Yaz Olimpiyatları Hakkında Bilgiler (M.Ö'den Günümüze)

M.Ö'den Günümüze Yaz Olimpiyatları Hakkında Bilgiler Günümüzde Olimpiyat oyunlarını, yüksek teknolojiye sahip stadyumlardan, uydulardan, televizyonlardan ve bilgisayarlardan seyrederken, aslında bu oyunların binlerce yıl önce eski...

  1. #1
    Yaz Olimpiyatları Hakkında Bilgiler (M.Ö'den Günümüze)
    M.Ö'den Günümüze Yaz Olimpiyatları Hakkında Bilgiler

    Yaz Olimpiyatları Hakkında Bilgiler (M.Ö'den Günümüze)



    Günümüzde Olimpiyat oyunlarını, yüksek teknolojiye sahip stadyumlardan, uydulardan, televizyonlardan ve bilgisayarlardan seyrederken, aslında bu oyunların binlerce yıl önce eski Yunan'da bir vadide başladığını düşünmek olduça zor. Sporcular, eski Yunan'da dini bayramların en önemli parçasıydı. Bu zamanlarda tarihin ilk yarışmaları düzenleniyordu.

    Batı Yunanistan'da bulunan Olimpiya şehrinin Yunanlılar için çok büyük önemi vardı. Oyunlar burada özel bir stadyumda ve bir yarış pistinde yapılıyordu.

    İLK OYUNLAR

    İlk olimpiyat oyunları Milattan Önce 776 yılında yapıldı. (Bu tarihin MÖ1270 yıllarına dayandığı sanılıyor.) O zaman tek bir oyun vardı. O da 190 metre kısa mesafe koşusuydu. İlk hızlı ayak MÖ 776 olimpiyatlarının kahramanı Koroyibos'tu ve oyunlar yalnızca bir gün sürerdi. Eski olimpiyatlarda ikincilik ve üçüncülük gibi bir sıralama yoktu. Bu nedenle kazanmak her şey demekti. Kazananlar şimdiki gibi altın madalya değil, yalnızca kutsal zeytin ağacının yapraklarından yapılan basit bir taç kazanırlardı.


    Yaz Olimpiyatları Hakkında Bilgiler (M.Ö'den Günümüze)

    AĞIR METAL

    Daha sonraları oyunlar 5 güne çıkarıldı ve dairesel bir çemberin içerisinde atların çekmekte olduğu arabaların yarışı oyunlara eklendi.
    Atlı arabaların yarışı ve kısa mesafe koşuları bügünkü atletizm yarışlarıyla benzerlik taşır.
    Bu yarışların içinde 5 ayrı oyunu barındıran pentation adındaki oyun bugünün modern heptation ve dekatlonun temelini oluşturur.

    Yaz Olimpiyatları Hakkında Bilgiler (M.Ö'den Günümüze)

    ÖLÜMÜNE EĞLENCE

    Oyunlar iyice popülerleşince, seyircileri cezbedecek ve daha büyük heyecan yaratacak şeylerin arayışına başlandı. Ve MÖ 648 yılında pankratyum adındaki ölümcül bir sporun olimpiyatlara eklenmesiyle bu gerçekleşti. Bu yarışma güreş, dikenli eldivenlerle yapılan boks, yumruk ve tekmeli Juda gibi şiddet içeren oyunların bir karışımıydı. Pankratyum sırasında atletlerin ölmesi de doğal ve sık karşılaşılan bir durum olmuştu. Roma İmparatoru Yunanistan'ı fethettikten sonra, oyunlara katılan yarışmacıların tek amacı para kazanmak olmuştu. Oyunların bir eziyete dönüşmesiyle birlikte imparator Teodosyus MÖ 394 yılında oyunlara son verdi.


    TEKRAR EDEN TARİH

    Olimpiyatların tekrar başlaması için 290 yıl gibi çok uzun bir süre belenmesi gerekti. 1875 yılında bir grup Alman arkeolog eski oyunların yapıldığı harabeleri ortaya çıkarttılar. Bu buluş Baron dö Şöbertin'e modern olimpiyat oyunlarını tekrar düzenlenme fikrini hatırlattı. Yeni olimpiyatlar, eski oyunlarla birlikte, zorlu maraton yarışı gibi pek çok yeni sporu da içine aldı. İlk modern olimpiyat oyunları 1896 yılında Atina'da yapıldı. Bu oyunlar, dünyaya barışı, dostluğu teşvik etmek ve amatör oyuncuları desteklemek amacıyla düzenlenmişti. Oyunlara sadece 13 ülke katılmıştı ve tüm yarışmacılar erkekti. 4 yıl sonra, 1900 yılında yapılan olimpiyatlar ise tam bir fiyasko olmuştu. Organizasyonun çok kötü olmasının yanında bazı atletler olimpiyatların ne olduğnu bile bilmiyorlardı.
    "Önemli olan kazanmak değil, oyunlarda yer almaktır" diyen Baron dö Şöbertin (soldan ikinci) oyunların yeniden başlamasını sağlamıştır.


    1907: TÜRKLERİN OLİMPİYATLARA ÇAĞIRILMASI

    Olimpiyat'ın Babası İstanbul'da
    Modern Olimpiyat Oyunları'nın kurucusu Baron Pierre de Coubertin, Uluslararası Olimpiyat Komitesi'ne üye olacak yeni ülkeler bulmak üzere 1907 yılında dünya turuna çıktı. Bu uzun gezisinde gitmeyi planladığı ülkelerde önceden kendisine yardımcı olacak kimseler bulmak istedi. Bunlar arasında Osmanlı Devleti de vardı. Taht şehri İstanbul'da bulunan Mekteb-i Sultani'de (Galatasaray Lisesi) edebiyat öğretmenliği yapan Monsieur Juery'ye mektup yazıp, kendisini bir Türk spor adamıyla tanıştırmasını istedi.

    M.Juery'nin aklına gelen ilk isim; Mühendishane-i Hümayun'da (İstanbul Teknik Üniversitesi) cimnastik ve eskrim öğretmenliği yapan Selim Sırrı bey oldu. Her hafta Büyükada'da birlikte idman yaptıkları bir spor öğretmeni ve spor aşığıydı Selim Sırrı bey. İstanbul'a gelen Baron Pierre de Coubertin'i Beyoğlu'ndaki ünlü Tokatlıyan Oteli'nde Selim Sırrı bey ile bir akşam yemeği sofrasında buluşturdu. Baron bu buluşma sırasında hiç zaman kaybetmeden hemen konuya girdi:

    "Dostum M.Juery sizin spor meraklısı olduğunuzu bana söyledi. Ben de çocukluğumdan beri spora aşık bir insanım. Fransa ve İngiltere'de üniversite öğrenimimi tamamladıktan sonra kendimi, bütün servetimle birlikte spora vakfettim. Bir çok eserler yazdım, konferanslar verdim. Asırlardan beri unutulmuş olan Olimpiyat Oyunları'nı yeniden canlandırmak için girişimde bulundum. Oldukça büyük bir servetim var. Bunu bu idealimin gerçekleşmesi yolunda harcamaktayım. 1896'dan beri bu yolda büyük çaba göstermekteyim. Avrupa'nın bir çok ülkesine giderek, oranın saygın kişilerinden kendime temsilciler seçtim. Onlar benim, kendi ülkelerindeki elçilerimdir. Bu elçiler kendi olimpiyat komitelerini kurarak her dört yılda bir Avrupa veya Amerika şehirlerinden birinde yapılacak Olimpiyat Oyunları'na, amatör gençlere lisans vererek göndereceklerdi. Lütfen uygun görürseniz, Osmanlı Devleti'ndeki elçiliği kabul etmenizi rica edeceğim."

