Adıyaman Gelenek ve Görenekleri

KADIN OYUNCU GİYSİLERİ - Ayakkabı : Yemeni ve çarıktır. Yemeninin arkası düzdür.Ön tarafı açık ve avaredir.Yemininin rengi ise kırmızıdır. Çorap : Yünden olup (ele örülmüş) ince ve desenlidir. Şalvar :Boydan olup paçalarının uçlarına lastik...

  1. #1
    Adıyaman Gelenek ve Görenekleri

    KADIN OYUNCU GİYSİLERİ


    Ayakkabı : Yemeni ve çarıktır. Yemeninin arkası düzdür.Ön tarafı açık ve avaredir.Yemininin rengi ise kırmızıdır.
    Çorap : Yünden olup (ele örülmüş) ince ve desenlidir.
    Şalvar :Boydan olup paçalarının uçlarına lastik geçirilir, kumaşı kırmızı saten veya kutindir
    İç Gömlek : Pazenden olup boydandır.Kolları yarımdır.
    Zıbın : Kumaşı kutinden olup halep malıdır. Boydan üç etektir. Astarı kırmızı veya mavi küçük desenli çiçeklidir. Kollar uzun kol ağzı tek yırtmaçlıdır.Ön iki eteğin uçlarına basmadan ipler dikilir.Arkadan üstüste gelecek şekilde çarpaz edilerek önden bağlanır, kuşak erkekte olduğu gibidir. Zıbın üstüne bağlanır.
    Taç : Kadın oyuncular başlarının üzerine yuvarlak gümüşten yapılan yanları zincirli gümüş panezlf ile süslerler.
    Keten :Yazma iki kat edilip başa konulur ve uçları arkadan ilmik yapılır. Adıyaman yöresinde iki çeşit baş bağlama vardır. Ovadaki baş bağlama,kırsal kesimde yaşayanların baş bağlamaları. Başa takılan kep buğday sapından örülür, etrafı kahverengi pazenle çevrilir,üstüne gümüşten taç takılır.Tacın zincirine altın veya gümüş kazı takılır.Kullabın alt kısmına pendik denilen bir kumaş dikilir. Kepin üstüne ise beyaz keten veya satenden saçaklı hiddik takılır. Ketenin altına pusu bağlanır, pusu tamamen sırmadandır.Kahverengi ve sırmalıdır. Bu bağlantı şekline üsten bağlama adı verilir.

    ERKEK OYUNCU GİYSİLERİ


    Çorap: Yün iplikle örülür,iki çeşitlidir.Çorapların elde örülmesi daha makbuldür.Kaba olan coliki,ince örülen ise desenlidir. Renkleri beyazdır. Çorabın lastik yünden iplik örülür bunlara bağlanır;
    Ayakkabı ( Çarık ) : Hayvan derisinden olup,deri ipliği ile dikilir. Etrafına delikler yayılarak deri iplikleri ile kundura bağı gibi bağlantı yapılır.
    Ayakkabı ( Yemeni ) :Kösele veya deriden imal edilip arka kısmı azemi üç santim kadar uzundur. (Paçiklidir) Topuk kısmı çok alçaktır. Yemeni genellikle siyah deriden imal edilir.
    Şalvar: Kabardin kumaşdan imal edilip uçkuru yani bel bağlantı yeri satendendir. Alt peyik kısmı normal uzunluktadır, paçaları dardır. Dağ köylerimizde keçi kılından yapılan kıl şalvarlarda giyilmektedir.
    Kuşak: Yünlü dokumadır ve desenlidir. Bir buçuk metre boyunda olup kuşağın iki ucuna satenden parça dikilir. Bele bağlandıktan sonra hiç görülmeyecek şekilde iç kısma alınır.
    Gömlek: Kumaşı kutniden olup,sığ malıda olabilir. Gömlekler beyaz sarı olup çizgilidir. Hakim yakalı kolları uzun ve kırmızıdır. Meydane kumaşından da yapılabilir.
    Kırk düğme yelek: Kumaşı kabardin olup kahverengidir. Ön tarafı satenden kaplı kırk adet düğme olup, ön cephesi işlemelidir. Kollar gene kahverengi satenden olup, yarım kolludur.
    Fes: Tamamen yünden yapılan ve elle desenli olarak örülür. Genç kızların çeyiz olarak hazırladıkları bu ceyizlik düğün evine getirilir. Düğüne gelen davetliler düğün bittikten sonra bir terlik, yünden örülmüş bir keten hediye olarak verilir. Ayrıca sekiz köşeli kasket giyilir.

