Dedikodu, gıybetin öz kardeşidir!

Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor; hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Hâlbuki bu, Allah katında büyük bir günahtır. Bu iftirayı işittiğiniz vakit, "Böyle sözleri ağzımıza almamız bize yaraşmaz. Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah'ım! Bu, çok büyük bir iftiradır" deseydiniz ya! (Nur 24/15,16)

giybet.jpg


Dedikodu, gıybetin öz kardeşidir!
Dedikodu, gıybetin öz kardeşidir!

DEDİKODU VE GIYBET

"Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir." (Hucurat 49/12)

Günlük hayatta maalesef 'dedikodu' özellikle hanımlar arasında oldukça yaygındır. Dedikodunun, yapısı gereği gizli, hakkında konuşulana savunma hakkı vermeden yapılıyor olması niyet iyi ve sonuçları yapıcı olmadığı müddetçe gıybet kapsamına girmesi tehlikesi vardır. Hele bu dedikodu alaycı, açık arama maksatlı, aşırı zan içerir mahiyette veya sövme şeklinde yapılıyorsa kesinlikle gıybettir.

Yüce Allah çirkin sözün açıklanmasını istemez sadece zulmedene karşı zulmün dile getirilmesi müstesna. Bir insanın düzelmesi, İslam'a ısındırılması, fiziken tarif edilmesi gibi yapıcı ve zorunlu nedenlerle hakkında konuşulması gıybet sayılamasa da (doğrusunu Allah bilir) dikkatli olmak gerekir.

Dedikodunun muhabbet sınırlarını aşarak gıybete bu kadar komşu olması nedeniyledir ki dedikodu hakkında hüküm verebilmek için öncelikle gıybetin ne demek olduğuna bakmak lazım gelir.

GIYBET, bir kimsenin arkasından hoşlanmayacağı bir şey söylemektir. Dedikodu bu maksada hizmet ediyorsa gıybettir.

Dedikodu, gıybetin öz kardeşidir!
"Gıybet üç çeşittir.

Birincisi, gıybet edip de, ben gıybet etmiyorum, onda olanı söylüyorum, demektir. Bu, fakih Ebulleys'in Tenbih'te dediği gibi kesin olan haramı, helal saymak olduğu için küfürdür.

İkincisi gıybet edip gıybeti, gıybet edilen kimseye ulaşmaktır, bu günahtır, helalleşmedikçe tevbe de tamam olmaz, çünkü eziyet etmiş, kul hakkı oluşmuştur. İbnü Ebiddünya ve Taberânî'nin Câbir'den rivayet ettikleri şu hadisin mânâsı da budur: "Gıybet, zinadan daha kötüdür." buyurulmuş; nasıl olur? denilmiş, Peygamber (s.a.v.) buyurmuştur ki: Adam zina eder sonra tevbe eder. Allah mağfiret buyurur, gıybet eden ise gıybet edilen affetmedikçe, mağfiret olunmaz. Üçüncüsü, gıybet edilene ulaşmaz. Bu hem kendisine ve hem gıybet ettiği kimseye istiğfar ederek tevbe etmekle affolunabilir. Bazıları mutlaka helalleşmeye muhtaçtır demişler, bazıları da mutlaka tevbe ve istiğfar yeterlidir, demişlerdir...

Gıybetin (alay, açık arama, haset, sövme vb. maksatlı dedikodu eş anlamlı tutulabilir) ayetteki tasviri; "Hiç biriniz kardeşinin ölü olarak etini yemesini sever mi?" şeklindedir. Gıybet edilen, kimse orada bulunmayıp söylenen sözü bilmemesi ve o anda savunacak durumda olmaması dolayısıyla bir ölü, hem de kardeş olan bir ölü ve o vaziyette onun kötülüğünü söyleyerek gıybet ile şerefine saldırmak bir ölünün etlerini parçalayıp yemek ve özellikle o saldıranın zannınca da fena ve bundan dolayı kurtlu bir leş halinde bulunan bu etleri hırs ve iştah ile seve seve yemek şeklinde bir canavarlık olmak üzere tasvir edilir ve ayetin devamında sakınılması kesin olarak ifade edilir. "

Nasıl ki başkalarının hakkımızda gizli, alaycı ve hasımane olarak konuşmasını istemezsek hakkında konuştuğumuz o kişi de istemez. Kimse kusurlarının ve mahremiyetinin araştırılmasını istemez. O kişi hakkında savunma hakkı vermeden yaptığımız haysiyetine ve namusuna dokunur ileri geri laflar doğru ise gıybet, yalansa iftiradır ki iftira gıybetten çok daha kötüdür.

