Soyağacımızda 1800'lerden öncesine gidebilir miyiz?

Milyonlarca Türk vatandaşı soylarının nereye dayandığını öğrenmek için e-devlet sistemine girdi. Sonuçlar ise tam bir fiyaskoydu. 1830'ların öncesinin yer almadığı kayıtlarda sadece 1900'lü yıllardan sonra vefat eden yakınlarımıza ait bilgiler var. Osmanlı Arşivleri Daire Başkanı Önder Bayır ise "Bizde de 1830'lardan öncesi yok o kayıtlarda da sadece erkekler ve gayrimüslüm var" diyor.
-1800lerden-oncesine-gidebilir-miyiz-1518946528921.jpg

Geçtiğimiz günlerde e-Devlet, hizmetlerine bir yenisini ekledi ve e-Devlet Alt Üst Soy Ağacı uygulamasını aktif hale getirdi. Vatandaşlar bu sistem sayesinde soylarını çok daha detaylı bir biçimde görüntüleme fırsatını yakalamayı ümit ediyordu. Bu yüzden milyonlarca insan bir anda sisteme yüklenince sistem kilitlendi. Hal böyle olunca İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü harekete geçti. Uygulamayı durdurduğunu açıkladı ve ardından tekrar erişime açtı. Ancak sisteme giren birçok vatandaş hayal kırıklığına uğradı. Kayıtlarda 1850'lerin öncesine ulaşılamıyordu. Hatta 1900'lerde vefat etmiş ise yakınlarımızın kayıtları vardı. Bunun üzerine daha eskilere ulaşmak için Osmanlı arşivinde araştırma yapılması gerektiği yönünde haberler çıktı. Yenişafak'tan Hatice Saka'ya konuşan Başbakanlık Osmanlı Arşivleri Daire Başkanı Doç. Dr. Önder Bayır, kimsenin Osmanlı arşivinde 1800'lerden öncesine ait bir aile kaydı bulamayacağını özellikle belirtiyor. Osmanlı'da ilk nufüs sayımı 1830 yılında yapıldığını söyleyen Bayır "Maalesef bu tarihin ötesine gitmek çok zor. Osmanlı arşivinde 1830'da yapılan 1836'ya kadar devam eden nufüs sayımı var. Ancak bu sayımda sadece erkekler ve gayrimüslümler sayılmış. Bu sayımlar ise hem askerlik hem de vergi tespiti manasında yapılıyor. Bugünkü anladığımız manada anne, baba, eş ve çocuk şeklinde yapılan bir sayım değil."

PEYGAMBER SOYU KAYITLARI VAR​

Bayır, 1904 yılına kadar ise sayım yapılmadığını belirtiyor. Yaklaşık 70 yıllık bir sürecin ise tamamen belirsiz olduğunu ifade eden Önder Bayır, sözlerine şöyle devam ediyor : " 1904 yılında modern bir nüfus sayımı yapıldı. Önceki yıllarla bir irtibatımız yok. Ancak, Peygamber soyundan gelenlerin kayıtları bulunur. Onlara bazı imtiyazlar verildiği için kayıtları tutulurdu. Bu ise nüfusun milyonda biri. O kayıtlarda Osmanlı arşivinde değil, müftülük arşivinde bulunuyor. "1870'lerden sonra ise üst düzey memurların sicil kayıtları tutulduğunu belirten Bayır, bu sayının da Osmanlı coğrafyasındaki nüfusun çok küçük bir bölümüne ışık tutabileceğini söylüyor ve ekliyor: "Bu memur kayıtlarından bir ipucu yakalanabilir. O da nüfusün binde biri bile değil. Mesela, çok mühim bir aile olur, devlete hayır hasenat yapmıştır ve devletten aileye teşekkür mektubu gitmiştir. Bu şekilde aile efradının kayıtları tutulmuştur. Ancak toplasınız birkaç aileye ulaşabilirsiniz."