    HALK OYUNLARI VE FOLKLOR


    Adıyaman Halk Oyunları kadın ve erkeğin yan yana yer aldığı bir karografiye sahiptir. Bu da Adıyaman Halk kültüründe kadının rolünü göstermesi açısından oldukça mühimdir.

    OYUN ÇEŞİTLERİ


    Sal Oyunu : Fırat nehrinde salla geçen düğün alayını konu alır.
    Düz oyun : Fırat kenarında yanında çeşitliliği adamın kızına aşık olan, fakat kızı alamayan ve sevdasından hastalanan bir gencin serüvenlerini konu alır.
    Oyuna Davet : Düğünlerde gençlerin birbirlerini oyuna davet etmelerini konu alır.
    Galuç Oyunu : Ailece ekin biçen ve hasattan sonra yakınlarını ziyaret ve şölen düzenleyen çiftçi ailesini konu alır.
    Kımıl Oyunu : Kımıl (Süne) haşerenin ekinlere zarar vermesi sonucu meydana gelen kıtlığı ve halkın kımılla mücadelesini canlandırır.
    Göçeri Oyunu : Hayvancılıkla uğraşan bazı köylülerin yaz aylarında yaylalara göç etmelerini ve burada başlarında geçenleri canlandırır.
    Hellican : Helli adlı bir bey kızı ile rüyasında gördüğü ve daha sonra var olduğunu öğrendiği Can adlı gencin evlenerek mutlu olmalarını konu alır.
    Ağırlama : Düğünlerde yaşlı, ağırbaşlı ve hatırı sayılır kimselerin ağır ve gösterişli bir tempo ile oynadıkları oyun.
    Hallaç Oyunu (Beş Ayak) : Pamuk atmaya gittiği evin kızına aşık olan bir hallacın serüvenini anlatır.
    Türkan: Sevdiği gencin dışında birine verilen Türkan adlı bir kızın yolda müsaade alarak iki rekat namaz kılıp ölmesi olayını canlandırır.
    Dingi : Güzel ve güçlü bir kızın ding ding şeklinde ses çıkararak bulgur dövmesi sırasında aşık olan gencin hikayesi canlandırılır.
    Kaynana Oyunu (Kol Oyunu) : Düğünde kaynananın gelinin önünde eline Çömçe (Kepçe) ve ayna alarak oynamasını canlandırır.

    HARFANA​


    Adıyamana komşu olan illerde "Sıra Gecesi" de denilen "HARİFANE" sözlükte:"Esnafca herkes kendi masrafını hissesine düşeni vermek suretiyle ortaklıkla yapılan" demektir.
    Adıyaman'da ise; Esnaf içinden guruplarca icra edilen bir program olup, Osmanlı döneminde kurulan Ahilik teşkilatının üyeleri olan esnafın, koşuşturmakla geçen bir haftanın yorgunluğunu ve stresini atmak için kafadengi arkadaş gruplarının kendi çaplarında hafta sonları pazar akşamında icra ettikleri bir eğlencenin adıdır.

    ADIYAMAN'DA HARFANA ŞU ŞEKİLDE YAPILIR:


    Öncelikle bu toplantı sadece erkekler arasında olur ve her hafta bir kişinin evinde yapılırdı.Ev sahibi, misafirlerine kahve ve ardın da çay ikramında bulunarak muhabbete giriş için ısınma hamlesini başlatmış olurdu.Muhabbet koyulaştıkça arada sesi güzel olanlar gazeller okur, maniler söyler, yanık türküler, uzun havalar ve şiirler okunurdu.Başta "Yüzük Oyunu" olmak üzere "Yok dememe" oyunu gibi oyunlar oynanır, hikaye ve masallar anlatılır.(Hikaye ve masal anlatımına "HEKET SÖLEMEH" denilirdi.) Cenk kitaplarından ve diğer mevcut olan kitaplardan bahis(konu)ler okunur ve cemaat büyük bir dikkatle dinlerdi. Bu da eğitimin bir parçası olarak görülürdü. Çünkü misafir ve toplum adabı, sözün söylenme biçimi, yeri ve zamanı gibi sosyal olayların yaşanarak öğretilip ve öğrenildiği mekanlar durumundaydı.

