Mühimme Defterleri



Divanı Hümayundan 1649 tarihine kadar çıkan bütün ferman ve beraatları, daha sonraları ise yalnız devlet işleriyle ilgili işlemlerin tarih sırasıyla özel olarak yazılı bulunduğu defterlerdir. Divanı Hümayunda müzakere edilen dahili ve harici meselelere ait siyasi, askeri, içtimai ve iktisadi önemli kararların kaydedildiği bu defterlere “Mühime Defterleri" adı verilmiştir.

Divanı Hümayun’da bütün devlet işlerine dair sadır olan ferman ve hükümlerin kaydedildiği ve bir bakıma Bakanlar Kurulu kararlarının kaydı mahiyetindedir. Mühimme Defterleri “Divanı Hümayun Sicilleri" olarak da bilinir. Osmanlı Devletinin merkezi karar organı Divanı Hümayun’dan çıkan ferman, beraat ve hükümlerin işlendiği kayıt defterleri durumundadır. Alınan bu kararlarla ilgili belgelerin birer örneği tarih sırasına göne bu defterlere aynen yazılırdı.

Mühimme defterleri; Divanı Hümayun’da müzakere edilen siyasi, içtimai, mali, örfi, idari kararları ihtiva etmesinin yanında Osmanlı Bürokratik düzeni içerisinde “daire-i Saadet-i Uzma’da iradat-ı seniyye ile mebeyni hümayuna takdim kılınan maruzata mahsus kalem" şeklinde de tarif edilmektedir.

Mühimme defterleri, (Divan-ı Hümayun Sicilleri olarak da bilinir), Osmanlı Devleti'nin merkezi karar organı Divan-ı Hümayun'dan çıkan ferman, berat ve hükümlerin işlendiği kayıt defterleri.

XVI. yüzyılın ortalarından XX. yüzyılın ilk yıllarına ulaşan bir dönem içinde, küçük zaman bölümleri hariç ortalama 350 yıllık zaman dilimi itibarıyla, kültür ve tarih zenginliğini ihtiva eden Mühimme Defterleri, Osmanlı Arşivi defter serîleri içinde önemli yer tutar. Ana konularını; devleti ilgilendiren siyasi, iktisadi, kültürel, sosyal ve harp tarihine dair üst düzey kararlar teşkil eder. Kararlarla ilgili belgelerin birer örneği tarih sırasına göre bu defterlere aynen yazılırdı. II. Mehmed (Fatih) dönemindn (1451-81) başlayarak divan kararlarının tümünü içeren mühimme defterleri, bir bütünlük taşıyordu. 1649'dan sonra ferman ve hüküm konusu olmayan, ama divanda sonuçlandırılan öbür işlemler için şikayet, rüus, tahvil ve name defterleri gibi ayrı kayıt defterleri tutulmaya başladı.

Mühimme defterleri, ferman ve kararların özüne göre dört seriden oluşuyordu:

- Divan kararlarının sırasıyla yazıldığı asıl mühimme defteleri

- Gizli tutulmasında yarar görülen karar ve fermanların yazıldığı mühimme-i mektûm defterleri

- Sefer zamanlarında cephedeki sadrazamın karargâhında yazılan ordu defterleri

- Sadrazam seferdeyken İstanbul'da sadaret kaymakamının başkanlığındaki divanlarda alınan kararların yazıldığı mühimme-i rikâb defterleri

Günümüzde Mühimme defterleri ya da tam olarak “Umuru-u Mühimme Defteri" yani, Önemli Kamu İşleri Defterlerinden T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'ne bağlı Osmanlı Arşivi Dairesi Başkanlığı'nda H. 961-1333 /M.1553-1915 ( 1553-1925 ) tarihleri arasında tutulmuş 419 adet Mühimme Defteri mevcuttur.

Mühimme defterleri, ferman ve kararların özüne göre dört seriden oluşuyordu:

- Divan kararlarının sırasıyla yazıldığı asıl mühimme defteleri

- Gizli tutulmasında yarar görülen karar ve fermanların yazıldığı mühimme-i mektûm defterleri

- Sefer zamanlarında cephedeki sadrazamın karargâhında yazılan ordu defterleri
-Sadrazam seferdeyken İstanbul'da sadaret kaymakamının başkanlığındaki divanlarda alınan kararların yazıldığı mühimme-i rikâb defterleri

Günümüzde T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'ne bağlı Osmanlı Arşivi Dairesi Başkanlığı'nda H. 961-1333 /M.1553-1915 tarihleri arasında tutulmuş 419 adet Mühimme Defteri mevcuttur.

