Kısa Keloğlan Masalları - Serdar Yıldırım

Bir varmış, bir yokmuş… Zamanın birinde, Kayseri’nin o serin yaylalarında, sobası tüten evlerde yaşayan Serdar Yıldırım diye bir adam varmış. Gündüzleri iş güç, akşamları da klavyenin başında masal döktürürmüş. Bir gün forumun öyküler köşesine yeni bir konu açmaya karar vermiş. Adı “Kısa Keloğlan Masalları - Serdar Yıldırım” olacakmış. Parmaklarını ısıtmış, çayını yudumlamış, sonra şöyle yazmaya başlamış:

Kısa Keloğlan Masalları - Serdar Yıldırım

KELOĞLAN VE FORUM MACERASI
Bir varmış, bir yokmuş. Anadolu’nun bir köşesinde, klavyesi eski ama kalbi genç Serdar diye bir adam yaşarmış. Bu Serdar, Keloğlan’ı çok severmiş. Füze yaptırır, korsanla dövdürür, Pamuk Prenses’le evlendirirmiş. Ama bir gün demiş ki: “Yeter artık yalnız başıma yazayım, forumdaki dostlarla paylaşayım!”

Açmış topragizbiz.com’u, Öyküler bölümüne girmiş. Konu başlığı atmış: “Kısa Keloğlan Masalları - Serdar Yıldırım”. İçine de ilk masalı dökmüş, tıpkı eskisi gibi sade, tıpkı eskisi gibi doğrudan:

KELOĞLAN'IN FORUM FÜZESİ
Bir varmış, bir yokmuş. Keloğlan bir gün forumda dolaşıyormuş. “Ulan burası ne kalabalık,” demiş. “Herkes hikâye anlatıyor, ben de anlatayım!” Bir füze yapmış, klavyeden fırlatmış. Füze uçmuş uçmuş, topragizbiz’in göklerine ulaşmış. Orada yorumlar yağmış üstüne: “Helal olsun Keloğlan!”, “Daha yaz abi!”, “Güldürdün bizi!” Keloğlan da gülmüş: “Benim füzem boş değil, içinde mizah var!”

SON

Serdar yazmış yazmış, birkaç masal daha eklemiş. Biri “Keloğlan ve Tembel Dev” (dev bu sefer moderatörmüş, konuyu kilitlemeye çalışıyormuş ama Keloğlan zekâsıyla açtırmış), diğeri “Keloğlan Pamuk Prenses’le Chat Yapıyor” (mesajlar uçuşuyormuş, emoji’ler patlıyormuş). En sonda da şöyle bitirmiş:

Yazan: Serdar Yıldırım

Konuyu göndermiş. Bir süre ekranı seyretmiş, belki bir beğeni, belki bir “güzel olmuş” gelir diye. Gelmiş de! Forumdaki dostlar okumuş, gülmüş, “Devamını bekliyoruz Serdar Abi!” demişler. Serdar da sevinmiş: “Demek ki masal paylaşmak, füzeden daha hızlı uçuruyormuş insanı!”

O günden sonra Serdar her yeni masalını aynı şekilde açarmış: Sade başlık, direkt “Bir varmış bir yokmuş”, bol mizah, Anadolu aklı ve en altta “Yazan: Serdar Yıldırım”. Forum da onun masallarıyla şenlenir, Keloğlan da klavyeden fırlayıp yorumlara koşarmış.

Veeeeee onlar ermiş muradına…

Biz de çıkalım kerevetine. Ama Serdar’ın konusu hâlâ açık, masallar hâlâ yazılır, Keloğlan da okuyanlar da hâlâ güler durur. 😄
 
Selamlar.
Çocukken büyüklerimiz bize masal anlatırdı. Bu masalları ilgiyle dinlerdim. Özellikle Keloğlan. Kavga etmiyor, vuruşmuyor ama her zaman galip geliyor. Demek ki hayatta vuruşmadan da galip geliniyormuş diye düşünüyordum. Askerden geldikten sonra bir lokantada iki ay garsonluk yaptım. Sonra bir yıldan fazla bir süre iş aradım. Sonunda kırtasiye dükkanı açtım. Kendi dükkanımda sattığım masal kitaplarını okudum. Ne güzel masallar yazıyorlar acaba ben de böyle güzel masallar yazabilir miyim, diye düşünmeye başladım. Eğer kırtasiye dükkanı açmasaydım mümkün değil masal ve hikaye yazamazdım. 14 yaşımdan beri şiir yazıyordum da masal, hikaye yazmak ayrı bir olay. Konu oluşturuyorsun elinde kalem, önünde kağıt bir - iki saat geçiyor, yazı yok. Böylece aradan altı yıl geçti. Bir aralık iki tane yarım sayfalık hikaye yazdım. Sonrasında peş peşe pek çok hikaye ve masal yazdım. Hayatta hedefi 12'den vurmanızı isterim. Sağlıklı ve mutlu kalın.
 
BULUT çok güzel Keloğlan masalları yazabilirsiniz. Kendinize özgün olmalı. Denemekte yarar var.

Arkadaşlar, sizler de şiir veya hikaye yazıyorsanız önce yakınlarınıza okuyun. Beğenirlerse doğru yoldasınız demektir. Sonra internete verin. Okuyucu eğer şiiriniz, hikayeniz güzelse güzel der. Bazı yerleri hatalıysa uyarırlar. Gerekli düzeltmeleri yaparsınız. Çeşitli yazarların şiirleri okunacak. Hikayeler okunacak.