    Bütün bu sohbetler ve oyunlar arasında ağızlar boş durmaz; Leblebi ve ceviz gibi çerez, bastık(pestil), kesme, kuru üzüm gibi kuru yemişler ikram edilirdi.Yemek olarak, sohbetin bir bölümünde Etli Köfte "çiğ köfte" ikram edilir, tatlı olarak da gedeyif (Kadayıf), paklavya (Baklava), sedır'ezem sucığı, tene hevlası)Helva), topa hevlası, şıllik (hamur işi tatlı)... gibi tatlılardan her ev kendi imkanları ölçüsünde ikramda bulunurdu.

    Eğer söz konusu harfana ekibi alkol kullanan kişilerden oluşuyorsa, yiyecek ve içecekler arasına içki ile olması gerekenler yapılır ve yine saz ve söz'e bol bol yer verilirdi.Harfana dediğimiz bu hafta sonu (Pazar günü) eğlencesi o gecenin sabah vaktine kadar aralıksız devam ederdi.Söz konusu gecede adı geçen oyunlardan

    "Yüzük Oyunu" şu şekilde oynanırdı:


    Harfana'ya iştirak eden kişi sayısınca boş kahve fincanı bir tabağın içine ters çevrilmiş ve içlerinden bir tanesinin içine yüzük konulmuş şekilde getirilir, herkes bir tanesini açar, kimin fincanının altında yüzük bulunursa o kişi " O gecenin masraflarını karşılama" cezasına çarptırılıdı.

    YOK DEME OYUNU:


    Yine harfanaya katılan kişiler biri birlerine değişik ve karışık sorular sorarlar. Bu sorulara karşılık olarak Evet, he... vs gibi ifadeler kullanabilirler ama, bunların yerine Yok(Hayır) kim derse işte o kişiye de gecenin masraflarını karşılama cezası verilirdi.
    Ugur bunu beğendi
    Konu deniz feneri tarafından (3 Hafta önce Saat 02:28 ) değiştirilmiştir.

    EY benim iyimser hallerim,
    Çabuk aldanışlarım,
    Alttan alışlarım.
    Hatayı hep kendimde buluşlarım,
    Değmeyecekleri kafama takışlarım.
    Yoktan yere, akıp giden gözyaşlarım.
    Herkesi, insan yerine koyuşlarım.
    Hepinize Elveda...

    Artık ben kimsenin,
    Hiç kimsesi olmayacağım!


  2. #2

    ADIYAMAN YÖRESİ SÖZ NİŞAN DÜĞÜN ADETLERİ


    Söz Kesme: Eskiden evlenme yaşı şimdiye kıyasla daha küçüktü anne babalar çocuklaeının mutlu günlerini görmek için çok acele ederler,anne babalar biran önce torunlarını kucaklarına almak isterlerdi.

    Erkek çocukları askere gitmeden evlenirler askere giderken de genellikle çocuk sahibi olurlardı. Şimdi ise bu adetler neredeyse tamamen yıkılmış durumdadır. Artık erkeğin askere gitmesi kız tarafı için ön koşul olarak ileri sürülmektedir. Geçmişte kızlar 17-18 yaşlarında evlenmiş olurdu. Günümüzdeyse kızlarda evlenme yaşı 20'yi aşmış durumdadır.

    Evlenmek isteyen erkek geçmişte anne ve babasına kesinlikle söyleyemezdi. Günümüzde babaya yine söyleyemez ama annesine evlenme isteğini açıkça söyleyebilmektedir.

    Kızlar ise bu konuda hiç konuşamazlardı. Günümüzde kız istendiği zaman kıza sorulduğunda istemiyorsa açık açık söyler istiyorsa "siz bilirsiniz" der. Bu ifade kızın istediği anlamına gelmektedir.Çok Geçmişte evlenmek isteyen erkeğin evdeki yemek tenceresine tekme vurduğu tespit edilmiştir.