Mühimme-i mektûm defterleri: Mühimme Defterlerinin bir seriyesi olan ve gizli tutulmasında yarar görülen karar ve fermanların yazıldığı defterlerdir.

OSMANLI DEVLETİ TARİHİ ARAŞTIRMALARINDA MÜHİMME DEFTERLERİNİN YERİ



Tarih araştırmalarının güvenilirliği sunulan bilgilerin belgelere dayanması ile mümkündür. Bu amaçla son yıllarda belgeye ulaşım imkanı sağlayacak araştırmaların giderek arttığı görülmektedir. Ancak hem Türkiye hem de bir çok devlet için önem arzeden Osmanlı Arşivlerindeki belgelerin çoğunun henüz tasnif edilmemiş olması bu alanda daha çok çalışılması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Belgeye yönelik bu tür çalışmaların arttırılmasının gerekliliği Başbakanlık Osmanlı Arşivindeki belgelerin çokluğunun yanında belgeye ulaşmada ön hizmeti vermek ve araştırmacılara (özellikle Ankara ve İstanbul dışında) kolaylıksağlamak açısından önem arz etmektedir.

Divan-ı Hümayun, Osmanlı merkez teşkilatı içerisindeki en önemli kuruluştur. Siyasi, askeri ve mali konuları görüşerek karara bağlayan, her türlü dava ve şikayetlerle ilgilenen çok yönlü bu kuruluşun, Türk İslam tarihi içerisindeki bir çok devlette gördüğümüz divan sisteminin gelişmiş bir devamı olduğunu söylememiz mümkündür. Fatih Sultan Mehmed’le birlikte kaideleri ve teşrifat kuralları tesbit edilerek müesseseleşen Divan-ı Hümayun’un çalışma tarzı ve faaliyetlerini anlayabilmenin en önemli yollarından biri de Mühimme defterlerinin gün ışığına çıkartılmasıdır. Mühimme defterleri üzerinde çalışmanın önemi, içerisindeki hükümlerin dönemin sosyal hayatıyla doğrudan ilgili konuları ihtiva etmesi dolayısıyla Osmanlı Devletinin sosyal tarihi ile alakalı bilgilere ulaşma ve tahlil etme imkanı sağlamış olmasıdır.

Bürokratik işlemleri genellikle defter esasına dayalı Osmanlı Devlet düzeninde Divân-ı Hümayûn kalemlerinin büyük önemi bulunmaktadır. Devlet fonksiyonlarının kayıt altına alındığı kalemlerde çok sayıda defter teşekkül etmiştir. Ancak bunlar içerisinde Mühimme, Ahkam ve Tahrir defteri gibi özel öneme sahip defterler ön plana çıkmıştır. Osmanlı Devletinin karar alma aşamasında en yetkili organı olan Divân-ı Hümayûn’un faaliyet alanını tesbit etmeye, o devirde meydana gelen ve mühim sayılarak Mühimme defterlerine kaydedilen olayları anlamak amacıyla bu alanda çalışmayı uygun bulduk. Daha önce yayınlanmış çoğunluğu 17.yüzyıla ait Mühimme defteri çalışmalarına yüzyılın sonlarına ait 107 nolu Mühimme Defteri (1694-1695) seçilerek katkıda bulunmak gayesi düşünülmüştür.

1-Mühimme defterlerinin Tanımı



Divân-ı Hümayûnun muntazaman yapıldığı zamanlarda her divan toplantısında müzakere edilen siyasî, ictimaî, malî, örfî, idarî kararların kaydını ihtiva eden defterlere mühimme defterleri denir.Osmanlı bürokratik düzeni içerisinde mühimme “ Daire-i Sadâdet-i Uzmâ’da iradât-ı seniyye ile mabeyni hümayûna takdim kılınan maruzata mahsus kalem"şeklinde de tarif edilmektedir. Osmanlı merkez karar organı olan Divan-ı Hümayûn’da dahili ve harici meselelere ait siyasî, askerî ve sosyal önemi haiz bir çok konunun müzakere edilip karara bağlandığı defterler olan Mühimme defterlerindeaçıklandığı üzere bir çok konuya ait hükümler bulmak mümkündür. Konuların veya hükümlerin hangi kritere göre mühim sayılıp deftere kaydedilme gereği duyulduğu konusu netleşmiş değildir. Divan kalemlerinin şefi olan Reisülküttab’ın “ehemm-i umûr"dan saydığı konuların yazımı ile mühimme defterleri oluşmuştur. Bu gün bize hiç de önemli gelmeyen bazı konuların o günün şartları içerisinde önemli sayıldığını görmek mümkündür.

