Ülkeler Suudi Arabistan Krallığı

GEZGİN

Üye


Suudi Arabistan
Başkent Riyad
Resmî diller Arapça
Yönetim Şekli YMutlak Monarşi
Yüzölçümü 2.149.960 km²
Nüfus 33.000.000
Nüfus Yoğunluğu 15,3/km²
Para birimi Riyal (SAR)
Zaman dilimi UTC+3 (AST)
Telefon kodu +963
İnternet TLD .sa
Suudi Arabistan resmî adıyla Suudi Arabistan Krallığı (Arapça: المملكة العربية السعودية, el-Memleketü’l-Arabiyyetü’s-Suûdiyye), Arap Yarımadası'nda bulunan en büyük ülkedir. Kuzeybatı'da Ürdün, kuzey ve kuzeydoğu'da Irak, doğuda Kuveyt, Katar, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri, güneydoğuda Umman, güneyde Yemen, kuzeydoğusunda Basra Körfezi ve batısında Kızıldeniz ile çevrilidir. Buraya iki kutsal caminin arazisi de denir; çünkü İslam'a göre iki kutsal şehir olan Mekke ve Medine bu ülkededir. Suudi Arabistan, Orta doğu'daki bütün körfez ülkelerinde olduğu gibi hızla gelişmektedir.

Tarihçe

Arap Yarımadası'nın büyük bölümünde binlerce yıl boyunca göçebe kabile yaşamı sürdürüldü. Muhammed'in takriben 570'te Mekke'de doğması, dünya tarihinde Arabistan'ın önemini artırdıysa da, Emevi sülalesinin, Şam'ı başkent yapmasıyla, İslâm dünyasının ağırlık merkezi Suriye'ye kaydı (692). Arap Yarımadası 16. yüzyıldan I. Dünya Savaşı'na kadar, Osmanlı yönetiminde kaldı. 1730'larda ortaya çıkan Vehhabi hareketi 1745'te Suud ailesi tarafından benimsendi.[3] 1902'de Kuveyt'te sürgünde bulunan Abdülaziz bin Suud, Riyad'a dönerek yeniden siyasal birlik arayışlarına başlar. Aynı yıllarda Osmanlı devleti bu fiili durum karşısında bir çözüm olarak Abdülaziz'in babası Abdurrahman'ı Riyad kaymakamı olarak tayin eder. Balkan savaşının sürdüğü sıralarda Osmanlı askerlerinin bölgede azaltılmasını fırsat bilen Necit emîri ve vahhabi imamı olan Abdülaziz bin Suud, idari merkez olan Hasa/Ahsa'yı ele geçirir (1913).[4] Sonra, 1921-1926 arasında Ha'il, Mekke, Cidde ve Asir'i ele geçirerek topraklarını genişletti ve 1926'da Hicaz kralı, 1932'de Suudi Arabistan kralı ilan edildi. 1936'da ilk petrol yatağının bulunduğu, ama II. Dünya Savaşı'na kadar ciddi bir kuyu açma çalışması yapılmayan ülkede, Abdülaziz El Suud'un ölümünden (1953) sonra, yerine geçen oğlu Suud bin Abdül Aziz'den itibaren kral ve başbakan oldular aynı anda, 1964'te Suudi aile meclisinin kararıyla tahttan indirildi ve yerine kardeşi Faysal bin Abdül Aziz geçirildi (2 Kasım 1964). Ülkeyi modernleştirme girişimlerine başlayan Faysal bin Abdül Aziz'in 1975'te yeğenlerinden biri tarafından öldürülmesinden sonra, yerine geçen kardeşi Halid bin Abdül Aziz, 1979 Mısır-İsrail Barış Antlaşması'na şiddetle karşı çıkmakla birlikte, Arap-İsrail anlaşmazlığında ılımlı bir siyaset izledi, Halid bin Abdül Aziz'in 1982'de ölmesiyle yerine Fahd bin Abdül Aziz geçti.Günümüzde Suudi Arabistan devletinin kralı Selman bin es Suud tur.

Suudi Arabistan bayrağı

Abdülaziz İbni es Suud (İbni Suud). Suudi Arabistan'ın kurucusu.
Suudi arabistan arması
Suudi Arabistan Bayrağı, Suudi Arabistan'ın resmî bayrağıdır.

Bayrakta Arapça olarak kelime-i şehadet bulunmakta ve metnin altında bir kılıç yer almaktadır. Arka plandaki yeşil renk İslam'ı, Suudi Arabistan'ı yöneten Suud ailesini, Suudi Arabistan ordusunun gücünü ve cesaretini temsil eder.

