Ekümen Partik ve Ortodox Hiyerarşi

Ekümen patrikliğin kuruluşu



İstanbul, Hırıstiyanlığın ilk zamanlarında Antakya Patrikliği’nin Heraclia (Ereğli) metropolidliğine bağlı bir episkoposluk idi. İstanbul Rum Ortodoks Patrikliği, Mîlâddan Sonra IV. asırda Roma İmparatoru I.Constantinus tarafından kurulmuştur.Ancak havari kilisesi olmayıp, idarî bir makam yani dinî işlerin yürütülmesinde devlete muhatap ve mesul yegâne merci idi. (Havârî kilisesi, Hazret-i Îsâ’nın 12 havârisinden biri tarafından kurulan kilise demektir. )

“Tek kilise, tek devlet" prensibine uygun olarak zamanın imparatoru, 381 tarihli İstanbul konsilinde, İstanbul Patrikliği’nin diğer beş patriklik ile eşit statüde olduğunu, hatta eşitler arasında birinci (Primus İnter Pares) olduğunu ruhanilere kabul ettirdi.

XI. asırda Hıristiyanlığın Katolik ve Ortodoks diye bölünmesi ile Roma ve İstanbul kiliselerinin ayrılması üzerine, Bizans sınırları içindeki Antakya, Kudüs, İskenderiye ve Tûrisinâ patriklikleri idarî açıdan İstanbul’a bağlı kabul edilmişti.

Yani bunlar ruhânî (dinî) işler bakımdan statülerini korumuş; ama devletle münasebetlerde yalnızca İstanbul Patriği muhatap alınmıştır. Fener Patrikhânesi’nin ekümeniklik, yani dünya Ortodoksları üzerindeki en yüksek ruhânî merci olma keyfiyeti bu hâdiseye dayanır.

Fetihden Sonra



İstanbul’un fethinden sonra Osmanlı hükümeti de kendi menfaati açısından faydalı görerek bunu kabul etmiştir. Nitekim o zamanlar Ortodoksların haylisi Osmanlı vatandaşıydı. Ekümenik (veya ökümenik), cihanşümul, evrensel demektir ve Yunanca oikos (ev) kelimesinden gelir. Oikoumene, “üzerinde insan yaşayan her yer" demektir.

İstanbul Patrikhânesinin ekümenik sıfatı, biraz da bütün Ortodoks Hıristiyanları birleştirme ülküsünü ifade eder. Benzer bir durum Roma’daki Papa için de söz konusudur. Katolik de zaten üniversal demektir.Türkler İstanbul’u alınca şehrin halkı Katoliklerle birleşmek hususunda ikiye ayrılmıştı.

Patrik II. Athanasios, buna karşı çıktığı için azledildiğinden patriklik makamı boştu. Fâtih Sultan Mehmed, Rumların seçtiği Genadios adında münzevi bir papazı kayd-ı hayat şartıyla Ekümenik Patrik (bütün Ortodoksların patrikliği) tayin etmiş ve kendisine vezir rütbesini vermiştir. Bu vazife tevdii esnasında, Roma İmparatorlarının tatbik ettiği ananevî merasimler tatbik olunmuş; meselâ padişah patriği ayakta karşılayıp uğurlamış, kendisine âsâ ve has ahırdan saf kan bir at hediye edilmiştir. Bu sebeple Fâtih, ekseri Avrupalı tarihçilerce Doğu Roma İmparatoru olarak görülmüştür. Çünkü imparator, patriği tayine salâhiyetli tek makamdır.

İdari yapılanma



Patrik, önceleri Fâtih-Draman semtinde otururdu. 1587’de Fener’e taşındı. O zamandan itibaren de makamı Fener Patrikhânesi diye anılmıştır.Ortaçağda, mahalle papazlarını salâhiyetli piskoposlar tayin eder; piskoposları da bağlı rahipler seçerdi. Boşalan piskoposluktaki rahipler üç isim tespit edip eyalet piskoposuna bildirir; bu da bir tanesini seçerdi. Metropolitler de Sinod denilen ruhânî meclisin tespit ettiği namzetler arasından patrik tarafından seçilirdi. Patriği ise, Sinod’daki metropolitlerin tespit ettiği üç isim arasından imparator seçerdi. Diğer patrikleri kendi kiliselerindeki sinodlar seçer; vazife yapabilmeleri için ayrıca kendilerine merkezden berat verilirdi.