    Baron Pierre de Coubertin'in konuşmasını hayranlıkla dinleyen Selim Sırrı Bey, kendisine yapılan teklif karşısında çok duygulandı. Ancak, koyu bir baskı rejiminin hüküm sürdüğü ülkede değil bir cemiyet kurmak, iki kişinin baş başa verip konuşması dahi mümkün değildi. Böyle bir cemiyet kurma yolunda yapılacak en küçük bir girişim dahi insanın başına pek büyük işler açabilirdi. Selim Sırrı Bey derin bir üzüntü ve utanç duydu. Fakat yine de gerçeği anlatmaktan kendini alamadı. Ömür boyunca türlü engellerle karşılaşmış ve büyük mücadeleler vermiş olan Baron Pierre de Coubertin, ona hak verdi.

    Fakat ayrılırlarken;
    -"Siz yine de benim temsilcim olunuz Selim Sırrı Bey" dedi ve sözlerini şöyle tamamladı:
    -"İleride bir gün hükümetiniz cemiyet kurulmasına izin verirse, siz de Milli Olimpiyat Komitenizi kurarsınız..."
    Ve dostça bir hava içinde ayrıldılar...

    Tokatlıyan Oteli'ndeki bu konuşmanın üzerinden bir yıl geçmeden ülkemizde Meşrutiyet ilan edildi. Selim Sırrı Bey, vatandaşlara dernek kurma serbestisi tanıyan Meşrutiyetin ilanını Baron Pierre de Coubertin'e bir mektupla müjdelerken, Milli Olimpiyat Komitesi'ni kurma girişimine geçtiğini de bildirdi. Nitekim çok geçmeden, Osmanlı Olimpiyat Cemiyeti adı altında geleceğin Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi kuruldu. Artık Türkiye, dünyanın bu en büyük spor şöleninde sporcuları tarafından temsil edilebilecekti. Bu önemli olay, Türk spor tarihinde bir dönüm noktasıydı.

    Türkiye bu güne kadar Olimpiyatlarda; Atletizm, Atıcılık, Bisiklet, Boks, Binicilik, Halter, Eskrim, Güreş, Judo, Okçuluk, Kürek, Tekvando, Yüzme, Yelken, Futbol ve Basketbol branşlarında yer aldı.

    Türkiye Cumhuriyeti olarak katıldığımız ilk Olimpiyatta yer aldığımız Güreş branşı ilk madalyasını 1936 yılında kazandı. Aynı zamanda Güreş Türk Olimpiyat tarihinde en fazla madalya kazanan branş olarak tarihte yerini aldı.

    İlk Altın Madalya: Yaşar Erkan 1936 (Berlin)
    İlk Bronz Madalya: Mersinli Ahmet Kireççi 1936 (Berlin)
    İlk Altın, Gümüş ve Bronz Madalyalar: Güreş

    1936 Berlin Olimpiyatlarında Bayanlarda ilk katılan sporcularımız Eskrim dalında Halet Çambel ile Suat Fetgeri Aşeni.
    Olimpiyatlarda bayanlarda ilk madalya 1992 Barcelona Olimpiyatlarında Judoda Hülya Şenyurt'tan geldi. (Bronz Madalya)
    Bayanlarda ilk altın madalya 2004 Atina Olimpiyatları'nda Nurcan Taylan'dan (halter) geldi.
    Bayanlarda gümüş madalya kazanan sporcu hiç yok. Sadece 1992 yılında Gösteri sporu olarak yer alan Tekvandoda Ayşegül Ergin gümüş madalya kazandı.

    Türkiye Cumhuriyeti olarak ilk kez 1928 Paris Olimpiyatları'nda yer aldığımız Atletizmde ilk madalya 1948 Londra Olimpiyatlarında Ruhi Sarıalp'ten (bronz-üç adım atlama) geldi. Ardından 2004 Atina Olimpiyat Oyunları'nda Eşref Apak Çekiç atmada bronz madalya kazandı. Atletimde bu güne kadar Türkiye 16 kez Olimpiyatlarda yer aldı.

    Atletizmde bayanlardaki ilk temsilcimiz 1948 Londra Olimpiyat oyunları'nda Üner Teoman 100 metrede ülkemizi temsil etmişti.
    Meksika'da 1968 yılında ilk kez yer aldığımız Boksta ilk madalya 1996 yılında Atlanta'da Malik Berberoğlu'ndan (Gümüş Madalya) geldi.
    İlk Kez 1972 Münih'te yer aldığımız Halter branşında ilk madalya 1988 yılında Naim Süleymanoğlu'dan geldi. Süleymanoğlu bundan sonraki 3 olimpiyatta da altın madalya kazanarak Olimpiyat tarihine geçen Türk Sporcu oldu.

    Daha önceleri Olimpiyatlarda Gösteri sporu olarak yer alan Tekvando'nun 2000 Sydney'de Olimpik dala dahil edilmesiyle bayanlarda ilk madalya Hamide Bıçkın Tosun'dan (Bronz Madalya), daha sonra da 2004 Atina Olimpiyatları'nda Bahri Tanrıkulu ile ilk gümüş madalya kazanıldı. Tanrıkulu Olimpiyatlarda Tekvandoda ilk madalya kazanan erkek sporcu oldu.

  2. #2
    MODERN OLİMPİYATLAR TARİHİ


    Modern Olimpiyat Oyunları'nın kurucusu Fransız Baron Pierre De Coubertin'dir. Fransız spor adamı, gençliğin yalnızca kapalı sınıflarda değil, aynı zamanda açık alanlarda spor yaparak yetişmesi gerektiğine inanmıştı. Ülkesi Fransa'da bu görüşlerinde gerekli desteği bulamayan Coubertin, bunun üzerine ufkunu ülkesi dışına taşıyarak, dünya gençliğini bir yerde toplamak ve onların birbirlerini anlamalarına olanak yaratmak amacıyla, 1894 yılında Sorbonne Üniversitesi'nde 12 ülkeden gelen 79 temsilcinin katıldığı ''Uluslararası Spor Kongresi'' sırasında Modern Olimpiyat Oyunları'nın ilkinin 1896 yılında Atina'da düzenlenmesi kararını aldırttı.