    Eş seçimi ve kız beğenme; Geçmişte eş seçimini büyükler yapardı büyükler ne derse onların dediği olurdu. Günümüzde ise eş seçimini gençler kendileri yapmaktadır.Oğlan düğünlerde ve bayramlarda bir kızı görür beğenir; bunu aile büyüklerine söyler; bunun üzerine aile büyükleri araştırma yapmaya başlar.

    Evlenecek olan kızda aranan özellikler; Güzellik beceriklilik hamaratlık soy sop aile yapısı yaşının oğlandan büyük olmamasıdır. Evlenecek erkekte aranan özellikler ise; memur olması içkisi kumarı olmaması soy sop aile yapısı ekonomik bakımdan kıza denk olması şeklinde sıralanmaktadır.

    Erkek anlaştığı veya herhangi bir yolla görüp beğendiği kızı ailede uygun olan kişilere söyler. Aile bunun üzerine harekete geçer. Ailenin kadınları kız bakmaya giderler.

    Kız beğenmeye gidilirken kız evine haber verilmez aniden gidilir ki ev halinin nasıl olduğu daha iyi anlaşılsın. Kız beğenmeye gidildiğinde kızın fizik yapısına davranışlarına evin düzenine bakılır. Kız isteme;Kız beğenmeye gidildiğinde kız beğenilmezse hiç konuşulmaz; eğer oğlan çok istiyorsa caydırmaya çalışılır. Kız ailenin davranışları ve ev hali beğenilmişse kız isteme hazırlıkları başlar. Kız ailesine elçi aracılığıyla niyet açılır ve kız istemeye gidilir. Kız istemeye gidilirken kız tarafına haber verilir. İstemeye kızın annesi babası ağabeyi amcası dayısı vb. yakın akrabaları gider. Geçmişte oğlan gitmezdi günümüzde kız istemeye oğlanın da gittiği görülmektedir. Kızı oğlanın babası veya ondan daha büyük aile büyüğü varsa o ister.

    İsteme;
    Allah'ın emri peygamberin kavliyle kızınızı oğlumuza istiyorum.Bir istemeyle kız verilmez. Bir kızı en az üç kere istemek gerekir. Bir istemeyle kız verilmesi kınanır "falan kişi kızını hemen verdi" denir. Eğer kız verilmeyecekse sudan bahaneler uydurularak gelenler sürekli geri çevrilir. Oğlan tarafı bunu hisseder. Yörede kaderse olur demek kızı vereceğiz anlamına gelmektedir.

    Kız verildikten sonra kız istemeye gidenler içerisinde oğlan tarafının en küçüğü kimse kalkar kız tarafının aile reisinin elini öper.. El öpüldükten sonra oğlan tarafının getirdiği şeker dağıtılır.

    Nişanlılık döneminde kız tarafına dini bayramlarda koç gönderilir. Ayrıca altın, saat, elbiselik gibi hediyeler de götürülür. Bu hediye götürme adeti erkeğin nişanlısını ziyaretinde de geçerlidir. Nişanlılık dönemi "evli evinde gerektir" düşüncesinden hareketle fazla uzatılmaz.

    Nişandan sonra gelen tören düğündür. Düğünler köylerde hasat sonuna rastlar. Şehirlerde ise bahar ve yaz aylarında yapılır. Düğün günü kararlaştırıldıktan sonra kız tarafından da nişanlı kızla beraber 3-4 kişi alınarak şehre düğün pazarlığına gidilir. Geline, eşya, elbise, altın vb. alınır. Düğünden önce oğlan tarafından aldığı yün ile kız tarafı yatak yapar. Düğün öncesi bir gelenek de "Yolların sağlanması" adı altında kızın amcasına, dayısına ve erkek kardeşine hediye alınarak onların gönüllerini almaktır. Bunlara emmi yolu-dayı yolu denilir. Bu gönül alma işi bir elma götürülerek de para götürülerek de olur.

    Düğüne davet;
    Köylerde "okuntu" denilen çağırma şekliyle olur. Okuntu dağıtana bahşiş verilir. Bu adet yerini davetiyelere bırakmıştır. Düğünler önceleri çarşamba ve perşembe günleri yapıldığı gibi Cuma, cumartesi, pazar günleri de yapılmaktadır. Düğünlerde özellikle köylerde davul-zurna çalgısı bulunur. Düğün sırasında özellikle yörenin seyirlik oyunları oynanır. Şehirde ise davul-zurna yerine orkestra ağırlıktadır.

