Spor yapıları, Yunan uygarlığında düzenlenen olimpiyat oyunlarıyla birlikte ortaya çıktı. İlk stadyum inşa edilene kadar olimpiyat oyunları, basit düzenlemelerle gerçekleştirildi. Antik oyunlarda, kuma çizilmiş bir çizgi sporcular tarafından başlangıç noktası olarak kullanılıyor ve Zeus’un onuruna gerçekleştirilen oyunlar Zeus sunağına yakın bir noktada sona eriyordu. Seyirciler ise Kronos tepesinin eteklerinden oyunları izliyordu. MÖ 4. yüzyılda inşa edilen, Anadolu’da da örnekleri görülebilen sütunlarla çevrili dikdörtgen planlı ilk stadyumlar ise ince bir koşu pisti ve pistin etrafında seyircilerin oturabileceği birkaç basamaktan oluşuyordu.

Zaman içerisinde spor organizasyonlarına karşı artan ilgiyi karşılamak için tribünlerinin seyirci kapasitesi artırılan, gelişmiş teknolojilerle inşa edilen ve dev yapılar haline gelen günümüz stadyumları da ilk örneklerinin izlerini hâlâ üzerlerinde taşıyor.
21. yüzyıl stadyumları, çağımızın teknolojisiyle tasarlanmış, oldukça maliyetli özgün taşıyıcı sistemlere, cephelere, çatılara ve aydınlatma sistemlerine sahip.

Kapasiteleri 100.000 seyirciye ulaşabilen modern stadyumlar, ev sahipliği yapacakları organizasyonlar için birbirinden bağımsız 4 tribündeki seyircilerin, 1 saat içinde yerlerini alabilecekleri ve 10 dakikada boşaltılabilecekleri şekilde tasarlanıyor. Ancak, organizasyon sırasında kalabalık bir topluluk tarafından kullanılan ve sonrasında hızla boşaltılan bu yapıların oluşturacağı yoğun yaya hareketi, trafik, gürültü gibi problemler iyi analiz edilerek bunlara uygun çözümlerin geliştirilmesi gerekiyor. Stadyum çevresini etkilemesi muhtemel olan trafik problemi, %70’ini raylı sistemlerin oluşturduğu toplu taşıma sistemleriyle çözülebilir.

Stadyum yapıları arasında en büyük değişim çatı sistemlerinde meydana geldi. Açık hava stadyumları yerlerini konforu artıracak, tribünlerin üzerini örten dev çatılara ve hava koşullarına göre açılıp kapanabilen çatı sistemlerine sahip stadyumlara bıraktı. Ancak stadyumlarda çatı tasarımı yapılırken, çimlerin uzaması için yeterli güneş ışığının ve havalandırmanın sağlanabilmesi, çatı gölgesinin oyun alanında farklı aydınlık seviyelerine yol açmaması gerektiği gibi işlevsel kriterler de göz önünde bulunduruluyor.

Münih Alianz Arena Stadyumu’nda oyun alanına etkisini en aza indirmek için, çatının bazı bölümlerinde çimlerin güneş alabilmesini sağlayan, şeffaf malzeme kullanılmış.

Seyircinin görüş açısını etkilemeden geniş açıklıkların geçilebilmesi çelik, plastik gibi yeni malzeme kullanımı ve yeni yapım sistemleri sayesinde sağlandı. Stadyum çatılarının örtülmesi için yaygın olarak kullanılan iki sistem var. Bunlardan biri hafif malzemeler olan membran ve çelik halatların kullanılması ile oluşturulan asma-germe sistemler, diğeri ise Pekin Olimpiyat Stadyumu’nda özgün bir örneğini gördüğümüz uzay kafes sistemleri.

Sapporo Dome Stadyumu



Çatısı tamamen kapalı olan stadyum farklı oyunlar için değiştirilebilen hareketli oyun alanına sahip. Raylar üzerinde hareket edebilen iki oyun alanı, futbol veya başka bir spor etkinliği için kullanılmasına bağlı olarak birbirleriyle yer değiştiriyor.

Seyircinin görüş açısını etkilemeden geniş açıklıkların geçilebilmesi çelik, plastik gibi yeni malzeme kullanımı ve yeni yapım sistemleri sayesinde sağlandı. Stadyum çatılarının örtülmesi için yaygın olarak kullanılan iki sistem var.

Bunlardan biri hafif malzemeler olan membran ve çelik halatların kullanılması ile oluşturulan asma-germe sistemler, diğeri ise Pekin Olimpiyat Stadyumu’nda özgün bir örneğini gördüğümüz uzay kafes sistemleri.

Montreal Olimpiyat Stadyumu



1976 Montreal Olimpiyatları için Fransız mimar Taillebert tarafından tasarlanan stadyumda membran hareketli çatı uygulaması mevcut.

Hareketli çatı, çatının iç çevresi ile dışındaki betonarme kule arasında gerilen kablolar yardımıyla katlanarak hareket eden membran bir örtü şeklinde.

Yüksek derecede elastik ve kuvvetli olan Kevlar membranı ilk kez Montreal Olimpiyat Stadyumu’nda kullanılmış.

