Kabağın Sahibi

Kabağın Sahibi Vaktiyle bir derviş berbere gider. Berberden saçını dibinden kazımasını, sakal ve bıyığını kısaltmasını ister. Tereddütsüz bir şekilde berber koltuğuna oturan derviş: - "Vur usturayı berber efendi!" der. Berber, dervişin...

  1. #1
    Üyelik tarihi
    16.04.2013
    Mesajlar
    1.417
    Beğendi
    1.364
    Beğenildi
    593
    Kabağın Sahibi
    Vaktiyle bir derviş berbere gider. Berberden saçını dibinden kazımasını, sakal ve bıyığını kısaltmasını ister. Tereddütsüz bir şekilde berber koltuğuna oturan derviş:

    - "Vur usturayı berber efendi!" der.

    Berber, dervişin saçlarını kazımaya başlar. Derviş de aynada kendini takip etmektedir. Başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır. Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, yağız mı yağız, bıçkın mı bıçkın bir kabadayı girer içeri. Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış kısmına okkalı bir tokat atarak:

    - "Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım!" diye kükrer.

    Dervişlik bu... Sövene dilsiz, vurana elsiz olmak gerek. Ses çıkarmaz, biraz çaresiz, biraz mütevekkil usulca kalkar yerinden.
    Berber, bu gariban müşterisine karşı mahcup olmakla beraber kabadayının pervâsızlığından da korkmuştur. Ses çıkaramaz.
    Kabadayı koltuğa oturur, berber tıraşa baslar. Fakat küstah kabadayı, tıraş esnasında da boş durmaz; sürekli aşağılar dervişi, alay eder:

    - "Kabak aşağı, kabak yukarı!.."

    Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkândan çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki, gemden boşanmış bir at arabası, yokuştan aşağı hızla kabadayının üzerine doğru gelir. Kabadayı şaşkınlıkla yol ortasında kalakalır. Derken, iki atın ortasına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir, kabadayının karnına batıverir. Kaşla göz arasında babayiğit kabadayı oracığa yığılır kalır, ölmüştür. Herkes bir anda olup biten bu olayın hayret ve şaşkınlığı içindedir. Berber de şok olmuştur; bir manzaraya, bir dervişe bakar ve dervişin beddua ettiğini düşünerek gayr-i ihtiyarî sorar:

    - "Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?"
    Derviş mahzun, düşünceli cevap verir:
    - "Vallâhi gücenmedim ona. Hakkımı da helâl etmiştim. Gel gör ki, kabağın bir de sâhibi var. O gücenmiş olmalı!

    ***

    Kabağın sahibi öyle bir gücenir ki, gazabını gösterir ama biz kuldan geldi sanırız. Bazen de biz sevdiğimizi sanırken kırdığımızın farkına bile varmayız.

    Ne diyor Hz. Mevlana?
    "Ya kırdığın gönlü Allah seviyorsa?
    Bilemezsin... Bilseydin ödün kopardı;
    Dokunamazdın!"
    deniz feneri, Muhtazaf, Ugur bunu beğendi


    Gönül öyle yol geçen hanı değildir, DERGAHTIR..Öyle paldır küldür girilip çıkılmaz..GÜNAHTIR..!
    ______MEVLANA_______


  2. İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

  3. #2
    Üyelik tarihi
    08.04.2013
    Mesajlar
    5.002
    Beğendi
    1.762
    Beğenildi
    1.617
    Güzel hikaye teşekkürler kaptan.
    deniz feneri, Kaptan43 bunu beğendi

  4. #3
    Üyelik tarihi
    13.01.2017
    Mesajlar
    947
    Beğendi
    949
    Beğenildi
    1.169

    Ne diyor Hz. Mevlana?
    "Ya kırdığın gönlü Allah seviyorsa?
    Bilemezsin... Bilseydin ödün kopardı;
    Dokunamazdın!"



    muhteşem konu.zaten bu hiç düşünülmüyor,kalp kırmak 70 kabe yıkmaktan kötüdür ,bilseler yapmazlar
    Kaptan43, Ugur bunu beğendi

Facebook Yorumları

Konu Bilgileri

Şu An Görüntüleyenler

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

    Bu Konu için Etiketler