Hakkın Tarafı Olmak

Muhtazaf

topragizbiz.com
Hakkın tarafı olmak.

Hakkın Tarafı Olmak
Allah c.c. dilemesi ile insanların dünyaya yerleşmesi, Adem evlâtlarının bu dünyaya yerleşme başlangıcını başlatmıştır. Bu dünyada başlayan bu insanlık serüveni düşmansız değildir. Düşman nefsimiz, şeytan ve onun ins ve cin tayfalarıdır. Bu mücadele hak ve batıl mücadelesidir. Bu mücadele Bir tarafta şeytan ve tayfaları tarafından şeytani ve sinsi oyunlarla insanları şeytanın kölesi yapmaktır. Bir tarafta Allah’ın emirlerini yerine getirenlerden oluşan taraf. Hani diyorlar ya ben tarafsızım, hayır hayır ben tarafım Hakkın tarafıyım

in-şa-ALLAH. Yazımıza bu girişten sonra gelelim asıl meseleye. İnsanlar dünya yüzünde var oldukları müddetçe hep taraf olmuşlardır. Hangi taraf olduğu taraflarını belli etmişler ve tarafları için mücadele etmişlerdir. Aile içinde bu taraf meselesini yaşamış insanlar büyük krizler yaşamış yaşanmaktadır. Çünkü aile bireylerinin biri hakkı tutuyorsa diğeri batılı tutuyordu ve halâ tutuyorlar. Efendimiz zamanında Bedir, Uhud, Hendek savaşlarında olduğu gibi. Halbuki insan tebliğ ederek görevini yapmış olur, fakat kalplerin anahtarı Allah’a aittir. Biz tepliğ görevimizi ifa edeceğiz, fakat yaptığımız vazifeden zafer beklemeyeceğiz. Düşünelim, biz dinimiz olan islâma ne kadar vakıfız, öğrenme arzumuz varmı. İslâmı kulaktan duymamı, yoksa araştırarak okuyarak isteyerekmi öğrendik. Dünyalık ufacık bir hakkımızı nasıl araştırıp soruşturup arıyorsak, ahiret için gerekli bilgileri öğrenmek araştırmak okumak zorunda veya degilmiyiz. Bu konu da biz nasıl düşünüyoruz, nasıl düşünmeliyiz, nasıl düşünmek zorundayız. Müslümana gerekli islâmi bilgileri öğrenmesi farzdır ve gereklidir. Bilinçsiz bir haldeki insan silâhsız savaşa giden bir asker gibidir. Veya uzun bir yola çıkan azıksız yolcu gibidir. Müslümanın düşmanı çoktur. Müslüman daima uyanık olmalı, hayat çizgisi Kur’an ve sünnet olmalıdır. Kişilere kör bir bağlılık içinde bulunulmamalıdır. Hakkı söyleyenlere kulak verilmeli, hakkı söylüyormuş gibi olanları ayırt edilmelidir. Her sarıklı her cübbeli alim değildir. Öyleyse tekrar edelim, desturumuz Kur’an ve sünnettir.

*

Hakkı bâtılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin.
Bakara Suresi 42. Ayet
*
Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. İnkar edenler ise, hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler. Âyetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar.
Kehf Suresi 56. Ayet
*
“Kim bizim dinimizde olmayan bir şey yaparsa o merduttur, makbul değildir.”
(Buhârî, Sulh 5; Müslim, Akdiye 17,18. Ayrıca bk. İbni Mâce, Mukaddime 2)

Allah’a emanet olun.
Selâm ve dua ile.

M.S.A.
 
Moderatörün son düzenlenenleri:

Muhtazaf

topragizbiz.com
Birlikten güç doğardı!

İkisi de kocaman çok büyük bir aile de büyüdüler.

İkiside şanslı idi, okudular, üniversite mezunu oldular.

Kaderleri onları okul mezuniyetinde karşılaştırdı, tanıştıklarından kısa bir zaman sonra evlenmeye karar verdiler.

Evlenince büyük şehirlerin birinde sadece ikisinin oturduğu bir evde yaşamaya karar verdiler.

Artık kafalarının istediği gibi bir düzen kuracaklar, istedikleri bir işte çalışacaklardı.

Yaşları daha yirmidört ve yirmibeş olmuştu.

Artık onlar evlenmiş güzel bir işyerinde çalışıyorlardı.

Evlerini istedikleri gibi sermişlerdi.

Aileleri ile aynı şehirde yaşamıyorlardı.

İstedikleri bütün hayalleri gerçekleşmişti.

Çocuk yapmak için kendilerini çok genç hissediyorlardı.

Fakat bir kaza olmuş, kadın hamile kalmıştı.

Bu kaza sonucu evliliklerinin üçüncü senesinde bir kızları doğdu.

Artık anne çalışamayacak gibi görünüyordu, evin yükü babaya kalacaktı.

Fakat oda ne, anne evde kalmayı unutulmayı göze alamadı ve çalışmayı tercih ederek, kızı bir bakıcının insafına teslim edildi.

Aradan iki sene geçmişti ki yine istemeden, bir oğulları oldu, fakat anne yine çalışmayı tercih etti.

Nasıl olsa evlerinde bir bakıcı vardı.

Artık bütün enerjileri ile kendilerini mesleklerinde yükselmeyi hedef seçmişlerdi.

Seneler geçmiş, hırsları onları çalıştıkları bölümlerinde müdür yapmıştı.

Her sabah iş yerlerine gittiklerinde saygı ile karşılanıyorlardı.

Sanki omuzlarında asalet markaları oluşmuş gururları tavan yapmıştı.

O küçük çocukları büyümüştü okulları hırsla bitirdikçe omuzları kalkmıştı.

Artık insanlara yukardan bakan gözlerini mahallede herkes tanıyordu.

Sokaktan her geçtiklerinde dedikodular başlıyordu.

Aslında sevenleri hiç yoktu fakat ikiyüzlüler çoktu.

Çocukları üniversiteden mezun olmuşlardı.

Tanıdıkları ile mezuniyet için güzel bir yemek yemişlerdi.

Çocukları mezuniyetten sonra kendi hayatlarını kurmuşlar evi terk etmişlerdi.

Aradan fazla bir zaman geçmeden kadın evden ayrılmıştı.

Ev kadına dar geliyor sevdiği adam sıkıcı geliyordu.

Adam iki elinin arasına koydu, ilk defa detaylı bir şekilde düşünecekti.

Hanesini köyünden kaçarak küçülttü, vicdanını yok etti.

Bu zamanda para söz sahibi yapar sözünü kendine hedef yaptı.

Olayın farkına varamadan para onun ana hedefi olmuştu.

İlgi gösteremediği ailesi evi bir bir terketmişti.

Artık yanlışlar yanlışları doğurmuş evin düzeni bozulmuştu.

Bu bozulmanın ve dağılmanın temelini kendisi atmıştı.

Lakin farkedemediği en son durum hanımı en son evi terkeden oldu.

Onlar şimdi yapayalnız yaşıyorlar.

Allah’a emanet olun.

Selam ve dua ile.

M.S.A.​
 
  • Beğen
Tepkiler: MURATS44 ve Ugur
Üst