Osmanlılar zamanında patrik ve diğer ruhânîlerin tayin ve azlinde, Bizans’taki usûl sürdürüldü. Şu kadar ki, imparatorun yerini artık padişah almıştı. Patrikten sonra taşralarda metropolit, piskopos ve eksarh gelirdi. Metropolitler, çok sayıda papazlık bölgesine ayrılmış olan kendi mıntıkasında patriğin vekili olarak ruhânî işleri idare ederdi.XIX. asırda Osmanlı ülkesinde dört patriklik (İstanbul, Kudüs, Antakya, İskenderiye), iki başpiskoposluk (Kıbrıs, Tûrisinâ), 33 piskoposluk, 96 metropolitlik mevcuttu.[Ermenî, Süryânî ve Marûnî kiliseleri Ortodoks değil, Monofizisttir. Nestûrî kilisesi de ayrıdır. Hepsinin farklı inançları vardır.]

Rum Patrikliği, Tanzimat ve Islâhat fermânlarıyla getirilmesi öngörülen imtiyazlara karşı çıktı. Çünki o zamana kadar Rumlar, yani Ortodokslar en imtiyazlı azınlık durumundaydı. Şimdi diğer azınlıklarla, özellikle aşağı gördükleri Yahudîlerle aynı seviyede tutulmak onlara çok ağır gelmişti. 1856 tarihinde Islâhat Fermânı okunup atlas kesesine konulduktan sonra İzmit metropolitinin, “İnşallah konulduğu keseden bir daha çıkmaz!" sözüyle memnuniyetsizliğini gösterdiği; Rum cemaatinin de “Devlet bizi Yahûdîlerle beraber etti. Biz İslâm’ın tefevvukuna (üstünlüğüne) râzı idik!" diyerek fermândan hoşnutsuzluklarını belirttikleri rivâyet edilir.

Patrikhanenin son yüzyılı



Osmanlı hâkimiyeti esnasında Bulgar, Sırp ve Rumen kiliseleri Fener Patrikhânesine bağlandıysa da, bağımsızlık hareketlerinin ardından 1833’de Yunan, 1870’de Bulgar ve 1885’de Rumen kiliseleri Fener Patrikhânesi’nden ayrıldı. II. Meşrutiyet devrinde, İttihad ve Terakki Cemiyeti başa gelince, ilk işi olarak Balkan kiliselerini birleştiren bir kanunu kabul etti. Bu hâdise, Balkan devletlerinin ittifak ederek Osmanlı Devleti’ne saldırmasında ve Rumeli’nin kaybedildiği Balkan Harpleri’nde mühim bir sebep oldu.

Maamafih Ortodokslukta, Katoliklikte olduğu gibi patriğin dünyevî hâkimiyeti söz konusu değildir. Patrikhaneye Vatikan gibi bir devlet kurması için toprak tahsis edilse bile, dinî sebeplerle bunu yapması mümkün değildir! Patrik, İstanbul’a hâkim olan dünyevî otoriteye tâbidir. Buna öncelikle Ortodoks Hıristiyan inancı mânidir. O halde ekümenik, dünyevî hâkimiyeti değil, bütün Ortodokslar üzerindeki ruhânî hâkimiyet ülküsünü sembolize eder.Roma ve Osmanlı imparatorluğu zamanında ekümenik olan İstanbul Patriği, kim ne derse desin, ekümenik sıfatını kullanmaya devam edecektir. Çünki bu, o makamın tarihten gelen bir hususiyetidir. Fener Patrikhânesi’nin resmî adı, Rum Ortodoks Ekümenik Patrikliğidir.

Ortodoksluk



Ortodoksluk Hristiyanlığın üç büyük mezhebinden biri. Ortodoks (yunanca "orthos" doğru ve "doksa" inanç kelimelerinin birleşmesiyle meydana gelmiş "doğru inanç" anlamını ifade eder. "Doğu kilisesinin güttüğü mezhep, bu mezhebe uyan kişi" demektir. Ortodoksluk dışındaki diğer iki mezhep, Katoliklik ve Protestanlık'tır. Ortodoksluk 1054 yılında Roma'dan ayrılmıştır. Herhangi bir alanda geleneklere sıkı sıkıya bağlı olan, vahye ve meşru kilisenin kararlarına uygun doktrin ve düşüncelerin tümüne de Ortodoksluk adı verilir.