    İlki, tüm sorunlara karşın 1896 yılında Olimpiyatların doğduğu ülke olan Yunanistan'da organize edilen oyunlara, yıllar içinde terör ve boykot gibi çeşitli olaylar damgasını vurdu. Dünyanın en büyük spor organizasyonu olan Olimpiyatların 29’uncusuna bu yıl Çin'in başkenti Pekin ev sahipliği yapacak.

    Önceki Olimpiyatlar ne zaman ve nerede gerçekleştirildi. Oyunlarda ne gibi gelişmeler yaşandı. Dilerseniz kısaca Olimpiyatlar tarihine bir göz atalım.


    6-15 Nisan 1896 Atina:
    Politik ve mali zorluklar nedeniyle oyunların Atina'da yapılmasına karşı çıkan Yunan hükümetini sonunda razı eden Baron Pierre De Coubertin'in davet mektuplarını geç yolladığı için ilk oyunlara 13 ülkeden 295 sporcu katıldı ve 9 dalda mücadele etti. Oyunları Yunanistan Kralı 1. Georges açtı. Oyunlara katılmak için kendi imkanlarıyla Atina'ya giden Türk güreşçi Koç Mehmet, daha önceden kayıt yaptırmadığı için müsabakalara katılamadı. İlk olimpiyat şampiyonu, 3 adım atlamada birinci olan ABD'li James Connoly oldu. Bu oyunlarda bayan sporcular yer almadı.

    14 Nisan-28 Ekim 1900 Paris:
    22 ülkeden 11 bayan ve 1320 erkek sporcunun mücadele ettiği oyunlarda sporcular, 17 dalda yarıştı. Oyunları Fransa Cumhurbaşkanı M. E. Loubet açtı. Bu olimpiyata Türkiye'den sporcu katılmadı. Bu oyunlardaki organizasyon bozukluğu eleştirilere yol açarken, bayanlar ilk kez bu oyunlarda kendilerini gösterme fırsatı buldu. 1900 Paris Olimpiyatları'nda ilk kez teniste bayan sporcular mücadele etti.

    1 Temmuz-29 Ekim 1904 Saint Louis:
    ABD'nin uzaklığı nedeniyle yalnızca 12 ülkeden 682 erkek ve 6 bayan sporcu katıldı ve 14 dalda mücadele etti. Birçok Avrupa ülkesi oyunlara katılmazken, Uluslararası Olimpiyat Komitesi Başkanı Baron Pierre De Coubertin'in bile gelmeyişi dikkati çekti. Oyunları ABD Başkanı Theador Roosevelt açtı. Bu olimpiyatlarda Türkiye'den sporcu yer almadı. 1904 St. Louis Olimpiyatları'na ABD'li sporcular damgasını vurdu. Toplam 687 sporcunun katıldığı oyunlarda dağıtılan 280 madalyanın 255'ini ABD'li sporcular aldı.

    22 Nisan-2 Mayıs 1906 Atina:
    Yunanistan 1896'da gerçekleştirilen ilk Olimpiyatlardan sonra Uluslar arası Olimpiyat Komitesi'ne başvurarak 10. yıl şerefine özel bir olimpiyat organizasyonu düzenlenmesini talep etti. Yunanistan'ın bu talebi kabul edildi ve 1906'da ara olimpiyatlar yapılmasına karar verildi.

    Atina'daki oyunlara katılmak için amatörlük onayı aranmadı. 22 Nisan -2 Mayıs 1906 günleri arasında Yunanistan'ın başkenti Atina'da yapılan oyunlara 20 ülkeden 7'si bayan, 877 sporcu katıldı. Bu oyunlara Osmanlı Devleti'ni temsilen İstanbul, İzmir ve Selanik'ten 1 Ermeni, 10 İngiliz, 18 Rum, 1 Musevi olmak üzere 30 sporcu katıldı.

    Atletizm, jimnastik eskrim, güreş ve futbol dallarında sporcular Osmanlı Devleti'nin temsil ederken, Bunlar arasında yarışan Yorgo Aliprantis isimli jimnastikçi 10 metrelik ipe tırmanma yarışmasında, 11.4 saniyelik derecesiyle dünya rekoru kırarak birincilik kürsüsüne çıkmıştır. Tatavla Heraklis yani Kurtuluş Gençli Spor Kulübü adına yarışan Aliprantis'in bu rekoru günümüzde de geçerliliğini korumaktadır. Zira, ipe tırmanma yarışı ertesi yıl yarışma kategorisinden çıkartılmıştır. Ara Olimpiyatlarda, İzmir Futbol Karması ikinci, Selanik Futbol Karması ise üçüncü olarak birer gümüş ve bronz madalya kazandılar.

    Modern Olimpiyat Oyunları'nın kurucusu Baron Pierre de Coubertin, Uluslararası Olimpiyat Komitesi'ne yeni üyeler kazandırmak amacıyla 1907 yılında dünya turuna çıktı ve İstanbul'da Selim Sırrı Bey'le (Tarcan) buluştu ve Osmanlı Devleti adına elçilik teklifi yaptı. 1908 yılında ise Meşruiyetin ilan edilmesini müteakiben devlet içinde dernek kurma yasası çıktı ve bugünkü Milli Olimpiyat Komitesi'nin temellerini oluşturan Osmanlı Olimpiyat Cemiyeti kuruldu. Bu derneğin kurulmasından sonra Türkiye, resmi olarak Olimpiyat Oyunları'nda temsil edilme hakkını kazanıyordu.

    13 Temmuz-29 Ekim 1908 Londra:
    22 ülkeden 2 bin erkek ve 36 bayan sporcu, 21 dalda mücadele etti. Roma'da yapılması gereken bu oyunlar, İtalya'nın mali sorunları nedeniyle Londra'ya alındı. Oyunları İngiltere Kralı VII.Edward açtı. Oyunlar tarihe, Rusların Finlandiya, İngiltere'nin de İrlanda Cumhuriyeti bayrağını protesto etmesiyle geçti. [/SIZE]

    1908 Londra Olimpiyatları'nda ilk kez oyunlara özel bir stat inşa edildi. Amaç bazı spor dallarını seyircilere bir arada sunmaktı. Ayrıca kraliyet ailesinin, yarışın çıkışını görmesi için maraton koşusu Windsor Kalesi'nden başlatıldı. Atletler buradan White City Stadı'na kadar 42 bin 195 metre koştular. Bu mesafe 1908'den bugüne kadar maratonun standart ölçüsü olarak kaldı.

    Spor dünyasının 3. Modern Olimpiyatları'nda Baron Pierre Coubertin, İstanbul'daki Kurtuluş Gençlik sporcusu jimnastikçi Aleko Mulos'u olimpiyatlara özel olarak davet etti. Aleko Mulos, olimpiyatlarda ciddi bir başarı elde edemedi ancak Türkiye'yi temsil eden ilk resmi sporcu olarak tarihe geçti.

