Sultanahmet Meydanı'ndan öyle gelişigüzel geçilmez. Bu kutlu meydanda zamanın ve tarihin içinden saygıyla ve huşu içinde geçilir.

Dünyanın merkezi olma konusunun bir siyasi dayatma ve zımni kabul sonucu yayıldığını geçen hafta anlatmıştık. Erken tarihte dünyanın merkezi Sultanahmet Meydanı'ydı. Yalnızca Roma-Bizans değil, Osmanlı zamanında da dünyanın merkezi bu meydandı.

Sultanahmet’teki Milion Anıtı'na ya da şimdiki haliyle Milyon Taşı'na bu açıdan bakmak gerekiyor. Bu taşı, önemini ve simgelerini birazdan anlatacağız. Öte yanda Sultanahmet’e dünyanın merkezi olma kimliğini veren yalnızca Milyon Taşı değildir. Ayasofya, yapıldığında dünya merkeziydi. Sonra cami olan, içinde namaz kılınan Ayasofya da bir dünya merkeziydi. Sonra, Sultanahmet Camii bir dünya merkezidir. Topkapı Sarayı, manevi yapısı ve kutsal emanetleriyle bir dünya merkezidir. En nihayetinde Alman Çeşmesi olarak anılan yapı, 1. Dünya Savaşı'na dek dünyanın ağırlık merkezinin neresi olduğunu hatırlatır. Yani zamanlar geçse de Sultanahmet Meydanı hep kalmıştır ve meydan, tarihi mirasını hep bir sembolden diğerine aktarmıştır.

Bütün bu semboller içinde tarihin devamlılığı ve mekanın önemi açısından Milyon Anıtı'nın özel bir anlamı vardır.

ORBİS TERRARUM YA DA DÜNYA, YERYÜZÜ



Milyon Anıtı, milattan Sonra 4. yüzyılda İmparator Konstantin’in Yeni Roma olarak gördüğü İstanbul’un simgesidir. Kendi halindeki kenti Konstantinopolis olarak adlandıran ve Doğu Roma’nın başkenti, sonra da dünya başkenti yapmak isteyen Konstantin, Yeni Roma’ya, Eski Roma’nın mirasını da eklemek istemiştir. Yeni Roma’yı da bu sayede eskinin önüne geçirmeyi amaçlamıştır.

İtalya’nın merkezinde olan Eski Roma’da "Her yolun Roma’ya çıktığını" belirten bir Sıfır Noktası vardı, geçen hafta anlatmıştık. Orbis Terrarum, Latince dünya demekti... Şimdi siyasi merkez İstanbul olacaksa, Konstantin’e Orbis Terrarum’da yeni bir sıfır noktası gerekiyordu. Onu da şimdi küçük bir kalıntısı duran Milion Anıtı-Milyon Taşı sağlayacaktı.

Burada bir parantez açalım: Bütün dünya metrik sistem ve kilometre kullanırken ABD ve İngiltere’de ısrarla kullanılan ve yaklaşık 1600 metreye denk gelen 'mil’, bu Milion Anıtı'ndan ve Romalıların milyon teriminden gelmektedir. Ekonomik verimsizlik ve dünya ticaretinde yarattığı sorunlara rağmen bu ülkelerin hala mil ve paund gibi metrik sistem dışı ölçüleri kullanması, manidardır. Ama cevabını biliyoruz: Kendilerini dünyanın merkezi saydıkları için bu ölçüleri kullanıyorlar. Ancak bu ülkeler de metrik sisteme dönme yolundalar.

Bundan 1600 yıl önceki İstanbul’a dönersek: Milyon Anıtı, çok gösterişli bir sıfır noktasıydı.

Şimdiki Sultanahmet Meydanı'nda o zaman İmparator Sarayı, Hipodrom ve Roma ordusunun Ege’nin karşı kıyısından yağmaladığı Yılanlı Sütun ile Mısır’dan getirdiği Dikilitaş vardı. Bunların yanına da sıfır noktası olarak sütunlar üzerinde yükselen, kubbeli, yarı tapınak-yarı anıt niteliği taşıyan Milyon Anıtı dikildi. İmparator Sarayı yeterince önemli bir sıfır noktası sayılabilirdi, ancak Milyon, saraydaki siyasi iradeyi küçültüp anıtlaştırmıştı.