Yazarların hayat hikayeleri de önemli. Kim nerede doğdu, hangi şartlarda büyüdü, nasıl yazar veya şair oldu. Bunların hep bilinmesi gerekiyor. Direk hikaye yazacağım deyip işe girişmek yanlış. Genelde hikaye ve masal yazarları şiirden işe başlarlar. Ben de şiirden işe başladım. Lise 1'e giderken okuldaki şiir yarışmasında benim şiirim ilk 10 sıraya girmeyince bu işte başarılı olmak istedim. Aslında birincilik bekliyordum.

Neden önce şiir derseniz: 800 - 1500 metre koşularına girmeden, bu mesafelerde başarılı olmadan 5000 - 10.000 metre koşularına girene rastlamadım. Maraton yarışı 42.195 metredir ve ben maraton yarışına roman yazmak benzetmesi yapıyorum. 200 - 300 sayfa yazıyorlar. O çok zor iş. Bir roman için aylarca uğraşan yazarlar var. Ben roman yazmaya yönelmeyeceğim. Bana hikayeler yeter. Anlatılmak istenen kısa ve öz olarak okuyucunun ilgisine sunulmalı.
 
Serdar Bey,
Aslında bunu yazarken “masal yazayım” diye hiç düşünmedim. Benim için yazmaktan ziyade okumak her zaman daha keyifli. Bazı kıssalar, masallar, hikâyeler var ki içindeki tek bir mesaj bile insana çok şey öğretiyor.
Sizde bir heves ve merak var; bende ise sadece okuma isteği… Heves ve merak birleşince ortaya böyle güzel şeyler çıkıyor işte. Uluslararası bir yazar olmak da cabası.
Sizin masallarınız gerçekten çok hoş. Büyükler okuyunca bazen “saçma” gibi gelebiliyor, ama çocuklar okuyunca yüzleri aydınlanıyor, çok mutlu oluyorlar. Bence sırrı da burada: Bu masalları bir çocuk gibi okumak gerekiyor. İşte o zaman büyükler de onlardan nasipleniyor, masallar gerçekten büyüklere de ulaşıyor. Emeğinize sağlık. Çok daha farklı ve güzel masallarınızı bekliyoruz. Teşekkürler.

Saygılarımla,
 
Çeşitli yayınevleri haberim olmadan masal - hikaye kitaplarına, yardımcı ders kitaplarına alıyorlar. Kırtasiyelerden şu son 6 yılda 202 tane kitapta eserlerimi buldum ve satın aldım. Bazısında bir tane bazısında iki tane almışlar. Birinde yedi tane var. Telif hakları diyorlar.
2012 yılında bir yayınevine telefon etmiştim. Hikaye kitaplarınıza benim pek çok hikayemi almışsınız dedim. Kitapların ve hikayelerin adını söyledim. Araştırın dedim. Yayınladığınız hikayelerin adını yazın dedim. Tamam, dedi yayınevi sahibi, yarım saat sonra ben seni ararım. Yarım saat sonra aradı. Dedikleriniz doğru, dedi. Benim dedim on bin lira borcum var. Bana bu parayı verirseniz ben size hiç yayınlanmamış hikayelerden gönderirim. Yayınevi sahibi, Serdar ben senin yazdığın hikayelerden gelen parayla Ankara'da 5 katlı apartman yaptırdım. Yeni hikayelerini internetten bulup kullanırım. Sana para yok, dedi.

1994 yılında içinde 8 hikayemin olduğu bir hikaye kitabından 5.000 tane bastırmıştım. 1995 yılında yine içinde 8 hikayemin olduğu bir hikaye kitabından 2.000 tane bastırmıştım. Aynı yıl 10 'luk bir seriden 10.000 tane bastırmıştım. Bu kitaplardan şimdi elimde 100 tane kaldı. İnanın bana hiç para dönmedi.
 
Hikayelerin size ait olduğunu ıspatlarsanız muhakemeye verin. Herşekilde hakkınızı alırsınız. Ben olsam böylelerine acımam. İnternetten bulur alırım ama sana para yok demesini biliyor. 5 katlı apartman da yaptırıyor ama sana para yok. Bence bunları bir avukatla görüşüp gereğini yapın. MEsele masal okumaktan çıkıp ticarete dönmüş, hem de sizin emeğiniz üzerinden. KAzanacağınız bir dava da kesinlikle hakkınızı arayın. Emin olun kazanacağınız para çok büyük olacak. Hakkınızı arayın derim. İyi niyetten çıkmış iş gaspa dönmüş. Kesinlikle hakkınızı alırsınız. Tabii sizin bileceğiniz iş. önemli değil dereniz ayrı. Dediğim gibi, ben olsam sonuna kadar hakkımı ararım.
 
O zaman yayınevleri benden korkar ve masallarımı kitaplara almaz. Benim için önemli olan, yazdıklarımın kitaplarda çıkarak geleceğe kalması. Ben bu masalları yazarken bu işten para kazanmak aklımın köşesinden geçmedi.
Son olarak İstanbul'a bir ayakkabı tamircisi arkadaşla 1996 yılında gitmiştim. Cağaloğlu'na, yayınevlerinin çok olduğu bir semte. Akşamüstü İstanbul'a vardık. Bir parkta sabahladık. Hikayelerimin olduğu dosyaları elden yayınevi sahiplerine ve editörlere verdim. Çok beğenenler olduğu gibi, sinirlenenler de oldu. Bir daha İstanbul'a gitmedim ama yazı işini bırakmadım. Yazmaya devam ettim. Daha sonraki yıllarda kitapçılardan 202 tane içinde hikayelerimin olduğu kitap buldum ve satın aldım. Hatırlıyorum o parkta sabahlarken iki gözü açık bankta yattım ve amacım, bir yayınevinin yayınladığı bir kitaba bir hikayemin alınmasıydı. İlginize teşekkür ederim.
 
Geri
Üst