    5 Mayıs-22 Temmuz 1912 Stockholm:
    27 ülkeden 2 bin 490 erkek ve 57 bayan sporcu, 13 dalda mücadele etti. Oyunları İsveç Kralı 5. Gustav açtı. Burada uluslararası federasyonlar, oyunlardaki derecelerin otomatikman dünya rekoru olarak kabulünü kararlaştırdı.

    1912 Stockholm Olimpiyatları'nda 27 ülke arasında Türk bayrağı ilk kez yer aldı. Oyunlarda Türkiye'yi 2 sporcu temsil etti. Vahram Papazyan, Mıgırdıç Mıgıryan, Olimpiyat tarihinde ilk kez iki sporcumuz Milli Olimpiyat Komite'sinin resmi belgeleriyle ülkemizi temsil ettiler.

    Ayrıca elektrikli kronometre ve foto-finiş aletleri ilk kez bu oyunlarda kullanıldı.

    1916 Berlin:
    Olimpiyat Oyunları, 1. Dünya Şavaşı nedeniyle yapılamadı.

    20 Nisan-12 Eylül 1920 Anvers:
    29 ülkeden 2 bin 543 erkek ve 64 bayan sporcu, 21 dalda mücadele etti. Organizasyonun başarılı olduğu bu oyunlarda, Uluslararası Olimpiyat Komitesi, büyük bir tarihsel hata yaparak, 1. Dünya Savaşı'nın yenik devletleri Avusturya, Macaristan, Türkiye, Almanya ve Bulgaristan'ı oyunlara çağırmadı. Oyunları Belçika Kralı 1. Albert açtı.

    İç içe geçmiş 5 halkadan oluşan ve 5 kıtayı temsil eden olimpiyat bayrağı, ilk kez burada göndere çekildi ve ilk kez organizasyonu üstlenen kentin seçeceği bir sporcu tarafından, sporcu yemin töreni yapılmaya başlandı.

    3 Mayıs-27 Haziran 1924 Paris:
    45 ülkeden 2 bin 956 erkek ve 136 bayan sporcu, 17 dalda mücadele etti. Oyunları Hollanda Kraliçesi Wilhelmine açtı. 1920 Olimpiyatları'nda 2 altın madalya alan ''Uçan Finli'' lakaplı Paavo Nurmi, bu kez 4 altın madalya alarak, başarısının doruğuna ulaştı. Almanya, bu oyunları Fransa ile olan sorunları nedeniyle boykot etti. Bunun üzerine Baron Pierre de Coubertine, dünya gençliğinin ve barışın sembolü olarak kurduğu olimpiyatların, politikaya alet edildiğini öne sürerek Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) başkanlığından ayrıldı.

    Henüz 7 aylık bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti bu olimpiyat oyunlarında tamamı erkek 40 sporcu tarafından temsil edildi.

    1924 Paris Olimpiyatları'nda milli futbol takımımızda yer aldı. Nedim Kaleci Kadri Göktulga, Ali Gençay, Cafer Çağatay, İsmet Uluğ, Nihat Bekdik, Mehmet Leblebi, Alaeddin Baydar, Zeki Rıza Sporel, Bekir Refet, Bedri Gürsoy, Hamit Akbay, Hamit Arslan, İbrahim Kelle, Kemal Rıfat Kalpakçıoğlu, Sabih Arca, Muhlis Peykoğlu, Kamil Rona ve Kemal Ruhi'den oluşan milli takım Çekoslovakya'ya 5-2 yenilerek elendi.

    Türkiye 1924 Olimpiyatları'nda 11 atlet, 3 bisikleti 2 halter 1 eskrim, 5 güreş ve 18 futbol oyuncusu tarafından temsil edildi.

    28 Temmuz-12 Ağustos 1928 Amsterdam:
    46 ülkeden 2 bin 724 erkek ve 290 bayan sporcu, 14 dalda mücadele etti. Oyunları Hollanda Kraliçesi Wilhelmine açtı. Bu oyunlarda bayanlar, ilk kez atletizm yarışmalarına katılırken, ilk kez oyunlar sırasında olimpiyat meşalesi yakıldı. Finli atlet Paavo Nurmi, katıldığı üçüncü oyunlarda 7. altın madalyasını aldı. Ayrıca, atletizm pisti standart bir ölçü olarak 400 metre oldu.

    Türkiye Cumhuriyeti bu Olimpiyat Oyunlarında tamamı erkek 42 sporcu tarafından temsil edildi.

    1928 Olimpiyatları'nda Türkiye'den 6 atlet, 5 bisikletçi, 1 halterci, 4 eskrim sporcusu, 6 güreşçi ve 20 kişiden oluşan bir futbol takımı mücadele etti.

    30 Temmuz-14 Ağustos 1932 Los Angeles:
    37 ülkeden 1281 erkek ve 127 bayan sporcu, 14 dalda mücadele etti. Oyunları ABD Başkanı H. Hoover açtı. Organizasyonun başarısı dikkati çekerken, 100 bin kişilik Olimpiyat Stadı da katılanları büyüledi. Dünyadaki ekonomik kriz ve Los Angeles'ın uzaklığı nedeniyle katılım az oldu. Otomatik zaman tutucu ve foto-finiş aleti ilk kez bu oyunlarda kullanıldı.

    1932 Los Angeles Olimpiyatları'nda 200 metre finalinde ABD'li Metcalfe, diğer iki ABD'li koşucunun ardından üçüncü oldu. İki gün sonra yayımlanan bir fotoğrafta, pistteki kulvar çizgilerinin yanlış çizildiği ve Melcalfe'nin yarışa 1 metre geriden başladığı ortaya çıktı. Yarışın tekrar edilebileceği belirtildi. Ancak Metcalfe, ilk üç sırayı zaten ülkesinin almış olduğunu söyleyerek bunu istemedi.

    Türkiye, bu oyunlara, yolun uzaklığı ve masrafların çokluğu nedeniyle katılamadı.

    1-16 Ağustos 1936 Berlin:
    49 ülkeden 3 bin 738 erkek ve 328 bayan sporcu, 19 dalda mücadele etti. Bu yıllarda Almanya'nın lideri olan Adolf Hitler, oyunları sisteminin ve ideolojisinin propagandasını yapmak için kullandı ve başarılı oldu. Ancak ABD Atletizm Takımı'ndan zenci atlet Jesse Owens, 4 altın madalya alarak, Hitler'in ''üstün ırk'' kuramının geçersizliğini kanıtladı. Bu oyunlarda, ilk kez Olympia'da yakılan ateş, 7 ülkeden geçerek, 3 bin sporcu tarafından taşındı ve stada getirildi.

