Taksim Gezi Parkı Tarihçesi ve Gezi Parkı Olayları

Taksim Gezi Parkı,İstanbul'un Beyoğlu İlçesi'nde bulunan ve Taksim Meydanı ile Elmadağ semtleri arasında yer alan şehir parkıdır. Tarihçesi: Gezi Parkının bulunduğu yerde 1806 yılında Halil Paşa Topçu Kışlası adıyla Osmanlı, Rus ve Hint...

  1. #1
    Taksim Gezi Parkı Tarihçesi ve Gezi Parkı Olayları
    Taksim Gezi Parkı,İstanbul'un Beyoğlu İlçesi'nde bulunan ve Taksim Meydanı ile Elmadağ semtleri arasında yer alan şehir parkıdır.

    Tarihçesi:

    Gezi Parkının bulunduğu yerde 1806 yılında Halil Paşa Topçu Kışlası adıyla Osmanlı, Rus ve Hint mimarisinden izler taşıyan büyük ve ihtişamlı bir topçu kışlası yapıldı. Kışla binası pek çok savaş gördü. Özellikle, 31 Mart Olayları'ndan sonra önemli hasarlar aldı ve onarım bekledi. Ancak mimari ve tarihi açıdan önemine rağmen kışla, 1940 yılında dönemin İstanbul Valisi Lütfi Kırdar tarafından, Henri Prost'un hazırladığı imar planı çerçevesinde yıktırıldı.

    Kışla yıkılmadan önceki yıllarında, içindeki alan düzenlenerek Taksim Stadı olarak spora açıldı. Türkiye Milli Futbol Takımı ilk resmi futbol maçını Romanya ile, Gezi Parkı'nın bugün bulunduğu, bu statta 26 Ekim 1923'de oynadı ve maç 2-2 berabere sonuçlandı.

    Kışlanının yıkılması sonrası, çevrede yapılan otellere tahsis edilen alanlar ve düzenlemeler ile parkın kapladığı alan zaman içinde küçüldü. Buna rağmen İstanbul'un merkezinde önemli bir dinlenme alanı oldu ve sık sık düzenlemelerle görünümü değişti.

    Taksim (Topçu) Kışlası:

    Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin gördüğü en büyük toplumsal ayaklanmalardan birine sahne olan Taksim Gezi Parkı’nın ilginç bir öyküsü var.

    Gezi Parkının bulunduğu yerde 1806 yılında Halil Paşa Topçu Kışlası adıyla Osmanlı, Rus ve Hint mimarisinden izler taşıyan büyük ve ihtişamlı bir topçu kışlası yapıldı. Kışla binası pek çok savaş gördü. Özellikle, 31 Mart Olayları'ndan sonra önemli hasarlar aldı ve onarım bekledi. Ancak mimari ve tarihi açıdan önemine rağmen kışla, 1940 yılında dönemin İstanbul Valisi Lütfi Kırdar tarafından, Henri Prost'un hazırladığı imar planı çerçevesinde yıktırıldı.

    Kışla yıkılmadan önceki yıllarında, içindeki alan düzenlenerek Taksim Stadı olarak spora açıldı. Türkiye Milli Futbol Takımı ilk resmi futbol maçını Romanya ile, Gezi Parkı'nın bugün bulunduğu, bu statta 26 Ekim 1923'de oynadı ve maç 2-2 berabere sonuçlandı.

    Kışlanının yıkılması sonrası, çevrede yapılan otellere tahsis edilen alanlar ve düzenlemeler ile parkın kapladığı alan zaman içinde küçüldü. Buna rağmen İstanbul'un merkezinde önemli bir dinlenme alanı oldu ve sık sık düzenlemelerle görünümü değişti.

    31 Mart Olayları:

    II. Meşrutiyet'in ilanından sonra İstanbul'da yönetime karşı yapılmış büyük bir ayaklanmadır. Rumî Takvim'e göre 31 Mart 1325'te (13 Nisan 1909) başladığı için bu adla anılmıştır.