Stadyumun çatısı planlanandan 12 sene sonra ve 117 milyon dolar ek masrafla tamamlanabilmiş.

Atina Olimpiyat Stadyumu


1500 yıl aradan sonra 1896’da gerçekleştirilen ilk modern olimpiyata ve 2004 Atina Olimpiyatları’na ev sahipliği yaptı. Stadyum birtakım yenileme çalışması sonrası tribünlerinin üzeri örtülerek yeniden kullanıldı. Stadyumun yenileme çalışmaları ünlü mimar Santiago Calatrava tarafından yapıldı. Calatrava tasarımı ile olimpiyatların doğduğu medeniyet olan Antik Yunan uygarlığının yeniden canlandığı izlenimini uyandırmak istedi.

Mümkün olan en az sayıda düşey taşıyıcı kullanarak, mekânı sınırlandırmadan en büyük açıklığı geçebilmek, mimari formları belirleyen en önemli faktörlerden biri olan taşıyıcı sistemlerin en öncelikli amaçlarından. Calatrava da uluslararası standartlara getirdiği stadyumun, 75.000 seyirciyi güneşten ve yağmurdan koruyan, 25.000 metrekarelik iki parçalı çatısını iki dev taşıyıcıya bağladığı çelik halatlarla asarak 304 metrelik bir açıklığı bu dev kemerlerle geçmiştir.

Pekin Ulusal Stadyumu



Şüphesiz son yılların en dikkat çekici yapılarından biri de Herzog & de Meuron tarafından 2008 Pekin Olimpiyatları için tasarlanan Pekin Ulusal Stadyumu. Belgesellere ve birçok yazıya konu olan, Kuş Yuvası olarak da adlandırılan stadyum gerçek bir mühendislik harikası olarak nitelendiriliyor.

Tasarımcılar, stadyumun olimpiyatlardan sonra da kullanılmasını sağlamayı ve bu yapı ile Pekin’in o bölgesi için kamusal yaşam oluşturmayı amaçlamışlar. Stadyumda sürekliliği sağlayacak otel, alışveriş alanları ve restoran yer alıyor.

110.000 ton çelik kullanılarak oluşturulan uzay kafes sistemi, cepheden net olarak görülebilen çelik taşıyıcıların birbirini destekleyerek kuş yuvası gibi bir örüntü oluşturmasıyla meydana gelmiş. Tribünlerin taşıyıcı sisteminden bağımsız olan çift cidarlı cephenin derinliği 12 metreye varıyor. Seyircinin ilgisinin dağılmasını engellemek ve stadyumun konforunu artırmak için çatının üst katmanı ETFE, alt katmanı ise akustik özellikteki PTFE membran ile örtülmüş. LED sistemle oluşturulan cephe aydınlatmalarıyla da oldukça dikkat çeken stadyum kentin simgelerinden biri.

Kaohsiung Stadyumu


Japon mimar Toyo Ito tarafından tasarlanan stadyum, enerji ihtiyacını tamamen güneş enerjisiyle karşılayan ilk stadyum. Hem tasarımıyla hem de çevreci yaklaşımıyla dikkat çeken 55.000 seyirci kapasiteli Kaohsiung Stadyumu, yaklaşık 150 milyon dolar maliyetle inşa edilmiş. Stadyumun formu Asya kültüründe büyük önem taşıyan ejderha sembolüne benzetiliyor ve güneş panellerinden oluşan çatısı da cam yılan olarak adlandırılıyor.

Sahip olduğu 8844 adet güneş paneliyle saatte 1,14 gigawatt elektrik üretebilen stadyum, kullanılmadığı zamanlarda ürettiği elektrik enerjisini şehir şebekesine aktarıyor. Stadyumun güneş panelleriyle kaplı çatısı, aynı zamanda sahip olduğu yağmur toplama kanallarıyla depoladığı yağmur suyunun arıtılarak kullanımını sağlıyor. Tasarımı sırasında kullanılan bilgisayar simülasyonlarının da yardımıyla stadyum, yaz sıcağında açık uçlu dairesel formu ile rüzgârı kanalize ederek, rüzgârın doğal serinletme etkisinden en iyi şekilde yararlanmayı sağlıyor.

Yapının sürdürülebilir olma çabası, geri dönüştürülebilir yerel üretim malzeme seçiminden, yağmur suyu toplama sistemi bulundurmasından ve doğal havalandırma sağlamasından da açıkça anlaşılabiliyor.

Moses Mabhida Stadyumu


2009’da Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Durban kentine inşa edilen Moses Mabhida Stadyumu 70.000 seyirci kapasitesine sahip. 105 metre yüksekliğe ulaşan dev kemeri ile Hint Okyanusu kıyısında yer alan yapı, kentin simgesi haline gelmiş. Stadyum, dev kemerine monte edilen LED aydınlatma elemanlarıyla ve çatının altına monte edilen projektörlerle dikkat çekiyor.