    Türkiye 2'si bayan 60 sporcuyla oyunlarda boy gösterdi. Böylece ilk kez bir Olimpiyatta Türk bayan sporcuları da yer almış oldular. Olimpiyat Oyunları tarihinde şeref kürsüsüne çıkan ilk Türk sporcusu serbest güreş 79 kg'da bronz madalya kazanan Mersinli Ahmet Kireççi oldu. Onun ardından grekoromen 61 kg'da Yaşar Erkan altın madalyanın sahibi oldu. Türkiye, tarihindeki ilk olimpiyat altın madalyasını, Berlin'de güreşçi Yaşar Erkan ile kazandı. Türkiye, kazandığı 2 madalyayla Olimpiyatları 19. sırada tamamladı.

    1940 Helsinki ve 1944 Londra:
    2. Dünya Savaşı nedeniyle yapılamadı.

    29 Temmuz-14 Ağustos 1948 Londra:
    59 ülkeden 3 bin 714 erkek ve 385 bayan sporcu, 17 dalda mücadele etti. Uluslararası Olimpiyat Komitesi, tarihsel hatasını bir kez daha yineleyerek, 2. Dünya Savaşı'nın yenik devletleri Almanya ve Japonya'yı oyunlara çağırmadı. Olimpiyat oyunlarını İngiltere Kralı 6. George açtı. Hollandalı 30 yaşındaki 2 çocuk annesi Fanny Blankers Koen, atletizmde 4 altın madalya kazanarak, tüm dikkatleri üzerine topladı.

    Türkiye 68 sporcuyla katıldığı bu olimpiyatlarda, güreşte büyük bir başarı kazanarak 6 altın, 4 gümüş ve 1 bronz madalya elde etti. Nasuh Akar, Gazenfer Bilge, Celal Atik ve Yaşar Doğu serbest güreş dalında; Mehmet Oktav ve Ahmet Kireççi ise greko-romen güreş dallarında altın madalya kazanan isimler oldular. Muhlis Tayfur, Halit Balamir, Kenan Olcay ve Adil Candemir gümüş, Halil Kaya ve Ruhi Sarıalp ise bronz madalyayla Türkiye'ye dönme başarısı göstererek Olimpiyat tarihine geçtiler.

    Türkiye, 1948 Olimpiyatları'nda takım halinde 7. sırayı alma başarısı gösterdi. İngilizlerin ünlü Wembley Stadyumu'nda yaklaşık 100 bin seyirci tam altı kez İstiklal Marşı'nı dinledi.

    19 Temmuz-3 Ağustos 1952 Helsinki:
    69 ülkeden 4 bin 407 erkek ve 518 bayan sporcu, 17 dalda mücadele etti. Oyunları Finlandiya Cumhurbaşkanı M.J. Paasikivi açtı. 40 yıldan bu yana ilk kez oyunlara katılan Rus sporcuları, güçlerini gösterme fırsatı buldular. Kendisine ''Çek Lokomotifi'' unvanı verilen atlet Emil Zatopek, uzun mesafe koşularda 3 altın madalya kazanarak, oyunların yıldızı oldu.

    Türkiye'yi Olimpiyatlarda tamamı erkek 60 sporcu temsil etti. Türkiye, 1952 Olimpiyatları'nda güreşte Hasan Gemici ve Bayram Şit altın madalya kazanan isimler olurken, Adil Atan bronz madalya kazandı. Türkiye ülkeler sıralamasında 16. oldu.

    22 Kasım-8 Aralık 1956 Melbourne:
    67 ülkeden 2 bin 958 erkek ve 384 bayan sporcu mücadele etti. Oyunları Edinburgh Dükü Prens Philip açtı. İlk kez kış mevsiminde gerçekleştirilen bu oyunları, Rusların Macaristan'ı işgalini protesto eden Hollanda, İspanya ve İsviçre ile İsrail'in Süveyş Bölgesi'ni işgaline tepki gösteren Irak, Mısır ve Lübnan boykot ettiler. Oyunlarda binicilik müsabakaları, Avustralya'ya dışarıdan hayvan sokulması yasak olduğu için İsveç'in başkenti Stockholm'de yapıldı.

    Türkiye'de yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle Melbourne'e sadece 15 sporcumuz gidebildi. Türkiye, serbestte Mustafa Dağıstanlı ve Hamit Kaplan, grekoromende Mithat Bayrak'la altın madalya kazandı. İbrahim Zengin ve Rıza Doğan gümüş, Hüseyin Akbaş ve Dursun Ali Eğribaş ise bronz madalya alan diğer sporcularımız oldular. Kazanılan 7 madalyanın tamamı da güreşten geldi.

    25 Ağustos-1 Eylül 1960 Roma:
    84 ülkeden 4 bin 738 erkek ve 610 bayan sporcu, 17 dalda mücadele etti. Oyunları İtalya Cumhurbaşkanı M. G. Granchi açtı. Bu oyunlarda pek çok ülke madalya kazanarak, büyük ülkelerin bu konudaki tekeline bir bakıma son verdiler. Maratonda Etiyopyalı Abebe Bikila, çıplak ayakla koşarak, altın madalya kazandı.

    1960 Roma Olimpiyatları'nda, sonradan Müslüman olup adını Muhammed Ali olarak değiştiren boksör Cassius Clay şampiyon oldu.

    Türkiye'yi 3'ü bayan toplam 55 sporcu temsil etti. 1960 Roma Oyunları'na Türkiye adına damgasını vuran olay, Türk güreşçilerinin tam 7 altın madalya kazanmasıydı. Ahmet Bilek, Mustafa Dağıstanlı, Hasan Güngör, İsmet Atlı, Müzahir Sille, Mithat Bayrak ve Tevfik Kış 1960 Roma Olimpiyatları'nın Türkiye adına altın madalyaya uzanan isimleri oldular. Yine güreş dalında İsmail Ogan ve Hamit Kaplan gümüş madalya kazanarak kürsü de kendilerine yer buldular.

    Türkiye 1960 Roma Olimpiyatları'nda kazandığı 9 madalyayla takım sıralamasında 6. sırayı elde etti.

    10-24 Ekim 1964 Tokyo:
    94 ülkeden 4 bin 457 erkek ve 683 bayan sporcu, 19 dalda mücadele etti. Asya kıtasında ilk kez yapılan bu oyunlar da bu özellikten dolayı Kuzey Kore ve Endonezya'nın boykotuyla karşılaştı. Oyunları Japonya İmparatoru Hiro-Hito açtı. Etiyopyalı Abebe Bikila, bu kez ayakkabıyla koşarak, maraton dalında yine altın madalyanın sahibiydi.

