1897

Taxi’den Taksi’ye



“Taxi" kelimesinin kökeni, Alman bir aileye dayanır. Hûkûmet için dosya ve paket taşımacılığı yapan Alman Thurn und Taxis aile şirketi zamanla para karşılığı insan da taşımaya başlar ve bu uygulama yaygınlaşır. Zamanla bu tür taşımacılık, ailenin soyadından hareketle “taxi" olarak anılmaya başlanır.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde ise bu yıllarda otomobille taşımacılık henüz yapılmamakta ancak fayton, landon ve berline tipi kiralık arabalar bulunabilmektedir. Recaizade Mahmud Ekrem’in 1898 yılında yayınlanan “Araba Sevdası" adlı romanında da sık sık bu kiralık arabaların bahsi geçer.

1830 - 1927

Otomobiller yollara çıkıyor


19. yüzyılın ikinci yarısına dek İstanbul kent içi ulaşımı büyük ölçüde kayıklar aracılığıyla denizden veya yaya olarak sağlanıyordu. Fayton ve arabalar ise Tanzimat döneminden sonra kentin sokaklarında görülmeye başlandı.

Düzenli vapur seferlerinin 1850 yılında başlaması ve 1870’li yıllarda ise tünel ve banliyö trenlerinin işletmeye açılmasıyla toplu taşıma hız kazanmaya başladı. Kentin kıyılar boyunca gelişiminden toplu kent formuna dönüşmesi ise kara ulaşımının çalışmaya başlamasıyla gerçekleşti. 1869 yılında atlı tramvay çalışmaya başladı.

İmparatorluğun başkenti olan İstanbul’da yol gelişimi, sık yaşanan yangınlar sonrası düzenlemelerle şekillenene yeni yollar açılmasıyla gerçekleşiyordu. 1927 yılına gelindiğinde İstanbul hâlâ büyük ölçüde yayalara aitti. Araçlı taşımanın büyük oranı ise toplu taşıma araçlarına aitti.

1920’ler ve 1930’lar

Dolmuşların ortaya çıkışı



Dünyayı sarsan Büyük Buhran yıllarında ekonomik bunalımın etkileri Türkiye’de de hissedilmekteydi. 1930’lar boyunca yolcu sayısı giderek artmaktaydı. Ulaşımın büyük çoğunluğu toplu taşımayla ve özellikle de deniz yoluyla sağlanıyordu.

Taksim civarında oturan Ermeni ve Yahudi vatandaşlar bu yıllarda Kapalıçarşı’da bulunan iş yerlerine giderken taksi ücretlerini bölüşme yoluna gittiler. Bu eğilim, dolmuşçuluğun başlangıcı olacaktı.

1931

Aşçı Halil’in dolmuşu



Ekonomik darboğaz nedeniyle taksi ücretlerini bölüşmeye başlayarak doğan dolmuşçuluğu meslek haline getiren ilk kişi, Aşçı Halil adıyla bilinen bir kişiydi. Cağaloğlu’ndaki lokantasını şoför arkadaşlarının etkisiyle kapatmış ve 1931 yılında “10 kuruşa bir adam" sloganıyla Karaköy - Taksim arasında yolcu taşımaya başlamıştı.

Aşçı Halil’in su götürmez ticari zekâsı, şoför arkadaşlarını da etkilemiş, onlar da zaman içinde bu tip taşımacılığa başlamışlardı. Yolcular için de durum gayet keyifliydi. Taksi ücreti gibi yüklü bir meblağ vermiyor, parayı bölüşerek tramvayda itilip kakılarak yolculuk yapmaktansa rahatlıkla gidecekleri noktaya varıyorlardı.

3 Ağustos 1931

Dolmuşçuluğun resmiyete dökülmesi talebi reddediliyor



Şoförlerin birçoğu artık dolmuşçuluk yapmaya başlamıştı. Bu işi resmiyete dökmeye karar veren 50 şoför, şoförler Cemiyeti Katibi Necati Bey aracılığıyla belediyeye başvurdu. Şoförlerin talebi belediye tarafından, “Birbirlerini tanımayan yolcuları adam başı ücret alıp bir semtten diğerine götürmek taksi talimatnamesine aykırı olduğu için" men edildi. Dolmuş şoförleri karara aldırmayacak ve dolmuşçuluğa devam edecekti.

6 Kasım 1932

Taksi şoförlerinde olması gereken özellikler



Belediye reddetse de dolmuşçuluk son hız devam ediyordu. 15 Mart 1932’de eski model arabaların müşteri bulamaması bahanesiyle tüm ticari araçların tek tip ve yeşil renkte olmasına karar verildi ancak bu karar uygulanmadı.

6 Kasım 1932 tarihinde ticari araçların plakalarına sarı-siyah taksi çizgilerinin konulmasına ve plakalarda taksi-özel ayrımı yapılmasına karar verildi. Taksi şoförü olabilmek için de belli kriterler getirilmişti. Taksi şoförleri iyi niyetli olmalı, 30 yaşını geçmemeli ve evli olmalıydı...

