İbretlik Bir Hikaye

deniz feneri

Super Moderator
13 Ocak 2017
1,618
817
113
39
İbrahim Amca Türkiyeli bir müslüman, Fransa’da yaşıyor. Mütevazı bir bakkal dükkânı var, daha doğrusu küçük bir marketi var.

Dükkânından alışveriş yapan çevresinde oturan site sakinleri var. Her milletten, her dinden, her renk ve ırktan pek çok insanlar... Bu sitelerdeki evlerden biri de bir Yahudi aileye aittir. Hâdisenin kahramanı 7 yaşındaki Yahudi ailenin çocuğu Cad’dır. Cad her gün gelir ve İbrahim Amca’dan alışveriş yapar. Her gelişinde de ona çaktırmadan bir çikolatayı cebine indiriverir.

Bu aylarca böyle devam eder. Bir gün yine gelir, alışveriş yapar. Ama her zaman yaptığı gibi çikolata çalmayı unutur ve dükkândan çıkar... İbrahim Amca, arkasından seslenir şefkatle: “-Cad, bugün çikolatanı almadın?" Ve uzatır ona her zaman Cad’ın aldığı çikolatayı...

Şaşırır çocuk ve “Biliyor muydun?" der hayretle. İbrahim Amca başını okşar Cad’ın ve “-Sakın bir daha çalma Cad, hırsızlık büyük bir günah ve suçtur. Başkasının hakkına tecavüzdür! Söz ver bana bir daha kimseden böyle çalmayacağına. Buraya geldiğinde yine al çikolatanı, ama benden hediye olarak" der şefkatle.

Bundan sonra İbrahim amca ile Cad arkadaş hatta dost olurlar. İbrahim Amca 50 yaşında, Cad ise 7 yaşında bir çocuktur. Aradan yıllar geçer. İbrahim Amca bu Yahudi çocuğa hem arkadaş, hem baba gibi davranır. Ne zaman Cad’ın bir sıkıntısı olsa, doğru İbrahim Amca’sına koşar, O’nun şefkatli sinesine sığınır. Ailesiyle, arkadaşlarıyla vb. tüm meselelerini anlatır bu dostuna ve nasihatlerini, çözümlerini hayranlıkla dinler ve tatbik eder.

Cad’ın bir problemi olduğunda İbrahim Amcasına anlatır, oda çekmecesinden bir kitap çıkarır ve Cad’a vererek; “-Hadi aç bir yeri" der, sonra Cad’ın açtığı yüzdeki iki sayfayı okur, Cad’a anlatır ve meselesini böylece çözümlerler birlikte. Hayrettir ki, her defasında da teşhis ve çözümler doğrudur! Dükkândan problemleri ve sıkıntıları bitmiş olarak ayrılır. Böylelikle tam 17 yıl geçer; Cad 24 yaşında koca bir genç delikanlıdır. Ama dostlukları hep bu minval üzere devam etmiştir.

Bir gün emr-i Hakk vâki olur ve İbrahim Amca Hakk’ın rahmetine kavuşur. Ölmeden önce çocuklarına bir vasiyeti vardır İbrahim Amca’nın; “-İçerideki kendisine ait küçük sandık, hediye olarak bu Yahudi gence verilecektir."

Cad, bu en büyük dostunun ölümüyle yıkılır, çok yanar ve ağlar. Artık elinden tutan, meselelerine çözümler bulan, sırdaşı dert ortağı dostu yoktur.

Vasiyet üzerine sandık Cad’a ulaştırılır. Ama ilk anların hüznüyle açmak istemez sandığı. Neden sonra yine büyük bir mesele ile baş başa kalır Cad ve içinden çıkamadığı, çok daraldığı bir vakit aklına İbrahim Amcası ve sandık gelir. Koşar açar sandığı, bir de bakar ki sandıktan İbrahim Amca’sının eline verip açtırdığı ve okuduğu, böylelikle problemlerini her seferinde çözümlediği o kitap çıkar. Kitabı anlamaz, çünkü Arapçadır. Koşar, okutmak için Tunuslu Müslüman arkadaşına gider. Her zamanki gibi iki sayfa okumasını ve açıklamasını ister ondan. Mesele yine halledilmiştir o kitap sayesinde...

Merak eder Cad, sorar: “-Bu kitap nedir?" Tercüme eden Tunuslu Müslüman; “-Bu Kur’an-ı Kerim’dir, Müslümanların kitabı" Cad çok şaşırır, şoktadır! Hiç tereddüt etmeden sorar; “-Hemen Müslüman olmak için ne yapmalıyım?" Tunuslu Müslüman arkadaşı gerekeni söyler ve Cad Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman olur. Cadallah Kur’ânî adını alır.

*Bu yolda öyle kendini yetiştirir ki, sadece Avrupa’da yaklaşık 5000 kişinin Müslüman olmasına vesile olur... Her geçen gün artar, hidayetine vesile oldukları...

İbrahim Amca’nın Kur’ân’ında not ettiği şu ayet vardır: “-Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle davette bulun!"