    Türkiye 1964 Tokyo Oyunları'na, atletizm, halter, güreş ve yelkende toplam 25 sporcuyla katıldı. Katılan sporcularımızın tamamı erkekti. Sporcularımız Tokyo'da 2 altın, 3 gümüş ve 1 bronz madalya kazandılar. Türkiye'nin kazandığı tüm madalyalar yine minderden gelirken, İsmail Ogan ve Kaızm Ayvaz Tokyo'da İstiklal Marşımızı çaldıran isimlerdi. Hüseyin Akbaş, Hasan Güngör ve Ahmet Ayık gümüş kazanan isimler olurken, Hamit Kaplan ise Türkiye'ye bronz madalyayla döndü.

    12-27 Ekim 1968 Mexico City:
    113 ülkeden 4 bin 750 erkek ve 781 bayan sporcu, 18 dalda mücadele etti. Tarihte en yüksek rakımda yapılan bu oyunlarda, bu özellikten dolayı atletizm ve yüzmede pek çok dünya rekoru kırıldı. Ancak mesafa koşularında az oksijen nedeniyle atletler zorluk da çektiler. Atletizmde ABD'li 2 zenci atlet Tommie Smith ve John Carlos, şeref kürsüsünde ABD bayrağı göndere çekilirken, siyah eldivenli yumruklarını havaya kaldırarak protesto gösterisinde bulununca takımdan çıkarıldılar. Bu oyunlarda erkekler uzun atlamadaki Bob Beamon'ın rekoru, 27 yıl kırılamadı.

    100 metre finalini 9.95 saniyede koşarak kazanan Amerikalı Jim Hines'in, olimpiyatlarda ilk kez 10 saniyenin altında bu mesafeyi koşan atlet oldu.

    2 bin 240 metre yükseklikte düzenlenen Olimpiyat Oyunları'nda Türkiye'yi atıcılıkta 3, atletizmde 4, boksta 6 ve güreşte 16 olmak üzere toplam 33 sporcu temsil etti. Türkiye, Olimpiyatlarda 2 altın madalya kazanırken, madalyalar Mahmut Atalay ve Ahmet Ayık'la yine güreşten geldi.

    26 Ağustos-11 Eylül 1972 Münih:
    122 ülkeden 6 bin 659 erkek ve 1171 bayan sporcu, 21 dalda mücadele etti. Oyunları Federal Almanya Cumhurbaşkanı M. Heinemann açtı. ABD'li yüzücü Mark Spitz'in 7 dünya rekoru kırarak 7 altın madalya kazandığı bu oyunlara terör gölgesi düştü. İsrail'de tutuklu bulunan arkadaşlarının bırakılmalarını isteyen Filistinli teröristler, Olimpiyat Köyü'nü basarak, 11 İsrailli sporcu ve yöneticiyi öldürdüler. Bu olay nedeniyle oyunlara 34 saat ara verildi. Öte yandan, aynı yıl Afrika ülkeleri, Rodezya'daki ırk ayrımcılığı dolayısıyla IOC'den bu ülkenin oyunlardan dışlanmasını, aksi takdirde oyunları boykot edeceklerini söylediler. Bu isteklerinin IOC tarafından kabul edilmesi üzerine Rodezya, olimpiyatlara katılamadı.
    Türkiye bu olimpiyatta 1'i bayan 47 sporcuyla yarıştı.

    Türkiye Olimpiyatlarda, atıcılıkta 4, atletizmde 4, boksta 7, bisiklette 6, eskrimde 4, halterde 4, güreşte 16, yüzmede 2 sporcuyla Münih'te boy gösterdi. Türkiye kalabalık katılımına rağmen 1972 olimpiyatlarında sadece 1 gümüş madalya kazanabildi. Türkiye'nin olimpiyatlardaki tek madalyasının sahibi ise güreşte Vehbi Akdağ oldu.

    17 Temmuz-l Ağustos 1976 Montreal:
    92 ülkeden 4 bin 915 erkek ve 1274 bayan sporcu, 21 dalda mücadele etti. Olimpiyatı İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth açtı. Afrika ülkelerinin pek çoğu, o dönemde ırkçı bir politika izleyen Güney Afrika'ya maç yapmaya giden Kanada'yı protesto etmek için oyunlara katılmadı. Organizasyonda aksaklıkların görüldüğü bu oyunlarda, Finli atlet Lasse Viren, Münih'de olduğu gibi 5 bin ve 10 bin metrelerde altın madalya kazandı. Oyunların diğer bir yıldızı, cimnastikte 14 yaşında 7 adet 10 tam puanla altın madalyaları toplayan Rumen Nadia Comaneci'ydi.

    Türkiye Olimpiyatlarda 1'i bayan 30 sporcuyla temsil edildi. Atletizm'de 3, boksta 3, bisiklette 4, halterde 2, judoda 3, atıcılıkta 3, güreşte 11 ve tramplen atlamada 1 sporcumuz Montreal'de mücadele etti. Ancak 1976 Montreal Olimpiyatları tek bir madalya dahi alamadan kapattığımız olimpiyat oyunları olarak tarihe geçti.

    19 Temmuz-3 Ağustos 1980 Moskova:
    81 ülkeden 4 bin 320 erkek ve 1192 bayan sporcu, 21 dalda mücadele etti. Oyunları Sovyetler Birliği Devlet Başkanı L.Brejniev açtı. Eski SSCB'nin 1 yıl önce Afganistan'ı işgalini protesto etmek için ABD ve Türkiye'nin de aralarında bulunduğu pek çok Batılı ülke oyunları boykot etti. Bu oyunlarda seyirci ve hakemlerin partizan ve taraflı tutumları iyi karşılanmadı.

    Madalyaların çoğunu kazananlar Sovyetler ve Doğu Almanlar oldu.

    28 Temmuz-12 Ağustos 1984 Los Angeles:
    140 ülkeden 5 bin 458 erkek ve 1620 bayan sporcu, 21 dalda mücadele etti. Olimpiyat açılışını ABD Başkanı Ronald Reagan yaptı. Bu kez de eski SSCB ve Romanya dışındaki tüm Doğu bloku ülkeleri, güvenlik mazaretini öne sürerek, oyunlara katılmadı. Çin Halk Cumhuriyeti, ilk kez katıldığı bu oyunlarda oldukça başarılı olurken, oyunların yıldızı ise atletizmde 4 altın madalya alan ABD'li Carl Lewis oldu.

    Türkiye Olimpiyatlara 2'si bayan 48 sporcuyla katılırken, tam 36 yıl sonra ilk kez minder dışında bir branşta madalya kazandık. Boks dalında mücadele eden Eyüp Can ve Turgut Aykaç bronz madalya kazanan isimler olurken Türkiye'nin 3. ve son madalyası yine bronz oldu. Ayhan Taşkın artı 100 kiloda Türkiye'ye bronz kazandıran üçüncü isim oldu. Türkiye, Los Angeles'ta atıcılıkta 4, atletizmde 5, boksta 6, okçulukta 3, judoda 4, halterde 4, güreşte 16, yüzmede 4, yelkende 2 sporcuyla mücadele etti.