Suudi Arabistan arması

Suudi Arabistan armasındaki iki kılıç, fetih ve cihad hareketlerini temsil etmektedir.

Devlet yapısı

Suudi Arabistan, şeriat yasalarının anayasa olarak kabul edildiği bir krallıktır. Hem yürütme gücünü, hem yasama gücünü elinde tutan kral, Bakanlar Kurulu'nu kendi atar ve kararlarını veto etme hakkına sahiptir. Yönetimle ilgili önemli kararların aşağı yukarı tümü, Suudi ailesi tarafından alınır. Siyasal parti de, yasama organı da bulunmamakla birlikte, her yurttaş "meclis" diye adlandırılan düzenli dinleme oturumlarına doğrudan başvurarak krala şikâyetlerini iletebilir, yardımını isteyebilir.

Suudi Arabistan'da kral seçimi ile ilgili reforma gidilmiştir. Buna göre kral artık halefini kendi seçemeyecektir. Bunun yerine Kraliyet ailesi üyelerinden oluşan Biat adlı özel bir konsey gizli oylama yöntemiyle yeni kralı belirleyecektir. 3 aday ise kral tarafından tespit edilecek, ancak Konsey, yönetim için yetersiz gördüğü kralın haklarını elinden alma gücüne sahip olacaktır.

Toplum yapısı

Suudi Arabistanlıların büyük bölümünü, yerli kabilelerin soyundan gelen Araplar oluşturmaktadır. Basra Körfezi kıyısında bir İranlı azınlık topluluğu yaşar. Yabancı işçilerin sayısında son yıllarda büyük bir azalma olmakla birlikte, ekonomi yabancı işgücüne bağımlı durumdadır.

Resmî dil olan Arapça ve çeşitli lehçeleri, bütün nüfus tarafından konuşulur. Nüfusun %97'si Müslümandır. Suudi vatandaşlarının çoğunluğu Selefi mezhebinden Sünnilerdir. Şiiler Müslüman nüfusun %10-15'ini oluşturur.

Nüfusun büyük bölümü Riyad, Cidde, Mekke, Taif, Medine, Dhahran, Dammam, El Huber ve Hufuf gibi büyük kentlerde toplanmıştır. Kırsal kesimde, göçebe Bedevilerin sayısı, yerleşik tarımcılarınkinden yüksektir. Rubülhali ve Nüfud çölleri bütünüyle ıssızdır; öteki yörelerde de çoğunlukla nüfus yoğunlukları düşüktür. Batı kıyısında, Riyad çevresinde ve doğudaki petrol alanlarındaysa, biraz daha yüksektir.

Suudi Arabistan hukuk sistemi

Suudi Arabistan'ın hukuk sistemi, hem Kur'an'dan hem de İslam peygamberi Muhammed'e atfedilmiş sünnetlerden türeten İslamî Şeriat hukukuna dayanmaktadır. Muhammed'in ölümü sonrasında ortaya çıkan İslamî alim konsensüsleri ("icmâ") de Şeriat'ın kaynaklarından birini oluşturur. Suudi Arabistan'daki yargıçların yaptığı hukuksal yorumlar, İslam fıkhındaki literalist Hanbeli mezhebine ait Orta Çağ (İslam'ın Altın Çağı) metinlerinden etkilenmektedir. Şeriat, Müslüman dünyasında eşsiz olarak kodifiye olmamış haliyle Suudi Arabistan'da kullanılmaktadır. Bununla birlikte hukuksal içtihatın yoksunluğu, ülkenin kanunlarının kapsamında ve içeriğinde büyük seviyede belirsizliklere neden olmuştur. Bu nedenle hükümet, 2010'da Şeriat'ı kodifiye etmeye niyet ettiğini açıkladı; bu ancak günümüze kadar hala yer almamıştır. Şeriat ayrıca fikrî mülkiyet hukuku ve şirketler hukuku gibi modern sorunları kapsayan kraliyet kararnameleriyle dağıtılan düzenlemeler ile tamamlanmıştır. Buna rağmen Şeriat, özellikle ceza hukuku, aile hukuku, ticaret hukuku ve kontrat hukuku gibi dallarda hukukun ana kaynağını oluşturmaktadır, ve Kur'an ile Sünnet ülkenin anayasası olarak ilan edilmiştir. Suudi devleti (yani Suudi kraliyet ailesi)ne ait çok kapsamlı tescilli haklar, toprak hukuku ile enerji hukuku dallarının önemli bir özelliğini oluşturmaktadır.