    Sonuç olarak : Doğaya önem veren kişilerin,"Ağaçlar kesiliyor" söylemleri adı altında ortalığı cehenneme çeviren marjinal grupların peşine takilarak,ekmeğine yağ sürmelerini anlamış değilim.Bu marjinal grupların derdi ağaçlar değil,tamamen siyasettir zira 1 Mayıs gösterilerinde,ortalığı cehenneme çevirip,park ve bahçelerdeki çiçekleri yolanlarla,Taksim Gezi Park'ı için çöp konteynerlerini ateşe verenler ayni kişilerdir.Eminimki bu kişilerin evlerinde bir saksı çiçek bile yoktur.

    Ağaçların gereksiz yere kesilmesine bende karşıyım.Fakat yeniden yapılacak olan Topçu Kışlası projesi ile gezi parkını karşılaştırdığımda,şimdikine nazaran daha fazla ve düzenli bir şekilde ağaç dikileceği anlaşılıyor.


    Taksim Gezi Parkı Tarihçesi ve Gezi Parkı Olayları
    Taksim Gezi Parkı

    Taksim Gezi Parkı Tarihçesi ve Gezi Parkı Olayları
    Topçu Kışlası (Orjinal)

    Taksim Gezi Parkı Tarihçesi ve Gezi Parkı Olayları
    Yeni Topçu Kışlası Projesi

  2. Misafir - Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir 02.06.2013
    #2
    kesilen agacin yerine yenisi dikilebilir ama yikilan tarihi binalar geri gelmez.ben bu projeyi destekliyorum...

  3. #3
    Taksim Gezi Parkı'nın Haritadaki Yeri

    Haritayı yakınlaştırmak için sol çift,uzaklaştırmak için sağ çift tıklayın...

  4. #4
    konu içine harita nasıl ekleniyor acaba?

  5. #5
    "Gezi Parki" olaylari baslayali 8 gün oldu.Peki bu olaylardan nemalanan kimler oldu:

    Türkiye'de bir çok kisi bu olaydan nemalanmaya çalisti.Basta Kılıçdaroğlu olmak üzere,yasadisi örgütlerden - taraftari oldugu futbol takimina haksizlik yapildigini ve bu sebepten dolayi sampiyonlugu kaçirdiklarini düsünenlere kadar herkez esnafin camlarini kirarak,polis araçlarini ve belediye otobüslerini yakarak bir bakima intikam almaya çalisti.

    Neden yapildigi önemli degil,önemli olan AKP'yi ve ayni zamada Erdogan'i zor duruma düsürmeye çalismak.Bu amaç için,basbakan'a küskün olan herkez oradaydi.Yogun çalisma temposuna dayanamayip Hürrrem'ini kaybeden Muhtesem Yüzyil oyunculari bile vakit bulup Taksim meydanina kosmustu...

    Gelelim Avrupa'nin nemalarina
    Daha dün Erdogan'i Esed'le bir kefeye koyan Kılıçdaroğlu'nu "Esed diktatordür,Erdogan ise seçimle isbasina gelmistir" diyerek kovan Avrupa'li "sosyalisler",Gezi Parki olayindan hemen sonra ellerini ovusturmaya basladilar ve olaylari oldugundan abartili olarak radyo ve televizyondan verdiler.Vurgu olarak ise Erdogan'i baskici (Diktatörümsü) bir kaliba sokmaya çabaladilar.

    Amaçlari belliydi; Yaz tatili için Türkiye'ye gitmek isteyen Avrupa vatandaslarini,AB üyesi ve ekonomik krizle bogusan Ispanya,Italya,Portekiz,Yunanistan ve Güney Kibris gibi Ülkelere yönlendirmek.Bunun için ellerinden gelen propagandayi yaptilar.

