Güneş rüzgârı, Güneş’ten yayılan parçacık akımıdır. Çoğunlukla elektronlardan, protonlardan ve alfa parçacıklarından (helyum atomu çekirdeklerinden) oluşur. Bu parçacıkların büyük çoğunluğu, Güneş’in devasa çekimi sebebiyle, Güneş’e geri dönse de bir kısmı, sahip oldukları yüksek hızlar sayesinde, çok uzak mesafelere ulaşır. Güneş rüzgârı, Güneş’in etrafındaki baloncuk benzeri bir hacmin içinde dışarıya doğru yol alır. Yıldızlararası uzayla çevrelenen bu hacme güneşküre denir ve sınırları Plüton’un yörüngesinin ötelerine kadar uzanır.



Güneş’ten yayılan parçacık akımlarının varlığı ilk olarak 1859’da öne sürülmüştü. Ancak böyle bir akımın var olup olmadığı ve eğer varsa ne içerdiği uzun yıllar tartışma konusu oldu. Güneş rüzgârının varlığını doğrulayan ilk doğrudan gözlem, 1959 yılında Sovyet Luna 1 uydusu tarafından yapıldı.

Güneş rüzgârı esasen iki bileşene ayrılır. Yavaş güneş rüzgârı olarak adlandırılan bileşenin hızı saniyede 400 kilometre civarındayken hızlı güneş rüzgârı olarak adlandırılan bileşenin hızıysa saniyede 750 kilometre civarındadır.

Dünya’da ve Güneş Sistemi’ndeki diğer gökcisimlerinde gözlemlenen çeşitli olayların sebebi, güneş rüzgârıdır. Örneğin kuyrukluyıldızlar Güneş’e yaklaşırken de Güneş’ten uzaklaşırken de kuyrukları Güneş’ten uzağa doğru yönelir. Bu durumun nedeni, güneş rüzgârının kuyrukluyıldızların kuyruğunu itmesidir.



Dünya’nın manyetik alanı güneş rüzgârındaki yüklü parçacıklara karşı kalkan görevi görür. Ancak bu yüklü parçacıkların bir kısmı yine de Dünya’ya ulaşır. Güneş rüzgârındaki elektrik yüklü parçacıklar, kutup bölgelerinde gözlemlenen auroralara sebep olur.

Dünya’nın uydusu Ay, atmosfere ya da manyetik alana sahip olmadığı için sürekli olarak güneş rüzgârındaki yüklü parçacıklar tarafından bombardıman edilir. Apollo görevleri sırasında Ay’dan toplanan topraklar üzerinde yapılan çalışmalar da bu toprakların güneş rüzgârı sebebiyle atom çekirdeği bakımından zenginleştiğini gösteriyor.

Mars da Ay gibi manyetik alana sahip olmadığı için doğrudan güneş rüzgârına maruz kalır. Bu durum Mars’ın atmosferinin giderek incelmesine ve seyrelmesine neden oluyor. Mars’ın atmosferinin günümüzdeki yoğunluğu Dünya’nınkinin sadece yüzde biri kadar.

NASA tarafından 1977 yılında uzaya gönderilen Voyager 1, güneşkürenin dışına çıkan ilk uzay aracı oldu. Voyager 1’in 13 Aralık 2010’da yaptığı ölçümler Güneş’ten yayılan yüklü parçacıkların ışınsal yöndeki hızının sıfıra düştüğünü gösterdi. Güneş rüzgârının bu bölgede sadece yanlara doğru yayılabilmesinin nedeni, yıldızlararası uzaydan gelen parçacık rüzgârının güneş rüzgârını itmesi.