Batı dillerinde Sünni Müslümanlar için de doğru inanç sahibi anlamında "ortodoks" terimi kullanılır. Hristiyan dünyasında hatalı olduğunu ve doğru görüşten saptığını kabul etmeyen hemen her kilise, bir bakıma kendisini "ortodoks" diye tanıtır.

Ortodoksluk, kuruluşunu Hz. İsa'ya kadar götürür. Ortodoksluk, IX. yy.dan sonra Islavlar arasında yayılmaya başlamıştır. Aynı yüzyılda Bulgarlar ve Sırplar da Ortodoksluğu kabul etmişlerdir. Rus Ortodoks kilisesi 1917 İhtilali'nden sonra Patriklik haline getirilmiştir. Doğu ve Batı kiliseleri arasındaki ilişkilerin bozulması da bu döneme rastlar.

Ortodoksluğun en büyük ruhani lideri, Ortodoks Cihan Patrik'i (Patrik Ökümenik)İstanbul (Fener)'da oturur. 1453te Bizans İmparatorluğu Türklerin eline geçince, Patriklik Ortodoks-Osmanlı münasebetlerinin resmi kurumu olarak görev yapmıştır. Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethettiği zaman (1453) Patrik'i de himayesine almış, böylece bir Katolik-Ortodoks ittifakını ve iki kiliseninOsmanlı İmparatorluğu 'na karşı tek cephe oluşturmasını önlemiştir.

Ortodoksluğun diğer patriklikleriİskenderiye ,Kudüs veAntakya'dır. Zamanla cemaatler arasında baş gösteren dini anlaşmazlıklar Doğu Ortodoks Kilisesi'nde de bölünmelere yol açmıştır. İstanbul Ortodoks Kilisesi de, Rum Ortodoks; Ermeni Ortodoks; Süryani Ortodoks olmak üzere başlıca üç kola ayrılmıştır. Rumlar İstanbul'u; Ermeniler, Erivan'ı; Süryaniler deMardin'i merkez edinmişlerdir.


Tanzimat Fermanı(1839)'nın ilanı üzerine, Osmanlı İmparatorluğu hudutları içinde yaşayan Ortodoks azınlıklara da diğerlerine tanınan haklar fazlasıyla verilmiştir. Ancak bunlar, Osmanlı imparatorluğunun toleransını kötüye kullanarak özellikleI. Dünya Savaşı'ndan sonra müslümanlar aleyhine faaliyet göstermişler; din perdesi altında,Anadolu'da Büyük Yunanistan'ın kurulması yolunda gayret göstermişlerdir.


Papa XXIII'in Johannes gayretiyle (1962) Ortodoks ve Katolik kiliselerinin birleştirilmesi cihetine gidilmiş, Rodos'ta toplanan (Eylül I963) Ortodoks kiliseleri konferansında bu görüş benimsenmiştir.

Neticede Ortodoks kiliseleri baş patriği Athenagoras ile Papa VI. Paulus Kudüs'te buluşarak (Ocak 1964, Aralık 1965) 900 yıl önce konan aforozu geri almışlardır. Bununla beraber her iki kilise de, biri diğerine bağlı olmaksızın varlığını bağımsız olarak sürdürmektedir.

SonFener Rum Patriği'nin ölümü üzerine boşalan Patriklik makamına Dimitri Bartalameos (Ekim1991) seçilmiştir.

Meryem ve İsa'nın tanrısal doğası



İsa'da hem insani hem de tanrısal özellikler bulunmaktadır, bu özellikler Meryem İsa'yı doğurmadan önce de bulunmaktaydı İsa Tanrı olarak baba ile aynı özden, İnsan olarak da günahlar hariç insanlarla aynı özdendir. Dolayısıyla Meryem sadece İnsan olan İsa'nın değil Tanrı olan İsa'nın da anasıdır ve ona Tanrı Anası anlamına gelen Theotokos denilmelidir.

Bu farklı doğalar birleşmeden sonra hiçbir şekilde değişime uğramayıp kendi özelliklerini muhafaza etmişlerdir.

Çarmıhta acı çeken İsa'nın sadede İnsani doğasıdır, bu acı Tanrısal doğa'ya dokunmamıştır.

Aslında Diofizit görüşe yakın olan bu karara itiraz eden Monofizit piskoposlar kendi bağımsız kiliselerini kurmuşlardır.