    17 Eylül-2 Ekim 1988 Seul:
    160 ülkeden 9 bin 689 sporcu, 24 dalda mücadele etti. Oyunları Güney Kore Devlet Başkanı S. Mi-Chung açtı. Organizasyondaki bazı hatalar ve hakemlerin aşırı taraf tutmaları tepki çekerken, oyunlar Kuzey Kore, Küba ve Etiyopya tarafından boykot edildi. Bu boykotların bir sonunun gelmesi gerektiğine inanan IOC, bundan böyle oyunları boykot eden ülkelerin IOC'den çıkarılacağını ve bir daha davet edilmeyeceğini açıkladı.

    Atletizmde erkekler 100 metrede dünya rekoru kıran Kanadalı atlet Ben Johnson'un yanısıra bazı Doğu bloku sporcularının da dopingli çıkmaları şok etkisi yarattı.

    Türkiye Seul'de 5'i bayan toplam 50 sporcuyla mücadele ederken, Olimpiyatlara ise 159 ülkeden 2 bin 194'ü bayan toplam 8 bin 391 kişi katıldı.

    1988 Seul Olimpiyatları'nda ilk kez bir Türk sporcusu Olimpiyat rekoru kırma başarısı gösterdi. Naim Süleymanoğlu halterde Türkiye'ye altın madalya kazandırırken, 6 dünya ve 9 olimpiyat rekoru kırarak, ''cep herkülü'' unvanı kazandı. Serbest güreşte Necmi Gencalp gümüş madalyayla Türkiye'ye döndü. Türkiye, Seul'de atıcılıkta 2, atletizmde 4, boksta 4, okçulukta 6, judoda 4, yelkende 3, yüzmede 2, halterde 5, güreşte 12 ve tekvandoda 8 sporcuyla mücadele etti.


    25 Temmuz-9 Ağustos 1992 Barcelona:
    172 ülkeden 11 bini aşkın sporcu, 27 dalda mücadele etti. Oyunları İspanya Kralı Juan Carlos açtı. En fazla katılımlı ve boykotsuz bu oyunlarda dağılan SSCB, son kez Bağımsız Devletler Topluluğu adı altında mücadele ederek, birinciliği yine kimseye kaptırmadı. 4 doping olayının yaşandığı Barcelona'da, yeni kurulan cumhuriyetler de ilk madalyalarını aldı. BDT'den cimnastikçi Vitaly Sherbo, 6 altın madalyayla yıldızlaştı. Küba, 2 boykottan sonra yeniden oyunlar sahnesine çıkarken, Çin Halk Cumhuriyeti de büyük bir patlama gerçekleştirdi.

    Türkiye'yi ise olimpiyatlara 8'i bayan toplam 47 kişi temsil etti. Türkiye Barcelona Olimpiyatları'nda 2 altın, 2 gümüş ve 2 bronz olmak üzere toplam 6 madalya kazanırken, Olimpiyatlar tarihi boyunca ilk kez bir Türk bayan sporcu kürsüye çıkma başarısı gösterdi. Türkiye adına, halterde Naim Süleymanoğlu ve grekoromen güreşte Mehmet Akif Pirim altın madalya kazanan isimler olurken, serbest güreşte Kenan Şimşek ve grekoromende Hakkı Başar gümüş madalya kazandılar. Judoda Hülya Şenyurt ve yine serbest güreşte Ali Kayalı ülkemize bronz madalya kazandıran isimler oldular.

    19 Temmuz-4 Ağustos 1996 Atlanta:
    197 ülkeden 10 bin 320 sporcu, 30 dalda mücadele etti. Oyunları A.B.D. Başkanı J. Carter açtı. 1996 Atlanta Olimpiyatları, Baron Pierre de Coubertin'in kurduğu Modern Olimpiyat Oyunları'nın 100. yılı oldu. Geniş bir katılımın görüldüğü bu oyunlarda, Avrupa'da dağılan devletler ilk kez oyunlar sahnesine çıktı. Oyunlarda ABD'li atlet Carl Lewis, 4. kez üstüste uzun atlamada altın madalya kazanırken, Michael Johnson da 200 ve 400 metrelerdeki muhteşem performansıyla göz kamaştırdı. Bir kez daha terör gölgesinde gerçekleşen oyunlarda, Olimpik Park'ta patlayan bomba nedeniyle 1 ABD'li ve 1 de Türk TRT kameramanı yaşamını yitirdi.

    Türkiye adına ise 9'u bayan toplam 54 sporcu Olimpiyatlara katılım sağladılar. 1996 Atlanta Olimpiyatları Modern Olimpiyat Oyunları'nın 100. yılı olması münasebetiyle büyük önem teşkil ederken haltercimiz Naim Süleymanoğlu bir kez daha altın madalyaya ulaşarak tarihe geçti. Sporcularımız Atlanta'da Halil Mutlu ve Naim Süleymanoğlu'yla halterde, Hamza Yerlikaya ve Mahmut Demir'le altın madalya kazandık. Boksta Malik Beyleroğlu gümüş, güreşte ise Mehmet Akip Pirim ülkemize bronz madalya kazandıran isimler oldular. Türkiye Olimpiyatlar sonunda madalya sıralamasında 20. sırada yer aldı. Stat ve salonlarda 9 milyon seyircinin izlediği oyunları, 4 altın, l'er de gümüş ve bronz madalyayla kapayan Türkiye, 1960-Roma'dan sonra en iyi sonucu aldı.

    15 Eylül-1 Ekim 2000 Sydney:
    199 ülkeden 10 bin 500 sporcu mücadele etti. Şimdiye kadarki en başarılı organizasyon olan ve en geniş katılımın gerçekleştiği oyunlarda, 7 doping olayı yaşandı. Yüzmede 15 dünya rekoru kırıldı. Atletizmde ABD'li Marion Jones, yüzmede de Avustralyalı Ian Thorpe, 3'er altın, 2'şer de gümüş madalya alarak yıldızlaştılar. İngiliz kürekçi Steven Redgrave, 5. kez üstüste olimpiyat altın madalyası alarak tarihe geçerken, efsanevi Rus güreşçi Alexander Karelin, 13 yıl sonra ilk kez bu oyunlarda yenildi ve 4. olimpiyat şampiyonluğunun uzağında kaldı.
    Türk sporcuları açısından özellikle güreşte fiyasko ve skandallarla sonuçlanan bu oyunlarda, güreşte Hamza Yerlikaya, halterde de Halil Mutlu, 2. kez üstüste altın madalya aldı. Türkiye, ilk kez judoda Hüseyin Özkan ile altın, tekvandoda da ise Hamide Bıçkın ile bronz madalyaya ulaştı. Halterde Naim Süleymanoğlu'nun 4. kez üstüste altın madalya alma düşü gerçekleşmezken, Türkiye 2000 Sidney Olimpiyatları'nı toplam 5 madalyayla 26. sırada tamamladı.

