilir. Einstein’ın haklı olup olmadığını anlamamıza az kalmış olabilir. Çünkü arıların sayısı tehlikeli bir şekilde azalıyor!

KOVANLAR YOK OLUYOR



Genelde etrafta uçuşurken kovaladığımız, birlikte yaşamaktan pek hoşlanılmayan bu küçük yaratıkların gezegen için hayati önemi olduğunu söylemekle işe başlayabiliriz. 2000’li yılların başından itibaren, bilerek ya da bilmeyerek milyarlarca arının yok oluşuna tanıklık ediyoruz. Ve yok oluş hızlanıyor. Avrupa kovanlarındaki arıların yüzde 90’ı şimdiden yok oldu. Korkutucu değil mi?

Arı ölümleri tarımda kullanılan kimyasal ilaçların da arasında bulunduğu birçok faktörün bir araya gelmesinden ileri geliyor.
Arılar on binlerce bitkinin yeniden üretimi için zorunlu hayvanlardır. Çünkü erkek polen tohumlarını çiçeklerin dişi kısımlarına taşırken tozlaşıyorlar. Yediğimiz meyveler arılar sayesinde çoğalıyor ve Avrupa’da yetişen meyvelerin yüzde 84’ü arılarla tozlaşıyor.

Eğer insanoğlu yeryüzünde 100 milyon seneden beri var olan böcekleri de tehdit edecek noktaya geldiyse, gezegen gerçekten büyük bir tehlike içinde demektir.

ARILAR HAKKINDA



Tozlaşmadaki rolleriyle bilinen arılar, kısaca uçan böcekler olarak tanımlanabilirler. Henüz tanımlanmamış türleri hariç, 20 bine yakın türü bulunan arıların en bilineni, elbette bal arılarıdır. Antarktika hariç, böceklerle tozlaşan bitkilerin bulunduğu tüm bölgelerde yaşayabilirler.
Arılar bitki özü ve polenle beslenmeye uyum sağlamışlardır. Bitki özlerinden enerji sağlarlar ve toplanan polenlerin çoğu larvadaki yavruları beslemek için kullanılır.

Arıların çiçeklerden öz toplamalarını sağlayan ilginç ve türe özgü, uzunca bir dil yapıları vardır.

KOLONİLER



Çiçekli bitkilerin çoğu. tozlanma konusunda hayati bir şekilde arılara bağımlıdır. Ancak arı türlerinin önemli bir bölümü tehlike altındadır. Bal arısı kolonilerinde fark edilir bir azalma yaşanmaktadır. 20 bine yakın türüyle arılar son derece özel bir beslenme düzeniyle donatılmışlardır. Öncelikleri, topladıkları nektar ve polenlerle tozlanmayı sağlamaktır. Arılar olmasaydı, çiçekli bitkilerin tamamına yakını yok olurdu. Bu. tarımsal bitkiler için de geçerlidir.

Tehlike altındaki arıların çoğu; yaşam alanlarının tahribatı ve böcek ilaçlarının yanlış kullanımını da içeren insan faliyetlerinden muzdariptir. Arı türlerinin önemli bir bölümü çok iyi bilinmemekle birlikte, bu türlere ne olduğu da tam olarak tespit edilememektedir.

Bazı araştırmacılara göre arı kolonilerindeki ani sayı azalması, belki de arıların kurtuluşu olabilir. Çünkü: batı bal arıları özellikle tarımsal ürünlerin tozlanmasında da etkili türler olduğundan ve herkesçe çok iyi tanındıklarından, hem uzmanlar tarafından hem de arıcılar tarafından alıkonuyorlar. Hem de önemli sayılarda. Tutulan bu arılar, türün kurtuluşu olabilir. Eğer bal arılarına tam olarak ne olduğu bulunabilirse, sorun tespit edilirse, pek çok diğer türün kurtuluşu için bir şans doğacak.

İNSANLIĞIN GELECEĞİ



Ekosistemin karmaşık yapısı ve işleyişi hakkında çok az bilgi sahibi olduğumuzun farkına varmak çok önemli. Tehlike altındaki türleri korumak, fedakarlık gerektiren ya da alınacak bir risk olarak görülmemelidir. Çünkü asıl güvenceye aldığımız kendi geleceğimizdir. Özetle, arıları kurtarırsak hem kendi ırkımızı hem de tüm gezegeni kurtarmış olacağız.

