Selçuk Bey (900 - 1009)

Ugur

Administrator
Selçuk Bey (900 - 1007 veya 1009), Büyük Selçuklu Devleti'ne adını veren kişidir. 10. yüzyıl başlarında, yaklaşık 900 yılında doğduğu tahmin edilmektedir.

Selçuk adının telaffuzu ve anlamıyla ilgili olarak farklı görüşler bulunmaktadır. Bazı araştırmacılar “küçük sel” mânasına geldiğini ve Selçuk-Selçük biçiminde okunması gerektiğini söylerken bazıları kelimenin “küçük sal” anlamında olup Salçuk şeklinde telaffuz edilmesi gerektiğini, Oğuzlar’ın Siriderya (Seyhun) nehri boylarında saz ve kamışlardan sallar yaparak nehri geçtiklerini, Selçuk’un böyle bir salda doğduğu için bu adı aldığını ileri sürer. Diğer bir görüşe göre Selçuk, ismini Kırgızlar’ın Muz (Buz) Dağ adını verdikleri Sel-Tağ’dan almıştır. Selçuk adının Türkçe’de “mücadeleci” mânasına gelen salçuğ kelimesinden alınmış olabileceğini söyleyenler de vardır.

Aral Gölü'yle Hazar Denizi arasındaki topraklara hakim olan Oğuz Türkleri'nin Kınık boyundandır. Babası Hazar Türk Devletinin ordu komutanı (sü-başı)dır. "Temür Yalıg" (Demir yaylı) unvanı ile anılan babası Dukak Bey, devlet işlerinde söz sahibi bir bey idi.

Dukak bey'in ölümünden sonra 10. Yüzyılın birinci yarısı içinde 17-18 yaşlarında olan Selçuk bey sü-başı, Yabgu unvanı ile tanınan Oğuz hükümdarının yerini almak gibi yüksek siyasi bir amacın peşinde olmakla birlikte henüz genç ve tecrübesizdi. Nitekim o, henüz güçlü hale gelmeden, bir toplantı sırasında protokolda olması gereken yerin üzerinde bir mevkiye oturmak suretiyle, bu niyetini açığa vurdu. Bu amacına denk bir gücü bulunmadığı için yabgu ile mücadele etmeyi göze alamayan Selçuk, kendisine bağlı birlikler ve ailelerle birlikte Oğuz Devletinin kışlık merkezi Yenikentten ayrılarak, İslam gazilerinin toplandığı Cend kentine gelip yerleşti. Cend, Oğuz Devletine bağlı bir şehir olup, Oğuz yabgusuna vergi veriyordu. Selçuk bey, Cend'de bir toplantı meclisi kurarak İslamiyete geçme kararı aldı. Bölge valisine gönderdiği elçiyle validen kendilerine İslam dinini öğretecek imam ve fakihler istedi.

Bu tarihi olaydan sonra, İslam dünyasında, Müslüman olan oğuzlara, diğer soydaşlarından ayırt etmek için özel bir adlandırma ile Türkmen denmeye başlandı. Bundan sonra gittikçe yerleşip yaygınlaşan Türkmen adı, 13. yüzyıldan itibaren tamamen Oğuz adının yerini aldı.

Bir yıl sonra Oğuz yabgusundan Cend şehrinin vergisini almak üzere tahsildarlar geldi. Bu durum üzerine Selçuk Bey; "Müslümanların, gayrimüslimlere vergi vermeyeceğini" söyleyerek, bağımsızlık yolunda ilk adımını attı ve gayrimüslim Türkler üzerine cihad hareketini başlattı. Bu savaşlar her iki taraf için de zorlu geçti, hatta Selçuk Bey bu savaşlardan birinde oğlu Mikaili kaybetti. Bunun üzerine Mikail'in oğulları olan Tuğrul ve Çağrı Bey'i yanına alarak kendi yetiştirdi.

Maveraünnehir bölgesinde Karahanlılar ve Samanîler arasındaki hakimiyet mücadelesinde Samanîlerin yanında yer aldı. Buhara'ya kadar ilerlemiş olan Karahanlı hükümdarı Buğra Han'ı Selçuk bey'in bizzat başında bulunduğu Türkmen kuvvetleri sayesinde geri püskürtmeyi başardılar. Nûr kasabasını ele geçirerek oğlu Arslan Yabgu'yu buraya göndermiştir.

Kendi oğullarıyla birlikte, Büyük Selçuklu Devleti'nin temellerini atan Selçuk Bey, 1007 veya 1009 yılında 107 veya 109 yaşında Cend'de (Günümüzde Kazakistan'ın bir şehri) vefat etti.

Türkmen hükümdarlarından birinin kızıyla evli olan Selçuk Bey’in kaynaklarda üç (Mîkâil, İsrâil [Arslan Yabgu], Mûsâ) , dört (Mîkâil, İsrâil, Mûsâ, Yûnus) veya beş (Mîkâil, İsrâil, Mûsâ, Yûnus, Yûsuf [Yinal]) çocuğu olduğu kaydedilmektedir.

Kaynak: wikipedia, TDV İslam Ansiklopedisi
 
Tüm sayfalar yüklendi.
Üst