    13 Ağustos-29 Ağustos 2004 Atina:
    Olimpiyat Oyunlarına tam 201 ülke katılım sağladı. Olimpiyatlarda 4 bin 309'u bayan toplam 10 bin 568 sporcu mücadele etti. Dünya genelinde 3.9 milyar insanın televizyonları başında izlediği Atina Olimpiyatları’nda maraton koşusu 1896’daki yolun aynısını izledi ve Marathon’dan başlayıp Atina’nın Pnatahenaic Stadı’nda sona erdi.

    NBA yıldızı ABD’li basketbolcuların da katılmasıyla son dönemde Olimpiyatlar’ın en popüler sporlarından biri haline gelen basketbolda ise sürpriz sonuçlar yaşandı. Altın madalyanın bir numaralı favorisi olan ABD, yarı finalde 89-81’lik skorla Arjantin’e boyun eğdi. Altın madalyaya finalde İtalya’yı 84-69 yenen Arjantin ulaştı.

    Türkiye Olimpiyatlara 21'i bayan toplam 66 sporcuyla karılım sağladı. Türkiye Olimpiyatlar sonucunda 3'ü altın, 3'ü gümüş, 4'ü de bronz olmak üzere toplam 10 madalya kazandı. Türkiye'ye altın kazandıran isimler, halterde Nurcan Taylan, Halil Mutlu ve Taner Sağır olurken, boksta Atagün Yalçınkaya, tekvandoda Bahri Tanrıkulu, güreşte ise Şeref Eroğlu gümüş; atletizmde Eşref Apak, güreşte Aydın Polatçı ve Mehmet Özal, halterde ise Sedat Artuç ülkemize bronz madalya kazandırdılar

    24 Ağustos 2008 Pekin:
    24 Ağustos 2008 tarihlerinde Çin Halk Cumhuriyeti'nde yapılmış olan 29. Olimpiyat Oyunları. Ayrıca Pekin Olimpiyatları olarak da anılır. 28 spor dalında 302 karşılaşmada 11,028 atlet yarışılmıştır. Olimpiyatların büyük kısmı Pekin'de gerçekleşecek olmakla birlikte futbol ve yelkencilik gibi bazı branşlar diğer şehirlerde gerçekleşecektir.

    Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC), olimpiyatları, kendilerinin bir dünya devi olarak yükselişinin simgesi olarak kullanmak için çaba göstermektedir. Bunun yanı sıra olimpiyat öncesinde, ÇHC'nin başta Doğu Türkistan ve Tibet sorunu olmak üzere insan hakları konusu ile çevresel konulardaki ihlallerinin gündeme getirildiği gösteriler yapılmaktadır.

    Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) eski başkanı Juan Antonio Samaranch 2007 yılında, Pekin Olimpiyatları'nın gelmiş geçmiş en iyi olimpiyat organizasyonu olacağını düşündüğünü söylemiştir.

    2008 Pekin olimpiyatlarında kazandığımız madalyalar

    12 dalda 68 sporcu ile tarihinin en yüksek katılımı ile Pekin Olimpiyatları’nda yarışan Türkiye, 1 altın, 4 gümüş ve 3 bronz, toplamda da 8 madalya ile oyunları 37. sırada tamamladı ve 1988 Seul’den beri en kötü performansını sergiledi. 2004′te 10 dalda 66 sporcu ile katıldığımız Atina Olimpiyatları’nı ise 3 altın, 3 gümüş ve 4 bronz ile kapatmıştık.

    Evsahibi Çin, 51 altın, 21 gümüş ve 28 bronz madalya olmak üzere toplam 100 madalyayla ilk sırada yer alırken, toplam madalya sayısı Çin’den 10 fazla olan ABD, 36 altın, 28 gümüş, 36 bronz olmak üzere 110 madalyayla 2. sırada bulunuyor.

    27 Temmuz-12 Ağustos 2012 Londra:
    Bu olimpiyat ile birlikte Londra, 1908 ve 1948 yıllarında düzenlediği olimpiyatlardan sonra üçüncü kez ev sahipliği yapmıştır.

    2012 Londra olimpiyatlarında kazandığımız madalyalar:
    2012 Yaz Olimpiyatları'nda, Türkiye adına 16 dalda 114 sporcuyla yarıştı. Aynı zamanda Türkiye, bu oyunlara tarihindeki en yüksek kadın ve toplam sporcu sayısıyla katılmıştır. Türkiye, 2012 Yaz Olimpiyatları'nda katıldığı sporcu sayısını en çok arttıran 8. ülke oldu.

    2012 Yaz Olimpiyatları'nda Türkiye'yi 48 erkek, 66 kadın sporcu temsil etti. Bu sporculardan yüzme dalında mücadele eden Derya Büyükuncu, 6. kez Olimpiyat Oyunları'na katılma hakkı kazanmış ve yüzme dalında bir ilki başarmıştır.

    Türkiye bu olimpiyatlarla birlikle Neslihan Yiğit'le badminton dalında ilk kez temsil edilmiştir. Ayrıca Göksu Üçtaş Türkiye'yi olimpiyatlarda temsil eden ilk kadın cimnastikçi, Elif Jale Yeşilırmak ise ilk kadın güreşçi olmuştur.

    Takım sporlarındaysa Türkiye Kadın Millî Basketbol Takımı ve Türkiye Kadın Millî Voleybol Takımı tarihlerinde ilk kez olimpiyatlarda mücadele etmiştir. Ayrıca Türkiye ilk kez olimpiyatlara iki takımla katılmıştır.

    2012 Londra Yaz Olimpiyatları Madalya Sıralaması (Ilk On Ülke)

    Yaz Olimpiyatları Hakkında Bilgiler (M.Ö'den Günümüze)

  3. Misafir - Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir 03.10.2013
    #3
    İyi odevime cook yararlı loud saolun ii gcelrr allaha oman et olun

  4. #4
    Misafir Nickli Üyeden Alıntı
    İyi odevime cook yararlı loud saolun ii gcelrr allaha oman et olun
    Birde Türkçesini rica edelim

  5. Misafir - Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir 02.01.2014
    #5
    bu arada melbourne olimpiyatlarını edinburgh dükü açmıştır

  6. #6
    Misafir Nickli Üyeden Alıntı
    bu arada melbourne olimpiyatlarını edinburgh dükü açmıştır
    Evet haklısınız sayın misafir.1956 Melbourne olimpiyatının partornu 2.Elizabeth olmasına ragmen,oynların açılışını Edinburgh Dükü Prens Philip yapmştır.
    Uyarıniz için teşekkür ederim.Konuda gereken düzenleme yapılmıştır.

    Yaz Olimpiyatları Hakkında Bilgiler (M.Ö'den Günümüze) Yaz Olimpiyatları Hakkında Bilgiler (M.Ö'den Günümüze)

  7. Misafir - Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir 05.01.2014
    #7
    aynen edinburgh dükü açmıştır saol

Facebook Yorumları