D’Ohsson Kimdir ?



İgnatius Mouradgea D’Ohsson 1740 yılında İstanbul Beyoğlu’nda Katolik Ermeni bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi.

İstanbulda, Fransiskan ve Dominikan papazları tarafından sürdürülen Batı eğitim tarzından ve bu aydın zümrelerin sağladığı imkânlardan istifade etti ve iyi bir eğitim gördü.

ilk görevine İzmir’de 1735'te açılan İsveç Konsolosluğu’na tercüman olarak başladı. Tercümanlık hizmeti yanında Doğu dillerini ve tarihini avrupaî metotlarla yakından incelemeye olanağı buldu

Bu arada Osmanlı ulemâ ve ricalinden iki kişinin devletin hukukî yapı ve teşkilâtıyla ilgili konularda kendisine yardımcı olmasıyla Osmanlı Devleti’nin bütününü sergileyecek ve ilerideki büyük eserinin çerçevesini oluşturacak olan konulara yöneldi.

Bu uğurda yirmi iki yıl boyunca malzeme topladı.

Diğer yandan diplomatlık mesleğinde de mesafe kat ederek 1755’te İsveç Kralı’nın sır kâtibi (özel yazışmanı) ünvanını aldı.

1783’te İsveç-Osmanlı Ticaret ve Dostluk Antlaşması’nın gerçekleşmesindeki üstün katkıları dolayısıyla “Vasa Nişanı“na layık görüldü. 1796’da Osmanlı Devletine İsveç Elçisi tayin edildi. 1801’de şövalye ilan edilerek asalet unvanı aldı

İgnatius Mouradgea D’Ohsson’un Türkçe ve Arapça bilgisi ve Türk yetkililerle olan, çoğu dostluk derecesine varan yakın ilişkileri, onun birçok Müslüman kaynağa kolaylıkla ulaşmasını sağlamış, bu sayede Osmanlı toplumunun ve Müslüman halkların uygarlığının, özellikle de hukuk sistemlerinin canlı bir tasvirini sunmayı başarmıştır.

Mouradgea eski harem sakinlerinin eşleriyle söyleşiler yapmış, bu araştırması hakkında İmparatorluk haremine dair bilgi edinmenin, ona imparatorluğun geri kalanı hakkındakinden daha fazla para ve çabaya malolduğunu söylemiştir.

Kaleme aldığı Tableau gânârai de L’Empire Ottoman adlı eseri büyük boyda üç cilt halinde yayımlanmıştır.

Kitap, İslâm hukukunu ihtiva eden kısım ve Osmanlı tarihi kısmı olmak üzere iki ana bölüme ayrılır. Birinci bölüm İbrahim el-Halebi’nin (ö. 1549) Müteka’l-ebhur’una dayanmakta olup bu eserin tamamını tercüme ettiğini bizzat müellif söylemektedir. Kullandığı diğer önemli kaynak ise Nesefî’nin (ö.1142) Akâidü’n-Nesefî adlı eseridir.

İkinci bölüm, başlangıçtan 1774 yılına kadar gelen bir Osmanlı tarihidir. Burada saray teşkilâtı, Osmanlı hanedanı, harem, harem hayatı ve harem kadınları hakkında yer alan bilgilerin, saray hizmetkârları ve haremde yaşayan cariyelerden alınarak aktarıldığı ifade edilir. III. Selim devrinin yeni düzenlemeleri ve reformlarıyla ilgili verilen bazı bilgiler ise müellifin son gelişmeleri uzaktan dahi olsa takip ettiğini gösterir.

Eseri çok beğenen III. Selim, “Musannifini Hak Teâlâ İslâm ile müşerref eyleye" temennisini ihtiva eden hatt-ı hümâyunu ile kendisine 5000 kuruş gibi büyük bir atıyye vermiştir. Çok güzel illüstrasyonları olan bu kitap Almanca, İngilizce ve Rusça’ya da çevrilmiştir. Bugün de Osmanlı İmparatorluğu’nun toplumsal tarihi konusundaki en önemli kaynaklarından birisidir.

“

İzdivacının Etkisiyle Hızla Yükseldi



D’Ohsson’un hızlı bir şekilde yükselişinde, Osmanlı sarayı ile iş yaptığı söylenen Ermeni sarraflarından Abraham Kuleli’nin kızı Eva ile evlenmesinin de önemli katkısı olmuştur. Nitekim 1782'de kaybettiği bu ilk eşinden ileride kendisi gibi diplomat olacak ve şarkiyat sahasında isim yapacak olan oğlu Abraham Constantin dünyaya gelmişti.
...
D’Ohsson İkinci evliliğini ise 1789'da “Marie Antoinette Amelie Beilliard" adlı bir Fransız ile yaptı. Bu eşi de Fransa ile olan ilişkilerinde kendisine köprü oldu. Osmanlı tebaası olan diğer Katolik Ermeniler hakkında ileri sürülen, servetlerini yurt dışına kaçırdıkları isnadını doğrularcasına mülkünü Fransa’ya taşıyarak Fransız bankalarına yatırdı. Ancak 1789 İhtilâli ile başlayan Fransa’daki karışıklıklar neticesinde servetini kaybetti. Bu durum, onun İstanbul’a döndüğünde İsveç elçisi sıfatıyla Fransız ihtilâl temsilcilerini desteklemesi ve İstanbul’daki “Jacobinterle" sıkı ilişkiler içine girmesine yol açtı.
,,


“

Fransızlara Oynayınca “İstanmeyen Adam" Oldu



D’Ohsson Babıâli nezdinde yeni Fransız rejiminin desteklemesi karşılığında Fransız hükümetinin maddî yardımlarını sağlamayı başardı fakat bu durumun Fransızlar’ın Mısır’a saldırmasıyla tersine döndü ve D’Ohsson’un İstanbul’da İsveç elçisi sıfatıyla bulunmasını imkânsız hale getirdi.
...
Bunun üzerine “istenmeyen adam" ilân edilerek İsveç kralından elçi “hakiki bir İsveçli’nin gönderilmesi istendi. 1799 Nisanında İsveç hükümeti tarafından geri çağrılan d’Ohsson, 12 Ağustos’ta Viyana’ya gitmek üzere İstanbul’dan ayrıldı. Hayatının geri kalan kısmını Fransa’da geçirdi ve 27 Ağustos 1807'de Paris yakınlarında Biavre’de öldü. Mezarı bugün mevcut değildir.
,,