Defterlerdeki kayıtlar asıl fermanların suretleri hüviyetindedir. Sadrazam’ın başkanlığında Kubbe Vezirleri, Anadolu ve Rumeli Kazaskerleri, Defterdar ve Nişancı’nın katıldığı divan toplantılarında alınan kararlar, Padişah tasdikinden geçtikten sonra kronolojik sıra ile defterlere kaydedilir. Divan kalemlerinde hazırlanan bu defterler, maliye defterlerine göre daha geniş ebatlarda olduklarından diğer defterlerden ayırt edilebilir. Mühimme defterlerinde umumiyetle Osmanlı devletinin merkez ve taşra teşkilatındaki idarî ve askerî organların yapısı, çalışma tarzı, harp tarihi ve devletin gayri müslim cemaat ile ilişkileri, hac siyaseti, mukaddes beldelerin muhafazası ve idaresi, ilmî faaliyetler gibi ehemmiyetli mevzularda malumat bulmak mümkündür.

Mühimme defterlerine hükümlerin ortaya çıkmış olduğu divanlara göre; mühimme, rikab mühimmesi, ordu mühimmesi, kaymakamlık mühimmesi, mektum mühimmesi ve Mısır mühimmesi gibi değişik adlar verilmektedir.Mühimme defterleri Padişah’ın İstanbul veya Edirne’de bulunduğu sırada Sadrazam başkanlığında toplanan divandan çıkan mühim emirlerin kaydolunduğu defterlerdir. Rikab mühimmesi, sadrazam seferde olduğu zaman yerine bakan ve rikab kaymakamı denilen bir vezirin başkanlığında toplanan divandan çıkan kararları ihtiva etmektedir. Ordu mühimmesinde, serdar-ı ekrem olan Sadrazam’ın ordunun başında seferde iken topladığı divanda alınan kararlar yer almaktadır. Kaymakamlık mühimmesi ise Padişah ve Sadrazam’ın birlikte seferde olduğu veya İstanbul dışında bulundukları sırada başkentte bırakılan kaymakam riyasetinde toplanan divanda alınan kararların kaydedildiği defterlerdir. Devlet yönetimi açısından çok gizliliği olan özel önemdeki hükümlerin kaydedildiği Mektum mühimmesinin sayısı onu geçmemektedir. Mısır’ın merkezden uzak olması ve bölgesinde önemli bir mevkide olma eğilimini kazanmasından dolayı divan oluşumu kendiliğinden meydana gelirken burada görüşülen konularla Mühimme-i Mısır adlı defterler oluşmuştur.

2-Mühimme Defterlerinin Tarihi Gelişimi



Divan-ı Hümayûn 14. yüzyıldan itibaren yazışmalarını, müzakere sonucu aldığı kararları, ferman ve beratları düzenlemek üzere divan ve maliye kalemlerine havale etmek suretiyle yürütmüştür. Osmanlılar 15. yüzyılın ilk yarısında tahrir defterleri tuttuklarına göre divan müzakeresine ait defterlerin de Fatih devrinden itibaren tutulmuş oldukları kuvvetle muhtemeldir. Divan-ı Hümayûn’un Paşa Kapısı’na naklinde diğer defterlerle birlikte mühimme defterleri de oraya nakledilmiştir.

Divan kalemi katipleri ferman şeklinde düzenlenen kararları yıllar boyunca aynı başlıklardaki defterlere kaydetmişlerdir.

Böylece divan kalemlerinde 45 çeşit defter türü ortaya çıkmıştır. Divan kalemleri zamanla Reisülküttab ve maiyetindeki beylikçi idaresinde divan kalemlerine ait mühimme, şikayet, tahvil, ruus vb. gibi defterlerin bulunduğu Divan-ı Hümayûn odasını oluşturmuştur.