Şu anki Suudi mahkeme sistemi, 1932 yılında Suudi Arabistan Krallığı'nı kuran Kral Abdülaziz tarafından kuruldu, ve 1927 ile 1960 yılları arasında ülkede adım adım uygulandı. Bu sistem, genel ve dar yetkili Şeriat mahkemelerinden ve belirli modern düzenlemelerle ilgili uyuşmazlıklarla ilgilenen bazı idari mahkemelerden oluşur. Suudi Arabistan'da düzenlenen mahkeme duruşmalarında jüriler yoktur. Suudi Arabistan mahkemelerinde oldukça az merasim yer almakta ve 2001'de dağıtılan ülkedeki ilk ceza muhakemesi kodu büyük oranda göz ardı edilmiştir. 2007'de Kral Abdullah, birkaç önemli yargı reformu başlattı, ancak bunlar henüz yürürlüğe girmemiştir.

Suudi Arabistan'daki ceza hukuku kapsamındaki cezalar, açık meydanda baş kesme, asarak idam, recm, ampütasyon ve kırbaçlama içermektedir. Ciddi ceza suçlar, hem cinayet, tecavüz, hırsızlık ve soygunculuk gibi uluslararası olarak tanınan suçlar, hem de irtidad, zina, cadılık ve sihirbazlığı içermektedir. Suudi Arabistan, normal polis gücüne ek olarak "Mebâhis" olarak bilinen gizli polis ve "Mutevin" olarak bilinen dini polislere sahiptir. Bu dini polisler, İslamî toplumsal ve ahlâkî normları uygulamaktadır. Uluslararası Af Örgütü ile İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi Batı merkezli insan hakları örgütleri, Mebâhis ile Mutevin faaliyetlerinin yanı sıra Suudi Arabistan'daki çok sayıda diğer insan hakları sorunlarına yönelik eleştirilerde bulunmuştur. Bu eleştiriler özellikle idamların sayısına, çok sayıda suçun ölüm cezasına tabii olmasına, ceza adalet sistemi kapsamında sanıklara yönelik korumaların yoksunluğuna, eşcinsellere yönelik muamelelere, işkencenin kullanılmasına, din özgürlüğü yoksunluğuna ve kadınların oldukça dezavantajlı konumlarına yöneliktir. Albert Shanker Institute ile Freedom House kuruluşları ayrıca "Suudi Arabistan'daki uygulamaların hukuk üstünlüğü konseptinden saptığı"nı ileri sürmüştür.

Suudi Arabistanın Hukuk Tarihi

Günümüz Suudi Arabistan'daki ana hukuk kaynağını oluşturan Şeriat (ya da İslam hukuku), 7. ile 10. yüzyıllar arasında kademeli olarak Müslüman yargıçlarla alimler tarafından geliştirildi. 8. yüzyıldaki Abbasî Halifeliği döneminden itibaren bu gelişmekte olan Şeriat sistemi, Arap Yarımadası dahil olmak üzere Müslüman dünyası çapındaki kasabalarda hukukun temeli olarak kabul edildi ve İslam öncesine dayanan yerel örf kanunları aleyhine yerel hükümdarlar tarafından uygulandı. Kırsal alanlarda bu örf kanunları, daha çok uzun bir zaman için hakim olmaya devam etti; örneğin, 20. yüzyılın başlarına kadar merkez Arabistan'daki Necid bölgesinde yaşayan Bedevilerin arasındaki ana hukuk kaynağını oluşturdu.[

11. yüzyılda Müslüman dünyası, her biri kendine özgü Şeriat yorumlamalarına sahip dört büyük Sünni fıkıh mezhebi oluşturmuştu: Hanbelilik, Malikilik, Şafiilik ve Hanefilik. Arabistan'da 18. yüzyılda kurulan Vahhabi hareketi, Hanbeli mezhebini izlemeyi tercih etti. Sünni İslam'ın sıkı bir türü olan Vahhabilik, Suudi kraliyet ailesi (El Suud)nden destek gördü ve günümüz Suudi Arabistan'daki hakim İslam türünü oluşturmaktadır. Böylece 18. yüzyıldan beri Hanbeli mezhebi, Necid bölgesi ile Vahhabi İslamı'nın göbeği olarak sayılan merkez Arabistan'daki hakim mezhebi oluşturdu. Yarımadanın batısındaki daha kozmopolit Hicaz bölgesinde ise hem Hanefi hem de Şafii mezhepleri takip edilirdi.