    Köylerde; bayraktar, düğün vekili, aşçı, kahveci gibi hizmet grubu misafirlerle ilgilenir. Gelin getirmeye gitmeden önceki gün, kız tarafına "kınacılar" ve "ekmekçiler" gönderilir. Kınada, oyunlar oynanır ve gelin kıza kına yakılır. Gelin kızın önce sağ eline kına yakılır, içerisine bir madeni para konularak dolakla(yazma) sarılır. Sonra diğer eline yakılır. Kınadan bir bölümü oğlan tarafına gönderilir.

    Düğünden üç gün sonra kız tarafı oğlan tarafına tatlı gönderir. Bir hafta sonra gelinle kocası kız tarafını ziyaret ederler. Buna "Haftasına gitmek" adı verilir. Kız tarafı ise on beş gün sonra karşı tarafı ziyaret eder. Önceleri çok yaygın olarak görülen evin büyüklerine karşı "gelinlik etme" adeti bugün önemini kaybetmiştir. Gelinlik etmek; kaynana, kayınbaba ve diğer aile büyüklerinin yanında sofraya oturmamak, çok sessiz konuşma gibi davranışlardır.
    Ugur bunu beğendi

    EY benim iyimser hallerim,
    Çabuk aldanışlarım,
    Alttan alışlarım.
    Hatayı hep kendimde buluşlarım,
    Değmeyecekleri kafama takışlarım.
    Yoktan yere, akıp giden gözyaşlarım.
    Herkesi, insan yerine koyuşlarım.
    Hepinize Elveda...

    Artık ben kimsenin,
    Hiç kimsesi olmayacağım!


  3. #3

    Adıyaman'ın En Meşhurları


    Adıyaman'a gezmeye gidecek yada Adıyaman hakkında meraklı olanlar için Adıyaman ilinin nelerinin meşhur olduğunu sizlere anlatıyoruz. Kısaca Adıyaman ilinin neleri meşhurdur diye sıralamak gerekirse;

    Adıyaman'da Nemrut Dağı, Adıyaman Müzesi, Adıyaman Cendere Köprüsü, Çiğ Köfte, İçli Köfte, Basalla (Ekşili Köfte ), Cılbır, Mercimekli Köfte, Pestil, Yapıştırma gibi yöresel yemekleri, Adıyaman Oturakçı Pazarı çok meşhurdur.

    Adıyaman Nemrut Dağı


    Birçok heykel bulunan Nemrut Dağı, bir milli park haline getirilmiştir. Bu heykellerin dışında Karakuş Tepesi, Cendere Köprüsü gibi tarihi değerlerinde bulunduğu Nemrut Dağında aynı zamanda Tümülüs'te bulunmaktadır. Bu Tümülüs'ün yüksekliği 50 metre, çapı ise 150 metredir. Burası kırma taşların birikmesi ile meydana gelmiştir. Bu Tümülüs'ün doğusunda ve batısında 10 metreyi bulan heykeller vardır. UNESCO tarafından dünyanın 8. harikası seçilen Nemrut Dağında güneşin doğuşunu izlemenin keyfi bir başkadır. Eğer Nemrut Dağına güneşin doğuşunu izlemek için gitmek isterseniz havanın serin olacağını unutmayın. Ayrıca Nemrut Dağı çıkılacak en uygun zaman Ekim ile Nisan ayları arasındadır.

    Adıyaman Gelenek ve Görenekleri

    Adıyaman Gelenek ve Görenekleri

    Adıyaman Gelenek ve Görenekleri

    Adıyaman Gelenek ve Görenekleri

    Adıyaman Cendere Köprüsü


    Diğer ismi Chabinas olan Cendere suyu üzerine yapılmıştır. Roma dönemi zamanında (193 – 211) yapılan Cendere Köprüsünü 16. Roma Lejyonu Septimius Severus ailesi için yaptırmıştır. Körpüye 4 tane sütun diktirmiştir. Bunlar kendisi, eşi ve iki erkek çocuğu için idi. Güneyde bulunan sütunları kendisi ve eşi için, kuzeyde bulunan sütunları ise oğulları Caracalla ve Geta için diktirmiştir. Ama şuanda burada 3 adet sütun bulunmaktadır. Diğer sütun Severus'un büyük oğlu Caracalla tarafından yıktırılmıştır. Nedeni ise taht kavgasında küçük kardeşi Getayı öldürdükten sonra Geta'ya ait herşeyi yok etmek istemesi.

