Gribe neden olan virüsün yüzey proteinleri olan Hemaglutinin (Hemagglutinin, H) ve Nöraminidaz (Neuraminidase, N) isimli kimyasallardan. Sayılar ise, bu yüzey proteinlerinin farklı tiplerinin keşfedilme sırasını belirtiyor. Örneğin H5N3 tipi virüsün Hemaglutinin proteini, H9N5'ten önce keşfedilmiştir.

Bu isimlendirmenin kökenleri, Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) 1980'de işleme soktuğu isimlendirme kurallarına dayanmaktadır. Normalde virüslerin adı H1N1 gibi isimlendirmelerden çok daha uzundur. Kurallara göre ismin başına eğer virüs insanda tespit edilmediyse, tespit edildiği hayvanın adı; keşfedildiği coğrafi bölge; soy hatlarının sayısı; virüsün izole edildiği yıl ve protein antijen tipi eklenmek zorundadır. Dolayısıyla 2009 yılında Dünya'yı kasıp kavuran meşhur domuz gribi virüsünün adı aslında H1N1 değil, A/Kaliforniya/04/2009(H1N1)'dir. 2015 itibariyle bilinen Hemaglutinin sayısı 18, Nöraminidaz sayısı ise 11'dir. Dolayısıyla H18 ve N11'e kadar gidilmektedir.

Bu sayılar sadece keşif sırasını göstermektedir; virüslerin birbiriyle akrabalık ilişkisini (yakınlık ve uzaklığını) yansıtmamaktadır. Örneğin, İsveç'te 1999 yılında Larus ridibundus cinsi martılarda yeni keşfedilen virüs, genetik olarak H13'e çok daha yakın akraba olsa da, H16 olarak isimlendirilmiştir; çünkü o zamana kadar bilinen Hemaglutinin proteini sayısı 15'tir.

Peki neden bu sayılar giderek artıyor? Çünkü evrim var. Biz Influenza A virüsü ile mücadele ettikçe, o da sürekli evrim geçiriyor. Daha doğrusu olan şu: Biz bir aşı geliştirip de savunma sağladığımızda, bir suşun (örneğin H1N1'in) tamamını öldüremiyoruz. Neden? Çünkü tür (ve alttür) içerisinde çeşitlilik var. Bu çeşitlilik, işte bu H, N ve benzeri proteinleri kodlayan genlerde oluyor. Mutasyonla bu genler değişince, yüzey proteinleri de değişiyor. Bu nedenle savunma hücrelerimiz onları tanıyamıyor. İşte bunlar, bizim savunma sistemimizden kurtulup bir sene sonra yine hızla yayılıyorlar. Bu defa bilim insanları bu yeni soy hattını (suşu) tanıyor, savunma geliştiriyor; ancak evrimin de eli armut toplamıyor. Virüs evrimleştikçe biz savunma geliştiriyoruz, biz savunma geliştirdikçe virüs evrimleşiyor. Bu nedenle kimi evrimsel biyologlar buna "evrimsel silahlanma yarışı" adını veriyor. Ancak özünde, sayıların giderek artıyor olma nedeni, evrim nedeniyle virüslerin sürekli değişiyor olması...

Son olarak, neden yüzey proteinlerine bakılıyor da, daha güvenilir olan genlere bakılmıyor diye düşünüyor olabilirsiniz. Nedeni, gribin ilk olarak bu şekilde isimlendirilmeye başladığı yıllarda, gen dizileme teknolojilerinin aşırı pahalı olması ve kullanmanın çok güç olmasıdır. Günümüzde, her ne kadar bu yöntemler artık çok daha ucuz, etkili ve hızlı olsa da, geleneksel isimlendirilmenin kullanımı devam etmiştir.

Grip virüslerine verilen H1N1 gibi tuhaf isimler nereden geliyor?