BATI'DAKİ GİBİ BİR VAFTİZ KAYDIMIZ YOK​

Bayır, sanılanın aksine Osmanlı arşivine geldiğiniz zaman ailenizin 1800 yılı öncesine ait bir nufüs kaydı bulamayacağınızın altını özellikle çiziyor. Osmanlılar'da Batı'daki kiliselerin tuttuğu vaftiz sonrası kayda geçilme gibi bir sistem olmadığına özellikle vurgu yapıyor. Arşive gelen vatandaşların sadece doğduğu bölgenin, şehrin ya da köyün genel kayıtlarını bulabileceğini ifade ediyor. Bayır, 1830'a dair Osmanlı arşivindeki kayıtların çok genel olduğunu dile getiriyor ve bunu şöyle açıklıyor: "1904 defterleri bizim elimizde değildi. Osmanlı devletinin sonundan itibaren payitaht Ankara'ya taşındığında bir kısım evrak oraya gitmişti. Bu kayıtlar vilayetlerde nufüs memurlarının tuttuğu kayıtlardan oluşuyor ve nufüs müdürlüğü bu defteleri toplamıştı. Uzun süredir çalışıyorlardı. Vatandaşlara ulaşan kayıtlarda nufüs müdürlüğünün çalışmaları sonucu oluştu. 1800'li yıllara ait kayıtları ise bizden almadılar. 1904 yılı ve sonrasında yapılan nüfüs sayımları sırasında ailelerin beyanlarından yola çıkarak oluşturulan kayıtlardan ulaştılar. Mesela diyelim 1904 yılında yapılan nüfus sayımında, 1860 yılında doğan bir kişiden ailesine ait bilgiler kayda geçirilmiş ve günümüze ulaşmış."

SOYAĞACI PROJESİ 2010 YILINDA BAŞLADI​

Soyağacı uygulamasını hizmete sunan "e-devlet" ise 2008 yılında hayatımıza girdi. Kamu hizmetlerinin elektronik ortamda sunulduğu "e-Devlet Kapısı Projesi"nin başlangıcında büyük katkılarda bulunan Prof. Dr. Hamza Kandur, soyağacı uygulaması ile ilgili şunları söylüyor: " 2010 senesinde TÜBİTAK bünyesinde benim de içinde yer aldığım bir proje başlatılmıştı. Bu proje kapsamında T.C. Cumhurbaşkanlığı ve Nüfus ve Vatandaşlık İşleri (NVİ) arşiv belgelerinin hızlı ve güvenilir şekilde elektronik ortama aktarılması, elektronik ortamda yönetilmesi, diğer kurumlar ile paylaşılması için e-belge yönetim ve paylaşım sisteminin kurulması amaçlanmıştır. Bu proje, bir model çalışması olup NVİ'nin sonraki yıllada yapacağı e-arşiv çalışmalarına rehberlik etmesi hedeflenmiştir. Nitekim, NVİ bu tür dijital arşiv çalışmalarına günümüzde de devam etmektedir." Diğer yandan soyağacı uygulaması programını Nufüs ve Vatandaşlık İşleri ile birlikte yürüten Ulaştırma Bakanlığı'nın görüşlerini almak istedik. Ancak Ulaştırma Bakanlığı Basın Müşaviri Turan Özyanık, yaptığı açıklamada, soyağacı uygulamasıyla ilgili beyan veremeyeceklerini söyledi.

Kaynak: Soyağacımızda 1800'lerden öncesine gidebilir miyiz?
 
Bizde baktık daha ileri gidemedik..
Sistem pert oluyo haha

Zaten bir defa çökmüş,ne meraklı milletiz haha
 
Bakmaya ne gerek var, hepimiz Adem ile Havvadan çoğalmadıkmı?:)
 
Şimdi baktım. 1836 ya kadar kayıtlar çıktı. Bilmediğimiz bişey yok şükür. :)
 
E-devlet şifresi olmadan bakılmıyor. Yurtdışında yaşayanlar nasıl bakacak?
 
Geri