Buna benzer bir şekilde farklı mahkeme sistemleri de mevcuttu. Necid'deki bütün önemli kentlerin her birine tek bir yargıcın var olmasını sağlayan basit bir sistem vardı. Yargıç, bölge valisi tarafından seçilirdi ve davalarla ilgilenmek için bununla yakın bir şekilde çalışırdı. Hicaz'da ise mahkemelerin yargıç panellerinden oluşmasıyla daha sofistike bir sistem mevcuttu. 1925'te Necidli Abdülaziz el-Suud, Hicaz'ı fethetti ve bunu, onun o zamana kadar fethettiği topraklarla birleştirerek 1932'de Suudi Arabistan Krallığı'nı kurdu. 1927'de kral, Hicaz'da genel mahkemelerle dar yetkili mahkemelerden ibaret yeni bir mahkeme sistemi uyguladı ve Hanbeli fıkhının kullanılmasını emretti. Buna rağmen, Necid'deki yüksek seviyeli dini şahıslardan muhafazakar bir karşıtlığın karşısında Necid'deki geleneksel yargıç sistemi yerinde kaldı.

Sonraki yıllarda bu yüksek seviyeli dini şahıslar, Hicaz mahkeme sistemine aşina olduktan sonra bunun 1957 ile 1960 yılları arasında ülkenin geri kalanında yürürlüğe girmesine izin verdiler. Buna ek olarak Abdülaziz, 1930'da başlamak üzere ticaret hukuku ya da iş hukuku gibi kraliyet kararnameleri kapsamına giren alanlarda hükmetmek için hükümet mahkemeleri ya da "komiteleri" kurdu. Şeriat mahkemeleriyle hükümet mahkemelerinden oluşan Abdülaziz'in yarattığı bu sistem, 2007'de uygulanan yargı reformlarına kadar büyük oranda yürülükte kaldı. 1970'e kadar yargı gücü, ülkedeki en üst seviyeli dini otoritesi olan Büyük Müftü'nün sorumluluğuydu. Ancak 1969'da dönemdeki Büyük Müftü'nün ölmesiyle o zamanki kral Faysal, Müftü için bir ardıl seçmemeye karar verip bu fırsatı, yargı gücü sorumluluğunu yeni kurulmuş Adalet Bakanlığı'na aktarmak için kullandı.

Doğu Bölgesi'ndeki Şii topluluğu, ayrı bir hukuksal geleneğe sahiptir. Şeriat'ı takip etmelerine rağmen buna Şii Caferi fıkhını uygularlar. 1913'te Abdülaziz bu bölgeyi fethettiği zaman, din ya da aileye ilişkin hukuk davalarıyla ilgilenmek için Şiilere ayrı bir yargıç sistemi verdi: iki yargıç, biri Katif'te, ötekisi ise Lahsa'da. 2005'te yargıç sayısının yediye arttırılmasına kadar iki yargıcın iki milyonluk bir nüfusu hükmetmesini içeren bu sistem yürürlükte kaldı. Hukukun tüm diğer alanlarında ise Şii topluluğu, ana akım Sünni mahkemelerinin yargı yetkisi dahilindedir.

Hukukun kaynakları

İslam Şeriat'ı, Suudi Arabistan'daki ana hukuk kaynağını oluşturmaktadır. Şeriat, şu unsurlardan oluşur: Kur'an; Sünnet kapsamında Muhammed'e atfedilen gelenekler; icmâ ya da İslamî alim konsensüleri; ve Kıyas, ya da Kur'an, Sünnet ve icmâ prensiplerine uygulanan analojik muhakeme. Suudi Arabistan'da kullanılan Vahhabi İslam yorumlaması Kıyas'ı ancak "aşırı zorunlu" durumlarda kullanır.

Şeriat'ı muhafaza eden ya da benimseyen Müslüman ülkeleri, Şeriat'ın hangi kısımlarının uygulanbilir olduğuna karar verir ve bunları kodifiye edir (böylece de çağdaşlaştırır). Diğer Müslüman ülkelerine karşın Suudi Arabistan, kodifiye edilmemiş Şeriat'ı bütünlüğü içinde ülkenin kanunu olarak varsayar ve bu duruma müdahale etmez. Bu açıdan sadece Batı ülkeleriyle değil, diğer Müslüman ülkeleriyle de karşılaştırıldığında Suudi Arabistan benzersiz bir hukuk sistemine sahiptir, ve bir kaynağa göre günümüz dünyasında İslam'ın ortaya çıkışında uygulanan Şeriat türüne en çok benzeyen sistemdir.

