topragizbiz.comVaktiyle birbirini çok seven iki kardeş varmış. Büyüğü Halil, küçüğü ise İbrahim. Halil evli çocuklu, İbrahim ise bekârmış. Ortak bir tarlaları varmış. Ne mahsul çıkarsa, iki pay ederlermiş. Bununla geçinip giderlermiş...

Bir yıl, yine harman yapmışlar buğdayı, ikiye ayırmışlar.İş kalmış taşımaya. Halil, bir teklif yapmış:

"İbrahim kardeşim; Ben gidip çuvalları getireyim. Sen buğdayı bekle."

"Peki abi", demiş İbrahim.

Ve Halil gitmiş çuval getirmeye. O gidince, düşünmüş İbrahim:

"Abim evli çocuklu. Daha çok buğday lazım onun evine."

Böyle demiş ve kendi payından bir miktar atmış onunkine. Az sonra Halil çıkagelmiş.

"Haydi İbrahim, önce sen doldur da taşı ambara."

"Peki abi."

İbrahim, kendi yığınından bir çuval doldurup düşer yola. O gidince, Halil düşünür bu defa:

"Çok şükür, ben evliyim, kurulu bir düzenim de var. Ama kardeşim bekâr. O daha çalışıp, para biriktirecek. Ev kurup evlenecek."

Böyle düşünerek kendi payından atar onunkine birkaç kürek. Velhasıl biri gittiğinde diğeri, kendi payından atar onunkine.

Bu, böyle sürüp gider. Ama birbirlerinden habersizdirler. Nihayet akşam olup karanlık basar. Görürler ki, bitmiyor buğdaylar. Hatta azalmıyor bile. Hak Teala bu hali çok beğenir. Buğdaylarına bir bereket verir, bir bereket verir ki günlerce taşır iki kardeş, bitiremezler. Aksine çoğalır buğdayları. Dolar taşar ambarları.Şaşarlar bu işe...


Bugün "Bereket" denilince, bu kardeşler akla gelir. Bu bereketin adı: Halil İbrahim bereketidir .