    Adıyaman Gelenek ve Görenekleri

    Adıyaman Gelenek ve Görenekleri


    Adıyaman Müzesi


    Adıyaman'da müze kurulması biraz farklı olmuştur. 1978 tarihinde aşağı Fırat projesi kapsamında yapılan kazılarda birçok eser ortaya çıktı. Ortaya çıkan bu tarihi eserler o zamanın İl Halk Kütüphanesinde toplandı ve böylece müze faaliyetleri ortaya çıktı. Şu an ki binasına 1982 yılında taşınmıştır. Adıyaman Müzesinde hem arkeolojik hemde etnografik eserler sergilenmekte. Bu müzede Helenistik dönemden Roma dönemine Bizans döneminden Osmanlı, Selçuklu dönemine kadar birçok tarihi eser bulunmaktadır.

    Adıyaman Gelenek ve Görenekleri

    Adıyaman Gelenek ve Görenekleri


    Adıyaman Oturakçı Pazarı


    Adıyaman'da el sanatları oldukça ilerlemiş durumda. Adıyaman'a özgü halı, cicim, kilim bu el sanatlarından bazılarıdır. Nemrut heykelleri, Nemrut rehberi, hediyelik eşyalar, Besni üzümü, muska, pestil gibi birçok şeyi Oturakçı Pazarı'nda bulabilirsiniz.

    Adıyaman Gelenek ve Görenekleri

    Adıyaman Gelenek ve Görenekleri

    Ugur bunu beğendi

    EY benim iyimser hallerim,
    Çabuk aldanışlarım,
    Alttan alışlarım.
    Hatayı hep kendimde buluşlarım,
    Değmeyecekleri kafama takışlarım.
    Yoktan yere, akıp giden gözyaşlarım.
    Herkesi, insan yerine koyuşlarım.
    Hepinize Elveda...

    Artık ben kimsenin,
    Hiç kimsesi olmayacağım!


  4. #4

    Adıyaman'ın Meşhur Yemekleri


    Adıyaman bulunduğu coğrafi şartlar bakımından özellikle et yemekleri ön plandadır. Başta çiğ köfte olmak üzere içli köfte, mercimekli köfte, ekşili köfte (basalla) gibiköfte çeşitleri mevcut. Diğer meşhur yöresel yemekleri ise şöyle;

    Her Adıyamanlı'nın damarlarında çiğ köfte akar.





    Cılbır



    Çılbır Tarifi İçin Malzemeler

    2-3 adet yumurta
    2 yemek kaşığı tereyağı
    Pul biber
    Tuz

    Çılbır Tarifi Yapılışı


    Küçük bir tencere içerisinde az miktarda suyu kaynatın ve tuz ekleyin.
    Kaynayan suya yumurtaları kırarak 5 dk kadar kaynatın.
    Bir kaşık yardımıyla pişen yumurtaları sudan alarak servis tabağına yerleştirin.
    Tereyağını tavada eritip pul biber ekleyin.
    Hazırladığınız biberli sosu yumurtaların üzerine gezdirin. Afiyet olsun...



    Pestil




    İçsiz Köfte (Yapıştırma, Adıyaman)



    Malzemeler:

    200 gr yağsız kıyma
    3 su bardağı köftelik bulgur
    2 yemek kaşığı un
    1 tatlı kaşığı pul biber
    1 çay kaşığı karabiber
    1 küçük soğan
    1 patates (orta boy, haşlanmış)
    Tuz
    Islatmak için 2 su bardağı kadar su (oda sıcaklığında)


    Yapılışı:

    Bulgur yoğurma kabına alınır, tuz serpilir. Üzerine su gezdirilip ıslatılır, karıştırılır. 15 dakika kadar bulgurun şişmesi beklenir. Kuru soğan robottan geçirilir veya çok minik doğranır. Kıyma, un, pul biber, karabiber, haşlanıp ezilmiş patates, soğan bulgurla biraraya getiririlir. İstenirse 1 tatlı kaşığı kadar da biber salçası eklenir. Köfte iyice (sakız gibi olana kadar) yoğrulur. Cevizden az büyük parçalar alınır. Elde yuvarlanıp yassıltılır. Resimde görüldüğü gibi yassı yuvarlaklar elde edilir...
    Bütün köfteler aynı şekilde hazırlandıktan sonra, bol kızgın yağda kızartılır. Sıcak servis yapılır.
    Püf Noktası:

    Köfteye patates katmamızın nedeni gevrek ve çıtır olmasıdır. Patates fazla olursa dağılma riskini arttırır. İçli köfte yaparken artan köfte hamuruyla çok yapılırdı. Patates kullanmazsanız köfte hamuru buzdolabının soğuk bölmesinde 3-4 gün dayanır. Bi de köfteyi yoğururken arada az su almak gerekir, köfte kıvamı çok cıvık olursa yağa atınca dağılır.

    Adıyaman Hıtabı






    HAMURU İÇİN.

    - yarım paket yaş maya.
    - 1 yemek kaşığı şeker.
    - 1 çay kaşığı tuz.
    - 1 bardak ılık su.
    - aldığı kadar un.

    İÇ HARCI İÇİN.


    - 600 g kavurma.
    - 1 adet kuru soğan.
    - 1 yemek kaşığı domates salçası.
    - 1 yemek kaşığı biber salçası.
    - 1 tutam maydanoz.
    - 1 çay bardağı zeytinyağı.
    - 1 tatlı kaşığı yedi bahar.
    - 1 tatlı kaşığı tuz.
    - 1 yemek kaşığı pul biber.
    - 1 yemek kaşığı karabiber.

    HAZIRLANIŞI

    Yarım paket yaş maya, 1 bardak ılık su ve ve 1 kaşık şekerle geniş bir kaba alınır. Tuzu atılır. Aldığı kadar unla kulak memesi kıvamında hamur yoğurulur. 15-20 dakika dinlendirilir.
    Kavurmalar küçük küçük doğranır. Üzerine doğranan kuru soğanlar ve maydanozlar konur. Biber ve domates salçası bırakılır. Karabiberi, tuzu, pulbiberi ve yedibaharı atılır. Zeytinyağ gezdirilip harmanlanır.
    Dinlenen hamurdan ceviz büyüklüğünde bezeler alınır ve tabak büyüklüğünde açılır. Hazırlanan iç harçtan yarısına konur ve kalan tarafı ile kenarlarından bastırılarak üzeri kapatılır. Yöresel adeti ekmek fırınında pişirilmesidir fakat siz evinizde 200 derecede fırına verebilirsiniz.

    Adıyaman Tavası



    Malzemeler:

    1.5 kg koyun eti kuşbaşı
    250 gr çekilmiş kuyruk yağı
    5 kg domates
    1.5 kg patlıcan
    250 gr yeşil biber
    100 gr sarımsak
    Yeteri kadar tuz

    Yapılışı:

    Öncelikle domates ve patlıcanların kabuğunu soyup kuşbaşı doğruyoruz. Tavaya doğranmış eti koyup, soyulmuş sarımsak etin üzerine serpiyoruz. Ardından üzerine yeşil biber ve kuyruk yağını dizip üzerine doğranmış patlıcanları yerleştiriyoruz. En üste domatesleri koyduktan sonra fırına veriyoruz.

    Adıyaman Patlıcan Kebabı




    Malzemeleri

    5 adet orta boy patlıcan
    1 adet orta boy soğan
    500 gram az yağlı kıyma
    100 grama yakın bayat ekmek (İçi süt ile ıslatılmış)
    1 adet yumurta
    2-4 diş sarımsak
    Yarım demet maydanoz
    Karabiber
    Kekik
    Tuz

    Yapılışı

    Yemeğimizin birinci adımı patlıcanları közlemektir. Bunun için istediğiniz metodu kullanabilirsiniz, fırında ya da ateşte fark etmez. Közlenen patlıcanları soyup, saplarını muhafaza edecek şekilde bir köşeye koyuyoruz ama oda sıcaklığında, dolaba koymuyoruz. Daha sonra köfte malzemelerini alıyoruz elimize, kıyıyoruz sebzelerimizi ince ince ve harmanlayıp 5 dakika dolapta dinlendirip, 5 eşit parçaya bölüyoruz. Bunun nedeni 5 patlıcan kullanmamızdır.

