SORU :

1915 Olayları açık biçimde tanımlanmış bir şekilde Ermenilere uygulanan bir soykırım mıdır?

DOĞRU CEVAP : Ermeniler’in tüm kamuoyu çabasına karşın 1915 Olayları, uluslararası yasalara göre tanımlanmış kesin bir suç tanımı kapsamında olmadığı gibi, Ermeniler’e karşı kasıtlı bir soykırım özeliği taşıyan yasal bir dayanağa da sahip değildir.

1915 Olayları geçmiş raporların aksine daha komplike bir olaylar bütünüdür. Ve dahası, eldeki senaryonun Ermeni Lobisi’nin bizim inanmamızı beklediği kadar basit olmadığını bilmemiz gerekmektedir.

Güçlü ve iyi finanse edilen Ermeni Diasporası’nın öne sürdüğü propaganda dışında, 1915’te süregelen olaylar, çatışmanın her iki tarafında da birçok yaşam kaybına yol açtı. Ermeniler’in yaşadığı acıları azaltamayacağımızı bilerek, birçok Türk, Kürt ve Arap’ın da bu anlaşmazlıkta yaşamını kaybettiğini kabullenmek zorundayız.

Yüzyıla yakın bir süredir, Ermeni Lobisi bu olayları, kasıtlı ve planlanmış bir soykırım girişimi – uluslararası hukukça tanınan belirli bir suç olarak tanımlamaya çalıştı. Oysa gerçeklerden bu kadar uzak bir tanımlama, tarihin geniş perspektifinden de oldukça uzakta kalıyor.

Nihayetinde, uluslararası mahkemeler bu trajik olayları asla soykırım olarak tanımadılar. Ermeni Lobisi’nin 100 yıldır gerçekleri saptırmasının aksine, tarih ve kanunlar nezdinde 1915 Trajedisi üzerine soykırım olması yönünde varılan hukuki bir fikir birliği yoktur. Artık propagandayı aşıp, gerçekleri görmenin zamanıdır.

SORU :

1915 Olayları bir ırkı tümüyle yok etmek üzere yürütülen sistematik bir çaba mıdır?

DOĞRU CEVAP : 1915 Nisan’ındaki olaylar Ermeni ayrılıkçılarının yıllar süren şiddetine bir tepki olarak doğmuştur. Daşnak ve Hınçak örgütleri mensupları, Ermeni Sosyalist partileri ile beraber, 20 yıl boyunca hepsi belgeleriyle kanıtlı 40 isyan çıkarmışlardır. 1915 Nisan’ında Osmanlı Devleti’ne karşı isyan çıkaran Ermeni entellektüellerinin tutuklanmasına karşı olan müdahale, asla bir etnik grubu temizlemeye yönelik bir hareket olmayıp aksine Osmanlı Devleti’ne karşı yapılan bir terör eylemine ilişkin bir müdahale özelliği taşımaktadır.

1915 Olayları geçmiş raporların aksine daha komplike bir olaylar bütünüdür. Ve dahası, eldeki senaryonun Ermeni Lobisi’nin bizim inanmamızı beklediği kadar basit olmadığını bilmemiz gerekmektedir.

Güçlü ve iyi finanse edilen Ermeni Diasporası’nın öne sürdüğü propaganda dışında, 1915’te süregelen olaylar, çatışmanın her iki tarafında da birçok yaşam kaybına yol açtı. Ermeniler’in yaşadığı acıları azaltamayacağımızı bilerek, birçok Türk, Kürt ve Arap’ın da bu anlaşmazlıkta yaşamını kaybettiğini kabullenmek zorundayız.

Yüzyıla yakın bir süredir, Ermeni Lobisi bu olayları, kasıtlı ve planlanmış bir soykırım girişimi – uluslararası hukukça tanınan belirli bir suç olarak tanımlamaya çalıştı. Oysa gerçeklerden bu kadar uzak bir tanımlama, tarihin geniş perspektifinden de oldukça uzakta kalıyor.

Nihayetinde, uluslararası mahkemeler bu trajik olayları asla soykırım olarak tanımadılar. Ermeni Lobisi’nin 100 yıldır gerçekleri saptırmasının aksine, tarih ve kanunlar nezdinde 1915 Trajedisi üzerine soykırım olması yönünde varılan hukuki bir fikir birliği yoktur. Artık propagandayı aşıp, gerçekleri görmenin zamanıdır.

SORU :

Osmanlı Ermenileri 1915’teki Trajik olaylarda zarar gören tek grup mudur?

