Uzun adam ve 7 Cüceler...

Kaset ve entrika basketiyle boy uzatmaya çalışanlara biri söylesin " Asla bir uzun adam olamayacaksınız" .. Ezan okunduğunda radyonun sesini kısan minübüs dindarlarını saman ekranlı kamyon dindarlarından daha çok seveceğimiz günler de geldi geçti. Reyting için Senaryo istiharesine yatıp her rüyada peygambere sahne yazan şizoid adamlara geçmişte çok gülesim geldi, geçti. İşte bütün bu saçmalık kralı adamlara " Asla bir uzun adam olamayacaksınız" diyesim geldi..

Durdum. Bakıyorum herkese. Alıcı gözle değil sahici gözle. Nasıl bir ülkedeyiz. Klavye gerillalarının düşmanlıktan vicdanları düğümlenmiş. Nasıl bir ülke burası. Sırf Erdoğan nefretiyle et sarmalı cüssesiyle dağa çıkıp nişan alacak o kadar çok plastik aydın var ki.. Pariste DAEŞ saldırısını lanetleyip, Türkiyede olunca DAEŞ damgasını Erdoğan’a vurup neredeyse halaya duracak bu iğrenç tayfaya kusura bakmayın klavye gerillası diyoruz. Beni bilen bilir. İster kadrolu yalaka deyin, ister gücün yanında filan..

Ben insanı yağlamam yağlasam yağlasam gıcırdayan klavye tuşlarını yağlarım jilet gibi yazarım hay Allah. Ama köprüler yaptırdım gelip geçmeye, çeşmeler yaptırdım suyun içmeye, kavli karar ettim mazlumun yanında olmaya adlı türküyü söyleyen adama da alkış tutmayacaksak ... .. Nankör olarak anılmaktansa yalaka olarak anılmayı da şeref bilirim.

Asla bir uzun adam olamayacaksınız çünkü sizin için secde sonunda bir el açmalık duayı Allah'a gönderecek anneleriniz yok!

Asla bir uzun adam olamayacaksınız çünkü sizin Gazze'den Suriye'den Arakan'dan Bosna'dan Doğu Türkistan'dan kısacası mazlum haritasından ahh dinleyecek yüreğiniz yok!

Asla bir uzun adam olamayacaksınız çünkü siz sizi kolundan tutup evine çeke çeke götürecek yoksul bir çocuğun kahramanı olamadınız!

Asla bir uzun adam olamayacaksınız çünkü o kafa tutarken siz hazımsızlıktan midenizi tutuyorsunuz!

Asla bir uzun adam olamayacaksınız çünkü siz miting alanlarını sadece montajla doldurursunuz bu da çoşku seliyle çoşku sanalı arasındaki fark!

Sen unfollow edersin halk dua eder. Geçmiş olsun bu da geçer...

Ey Kürt Kardeşim... Ey Allah’ın dağını bağdaki sana tabut diye biçenlerle savaşan sen. Ey ölüyken sevilen Kürt kardeşim. Sen göğsüne yatırdığın evladını senin bağrından kanla koparan elleri unuttun mu?

Sen ciğerini alıp da giden kurşunlara ağıdınla siper olduğun günleri unuttun mu? Gezme ceylan bu dağlarda seni vururlar türküsüne sarılıp ceylanının dağılmış başını toplayıp bağrına gömdüğün günleri unuttun mu?

Sen, son gömleğini giydirdin onlar bombalar dizdiler, sen uyuttun onlar evladını havaya uçurup kuşların kanadına kanını sıçrattılar unuttun mu? Unutma!! Sana yine gelecekler, sen de onlara canlarını aldıkları evlatlarının saçlarını savuracaksın!!

Her defasında kan cıvığı yazıları ve entel ahkâmlarıyla fener tutulmuş lakin dağa küsmeyen tavşan imajıyla sabır sınayan iğrenç cüsseler, beyaz yakalı çamurlar, paralel izbeler! Kan gölünde balık arayan bu keyifli kitlenin istediği artık olmayacak. Yerden göğe her yer kan diye inlettikleri kaf dağındaki inlerini, kardeşlik yerle bir edecek, her secde bir bedduayı ateşleyecek , mazlumun toprağına rahmet salan Allah, zalimin oyununa ateşler salacak!!!
Ve işte o zaman Zalimler anlayacak!

İman ve kardeşlik kurşun geçirmez..

Ölen hayvan imiş.

Habiller ölmez...