Milyon kubbesinin altında İmparator Konstantin’in, annesi Helena’nın ve kenti koruduğuna inanılan Tanrıça Thyce’nin heykelleri vardı. Bu anıttan dünyaya uzanan yolların başlangıcı, Çemberlitaş’a kadar giden Mese Bulvarı'ydı. Mese’nin iki yanında dikilen sütünlar, heykeller ve süslemeler, dünyanın merkezinde sonuçlanan şatafatı yansıtıyordu.

Çemberlitaş sonrasında ise kent dışında Egnatia Yolu başlardı. Egnatina yolu, Balkanları kat edip Adriyatik kıyısına ulaşırdı. Burası Roma’nın doğu eyaletlerinin ana karayoluydu. Bir anlamda Roma’ya çıkan o yollar İstanbul’a da çıkıyordu.

Bu arada vurgulanması gereken, Milyon Anıtı ile Ayasofya’nın tarihi ilintisidir. Milyon Anıtı, Ayasofya’dan eskidir. Ve Ayasofya, Milyon Anıtı'nın kenarına sonradan yerleştirilmiştir. Ayasofya yokken de dünyanın merkezi Milyon Anıtı'ydı.

Bizans halkı Ayasofya kadar, Milyon Anıtı'nın da mucizeler taşıdığına inanırdı. Örneğin, Fatih orduları suları aşıp İmparatorluk Sarayı'na ilerlerken, halk Ayasofya’ya sığınmıştı ama Osmanlı askerinin daha önce Milyon Anıtı'nda durdurulmasını umuyordu. Efsaneye göre Milyon Anıtı'nı geçecek düşman askerlerini gökten inen melek ikiye ayırırdı. Efsane Osmanlı askerine işlemedi.

ZİHİNLERE KAZIMALIYIZ



Günümüze gelirsek: İstanbul’un dünya başkenti olma özelliğini konuşurken, bütün tarihi unsurları harekete geçirmemiz ve Milyon Taşı'nı da öne çıkartmamız gerekiyor. Milyon Taşı konusunda bu yazı için yaptığımız araştırmalarda anıta ve önemine dair ayrıntılı eser göremedik. Milyon Taşı odaklı bilimsel araştırmalara ihtiyaç olduğuna inanıyoruz.

Güncel olarak da Türk-İslam eserleri yanında Milyon Taşı'nın İstanbul’a gelen turistlere, medyaya ve özellikle devlet adamlarına gösterilmesi, tanıtılması, anlatılması gerekiyor. Milyon Taşı'nı ve İstanbul’un dünya başkenti-dünya merkezi kimliğini popüler kültürün parçası yapmalı ve zihinlere kazımalıyız. Milyon Anıtı'na dair tişört ve hatıra eşyaları, Türk ve İslam sembolleri yanında üretilmeli ve pazarlanmalıdır. İstanbul’a gelen turistin ülkesine götüreceği fazla çeşitte hatıra eşya olmadığını, gelen yabancı dostlarımız bize anlatıyor.

Dünyanın merkezi olma yolunda İstanbul’un öne çıkması, dünya başkenti olma hedefi kapsamında bir Soft Power-Yumuşak Güç projesi olarak planlanıp uygulanmalıdır. İstanbul’un ünü ve tarihi, Türkiye’nin yumuşak gücüdür.

İstanbul bu yolda kimse ile rekabette değildir. Daha önceki gün Mekke Saati konusunda Türkiye’nin Suudi Arabistan’a katkıları Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Fikri Işık tarafından açıklandı.

Sayın Işık, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Ulusal Metroloji Enstitüsü'nün (UME) Suudi Arabistan için ulusal zaman ölçeği ürettiğini belirterek "Üretilen ulusal ölçekle Suudi Arabistan, dünya zamanının belirlenmesine katkı verir duruma geldi ve Mekke zaman ölçeği iyileştirildi." dedi. Türkiye böylece Suudi Arabistan’a örnek bir dayanışma göstermiş ve birikimini paylaşmıştır. Bu alkışlanacak bir tavırdır.

Benzer biçimde İstanbul Esas Saati ve İslam Esas Saati'ne yönelik düzenlemeler konusunda muhtelif tasarı ve taslaklar olduğunu düşünmekteyiz. Bu projelerin en kısa zamanda hayat bulmasını temenni ediyoruz.

İşte böylece tarihin ışığından günümüze geldik.

Sultanahmet Meydanı'nın her yanı en erken zamandan beri dünya tarihinin merkezidir. Yarınımızda da kutlu Sultanahmet Meydanı, bütün unsurlarıyla bizimle birlikte olacaktır.

Dünyanın Merkezindeyiz (1) - Cansu Canan Özgen

Cansu Canan Özgen - Haberturktv - 2 Mayıs 2016