Mühimme defterlerinin terkibinde şekil ve muhteva yönünden bir tekamülden söz edilebilir. Klasik döneme ait 1553-1642 yıllarına ait ilk defterler başlık taşımazlar. İlk dönem Mühimme defterlerinde yazılar daha karmaşıktır. İlk sayfalarda başlık yerine sadece kayıt tarihini belirten toplantı günü ve onun hemen altında ay ve yıl yazılıdır. 90 nolu mühimme defterinden itibaren defterlerin ilk sayfalarında hükümlerin hangi sadrazam zamanında çıktığı ve hangi reisülküttabın başkanlığında kaleme alındığını belirten başlıklar görülmektedir. 1649 yılına kadar bütün fermanlar ve hükümler, bu tarihten itibaren yalnız devlete ait işler kaydolunmuş, şahsî davalara veya şikayet konularına ait fermanlar ise şikayet defterlerine kaydolunmuştur. Mühimme defterleri serisinde 263 adet defter mevcuttur. 1553 yılından önceki Mühimmelerin durumu hakkında pek fazla bilgi bulunmamaktadır. Buna göre Mühimmelerin kronolojik olarak başlangıç ve bitiş tarihi 961-1323h/1553-1905m’dir. Bu defterler arasında 20 nolu Mühimme defteri kayıptır. 1-80 arası Mühimmelerin latin harfleri ile hülasa ve indeksleri hazırlanmıştır.

Reisülküttab’ın görevini Hariciye nazırına devrettiği nezaretler döneminin başlamasıyla Mühimme kayıtları Hariciye nazırı denetiminde yürütülmüş ve 1797 yılında mühimme odası kurulmuş, bürokratik bir daire hüviyetini kazanarak daha önceki görevlerini devam ettirmiştir.

18. yüzyılda Osmanlı bürokrasi terimlerine bir yenisi eklenmiştir, Mühimmenüvist yani mühimme emirlerini yazan katip. Bunlar Divan-ı Hümayûn’un mühim olarak vasıflandırdığı konuları kaleme almakla görevli olmalarından dolayı diğer katiplerden daha imtiyazlı, güzel yazı yazan, temiz giyimli, güvenilir ve görevine bağlı kimselerdi. Mühimmenüvistler başka yazı ile meşgul olmazlardı.

Klasik döneme ait ilk defterlerde başlık kullanılmamıştır. Buna mukabil 17. yüzyıl ortalarından itibaren hükümlerin hangi tarih ve kişilerin dönemine ait olduğunu gösteren başlıklar konulmaya ve yazı daha sanatkarâne olmaya başlamıştır.

3-Bürokratik Fonksiyonu



Osmanlı Divan-ı Hümayûn’u, arşiv diyebileceğimiz (hazîne-i evrak) defter hazinesi ile iç içe çalışmıştır. Bu yakınlaşmanın tabi bir sonucu olarak bürokratik işlem akışında hızlılığı görmek mümkündür. Yazışma kurallarına göre yetkililerin kanunlara uygun arzları ve beldelerin nizamına dair hükümler, divan kalemi katiplerince mîrî işlerden sayılan cizye, avârız, mukâtaa ile ilgili hükümler maliye katiplerince maliye defterlerine kayıt oluna gelmiştir.

Arşivlerimizdeki esas malzemeyi defterler oluşturmaktadır. Zira Osmanlı bürokrasisinde asıl olan defter sistemi idi. Defterlerde genellikle görüşülüp karara bağlanan hususlar ya özet halinde ya da aynen kaydedilirdi. Bu defterlere Divan-ı Hümayûn’da Padişah emri niteliğinde çıkarılan fermanların hepsi büyük ölçüde özet şeklinde kaydedilmiştir.Böylece Mühimme defterlerindeki hükümler Divan-ı Hümayûn’un hangi konuları inceleyip karara bağladığını ve yetki alanlarını tesbit etmemizi sağlayan birincil kaynak düzeyindedir. Hükümlerin Mühimme defterlerine aktarılış biçimlerinden kararın nasıl verildiğini, neye dayandırıldığını, karara esas teşkil etmesi gereken görüşme ya da inceleme aşamalarını anlamamız mümkün değildir.

Hükümlerin arka planındaki bu karanlığa ise kararın verilmesine esas olan evrakın dağınık ve karışık olması ve Divan-ı Hümayûn’da zabıt tutulmamasının sebep olduğu düşünülebilir.

