Fatih Sultan Mehmed'i Mumyalayıp Başka Yere Gömdüler

fatihdfc3bb2513f499de.jpg1800'lerin sonu, İkinci Abdülhamid'in iktidar yıllarıdır. Nisan yağmurları her zamankinden çok fazla yağmış ve İstanbul'u seller götürmüş, Fatih tarafı göle dönmüş, her tarafı su basmıştır.

Büyük selin hemen ertesi günü, Fatih semtinin sakinleri arasında bir dedikodu çıkar: Fatih Sultan Mehmed gece ruyalarına girmiş, 'Boğuluyorum, beni kurtarın' demiştir. Abdülhamid'in jurnalciler ordusu da dedikodulardan hemen haberdar olmuş ve sarayı anlatılanlardan ánında haberdar etmişlerdir.

Sultan Abdülhamid, hemen Fatih ve Aksaray taraflarının itfaiye kumandanı olan Mehmed Paşa'yı çağırır. Paşa türbeye gidecek, mezarı açıp cenazeyi kontrol edecek, halkın gördüğü ruyanın doğru olup olmadığını araştıracak ve saraya dönüp rapor verecektir.

Abdülhamid 'ne olur, ne olmaz' diyerek Mehmed Paşa'yı yalnız başına göndermez, yanına güvendiği birini, amcası Sultan Abdüláziz'in damadı olan Şerif Paşa'yı da katar. Ama göndermeden önce her ikisine de türbede göreceklerini hiçbir yerde söylemeyeceklerine dair sıkı sıkı yemin ettirir.

LAHİT KALKTI DEHLİZ ÇIKTI​

Paşalar Fatih Camii'nin hemen yanıbaşındaki türbeye gider ve sandukayı kaldırıp mezarı kazarlar. Bir hayli derine inmişlerdir ama ortada Fatih'in cesedinden eser yoktur. Derken, önlerine demir bir kapak çıkar. Açtıklarında taş bir merdiven görürler. Ellerine birer lamba alıp merdivenden iner, bu defa derinlere uzanan bir dehlizle karşılaşırlar. Korkmadan dehlize dalar, metrelerce yürür ve ufak bir salonu andıran bir başka mekána gelirler.

Ortada musalla taşını andıran bir mermer, mermerin üzerinde de bir tabut durmaktadır. Bir hayli zorlanarak tabutu açar ve içinde bozulmamış bir mumya bulurlar: Fatih'in mumyasını. Yüzü hálá zamanında çizilmiş resimlerindeki gibidir.

Hükümdarları ve zamanın önemli kişilerini mumyalamak, Türkler'de İslamiyet öncesi zamanlardan kalma bir ádettir ve birçok Selçuklu sultanının yanısıra Fatih'in oğlu İkinci Bayezid'e kadar bütün Osmanlı hükümdarlarının mumyalanmış oldukları eski zamanlardan beri zaten söylenmektedir. Ama Asya'da mumyalama eski Mısır'da olduğu gibi cesedin içini boşaltma ve toprak yerine sargılara gömmek şeklinde değil, başka biçimde, 'kurutarak' yapılmakta, cenaze birtakım kimyasal işlemlerden geçirildikten sonra 'pastırma' halini almakta ve zaman geçtikçe sertleşmektedir.

Bu şekilde mumyalanan cenaze daha sonra láhdin veya mezartaşının tam altına gelen ve küçük bir odayı andıran bir mekána yerleştirilmekte ve bu mezarlara Selçuklular'dan itibaren 'zir-i zemin' yani 'yeraltı' denmektedir. Mehmed ve Şerif Paşalar'ın bir dehlizden geçerek girdikleri oda da 'zir-i zemin' olarak hazırlanmış böyle bir mezar odasıdır ve Fatih Sultan Mehmed'in mumyası da yine pastırma halindedir.

Paşalar mumyanın başında bir müddet kalıp dua eder, sonra tabutun kapağını kapayıp hayatta olan bir hükümdarın huzurundan ayrılma protokolüne riayet ederek sırtlarını mumyaya dönmeden, adımlarını geriye doğru atarak uzaklaşırlar. Yukarıya çıkar, kapağı kapatır, sandukayı da eskisi gibi yerleştirir ve saraya gidip gördüklerini Abdülhamid'e anlatırlar. Padişah sellerin Fatih'in cesedini bozmamış olmasından memnuniyet duyar, türbede herşeyin eskisi gibi bırakılmasını buyurur, sonra Paşalar'a ettikleri yemini hatırlatır ve 'Gördüklerinizi unutunuz!' diye ihtar eder.

KONAKTA MUMYA SOHBETİ​

Aradan seneler geçer ve paşalardan biri, Damad Şerif Paşa yeminini bir tarafa koyup yakınlarına anlatır hadiseyi. 'Fatih Camii'nin bulunduğu yerde, eskiden Aya Apostoli Kilisesi varmış ve temelinin altı dehlizlerle doluymuş' der. 'Kapağı açtıktan sonra, bir dehlizin içinde metrelerce yürüdük. Çocukluğumuzda, Fatih'in türbesinde değil, kendi yaptırdığı caminin mihrabının altında gömülü olduğu zaten söylenirdi. O dehlizden mihrabın altına kadar yürüdük ve mumyayı orada gördük.'

Şerif Paşa, hadiseyi 1940'lı senelerde o zamanın meşhur kalem erbabından olan İbnülemin Mahmud Kemal İnal'ın Mercan'daki konağında yapılan musikili bir sohbet meclisinde de anlatır ve söyledikleri o günlerde çıkan bir tarih dergisinde de kısa bir biçimde yayınlanır. Ben, Şerif Paşa'nın bu mumya macerasını, İbnülemin'in konağına devam eden ve Paşa'nın sohbetine şahit olan birkaç kişiden, bundan senelerce önce bizzat dinledim. Bir ara, fethin 500. yıl kutlamaları sırasında mezar odasına yeniden inildiği, hatta Fatih'in saçından bir tutam kesildiği de söylendi.

Fatih Sultan Mehmed'in mumyalanmış cesedinin 'Fatih türbesi' diye bilinen yerde mi, yoksa türbenin 150 metre kadar ilerisindeki camiin mihrabının altında mı olduğu hususu günün birinde bakalım aydınlatılabilecek mi?

Kaynak: Murat Bardakçı, https://www.hurriyet.com.tr/fatihi-mumyalayip-baska-yere-gomduler-150358
 
Bunlar da ilginizi çekebilir...
II. Mehmed (Fatih Sultan  Mehmed)
  • Tarihci
  • Tarihci,
  • Biyografiler
  • 0    3K
Ebul Vefa Hazretleri Fatih Sultan Mehmet'i Neden Dergâhına Kabul Etmedi?
  • Ugur
  • Ugur,
  • Kişisel Gelişim Hikayeleri
  • 0    2K
Fatih Sultan Mehmet Han'ın " İstemem " şiiri
  • BULUT
  • BULUT,
  • Şiirler
  • 0    27K
Geri