    Streç filmi alın, tezgâha serin ve her bir parçaya köftelik harcı iyice yayıp, patlıcanı ortasına koyup, kaplayın. Elle yapabilen varsa, elle de yapabilir ama işlemin en zor yanı budur. Kolaylık açısından streç film çok önemli hele ki Ramazan ayında aç karna yorulmamak adına.

    Daha sonra fırın tepsimize yağlı kâğıdı serip (eğer yağlı kağıt yoksa sıvı yağ ya da margarin ile yağlayın) patlıcan kebaplarımızı yerleştiriyoruz ve önceden ısıtılmış, 180 derece fırında pişiriyoruz.

    Şilki (Şillik) Tatlısı




    malzemeler:Un,Pekmez,Tereyağı,Süt

    Yapılışı
    Pekmez, az bir tereyağı ile on dakika normal ateşte kaynatılır. Diğer taraftan un ve süt karıştırılarak krep hamuru kıvamına getirilip yağlı bir sac üzerinde ince bir yufka şeklinde pişirilir, yufka piştikten sonra soğumaya bırakılır. Sonra soğuyan yufkalar lokma şeklinde kesildikten sonra bir tepsi içine güzelce dizilir. Kaynamakta olan tereyağlı pekmez şerbet şeklinde dökülür. Soğumuş olan yufkalardan bir kaçı sağlam bırakılmalıdır ve kaynamış olan pekmez tepsiye ilave edildikten sonra üstüne de ayrılan bu tüm yufkalar serilir ve dinlemeye bırakılır. Lokma yufkalar pekmezi emdikten sonra servis edilmeye hazırdır.İsterseniz isteğe bağlı tepsiye kat dizilip aralara fıstık veya ceviz konabilir.Afiyet olsun


    Nane Sele




    Adıyaman kahvaltısının vazgeçilmezidir közde pişmiş biber.




    Adıyamanlılar tırşik yemeden güneşi Nemrut'ta batırmaz


    Tırşik (Adıyaman) Tarifi'nin Malzemeleri

    250 gram kuru doğranmış patlıcan
    50 gram kurutulmuş biber
    4 yeşil biber
    5 diş sarımsak
    1.5 kg menemenlik domates
    2 soğan
    Tuz, karabiber
    Yağ
    1 tatlı kaşığı biber salçası


    Tırşik (Adıyaman) Tarifi'nin Hazırlanışı

    Kuru patlıcan ve biberler geceden suya konur. Ertesi gün süzülüp yıkandıktan sonra küçük parçalara ayrılır.
    İnce doğranmış soğan küçük doğranmış biber ile az yağda kavrulur. Biber salçası eklenir iyice karıştırıldıktan sonra üzerlerine kuru patlıcan be biberler eklenir.
    Menemenlik (konserve) domates, sarımsak ve baharatlar eklendikten sonra pişirilmeye bırakılır.
    Suyunu çekince ocaktan alınıp servis edilir.

    Kıluri aydiye kurabiyeleri


    TARİFİ:

    2 yumurta, 1 bardak süt,
    1 bardak sıvı yağ, 1 bardak şeker,
    1 bardak su ve aldığı kadar un

    YAPILIŞI:

    Bütün malzemeler bir derin kapta
    bir araya getirilip yoğurulur. Hamur merdaneyle açılarak kare şekilde
    kesilerek tepsiye dizilip fırına verilir.

    EY benim iyimser hallerim,
    Çabuk aldanışlarım,
    Alttan alışlarım.
    Hatayı hep kendimde buluşlarım,
    Değmeyecekleri kafama takışlarım.
    Yoktan yere, akıp giden gözyaşlarım.
    Herkesi, insan yerine koyuşlarım.
    Hepinize Elveda...

    Artık ben kimsenin,
    Hiç kimsesi olmayacağım!


Facebook Yorumları

Konu Bilgileri

Şu An Görüntüleyenler

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

    Bu Konu için Etiketler