Gelişme döneminde Divan-ı Hümayûn’a bağlı olan kalemler devletin merkez bürokrasisinin en üst kademesini oluştururdu. Devletin önemli işleri Divan-ı Hümayûn’da karara bağlandığından bu kararların gerek hazırlık gerek uygulama safhalarında divana bağlı kalemlerde hazırlandığı görülmektedir. Mühimme denilen müzakere ve kararların tesvid, tebyiz ve tali işler hariç emir ve hüküm suretlerini yazan kalem Divan-ı Hümayûn kalemi bir diğer adı ile “beylikçi kalemi"dir. Divan-ı Hümayûn bürokrasisinin tüm işlerinin yapıldığı beylik kaleminin umûr-ı âleme müteallık belgeleri düzenlediği anlaşılmaktadır. Divan-ı Hümayûn’da karara bağlanan işlerin hüküm müsveddeleri genellikle burada hazırlanırdı. Beylikçi’nin veya Reisülküttab’ın kontrolünden geçtikten sonra son hallerini alırlardı. Hazırlanan hükümler Nişancı’ya gönderilir ve onun kontrolünden geçtikten sonra tuğrası çekilerek deftere kaydedilirdi.

4-Diplomatik Yönden İncelenmesi



Mühimme defterlerindeki kayıtların, muhatap makama gönderilen ferman veya beratların kopyaları olduğu daha önce belirtilmişti. Mühimme defterleri name, emir veya hüküm ile benzerlerinin tam metnini kapsamamakta, elkap ve öteki formalite kısımları terkedilerek ya da kısaltılarak asıl konuyu ihtiva etmektedir. Ferman, berat, nişan gibi Osmanlı diplomatik belgelerinde muayyen bir yazma formülü tatbik edilmiştir. Buna göre bu belgeleri 10 kısımda incelemek mümkündür;

1-Davet
2-Tuğra
3-Ünvan ve Elkab
4-Muhatabın adı ve lakabı
5-Dua
6-Nakil ve İblağ
7-Emir
8-Tekit ve Tehdit
9-Tarih
10-Yer

Belgelerin en üstünde davet formülü bulunurdu. Bu besmelenin kısaltılmışı olan “b" olacağı gibi Allah lafzının kısaltılmışı olan “hüve" şeklinde de olabilirdi. Davetten sonra Padişah’ın alameti olan tuğra, Tuğrakeş veya Nişancı tarafından sanatkarâne bir şekilde çekilirdi.

Davet ve tuğra Mühimme defterlerinde yer almazdı. Çünkü Mühimme defterlerindeki hükümler daha önce de belirtildiği gibi esas belgelerin suretleri ve müsveddesi konumundadır.

Ünvan ve elkab bölümünde, Padişah başka bir hükümdara mektup gönderecekse önce kendi ünvan ve elkabına yer verir. “Ben ki Sultânü’s-Selâtin, Burhânü’l-Hevâkin, Tâc-ı Bahş-ı Hüsrevân, Rûy-ı Zemîn, Zıllullâhi fi’l-Arzîn..." gibi cümlelerden sonra hakim olduğu ülkeleri bir bir sayarak kendini tanıtır ve yüceltirdi. Mühimme defterlerinde suretleri kaydedilen ferman ve nâme-i hümayûnlarda Padişah’ın ünvan ve elkabına yer verilmezdi.

Sonraki formül ise muhatabın elkabıdır. Padişah’ın ünvan ve elkabı sona erdikten sonra hitab edilenin rütbe, mevki ve mensub olduğu sınıfa uygun olan elkab kullanılırdı. Yine hitab edilen kişinin rütbe ve mevkine göre ayrı ayrı formüller geliştirilmiştir. Mühimme defterlerinde muhatabın elkabına nadiren yer verilir umumiyetle “Rumeli Beylerbeyine hüküm ki" gibi hitab edilenin rütbe ve mevki veya ismiyle doğrudan konuya girilmiştir.

Elkabtan sonra dua ve hayır cümlesi gelmektedir. Burada da muhatabın mevkii ve sınıfına dikkat edilir. Mesela kadılar için “zîde fadluhu", Hrıstiyan hükümdarlar içinse en çok kullanılan formül “hutimet avakıbuhu bi’l-hayr"dır.

Buraya kadar olan kısım belgenin giriş kısmıdır. Sonra asıl mevzuya girilir. Birinci bölüm nakil ve iblağdır. Burada bir olay anlatılmakta, hükmün yazılmasına sebeb olan konu açıklanmaktadır. Kullanılan umumi formül “tevkîi refîi hümayûn vasıl olıcak malum ola ki" şeklindedir. Mühimme defterinde ise “mektup gönderip" veya “adam gönderip" şeklindedir.

