Eskiler birbirlerine her karşılaştıklarında; “Nasılsın” diye sorarlarmış

deniz feneri

Super Moderator
Eskiler birbirlerine her karşılaştıklarında; “Nasılsın” diye sorarlardı. Onların bundan maksadı; “Elhamdülillah, iyiyim” cevâbını alarak, birbirlerinin Allahü teâlâya şükretmesini sebep olmaktı. Böylece, hem şükrettiren hem de şükreden sevâba kavuşurdu. Durumdan suâl edilen herkes ya şükreder, ya şikâyette bulunur, veya susar. Şükür, itâat; şikâyet ise mâsiyettir. Şikâyet, din erbâbından olursa çok çirkin bir mâsiyettir. Her şeyin sâhibi ve yaratanı olan Allahü teâlâyı âciz bir kula şikâyet nasıl çirkin olmasın? İnsana yakışan, şâyet uğradığı müsîbete dayanamıyorsa, buna olan aczini yine O’na arzetmesidir. Çünkü derdi veren O olduğu gibi, dermânı da yine O verecektir. Aynı zamanda kulun Mevlâsını zillet göstermesi, izzettir; başkasına şikâyeti ise zillettir. Kendisi gibi zelil bir kula, Allahü teâlâya şikâyet etmeyi hiç bir selîm akıl kabûl etmez.
 
  • Beğen
Tepkiler: Ugur
İlginizi Çekebilecek Benzer Konular
Tüm sayfalar yüklendi.
Üst