Dedikodu, gıybetin öz kardeşidir!
Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurmuştur ki: "Bilir misiniz gıybet nedir?" "Allah ve Resulü daha iyi bilir" dediler. "Kardeşini, hoşlanmayacağı bir şeyle anmandır." buyurdu. "Ya söylediğim kardeşimde varsa?" denildi. "Eğer söylediğin onda varsa gıybet etmiş olursun ve eğer onda yoksa o vakit ona iftira etmiş olursun." Hayâsızlığı alenen belli insanlar hakkında o işe ait sıfatla konuşmak veya o işi onun yaptığını dillendirmek gıybet sayılmayabilir. Ama dikkat edilecek nokta emin olmak, haddi aşmamak, doğruluğuna şahitlik etmek ve söylentilerle hareket etmemektir. Yoksa gıybet değil iftira kapsamına girer. İbnü Şeyh, Enes (r.a.)'den: Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki: "Her kim hayâ örtüsünü atarsa, artık onun gıybeti yoktur."

İbnü Ebi'd-Dünya Behz b. Hakim'den, o, babasından, o da dedesinden nakleder: Hz. Peygamber (s.a.v) buyurdu ki: "Fâcir kimseyi insanlar tanırken anmaktan korkacak mısınız? Onu onda olan ile anın ki, insanlar sakınsınlar."

Ne yazık ki dedikodu esnasında kimse gıybet ettiğini kabul etmez. Muhabbet ediyoruz veya onun iyiliği için söylüyoruz denilir. Ancak dikkat etmek gerekir ki en ufak bir alay, art niyet, yalan, iftira, abartma konuşanları çok karanlık mezralara götürebilir. Sohbet ve muhabbet etmek ile dedikodu arasındaki fark ta bu manada gizlidir.

"Allah, zulme uğrayanın dile getirmesi dışında, çirkin sözün açıklanmasını sevmez..." (Nisa 4/148)

Mümine düşen güzel söz söylemek, iyilik istemek, faydalı şeylerden konuşmak, açık aramamak, gıpta evet ama haset etmemek, mahremiyeti ve kusurları araştırmamak, aşırı ve fena zanda bulunmamak, zulüm hariç çirkin sözü dillendirmemektir. Konuşula kişi hakkında söylenen kötü vasıf doğru bile olsa dedikodu şeklinde o kişiyi rencide etmek değil, bizzat kendisine yanlış yolda olduğunu usulünce söylemektir. Çünkü müminler kardeştir ve kardeşler diğerinin sadece iyiliğini ister.

Dedikodu yapısı gereği gizli ve ayıplayıcı mahiyette olduğu için maalesef gıybete daha yakındır. Sözün kısası; gıybetin küfür sayılması veya zinadan beter bir günah olması ve mutlak surette helalleşmeyi gerektiriyor olması nedeniyle zararlı etkisi bir hayli fazladır. Böyleyken konudan konuya, kişiden kişiye geçen bir saatlik dedikoduda hakkında konuşulan insan sayısına bağlı olarak yapılan gıybetin zararlı etkisi de o kadar fazla olacaktır.

Doğru olan hakkında konuşulanın gerçekten iyiliği isteniyorsa art niyetsiz olarak tehna bir ortamda yüzüne söylemek, açıklamak, ikna etmek, ikaz etmektir.

Dahası o kişi hakkında konuştuklarınızdan asla emin olamazsınız çünkü her şeyin doğrusunu sadece Allah bilir. Siz sadece aklınıza yatan şekilde hüküm verirken hata yapma şansınız yüksektir. Hz. Musa Peygamber kıssalarında bu hususa Kur'an'da bir hayli yer verilmiştir. üstelik güzel söz söylemek varken, kötü sözlerde inatlaşmak nedendir? Konu sadece gıybet ile değil yalan, iftira, kötü zan gibi pek çok illete bu kadar yakınken dedikodu etmek değil sohbet etmek gerekir.

Hanımların dedikoduya olan zaaflarının erkeklerden yüksek olduğu malum olduğuna göre hanımların Allah'a mahcup olmamak ve günah işlememek adına çok daha dikkatli olması ve sıkça tövbe etmesi gerekir. Lakin tövbe etmenin de şekli, kabul ihtimali ve mahiyeti konusunda dikkatli olmak gerekir. İşin güzeli tövbe etmeye hacet bırakmadan kötü sözden, başkasının açığından, iftiradan uzak durmaktır.

Sonsöz; gıybet etmiyoruz sadece laflıyoruz demek kendini kandırmaktır. Peygamberimiz eliyle yoldan geçenin boyunu kısa olarak işaret eden kızına "gıybet ettin, ölü kardeşinin etini yedin" demiş, kızı 'ama boyu gerçekten kısa' dediğinde "zaten kısa olmasaydı iftira etmiş olurdun" cevabını almıştır. Aman dikkat! Gıybetin sonraki durakları yalan ve iftiradır.

Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.(Hucurat 49/12)
 

MURATS44

topragizbiz.com
Üst