Yüz trilyon evin bulunduğu bir şehir düşünelim. Her evin havasını, suyunu, gıdasını ve diğer ihtiyaçlarını getiren, atıklarını toplayıp götüren bir raylı sistemi olsaydı; bu sistemin tesisi, işletmesi ve kontrolü ne kadar karmaşık ve zor olurdu değil mi? Ancak böyle bir sistemin vücudumuzda işlemekte olduğunu biliyor muyuz?
Bedenimizde 100 trilyon kadar hücre bulunur. Kılcal damarlar bir raylı sistem gibi, hücrelerin oksijen, su, glikoz, aminoasit, yağ, vitamin, antikor, hormon vb bütün ihtiyaçlarını getirir ve karbondioksit, üre, kreatinin, ürik asit vb zararlı atıkları hücrelerden alıp götürür. Erişkin insanda yaklaşık 10 milyar civarında kılcal damar vardır. İnce ve hassas olan bu yapılar, başta kan basıncı olmak üzere, zorlamalar karşısında kolayca yırtılabilir ve kanamalar ortaya çıkabilir.

Kılcal damarları yırtan en önemli fizikî kuvvet tansiyondur. Kaynağı kalb olan tansiyon, kanı damar içinde ilerleten en önemli fizikî güçtür. Tansiyon olmazsa, kan damar içinden akmaz. Bunu tansiyonumuz düştüğünde, başımızın dönmesiyle daha iyi anlarız. Tansiyonu düşen kişide bayılma ortaya çıkar. Normal kabul edilen sınırlar arasında çok gerekli olan tansiyon, yükseldiğinde zarar vermeye başlar. Yüksek tansiyon (hipertansiyon) hastalığının en önemli zararı, bilhassa beyin damarlarının patlamasına ve kanamalara sebep olmasıdır. Bu da kol ve bacaklarda felce yol açabilir.

Tansiyon kalbden çıkan ilk atardamarlarda en yüksek değerdedir (100 mm Hg). Bunların duvarları kalın ve sağlam olduğundan tansiyondan zarar görmez. Kılcal damarlardaki tansiyon atardamarlardaki kadar yükselirse, yırtılma ve kanamalara sebep olabilir. Bu sebeple atardamarlarla kılcal damarlar arasındaki bağlantıyı sağlayan ince atardamarlarda (arteriol) tansiyon yarıya düşürülür ve kılcal damarlar korunur. Böylece kalbden kılcal damarlara doğru tansiyon giderek azaltılır.

Kılcal damarların yüksek tansiyon sebebiyle yırtılmalarını önlemekle görevli diğer bir mekanizma ise, onların delikli yapıda yaratılmalarıdır. Diğer damar çeşitlerinin aksine, kılcal damarlar delikli bir yapıdadır. Hücreler (alyuvar, akyuvar vb.) ve proteinler hâriç, bütün kan muhtevası (vücut hücreleri için gerekli maddeler), kılcal damar duvarından geçip hücrelere ulaştırılır; atık maddeler de hücrelerden kılcal damarlara geri gönderilir. Birim zamanda kılcal damarların dışına çıkan katı ve sıvı madde miktarı farklı olsa bile, içeri giren madde miktarına yaklaşık eşit kılınır (Starling eşitliği). Bu durum, damar içinden dışına olan kuvvetlerle, dışından içine olan kuvvetlerin (basınçların) yaklaşık eşit kılınmasıyla sağlanır. Buradaki ince ayar asla tesadüf kabul etmez.

Bunun bir başka hikmeti de, tansiyonun sabit tutulmasında mu'cizevî bir görev görmesidir. Tansiyon yükseldiğinde tehlikeli kanamaların önüne geçmek için kılcal damar deliklerinden kanın sıvı kısmı damar dışına çıkartılır, böylece damar içindeki kan hacmi azaldığından tansiyon düşerek normale getirilir. Bunun tam tersi de doğrudur. Yani tansiyon düştüğünde kılcal damar duvarı vasıtasıyla hücre-arası (damar-dışı) sıvılar damar içine geçirilerek kan miktarı artırılır; böylece, azalmış olan tansiyon yükseltilerek normale getirilir.

Kalb ve böbrek yetmezliği, siroz gibi hastalıklarda damar içindeki kanın sıvı kısmı (plâzma) artar. Bilhassa böbrek yetmezliğinde idrar miktarı azalır ve kan miktarı artar. Bu durum damarların gerilmesine, hattâ yırtılmasına sebep olabilir. Kılcal damarların deliklerinden kanın sıvı kısmı dışarıya fazla geçtiğinde, başta bacaklarda ve karında ödem denilen anormal şişmelere sebep olur. Aslında bu, elektrik kontağına bağlı yangınların önlenmesi için sigorta atmasına benzetilebilir. İlk bakışta ödem, çok kötü bir netice olarak yorumlanabilir. Ancak, bu olmasaydı, damar yırtılmaları ve beyin kanamaları meydana gelebilirdi. Bu açıdan, ödem oluşması büyük bir rahmettir.

Netice olarak; kılcal damarların delikli ve yüksek geçirgenlikli yaratılması, başta kendileri olmak üzere, bütün damarlar için koruyucu bir sigortadır. Sağlıklı bir hayatın olması ve devamlılığı için kılcal damarlara yüklenen vazifelerden dolayı Rabb'imize ne kadar hamd ve şükretsek azdır.