Kılıçdaroğlu, kuyu kazmaktan sıkıldınsa aç bir hendek rahatla!

Duyduk ki karakteri yarı açık terör parkı olan bakışıdaroğlu laf gevelemeyi öğrenmiş, bu zerzavatcı ağzıyla, adamlıkta siftah yapmamış üslubuyla, şaha kalktığını zanneden kelle paça dağarcığıyla.

CHP’nin kapısında yazı kuluçkasına yatsam ancak bu şekilde adlandıracağım masallar yazabilirim.

Boş kafa ve göbek arazisi tembellikten ağaçlandırılmamış insanların bir araya gelmesine ve senin gibi fikir daltonunun bulunduğu yere Kurultay değil, Karın Gurultayı denir evladım.

Hey! Kılıçdaroğlu o sakatat üslubunla, o bağırsak alfabesinden harf alıp boşluk doldurmaya çalıştığın Gurultayında, cumhurun liderine salladığın hakaretlerden bir şey öğrendim ki senin turisti olduğun şeyler senin ağzına vurmuş. Mesela şeref, mesela namus. Sen yerlisi olmadığın vasıfların mültecisisin.. Vicdan sende mülteci, hakikat sende mülteci.

Hey millet bunları iyi tanıyın. Bu, Allah’a muhalif partinin avanesi, din düşmanlığının divanesi törpüsüz at tırnaklarına iyi bakın!

Sakın şaşırmayın, bunların jürisi Ebu Cehil! Sakın üzülmeyin, bunlar takım elbiseli nifak tohumunun kutsalsız ziraatçileri.

Uzun adam bil ki bunlar seyrek, sen gürsün! Bunlar nefretlerinin esiri, sen sabırda hürsün! Bunları bitirecek ve seni yeniden başlatacak olan Allah’a sonsuz şükürler olsun..

Hey gidi kılıçdaroğlu, utansan bile yüzünün girdiği renk senden utanır, sıkılsan biraz , yine de gevşek gelirsin o koltuğa! Geriye baksan biraz, kendini imha edesin gelir, ileriye baksan körlüğün bir arpa boyu bile değil hakikatin aydınlığında.

Kazmalar elinde, kasetler belinde ormana da gidersin , kuyu da kazarsın ,olmadı çift taraflı kazmayla bir hendeğe dalarsın bir de kuyusunu kazmak istediklerinin hakkını avuçlarsın.

Milletin gelişine gidişine takılmışsın o imitasyon Ecevit makyajınla.. Sen nasıl geldin? Uçkur avcılığı yapıp, bel altında mayına basıp karakterinin sakatlanacağını adamlığının felç kalacağını bile bile kudurmuşçasına oturdun o koltuğa!

Sen bu milletin tarihini gömdün! Hendek kazmasına aşikarsın . Sen kazma tutmanın yabancısı değil, Aşık Veysel’in kazdığı toprağın yabancısısın. Sen oyuna getirdiklerine açtığın çukurların değil, Yusuf’ların, İremlerin , Fırat’ların, Yasin’lerin kaybolduğu kuyuların yabancısısın.

Şimdi Beyaz’ı yayın için duyduğu pişmanlıktan vurmaya kalkıyorsun! Senin doğun neresi.. Sen halkın kutsallarını kazdığın hendeklere gömen sen, o küfrü pipo dumanıyla servis eden dumancı şakademisyenlerin safrasına bildiri diyorsun!

Özgürlük diyorsun! Peki o küçük irem’in musallasına ölüm fermanı yazan bu bildiride PKK nerde? Bombalar nerde? Ağıtlar nerde? Evim yanaydı oğul, Allah’ın evi yanmayaydı diyen o anneler nerde?

Sen hangi halkın partisisin, haltlarına kılıf gördüğün halkın için teneke kukla olan sen yapıştığın koltuğunu havalandır biraz belki beynin oksijene misafir muamelesi yapmaktan vazgeçer!

Yahu hendekçi, kazmacı partici olarak anılmaktansa, makarnacı kömürcü sayılmak şereftir! Hendeğe taş taşıyan sayılmaktansa halkına erzak taşıyan adam olmak şereftir!

Sen kazacaksın kazmayı iyi bilirsin, ama kazanacak olanın zaferi Allah’ın rahmetiyle gelir. Senin zorlama rüzgarın bugün doğunun eteklilerini havalandırır ancak, yiğitlerin meydanında yaprak kıpırdatamazsın!