Arıların sayılarındaki azalma, basit bir problem olarak görülmemelidir. Ve bu azalma sadece böcek ilaçlarından zehirlenmeler sonucu ortaya çıkmamıştır. Sebepleri henüz tam olarak kesinleştirilmemiş olsa da bu durum, bilinen pek çok etkenin bir araya gelmesinden ya da henüz düşünülmemiş faaliyetlerden de doğmuş olabilir. Düzenli olarak arı toplayıcılığı yapan uzmanlar konuyla ilgili araştırmalarını sürdürmektedirler.

DOĞANIN KAHRAMANLARI



Arıların sayılarının azaldığını duymak, insanlar için açık havada daha rahat piknik yapabilecekleri anlamına gelebilir. Ancak insanların farkında olmadığı asıl şey, çimlerin üzerinde piknik yaparken dişlediğiniz o lezzetli ve sulu elmanın oluşmasında hayati rolün arılara ait olduğudur. Amerika’da bal arılarının 100’e yakın ürünün yetişmesinde rol oynadığı tespit edilmiştir. Amerika’da tüketilen toplam besinlerin üçte biri böcek ilacı kutlanılmış bitkilerden oluşuyor. Dolayısıyla yaşam alanlarının tahribatı, böcek ilaçları, parazitler ve otlaklar yibi nedenlerle yok olmaya başlayan arıların nesillerinin devamını sağlamak, yiyecek üretimi ve miktarı için son derece önemlidir.

PARAZİTLER



Bal arılarını tehlikeye sokan faktörlerin başında parazitler yer alıyor. Arıların yemek borusuna yerleşen maytlar, içeriden arıların kanını emerler. Diğer parazit türleri de peteklerin içinde yetiştirilen yavruların yakınlarında tekrar üreyebilir ve tüm kovana zarar verebilirler. Eğer bir kovanda parazitler yaşıyorsa, özellikle maytlar tarafından kovanlara çeşitli hastalıklar da taşınmış anlamına gelir. Bulaştırılan bu hastalıklardan kimi arıların kanatlarına zarar verirken, yeni doğacak arı yavrularının da uçma yeteneklerinin mutasyona uğramasına sebep olabilirler.

90’lı yılların sonuna kadar “maytların" sayıları hızla arttığı için bal arılarının nesli neredeyse yok olma noktasına geldi. Arıcılar da aynı dönemlerde ellerindeki arıların yüzde 85 kadarını kaybettiler ancak kaybedilen arıların yerine bir yıl sonra güneyden getirilen yeni arılar kondu

İŞGAL



Arıların yaşam alanlarının yok edilmesi, önemli tehditler arasındadır. Arıların yaşam alanları insanlar tarafından işgal edilip, yerlerine alışveriş merkezleri, iş merkezleri, park alanları ya da evler inşa ediliyor. Oysa bal arılarının doğada yuva yapabilmesi için geniş oyukları olan ağaçlara ihtiyacı vardır. Bu tür oyuklar büyük ağaçların orta bölümlerinde bulunur. Ancak ormansızlaştırma nedeniyle bu oyuklara sahip olan ağaçlar da yok edilmektedir.

Tarımsal faaliyetler ve hayvancılık nedeniyle de arılar üzerinde olumsuz etkilere sahibiz. Üstelik bu etkiler sadece bal arıları değil pek çok arı türünün de neslini tehdit ediyor. Çiçek açan doğal bitki örtülerinin yerini sığır otlakları, geniş ekenekler ve tek tip ekinler aldı. Bazı araştırmalara göre; koyunlar arıları ayaklarıyla ezerek öldürüyor, yer altı yuvalarına zarar veriyor ve tozlanmayı sağlayan besin kaynaklarını yok ediyorlar.
Arılar gezegendeki bitki türlerinden başlayarak tüm canlı türlerini etkileyen bir işleve sahiptir. Bu nedenle azalan sayıları dikkatle gözlenmeli ve gerekli önlemler alınmalıdır. Unutmayalım ki; arılar yoksa insanlık da yok!