    En can alici propaganda ise alkol konusunda oldu.Türkiye'de yürülüge konulmak istenen ve bir çok AB ülkesinde halen yürülükte olan alkollü içeceklerle ilgili düzenlemeleri çarpitarak,Gezi parki olaylarinin nedenini,Erdogan'in alkollü içki içilmesini yasaklamasina baglayarak,Türkiye'ye gitmek isteyen vatadaslarinin gözünü korkuttular.Ve bunda basarili oldular malesef.Içki konusunda bana soru soran Belçika'lilara,olayin aslini anlattigimda sasirdilar ve yapilmak istenen düzenlemelerin yerinde oldugunu,ayrica Belçika'da birçok yerde uygulandigini söylediler.

    Bu sekilde birçok kisiyi ikna ettim fakat bana inanmayanlarda vardi malesef.Öyle ya; Banami inanacaklar,yoksa haber sunucusunami.

    Velhasil; Bu olaylardan kimin kazanci oldu derseniz,bizim kanzancimiz olmadigi kesin...

  6. #6
    Kaybeden biz değiliz. Ta kendileri. Zaten Türkiyenin huzurunu ve refahını istmeyen sayısız düşman varken , onlardan daha tehlikeli bir iç düşmanımız varki, Allah bizi chp şerrinden korusun. Hrşeyi ile imansızlar partisi , türkiye düşmanı kalitesiz insanların partisi. Başkanlarından tutun vekillerine kadar birtane dost yok. ama milleti iyi kandırıyorlar. Nerde dıngıltı, orda buluntu chp.
    bugüne kadar iyi olan hiçbirşeyin yanında olmadıkları gibi, nerde bir kötülük varsa ot gibi bitiyorlar yanında. bizim kendi düşmanımız varken avrupa ülkeleri , avrupa basınının hiç önemi yok. Şimdi de chp tuncelide halkı ayaklandırmaya çalışıyor. şeref yoksunu yaratıklar tunceliyi olaya katarak , mezhep çatışmaını körüklemek istiyorlar.
    chp desteği ile meclis basılmak istendi ama müsaade edilmedi. iş öyle bir noktaya gelirse meclisin nasıl basılıp o chp nin büyük türk meclisinde ne yapılacağını yakında görürler elbet.
    söylenecek çook söz var, hertürlü küfrü de hakediyorlar bu vatan hainleri ama neyse, yeri değil.
    İçkiyi yasaklayanı , Asıl yasaklayana havalae eden dengesizlere ne dense boş. anlama kapasiteleri , islamdan bihaber insanlara ne dense boş.
    allahın haram edip kesinlikle yasakladığı içkiyi, sayın başbakan bazı şeylerde içilmesini kısıtlamak istediği için Allaha havale ediyor bu chp mankafası. Ne salaklık

  7. #7
    Isin ilginç tarafi ise kominist görüsü savunan kisilerin,"Tam bagimsiz Türkiye" slogani atmalarina ragmen,ABD gazetelerine "Türkiye'de demokrasi yoktur" gibilerinden tam sayfa ilan vermek için,50 bin kusur dolar para toplamalari.

    Kominist düzeni savunan kisilere söyleyecegim bir sey yok,her kez kendi görüsünü savunabilir elbet.Fakat bu durumda Türkiye'yi sikayet etmeleri gereken ülke ABD veya AB yerine,Çin olmasi gerekmezmiydi?

    Çin olmaz elbette.Onlar Tiananmen meydaninda demokrasi talebinde bulunan (Çin resmi kaynaklarina göre 200-300,Kizil haç'a göre 2000-3000) vatandasini öldürdü.

    Gerçi Türkiye'de yasanan bu olaylar ABD'de yasanmis olsaydi,en az 100 kisi polis tarafindan öldürülecegi gibi,bir okadar göstericiyide halk öldürürdü zira özel mülke tecavüz halinde,mülk sahibinin saldirgani öldürme hakki vardir."Gezi parki" olaylari sirasinda saldiriya ugrayan esnaf ve vatandaslari düsünecek olursak,böyle bir saldirinin ABD'de olmasi halinde,tam bir katliam yasanirdi.