1954

İlk resmi tarife



II. Dünya Savaşı’nın ardından İstanbul’un nüfusu da hızla artmaya başladı. 1945 yılına gelindiğinde 1801 otomobille günde 63 bin 434, atlı binek arabayla 17 bin 400 yolcu taşınıyordu. Bu yıl içinde, 963 bin 728 nüfuslu ıstanbul’da günde ortalama 1 milyon 355 yolculuk yapılıyordu.

Dolmuşçuluğun asıl gelişmesi de 1945 yılından sonra oldu. Toplu taşıma ihtiyacı taksi - dolmuşlarca karşılanmaya başlanmıştı. 1955 yılında her beş yolcudan biri bu araçlarla seyahat ediyordu.

Dolmuşların toplu taşımanın bir parçası olduğunu gören Belediye, dolmuş taksileri kabul etmek zorunda kaldı. 1954 yılında ilk resmi tarife böylece ilan edildi.

30 Ağustos 1956

Şoförlere makbuz kesme zorunluluğu



30 Ağustos 1956 tarihinde alınan bir kararla taksi şoförlerine makbuz kesme zorunluluğu getirildi. Ayrıca müşteri almayan boş taksilere ve istenilen yere gitmeyen taksi sürücülerine cezai yaptırım uygulanmasına karar verildi.

26 Temmuz 1965

Taksi ve dolmuşlar ayrılıyor



İstanbul’da taksi ve dolmuşların birbirinden ayrılmasına karar verildi. Dolmuşlar artık otobüsler gibi belli hatlarda yolcu taşıyacaktı.

Dönemin İstanbul Trafik Müdürü Şükrü Balcı, yeni alınan kararları açıklamıştı. Buna göre:

Belediye sınırları içinde çalışacak oto ve hayvanla çekilen arabaların miktarı ve dolmuşların çalışma şekli ve şartları Vilayet Trafik Komisyonu tarafından tespit edilecektir.

Taksi ve dolmuşlar ayrılacaktır. Taksiler, sarı ve siyah 10 santim genişliğinde bir kuşakla boyanacaktır. Taksimetreler, taksilerin içine alınacaktır.

Dolmuşlardan ise taksimetreler sökülecektir. Dolmuşlar, vasıtanın rengine zıt bir renkte 10 santim genişliğinde düz bir kuşakla boyanacaktır. Dolmuşlar, tespit edilecek güzergâhlar arasında çalışacak, üzerinde “Dolmuş" plakası bulunacak ve çalıştığı hat yazılacaktır.

1970’ler

Taksicinin dostu yeni otomobiller



Eski otomobilller yavaş yavaş terk edilmeye başladığında Türk markası Tofaş da taksicilerin yüzünü güldürecek yeni arabaları piyasaya sürmekte gecikmedi. Arabaların reklamlarında taksi şoförlerinin görüşlerine yer veriliyor, işini bilen taksicinin bu araçları kullanmak isteyeceği vurgulanıyordu.

1 Temmuz 1983

Taksimetre uygulaması



Yolcular ve taksi şoförleri arasında ücret yüzünden çıkan tartışmalar, 1 Temmuz 1983 günü çıkan kararla son buldu. Bu tarihten itibaren taksilerde taksimetre zorunluluğu uygulaması başladı.

1991

“The Best Taxi Driver"



1991 yılında Sultanahmet ve çevresinde taksi şoförlüğü yapan İhsan Aknur, kendisine bir kartvizit bastırdı. Kartvizitin üstünde “The Best Taxi Driver" yazıyordu. Turist müşterilerine ücreti karşılığında İstanbul gezisi de yaptıran Aknur, gazete röportajı sırasında mesleğinin inceliklerini anlatıyor ve “Benim işim Süleymaniye Camii’ne götürmekle bitmiyor. Gerektiğinde caminin tarihini de anlatabilmeliyim." diyordu.

21 Temmuz 2000

Siyasetçiler ve taksiciler



Siyasetçiler hemen her dönemde taksi duraklarını ziyaret etti. Hangi partiden olursa olsun özellikle seçim zamanları siyasetçilerin uğrak yerlerinden oldu taksi durakları. 2000 yılında Tansu Çiller de taksicilerin dertlerini dinleyen politikacılar kervanına katılmıştı.

İstanbul şoförler ve Otomobilciler Odaları’nı ziyaret eden dönemin DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, yapılan toplantı sonrası telsizden şoförlere seslenerek: “Son zamlar sizlere yapılmış bir haksızlıktır. Dünyanın hiçbir yerinde şoförlere eziyet edilerek enflasyonu düşürmek mümkün değildir." demişti.

30 Ocak 2015

İstanbul’da ilk elektrikli taksi trafiğe çıktı



Avrupa’da bir süredir yaygın olarak kullanılan elektrikli taksiler, İstanbul’da da kullanılmaya başlandı. Araç, 12 liraya malolan tek seferlik şarj ile 420 kilometre yol katedebiliyor.


Kaynak: line.do