Osmanlılarda Harita Kullanımı ve Haritacılık



Göçebe yaşamında bir gerekliliği olaral Türkler çok eski devirlerden beri harita yapıyorlardı. Hiç şüpheiz ki bu gelenekten gelen Osmanlılarında da harita kullanmakta idiler. Ancak erken devirlerine ait bu haritaların hiç birisi günümüze ulaşmadı.

Fâtih Sultan Mehmed’in padilaşlığında Venedik devletine karşı girişilen rekabetinde etkisi ile Osmanlı haritacılığı gelişme gösterdi.

Fatih, Batlamyus’un “Geographia" adlı eserinin tercüme edilmesini ve bu eserden hareketle bir dünya haritası hazırlanması emrmişti.
Evliya Çelebi, döninde İstanbul’da bir “esnâf-ı harîtacıyân" denilen harita çizmekle ve yapmakla meşgul olan bir esnaf gurubunun varlığından bahseder.

Evliya, birkaç lisan birden bilen, özellikle Latince’ye çok iyi âşinâ olan bu haritacı esnafının, hazırladıkları haritaları gemicilere sattıklarını belirtir ve gemicilerin bu sayede okyanuslarda ve büyük denizlerde korkusuzca gezdiklerini anlatır.


Osmanlıda Bilinen en eskisi portolan (deniz haritası) 1413 tarihini taşıyan Ahmed b. Süleyman et-Tancî’nin Karadeniz’i Atlas Okyanusu’nun doğusundaki Avrupa ve Afrika sahillerini, İngiltere adalarını gösteren deniz haritasıdır.

Yine Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesinde kayıtlı bulunan Ebü’l Hasan’a ait deniz haritası ise Avrupa, Afrika ve Osmanlı Devleti’nin üç kıtadaki topraklarını göstermektedir.

Muhtemelen Kanunî Sultan Süleyman dönemine ait olan haritada şehirler kaleler resmedilmiş, vilâyet adlandırması ile otuz altı değişik bölgenin isimleri ve bayrak şekilleri verilmiştir.

Osmanlı haritacılığının en ünlü temsilcilerinden biri de Pîrî Reis’in “Kitâb-ı Bahriyye"sidir.

Kitap Piri Reis’in amcası Kemal Reis’le birlikte başladığı gemicilikteki müşahede ve tecrübelerini aktardığı bir şaheserdir. Kitabın yazılmasında bütün bilgilerin yalnız haritalar üzerinde verilemeyeceği düşüncesinin de payı vardır.


Eserde büyük denizler ve adaları, Sultaniye, Kilitbahir ve Bozcaada’dan itibaren Ege denizi, Mora, Adriyatik kıyıları, Venedik, Anadolu’nun batı kıyısındaki ada ve limanlar üzerinde ayrıntılı bilgiler verilmektedir.

Pîrî Reis anlattığı her limanı ayrı ayrı göstermiş ve oradaki önemli binaların resimlerini çizmiştir. Kitâb-ı Bahriyye’de de sığ yerler, kumsallar, güvenli limanlar, kayalıklar, su kaynakları ve yerleşim merkezleri özenle belirtilmiştir.

Yine Piri Reis’in 1929 yılında keşfedilen meşhur dünya haritasına olan ilgi de hiç eksilmeden devam etmektedir. Mart 1513 tarihli olan ve Gelibolu’da çizilen bu dünya haritasının bugüne sadece bir parçası ulaşabilmiştir.

1517 yılında Kahire’de Yavuz Sultan Selim’e takdim edilen bu haritanın elde kalan parçası Atlas Okyanusu’nun iki kıyısında İspanya, Portekiz ve Batı Afrika ile Amerika’nın doğu kısımları, Florida ve Antiller’i göstermektedir.


Seyyid Lokman’ın Sultan III. Murad Şehinşahnâmesi’ndeki minyatürde bir yer küresi bulunmakta ve üzerindeki dünya haritasında yeni keşfedilen yerlerin Pîrî Reis’in haritalarına göre daha doğruya yakın çizilmiş olduğu görülmektedir. Bu durum, Pîrî Reis’ten sonra meydana gelen gelişmelerin takip edildiğini ortaya koymaktadır.


Osmanlı haritacılık tarihinin bel kemiğini oluşturan İbrahim Müteferrika’nın (ö.1745) bu sahadaki faaliyetleri, o günün Osmanlı haritacılığını daha üst seviyeye taşıma amacına yönelik hedefler gütmekteydi. Yeni bir dönemin açılmasına ön ayak olmuş bu gayretlerin dünya haritacılık tarihinde de anlamlı bir yeri vardır. Muasır bazı Batılı eserler, onun matbaasındaki altı makineden ikisini harita basımına tahsis ettiğini bildirmektedir.

Çeviri harita ve atlasların ortaya çıkarılması ve basma haritaların yaygınlaştırılması meseleye sahip çıkılıp kavrandığının işareti sayılabilir.

Aynı kategoride Ressam Mustafa’nın 1768 tarihli Avrupa haritası yine bu yıla ait Kırım ve Nogay memleketi haritası gibi dağınık bölge haritaları da bulunmaktadır.

Sulu boya kullanılarak yapılmış harita defterleri ise geniş bir çevreye yayılmış olan aynı tarihlerdeki alâkanın ifadesidir.

Çeviri harita ve atlas basımlarına özellikle, 1797'de müderris Abdurrahman Efendi yönetiminde açılan ve harita basımı için bir “harita destgâhf (tezgâh) ayrılan Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyun Matbaası’nda devam edilmiştir. Asya, Avrupa, Afrika ve Amerika kıta haritaları (1797), daha sonra da Akdeniz.

Karadeniz ve Marmara denizinin portolan haritaları basıldı. Çeviri harita ve atlas basımı XIX. yüzyılın başlarından itibaren hızlanmış ve bunların etrafında modern anlamda yeni çalışma ve araştırma alanlarının oluşmasına katkıda bulunmuştur.