Kilisenin yapısı



Ortodoks Kilisesi, her ülkede ayrı örgütlenmişdir. Her bağımsız ortodoks kilisenin bir başpiskoposu ve ona bağlı piskoposları bulunur. Başpiskopos kendi piskoposlarını seçer ve piskoposlarından oluşturduğu meclis ile (Sen Sinod) şehirlerin veya bölgelerin başında bulunan piskopos ya da metropolitleri vasıtasıyla tüm ülkedeni kiliselerin dini reisi olur.

Patrik, Katoliklikteki gibi devlet başkanı statüsünde değildir, diğer kendisi de bir başpiskopos olup sadece saygınlık bakımından diğerlerinden üst seviyededir ancak diğer başpiskoposların yönetim bölgelerine müdahale yetkisi yoktur.

Ortodokslukta Patriklerin ya da piskoposların yanılmazlık özellikleri yoktur bunun ifadesi dahi şirk kabul edilir.

İnanç Sistemi



* Patrik ruhani başkandır, yanılabilir.
* Roma Katolik Kilisesi evrensel değildir, papa gibi o da yanılabilir.
* Ruh-ül Kudüs, Sadece Baba'dan çıkmıştır.
* İsa hem insan, hem tanrı tabiatına sahiptir.
* Sadece Meryem ve aziz ikonalarına saygı gösterilir
* Komünyon (Kudas) ayininde ekmek mayalı olmalıdır ve şarap sulandırılmalıdır.
* 7 sakrament vardır.
* Patrik, başpiskopos, piskopos ve keşişler dışındaki papazlar evlenebilir.
* Sadece ilk 7 konsilin kararları kabul edilmelidir.

Ortodoks Kiliseler



* İstanbul Rum Ortodoks Patrikliği(6 milyon)
* İskenderiye Ortodoks Patrikliği(350 bin)
* Antakya Ortodoks Patrikliği(750 bin)
* Kudüs Ortodoks Patrikliği(60 bin)
* Rus Ortodoks Kilisesi(95 milyon)
* Sırp Ortodoks Kilisesi(8 milyon)
* Romen Ortodoks Kilisesi(17 milyon)
* Bulgar Ortodoks Kilisesi(8 milyon)
* Gürcü Ortodoks Kilisesi(5 milyon)
* Kıbrıs Ortodoks Kilisesi(450 bin)
* Yunan Ortodoks Kilisesi(9 milyon)
* Polonez Ortodoks Kilisesi(750 bin)
* Arnavut Ortodoks Kilisesi(210 bin)
* Ukrayna Ortodoks Kilisesi(15 milyon)
* Amerika Ortodoks Kilisesi(1 milyon)
* Çekoslovak Ortodoks Kilisesi(100 bin)
* Sina Kilisesi(9 yüz)

Ortodoksluğun başlıca özellikleri şöylece sıralanabilir:




  • l. Patrik ruhani başkandır.
  • 2. Papa, Hz. İsa'nın vekili değildir, insan olduğu için yanılabilir.
  • 3. Rühul-kuds, Oğul yoluyla Baba'dan çıkmıştır.
  • 4. Hristiyanlık tarihinde ancak ilk yedi Konsil (325-787) geçerlidir.
  • 5. Hz. Meryem, Hz. İsa ve azizlerin kutsal tasvirleri (İkona) saygıya değerdir.
  • 6. Her ülke kendi diliyle ibadet edebilir.
  • 7. Haç sağdan sola doğru çıkarılır, kolları eşit uzunlukta olmalıdır.
  • 8. Evharistiya ayininde ekmeğe maya, şaraba su katılır.
  • 9. Vaftizden hemen sonra Konfirmation yapılmalıdır.
  • 10. Keşiş, piskopos ve patrikler evlenemez. Buna karşılık papazlar evlenebilir.
  • 11. A'raf, ahiret hayatına geçişte, günahkar kişinin kısa süreli bir bekleme yeridir.


Ortodokslar ibadetlerinde ikonalara saygı göstermekle beraber onlara tapmazlar. İbadet yalnız Allah'a yapılır. İkonaların bazı zamanlar ibadet vasıtası olarak kullanıldığı olmuştur. İkonası olmayan Ortodoks kilisesi yoktur, denilebilir. İnançlarına göre kilisenin başında İsa Mesih yer alır. O, yerlerin ve göklerin sahibi sayılır. Ortodokslara göre Kitab-ı Mukaddes ve Kilise geleneği, imanın kaynağı ve rehberidir.

Günlük, haftalık ve yıllık olarak düzenlenen dualar, yortular ve oruçlar, inanan kişilere Hz. İsa'nın hayatını daima hatırlatma gayesini taşır.