    AB ülkelerinin ise ABD'den asagi kalir yani yok aslinda.Bunun örnegini yakin bir zamanda Fransa'daki banliyö olaylarinda gördük.

    Bugün Brüksel'de bir hafta önceden haber verilen ve 30 bin kisinin katilmasi beklenen bir gösteri yapiliyor.Sabah saatlerinde tren garinin önünde toplanmaya baslayan gurup gelmeden önce,çok sayida polis önleml almaya basladi.Izinli bir gösteri olmasina ragmen polisler çok sıkı önlemler almisti fakat bu kimseyi rahatsiz etmiyordu.Aksine memnundu göstericiler zira bu sekilde provakatörler aralarina sizma imkani bulamazlar.
    Bu saatlerde gösteriler devam ediyordur muhtemelen ve bu ana kadar birçok toplu gösteriye sahit oldum,hiçbirinde polis müdahalesini gerektirecek taskinliklara rastlanmadim.

    Izinsiz gösteri yapilmasi halinde ise,eminimki Belçika polisinin müdahalesi çok sert olur.Bu güne kadar polisin sert müdahale ettigi bir gösteriye hiç rastlamadim ama izinsiz gösteriyede hiç rastlamadim desem yeri var.

    Birde dikkatimi çeken sey,göstriye katilan kisiler genelde 30 yas ve üzeri kisiler.Aralarinda gençlerde var elbet ama onlar ön planda degiller ve sayilari daha az.Türkiye'de yapilan ve özellikle izinsiz gösterilerde ise,orta yas gurubu kisiler daha az ve arkada,çocuk yastaki kisiler ise ön tarafta tutularak adeta abilerine siper vazifesi görüyorlar.Bizdeki korsan göstericiler çok korkak gibi geliyor bana.

    Birde medya kuruluslarina sansür uygulamakla suçlaniyor bizim hükümet.Oysaki bizde yapilan sansür,AB ülkelerinde yapilan sansürün yaninda devede kulak kalir.Fransa'daki araç yakma eylemine destek amaciyle,Belçika'da bir çok araç yakildi fakat tek bir araç yakma olayi bile medyada yayinlanmadi.
    Araci yakilan bir tanidigim polise basvurdugunda aldigi cevap aynen böyle oldu; "Fransa'daki araç yakma eylemine destek amaciyle,her gece bir kaç araç yakiliyor.Bu olaylari Tv veya gazetelerde duymuyoruz çünkü bunlarin amaci sansasyon yaratarak taraftar toplamak.Eminimki ses getirmedigini gören bu destekçiler,yakin zamanda araç yakmaktan vazgeçerler".
    Polisin dedigi gibi oldu ve nekadar sürdügünü bilmiyorum ama araç yakma eylemleri son buldu.

    Ayrica Belçika intihar konusunda dünya rekortmeni olmasina ragmen,Tv ve gazetelerde intihar olaylarina hiçbir zaman yer verilmiyor.Metroda yasanan bir intihar olayini gördüm ve kim oldugunu merak ettigim için haberlere baktim ama bu konudan hiç bahsedilmedi bile.Amaç toplumu karamsarliga sürüklememek.Türkiye'de olsaydi,eminim bütün tv kanallari dakikalar boyunca "flas" haber olarak verirdi.

    Bütün bunlari AB medyasini kötülemek amaciyle anlatmiyorum.Aksine bazi durumlarda sansür uygulanmasi taraftariyim zira bir çok tahrik amaçli saldirilar basladigi yerde biter.

    Elbetteki ülkemizde yasanan bazi çarpiklilkar var,fakat özgürlük ve demokrasi konusunda birçok AB ülkesi elimize su bile dökemez.Bu demokrasi ve özgürlükler yeterlimi? Elbette yetersiz ve bunun için mücadele edilmeli.Edilmeli ama yakarak,yikarak degil zira hakli iken bile haksiz duruma düseriz...

Facebook Yorumları