Osmanlıca hat yazmalarının Sülüs, Sülüs Kırması, Muhakkak, Reyhani, İnce Reyhani, Tevki (İcaze), Nesih, İnce Nesih, Nesih Kırması, Divani, Celi Divani, İnce Divani, Divani Kırması, Talik, İnce Talik, Talik Kırması, Rik'a, Rik'aKırması, Siyakat, gibi çeşitleri olup bunların bazıları arşiv yazıları, günlük ihtiyaç yazıları gibi amaçlarla kullanılmış, süratin esas alındığı ve hızlı yazma kaygısından dolayı estetik değeri olmayan yazılar olup bazıları da estetik gözönüne alınarak yazılmış sanat eserleridir. Bu sanata “Hüsnü hat" yani güzel yazı sanatı denmektedir.

Her yazı türünün kendine ait özellikleri vardır. Harflerin yazılış biçimleri, yuvarlaklıkları veya keskinlikleri ve harflerin büyüklükleri yani kalem kalınlığı gibi değişik ayırtedici özellikleri bulunmaktadır. Yazıların kalem kalınlığı normalden büyük olursa bu yazıya "celi" yazı denir. Büyüklük sınırı yoktur. Celi Arapçada iri demektir. Bir yazının normal kaleminden ince yazılmışına ise İnce yazı denir ve hangi yazı türüne aitse o yazının adı ince kelimesi ile beraber kullanılır. İnce Divani gibi. Onun da incesine "kırma" daha incesine "hurda" ve hurdaların daha da küçüğüne toz gibi anlamında gubari yazı denir. Hurda Farsçadaki küçük anlamındaki "horde" kelimesinden gelmiştir. "Gubari" ise toz gibi anlamındadır.

Hattı Gubari ise gözle zor seçilebilecek küçüklükteki toz gibi minik yazı demektir. Bu yazı tekniğiyle günümüze ulaşmış eserlerin bazıları; tekke işi olduğu düşünülen çok küçük el yazması Kuran’lar, küçük objelerin (pirinç tanesi) üzerine yazılmış ayetler, ya da normal büyüklükte yazılmış bir hat çalışmasındaki harflerin tamamının çıplak gözle zor seçilebilen gubari yazılarla doldurulduğu eserlerdir. Hatt-ı Gubari sanatının tarihte bilinen en önemli ustaları ise Mehmet Nuri Sivasi ve Abdurrahman Gubari’dir.

Kaynak: Gubari Hat nedir