İki yaşamlılar, değişkensıcaklı, derisi çıplak ve nemli, göğüs kemiği hiçbir zaman kaburgalarla bağlanmamış, çoğu ses çıkarabilen, su dışında yaşayan ilk omurgalılar olan hayvan sınıfıdır.

Yaşayan türlerin hepsi Lissamphibia alt sınıfındandır ve 3 takıma ayrılır:

1. Kuyruksuz iki yaşamlılar (Anura) takımından türler kurbağa olarak bilinr.
2. Kuyruklu iki yaşamlılar (Caudata) takımından türler semender olarak bilinir.
3. Ayaksız iki yaşamlılar (Gymnophiona) takımından türler. (Yılansı ya da solucanımsı iki yaşamlı takımı) Türkiye'de yaşamadığından halk tarafından verilmiş adları da yoktur.

İki yaşamlılar, değişkensıcaklı (ektotermik) hayvanlardır ve yaşamlarının bir kısmını karada bir kısmını suda geçirdikleri için "iki yaşayışlı" ismini almışlardır. Günümüzde yaşayan 6,022 adet iki yaşayışlı türü olduğu bilinmektedir. İki yaşayışlıları ve sürüngenleri inceleyen bilim dalına herpetoloji denir.

Gerek anatomi gerekse fizyolojik açıdan balıklarla, sürüngen arasında bir özellik gösteren Amphibia sınıfı, omurgalıların su dışında yaşayan ilk grubunu oluşturmaktadır. Omurgalılar su yaşamından kara yaşamına geçerken, birçok değişiklikler meydana gelmiştir. Devoniyen'in sonlarına doğru meydana gelen kuraklık nedeniyle, akciğerli balıkların bazı populasyonları yaşadıkları ortamlardan çıkarak karadan diğer sulara geçmişlerdir. Daha sonra da tüm suların kurumasıyla zamanlarının büyük bir bölümünü karalarda geçirmeye başlamışlardır. Böylece Amfibyumların balıkların en evrim geçirmiş olan Teleostei grubu yerine en ilkel olan Dipnoi den meydana gelmesi ilginç bir evrimsel olaydır.

Tipik bir iki yaşamlı hayvanın öyküsü suda başlar. Çiftleşme biçimleri türlere göre değişirse de, hepsi çok sayıda yumurta bırakarak ürerler. Kurbağalarda yumurtalar, dışarıda döllenir. Semenderlerde iç döllenme görülür, fakat çiftler arasında doğrudan ilişki yoktur. Tropikal iki yaşamlıların çoğu, yumurtalarını koruyucu yöntemler geliştirmiştir. Bu yöntemler, yumurtaların saklanabileceği yuvalar yapılarak ya da annenin korunması altında bakılarak veya kabuklu yumurtalar üreterek uygulanır. En gelişmiş uygulama ise, yavruların gelişmiş olarak doğmasıdır. Bunların dışında, genel olarak yumurtalar yalnızca jelatinimsi bir dış tabaka ile kaplıdır. Bu tabaka bir ölçüde koruyucudur ama susuz kalması halinde kısa zamanda kurur. Bu, balık ve kuş gibi düşman hayvanlara karşı yeterli bir korunma sayılmaz.