Yapının formunu belirleyen ve girişini oluşturan dev kemer, çelik halatlarla üzerine asılan membran çatının taşıyıcısı durumunda. Akustik özellikteki PTFE membrandan yapılan çatı örtüsü, gün ışığını yarı yarıya geçirerek seyirci konforunu artırıyor ve oyun alanında gölge oluşturmuyor. Stadyumun cephesinden metal profillerle çatının dış kısmına uzanan perfore metal örtü ise, stadyumda ışığın ve havanın serbestçe dolaşımını sağlayarak stadyumun çevresini sarıyor.

Yağmur suyu biriktirme, geri dönüşüm sistemleri, su tasarrufu sağlayan teknoloji kullanımı, peyzajda %80 yerli bitki kullanımı, akıllı sulama gibi çevreci önlemlerin yanı sıra stadyumun konumlandırılmasıyla toplu taşıma teşvik ediliyor.

Bakü Kristal Salon



2012 Eurovision şarkı yarışması için Avrupa standartlarına uygun olarak inşa edilen ve 25.000 seyirci kapasitesine ulaşabilen Bakü Kristal Salon, hem konser salonu hem de spor salonu olma özelliği taşıyor. Etkileyici cephesi ve bir şov haline dönüşebilen aydınlatma tasarımıyla Kristal Salon kentin simgelerinden biri. Yapıda kullanılan yaklaşık 80.000 adet LED aydınlatma elemanı ile, düzenlenen etkinliklere göre farklı tonlarda aydınlatma sağlanabiliyor.

Kristal Salon tribünler, çatı ve membran örtülü cephe olmak üzere birbirinden bağımsız üç ayrı çelik strüktürün birlikte kullanımıyla inşa edilmiş.

Londra Olimpiyat Stadyumu



Bahsedilen diğer stadyumlar kadar simge olmayı amaçlamayan Londra Olimpiyat Stadyumu’nun önceliği sürdürülebilir olmak. 2012 Londra Olimpiyatları için Populous tarafından tasarlanan 80.000 seyirci kapasiteli stadyum, olimpiyatlar sonrası kapasitesi düşürülerek sürdürülebilirliği sağlanabilecek şekilde basit sökülebilir parçalardan oluşturulmuş. Ana tasarım fikrini gerçekleştirebilmek için sadelik, yeniden kullanım ve geri kazanım kavramları ön planda tutulmuş.

Çatı tasarımı atletizm müsabakaları için çok önemli olan rüzgâr hızını belirli bir sınırda tutacak, en iyi rüzgâr performansını uygun maliyetlerle sağlayacak şekilde yapılmış. Çatının strüktürel tasarımı, stadın çevresindeki iskeletin, çatının iç sınırındaki kablo halkası ve buradan iskelete uzanan halatlar tarafından çekilip gerilmesi ilkesine dayanıyor.

Dünya çapındaki büyük spor organizasyonlarının ülkelerin tanıtımlarına ve turizm gelirlerine sağlayacağı katkılar nedeniyle, bu tip organizasyonlara ev sahipliği yapmanın gelişmiş ülkeler arasında ciddi bir rekabet haline geldiği görülüyor. Büyük spor organizasyonlarını üstlenen ülkeler, geçmişin izlerini taşıyan ve çağın yüksek teknolojisini yansıtan, simgesel ve modern stadyumlar inşa etme konusunda birbiriyle yarışıyor. Pekin Olimpiyat Stadyumu’nun 423 milyon dolarlık ve Londra Olimpiyat Stadyumu’nun 486 milyon euroluk bütçelerine bakıldığında ülkelerin bu konuya verdikleri önem anlaşılabilir. Stadyumlar, ek vergiler getirebilecek kadar oldukça yüksek maliyetlerle inşa edilen yapılar olmalarına karşın kullanım verimi en düşük yapı türlerindendir. Gelir kaynağı olan tribünlerin seyirci kapasitesinin zaman içinde giderek artması ile devasa boyutlara ulaşan stadyumların spor müsabakaları olmadığı zaman kullanılmaması sürdürülebilirliği zorlaştırıyor. Stadyumların kullanımını artırabilmek için müsabakaların olmadığı günlerde de konser gibi kültürel etkinlikler düzenlenebilir. Ayrıca stadyum projelerinde sinema, restoran, alışveriş birimleri, sürekli kullanılabilen otopark gibi mekânlara yer vererek bu yapıların günlük hayatın bir parçası haline gelmesi sağlanabilir. Bunun yanında, uygun teknoloji kullanımı ve yapı malzemesi seçiminde kolay bulunan, yerel, geri dönüşümlü ve uzun ömürlü malzemelerin tercih edilmesi stadyumların sürdürülebilirliği açısından oldukça önemli.

Ülkemizde de, spor organizasyonları dışında kullanılmalarını sağlamak için Atatürk Olimpiyat Stadyumu’nda tiyatroya, konferans ve sunum alanlarına; Kayseri Kadir Has Stadyumu’nda ise 100 kişilik restorana, 5000 metrekarelik alışveriş merkezine, aynı şekilde 5000 metrekarelik idari büroya, 1000 metrekarelik fun clup alanına ve 3000 araçlık otoparka yer verilmiş.

Türkiye'nin yeni bazı stadyumları ve Stadyum projeleri