Dr. Saffet Hicazî, bizzat tanışır Cadallah’la ve hikâyesini ondan dinler.Elinden hiç bırakmadığı hayli yıpranmış Kur’an’ı sorduğunda Cadallah; “Ammu İbrahim’in Kur’an’ı işte bu" der, hep yanında gezdirmektedir.*Dr. Saffet; “Niçin Afrika Kıt’ası diye sorunca da;*Açar elindeki İbrahim Amca’nın Kur’ân’ını ve kabını sıyırıp son sayfasında çizili Afrika haritasını gösterir ve der ki;*“İbrahim Amcam biliyordu benim Müslüman olacağımı ve bana işaret etti ki bu haritayla, Afrika’ya gideyim ve bu Kur’ân Nur’unu Rabbimin izniyle gönüllere koyayım."

Bunun bir işaret olduğunu düşünerek tebliğci olarak Afrika’ya gider. Önce Kenya’ya, sonra Güney Sudan’a oradan Uganda’ya ve komşu ülkelere. 30 yıla yakın dolaşır oralarda. Afrika’nın sıkıntıları bitmez. Allah’ın izniyle ve onun davetiyle İslam’a girenlerin sayısı milyonlara ulaşır. Ama o Afrika’da hastalanır ve 54 yaşında 2003 yılında Allah’a davet yolunda vefat eder.

Cadallah’ın annesi koyu bir Yahudi ve üniversitede hocadır. O da 2005’te Müslüman olur. Yani oğlunun ölümünden 2 yıl sonra, 70 yaşında... Oğlunu Yahudiliğe döndürmek ve ikna etmek için 30 yıl uğraşmış, bütün tecrübesini bilgisini ve gücünü kullanmış ama muvaffak olamamıştır. İşte budur hakiki din...

Neden Cadallah hemen Müslüman oldu? Annesi diyor ki: “-İbrahim Amca 17 yıl boyunca bir kere bile bana “Yahudi" ya da “kâfir" demedi, hatta İslam’a gir bile demedi... Ama bir çocuğun kalbinin nasıl Kur’an’a bağlanacağını iyi bildi."

Bir Tv kanalında Kur’ân’ı, Ona sarılmayı, Kur’ân’la amel etmenin lüzumunu anlatan Mısırlı Tebliğci Dr. Saffet Hicazî, konuşmasının sonunu onun kıssasına ayırmıştı. Gözyaşlarıyla İbrahim Amca’yı anlattı. Hele zarafetle, hiç örselemeden yetiştirdiği fidanının, dünyanın dört bir köşesinde, âb-ı hayat dağıtması hiç olacak şey miydi?

Londra’da, Darfur’a destek ve oradaki Müslümanların meseleleriyle alâkalı bir toplantı sırasında Hıristiyanlaştırılmak istenen Zulu kabilesinin reisiyle karşılaşan Dr. Saffet Hicazî kabile reisine: “-Sen, Cadullah Kur’anî’yi tanıyor musun?" diye sorunca, adam çok şaşırır ve heyecanla; “-Evet! Sen nereden tanıyorsun, yoksa gördün mü onu, konuştun mu onunla?" der. “-Evet’’ der Doktor Saffet Hicazî, ''onunla İsviçre’de karşılaşmıştım."

Dr. Saffet Hicazî: “-Sen de onun vasıtasıyla mı İslam’a girdin?" der. O da; “-Ben onun sayesinde Müslüman olan birinin yardımıyla Müslüman oldum" der ve sonra da Dr. Saffet Bey’i kastederek: “Madem bu eller onun elini tuttu, madem bu gözler onu gördü, ben sanki onu öpüyorum." Saffet Beyin, ellerine sarılır, elini yüzünü öper gözyaşları içinde...

Allah, Cadallah Kur’âni’ye rahmet etsin.*Rabbim İbrahim Amca’ya da rahmet etsin, O gibilerin emsallerini arttırsın..*Onların elinden kimler İslam’a girdi Allah bilir.*Avrupa’nın batağında bir nûr.*Dirayetle, şefkatle, din, ırk ayırımı yapmadan seven yüce bir gönül.*Her yaşa hitap etmesini bilen bir kocaman bir yürek,..

Mahşere kadar hiç kapanmayacak bir amel defteri ile Allah’a kavuştu Cadallah ve onun İslam’a girmesine sebep olan İbrahim Amca... Büyük fedakârlık onlarınki... Hele bu asırda! Herkesin maddeye meftun olduğu, herkesin “ben, ben" dediği, kendi çocuklarını bile önemsemeyip nefsinin bitmez tükenmez arzularının peşinde olduğu şu talihsiz asırda...

Ne mutlu sana İbrahim Amca, sana, senin gibilerine ne kadar muhtacız ya Ammu İbrahim! Nefesini yolla bize, diriltici yüreğindeki o nefhaları, silkinip dirilelim, şu ölüm uykusundan kendimize gelelim. Muhabbetle efendim.
 

Benzer Konular