Asfalt, dayanımlı akmaz halden katı hale kadar değişkenlik gösteren siyah ve kahverengi organik bir maddedir.

Ana olarak bir hidrokarbon olan asfaltın, kimyasal bileşimi oldukça karışık ve değişken olup, petrolün destilasyonundan veya doğal yataklardan elde edilir. Bugün yaygın olarak kullanılan asfalt, petrolün rafinasyonundan elde edilen yan üründür. Maden kömürünün damıtılması aşamasında elde edilen siyah madde zifttir. Buna toprak ve/veya taş eklenir.

Asfalt genellikle petrolün oksidasyonu sonucunda ortaya çıkmıştır. Yani petrol kökenlidir. Çamur ve göl halinde (Bermudez kara gölünde ve Trinidad'daki kara gölde) bulunduğu gibi, yer altında kaya aralarında sert halde de bulunur. Sert haldekiler yer altından maden çıkarılır gibi çıkarılır. Ayrıca kum taşlarında ve killer arasında da bulunur.

Yolların, havaalanlarının kaplanmasında, çatı izolasyonunda, su ile ilgili olan yapılarda su geçirmezlik sağlamada kullanılır. Yapışkan özelliği vardır. Boya sanayinde, akü üretiminde, su kanallarını kaplamada ve kil tuğlalarını yapıştırmada kullanılır.

Asfaltın Tarihçesi



"Asfalt" kelimesinin, tarih öncesi dönemde Akadlara ait bir terim olan "asfaltik"ten türetildiğine inanılmaktadır. Bu terim, Homerist Yunanlılar tarafından "sıkılaştırmak ya da sabitleştirmek" anlamında benimsenmiştir. "Asfaltik" terimi daha sonra "asfalte (asphalte)" olarak Latince ve Fransızca'ya ve sonunda "asfalt (aspahalte)" olarak da İngilizce 'ye çevrilmiştir.Tarih öncesi geçmişinden bugüne değin, asfalt, nesnelerin bağlanması, kaplanması ve geçirimsiz hale getirilmesi amacıyla bir bağlayıcı olarak kullanaılagelmiştir.

Asfalt insanoğlunun en eski mühendislik malzemesi olup, uygarlığın ilk yıllarından bu yana kullanılmıştır. Milattan önce 6000 civarında Sümerya'da, asfalt üretimi ve kullanımı gerçekleştiren bir gemi inşa endüstrisi bulunmaktaydı. Babil Kulesinin de bir örnek teşkil ettiği ziguratların (tapınak kuleleri) inşasında asfalt harç malzemesi olarak kullanılmıştır. Sodom ve Gomore şehirleri yakınında, büyük çaplı bir asfalt üretimi gerçekleştirilmiştir. Asfalt Mısırlılar tarafından milattan önce 2600 tarihine kadar uzanan bir geçmişte yalıtım malzemesi olarak kullanılmıştır. Perslerde ise asfalt (mumiya) kelimesinden günümüzdeki mumya kelimesi türetilmiştir. Tarih öncesi dünyada, asfalt, blokların inşasında ve kaplanmasında, gemilerin kalafatlanmasında ve çeşitli uygulamalarda geçirimsizlik amacıyla geniş bir uygulama alanına sahip olmuştur.

Bu erken asfaltlar doğal olarak ortaya çıkmış olup, jeolojik tabakalardan hem yumuşak, kolay işlenebilir "harçlar" olarak hem de sert, kayaç formasyonlarında siyah sert damarlar şeklinde bulunmuştur. Yumuşak asfalt malzemesinin tipik örnekleri, Trinidad Adasındaki Trinidad Asfalt Gölü, Venezuela' daki Bermudez Asfalt Gölü ile Batı Kanada'daki yaygın "katran kumları"nda yer almaktadır.Bu "yumuşak asfalt" ürünleri doğal asfaltlar olarak nitelendirilmiş olup bu yüzyılın ilk zamanlarına dek yaygın şekilde kullanıla gelmiştir.

1900'lü yılların ilk zamanlarında, ham petrolden rafinaj yöntemleri ile asfalt üretiminin keşfi ile otomobillerin gittikçe büyüyen popülaritesi genişleyen bir endüstri dalının ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Düzgün, modern yolların yapımında ve daha birçok uygulama alanlarında asfalt ucuz ve tükenmez bir kaynak olarak ortaya çıkmıştır.
Asfalt kaplama endüstrisi belirmeye başladıkça, asfaltın fiziksel özellikleri ile karakterinin belirlenmesi ihtiyacı söz konusu olmuştur. Asfalt yol kaplamalarının dayanıklı ve güvenilir olmasının sağlanması için, 1900' lü yılların başında çok sayıda deney ve yöntem geliştirilmiştir. Asfalt kaplama karışımlarının tasarlanmasındaki ilk bilimsel yaklaşım muhtemelen agrega boşluklarına dayalı olarak asfalt içeriğinin saptanması yöntemidir.

Dizayn numunelerinin arazideki performansı temsil edebilmeleri için, istenilen boşluk ve asfalt oranlarının elde edilmesinde sıkıştırılmış numunelere ihtiyaç duyulmuştur. 1920'li yılların ortalarında, Asfalt Enstitüsü'nden F.C. Field ile Prevost Hobbard tarafında sıkıştırılmış bir asfalt karışımının fiziksel özelliklerinin değerlendirilmesi konusundaki en eski yöntemlerden biri geliştirilmiştir.Ampirik Hubbard-Field deneyi zımbalama-kayma tipi yükleme ile bir karışımın stabilitesini belirlemiştir.

Francis Hveem, sıkıştırılmış asfalt karışımlarının stabil olmasını ve fazla asfaltı kusmasını sağlamak amacıyla 1930 yılında başka bir deney geliştirmiştir. Hveem yönteminin ilkeleri üç eksenli basınç deneyi ve agrega’nın yüzey alanı ile saptanan bir asfalt içeriği tahminine dayanmaktadır. Hveem metodu günümüzde hala kullanılmaktadır.

II.Dünya Savaşının patlak vermesiyle, askeri havaalanlarının uygun şekilde inşası ve tasarımı için basit bir deneyin gerçekleştirilmesi gereksinimi doğmuştur. Bruce Marshall tarafından, ağır uçak tekerleği yüklerine karşı koyabilmek amacıyla arzu edilen kıvam ve asfalt içeriğinin saptanması amacıyla bir karışım dizayn yöntemi düşünülmüştür. Marshall yöntemi tatminkar düzeyde tasarım kriterleri getirmiştir. Günümüzde, bu ampirik yöntem dünya genelinde yaygın şekilde uygulama görmektedir.

Türkiye'de ilk asfalt uygulamaları Osmanlı döneminde başlamış ve penetrasyon-makadam kaplamaların yapımında Fransız'lardan destek alınmıştır.

Kaynak: Asfalt - Vikipedi, .::Has Beton::.