DOĞRU CEVAP:
Bu trajedi süresince Türk, Kürt, Arap ve Ermeni milyonlarca Osmanlı vatandaşı zarar görmüştür.

1915 Olayları geçmiş raporların aksine daha komplike bir olaylar bütünüdür. Ve dahası, eldeki senaryonun Ermeni Lobisi’nin bizim inanmamızı beklediği kadar basit olmadığını bilmemiz gerekmektedir.

Güçlü ve iyi finanse edilen Ermeni Diasporası’nın öne sürdüğü propaganda dışında, 1915’te süregelen olaylar, çatışmanın her iki tarafında da birçok yaşam kaybına yol açtı. Ermeniler’in yaşadığı acıları azaltamayacağımızı bilerek, birçok Türk, Kürt ve Arap’ın da bu anlaşmazlıkta yaşamını kaybettiğini kabullenmek zorundayız.

Yüzyıla yakın bir süredir, Ermeni Lobisi bu olayları, kasıtlı ve planlanmış bir soykırım girişimi – uluslararası hukukça tanınan belirli bir suç olarak tanımlamaya çalıştı. Oysa gerçeklerden bu kadar uzak bir tanımlama, tarihin geniş perspektifinden de oldukça uzakta kalıyor.

Nihayetinde, uluslararası mahkemeler bu trajik olayları asla soykırım olarak tanımadılar. Ermeni Lobisi’nin 100 yıldır gerçekleri saptırmasının aksine, tarih ve kanunlar nezdinde 1915 Trajedisi üzerine soykırım olması yönünde varılan hukuki bir fikir birliği yoktur. Artık propagandayı aşıp, gerçekleri görmenin zamanıdır.

SORU:

Türkiye 24 Nisan 1915’te büyük bir soykırım gerçekleştirmiş midir?

DOĞRU CEVAP :24 Nisan 1915’te hükümet, kendisine karşı suç işlediği gerekçesiyle Ermeni Politik Komiteleri’ni kapattı ve 2,300 Ermeni liderini hapsetti. Bu liderlerin hiçbir öldürülmedi veya katletilmedi. Onlarca yıl boyunca birçok Ermeni isyanı ve Ermenilerin onlarca ve binlerce Türk’ü katletmesi 1815 olaylarına dönüştü. Bunun ardından hükümet yüksek seviyedeki Ermeni temsilcilerine, eğer Ermeniler Türk’leri katletmeye ve sırtlarından bıçaklamaya devam ederse, Hükümet’in gerekli adımları atacağı mesajını verdi. Ne yazık ki bu uyarıyı görmezden gelen Ermeni isyancıları çocuk veya kadın demeden savunmasız masum insanları katletmeye devam etti. Sözde Ermeni İsyanı olarak anılan 24 Nisan 1915, Ermeni Diasporası’nın tarihi çarpıtmak için yaptığı propagandadan başka bir şey değildir.

SORU :

1915 olaylarında 1.5 milyon Ermeni öldürüldü mü?

DOĞRU CEVAP :
Nüfusbilimci, Osmanlı uzmanı ve Lousville Üniversitesi’nde tarihçi olan Amerikalı Dr. Justin McCarthy, 1. Dünya Savaşı’ndan önce Osmanlı İmparatorluğu’nda 1.3 milyon Ermeni’nin bulunduğu, bunların ancak yarısının savaş bölgelerinde yaşadığını belirtti. McCarthy’nin savunduğu da 1912-1922 yılları arasında 1.5 milyon Ermeni’nin öldürülememiş olacağıdır. Ermeniler’in kayıpları, McCarthy’nin hesabına göre 600,000 civarında olmalıydı. İngiliz tarihçi Arnold Toynbee gibi önde gelen bilim insanları McCarthy’nin rakamlarını doğrulamıştır. Ermeniler’in kayıplarını tartışırken 2 ila 3 milyon Müslüman, Yahudi, Kürt ve Hristiyan Osmanlı vatandaşının da yaşamını kaybettiği gerçeğini de kesinlikle atlamamalıyız. Bu rakam, Ermeniler’in tüm kayıplarından sayıca çok fazladır. Kaybedilen yaşamlar ve bu konuda taraf tutulmasından daha gerçek olan ise: 1912 ve 1922 yılları arasında Türkiye’nin Türküyle, Arabıyla, Kürdüyle, Ermenileriyle yani insanlığın tümünü içeren acı bir dönemden geçmiş olmasıdır.
Kaynak : factcheckarmenia.com/home/tr