“Buyurdum ki" formülü ile başlayan kısım emir kısmıdır. Ne yapılması, nasıl hareket edilmesi gerektiği muhataba bu kısımda emredilmektedir.

Emir cümlesini takiben sadece “şöyle bilesiz", “alamet-i şerife itimat kılasız" gibi formüller ile te’kit ve tehdit rüknü işlenmiş olur. Burada fermanda belirtilen emir üzerine hareket edilmesinin gerekliliği ve zorunluluğu belirtilmek istenmektedir.

Fermanlarda te’kit ve tehdit formülünden sonra tarih kısmı bulunur. Tarihlerin başında genelde “tahrîren fî", bazen de “hurrire" ibaresi yer alır.

Mühimme defterlerindeki hüküm tarihlerinin yazılışı ilk dönemlerde başlık, tarih atılması suretiyle olmuştur. Daha sonraki yıllarda bu usulden vazgeçilerek günler “evâil", “evâhir" ve “evâsıt" tabirleri ile onarlı dilimler halinde ifade edilmeye başlanmıştır. Bu ayrım 17. yüzyıl ortalarına yani Sultan İbrahim’in saltanat dönemine (1640-1648) rastlamaktadır. Bu döneme kadar tarihler ayın tarihi ile birlikte haftanın günü de gösterilmek suretiyle, başlık şeklinde üste yazılmıştır. Nadir hallerde hükmün altında da tarih kaydına rastlanmaktadır. Daha sonra başlık olarak tarih yazılması usulünden vazgeçilmiştir.

Mühimme defterlerindeki hükümlerin, divanın yapılışını takip eden günlerde kaleme alındığı muhakkaktır. Burada karşımıza tarih yanlışlıkları çıkmaktadır. Katiplerin içinde bulundukları günün tarihini atarken hataya düşmelerine çok az rastlandığından çoğunlukla geçmiş günlere ait kayıtlar yaparken ay ve haftanın gününü karıştırmalarına rastlanır. İşte bu yanlışlıklara düşmemek için ay onarlı dilimlere bölünmüştür.

Bir arz veya arzuhal divana sunulur, Mühimme defterlerinde hükümlerin üstüne kimin arzı veya takiriri olduğu yazılırdı. Arz veya takrirler tezkireci tarafından okundukça her biri hakkında hüküm buyrulurdu. Bunlar hemen ilgili vesikanın üstüne veya yanına ya da ayrı bir kağıda geçirilirdi. Divana gelen meselelerden gerekli görülenler ise şifahen veya bir telhis ile arzedilmekte ve ferman Hatt-ı Hümayûna göre yazılmaktaydı. Mühimme defterlerinde hangi hükümler için Hatt-ı Hümayûn çıkarıldığını görmek mümkündür.

Divandan karar çıktıktan sonra hükmün mahiyetine ve önemine göre Nişancı, Reisülküttab veya katiplerden biri tarafından müsvedde yapılır. Hüküm müsveddeleri katipler tarafından yapıldığı takdirde Reisülküttab tarafından görülüp düzeltilir, “ba tashih-i hazreti efendi" şeklinde kaydedilir. Müsveddelerin kontrolünden sonra gönderilecek ferman hazırlanıp tuğrası çekilir. 16. yüzyıla ait hükümlerin çoğunda gideceği yere ulaştırılmak üzere kime ve hangi sebeple verildiğine işaret olunmuştur.

17. yüzyıldan itibaren kayıtların mahiyetinde değişiklik olmaya başlamıştır. Bir emri değiştirecek mahiyetteki yeni bir emir, te’kit hükümleri yeniden yazılmayıp ilkinin üzerine şerh düşmekle yetinilmiştir. Divan-ı Hümayûn kaleminden diğer devlet bürolarına havaleler yapılmış bu durum belge üzerinde gösterilmiştir. Emirler daha çok kadı naibi, beylerbeyi, subaşı, ayan ve iş erlerine gönderilmiştir. Çıkan hüküm birden fazla yöneticiyi ilgilendirdiği anlarda bir sureti kaydıyla dağıtım yapıldığını görmek mümkündür.

Hükümlerin büyük kısmı taşradaki halkın ve yöneticilerin şikayeti üzerine çıkan emirleri teşkil eder. Divana başvuru, hüküm kayıtlarından anlaşılacağı üzere bizzat İstanbul’a gelinerek, mektup veya adam gönderilerek yapılmaktadır. Diğer hükümler ise ilgililere doğrudan yazılan emirler, tayinler ve talimatlardır.