Şeriat'ın kodifiye edilmemesi, yorumlanmasında ve uygulanmasında büyük farklılıklara yol vermektedir. Ayrıca bir hukuksal içtihat sistemi mevcut değildir, zira Vahhabilik bağımsız muhakeme (ictihad) lehine geçmişte varılan kararları (taklid) reddeder. Mamâfih, Suudi yargıçların Hanbeli fıkıh mezhebinden altı farklı eski İslamî metni göz önüne alarak bir karara varmaları beklenmektedir. Hanbeli ekolü, Kur'an ile hadisin literalist yorumlaması için bilinir. Aranan cevap bu altı metnin içerisinde bulunmazsa yargıç, öteki üç ana Sünni ekolüyle danışabilir ya da kendi bağımsız ve yasal muhakemesi (ictihad)ni uygulayabilir.

Buna rağmen, yargıçın ya kendisine ya da diğer yargıçlara ait geçmişte varılan diğer kararları göz ardı etme hakkına sahip olduğu için ve ictihad yoluyla Şeriat'a kendi yorumlamasını uygulayabildiği için birbiriyle aynı davalarda bile farklı yargı kararlarına varılır. İctihada dayalı bir kararın geri çevirilmesini reddeden genel bir varsayım mevcuttur. Bu prensip iki açıdan önemlidir. İlk açıdan hukukun özünü yargıçların elinde yoğunlaştırır zira sonuç olarak bir kraldan ya da bir parlamentodan ziyade ancak ictihad uygulayan bir yargıcın Allah'ın hukukunu belirleyebildiği varsayılmaktadır. İkinci açıdan ise bu bir yargıç kararının temyiz yoluyla geri çevirilmesini imkansızlaştırır. İctihadın oynadığı rol, hukuğa açıklık kazanılması ve belirsizliklerin kaldırılması için Şeriat'ın kodifiye edilmesi yönünde taleplere yol vermiştir. Bunun sonucu olarak 2010'da Adalet Bakanı, Şeriat hukukunu kodifiye etmeye niyet ettiğini açıkladı, ancak raporlara göre üst seviyeli dini şahısların gösterdiği direniş bu sürecin yürürlüğe girmesini geciktirmektedir.

Kraliyet kararnameleri (nizam), hukuğun diğer ana kaynağını oluşturur, ancak bunların Şeriat'a göre ikincil seviyede olduklarını göstermek için düzenlemeler olarak bilinirler. Kraliyet kararnameleri iş hukuku, ticaret hukuku ve şirketler hukuku gibi alanlarda Şeriat'ı takviye eder. Kraliyet Emirleri, Bakanlar Kurulu Kararları, Bakanlık Kararları ve Bakanlık Sirkülerleri, Suudi Arabistan'da kullanılan diğer düzenleme (lai'hah) çeşitleridir, ve bunlar da benzer bir şekilde Şeriat'a göre ikincildir. Ülkede faaliyet gösteren Batılı ticari firmalar ya da kuruluşlar, Şeriat hukukuna göre uyarlanır ve bu hukuk açısından yorumlanır.

Bunlara ek olarak geleneksel kabile hukuku ve örfleri de önemli bir rol oynamaya devam etmektedir. Örneğin yargıçlar, evliliğe ve boşanmaya ilişkin kabile örfleri uygularlar.

Mahkeme yapısı

Şeriat mahkeme sistemi, Suudi Arabistan'daki temel yargı erkini, bu sisteme ait hakimlerle savcılar ise ulemanın bir kısmını oluşturmaktadır. Ulema, ülkenin dini önderliğidir. Belirli kraliyet kararnamelerine ilişkin anlaşmazlıkları ele alan Şeriat dışı hükümet mahkemelerinin yanı sıra 2008'den beri Şikayet Kurulu ile Özel Ceza Mahkemesi'nden oluşan uzman mahkemeleri mevcuttur. Hem Şeriat mahkemeleri hem de hükümet mahkemelerinden nihai itirazlar Kral'a teslim edilir ve 2007 yılı itibarıyla tüm mahkemeler Şeriat'a ait kanıt ve prosedür kurallarına uymaktadır.

Şeriat mahkemeleri, çoğu sivil ve ceza davaları için genel yargı yetkisine sahiptir. Halihazırda iki çeşit bidayet mahkemesi mevcuttur: genel mahkemeler ve daha az kayda değerliğe sahip davalarla ilgilenen dar yetkili mahkemeler. Dava kararları normalde tek bir yargıcın hükmüne bağlanır, ancak potansiyel cezanın ölüm, ampütasyon ya da recm olduğu ceza davalarında bu karar üç tane yargıcın hükmüne bağlanır. Ayrıca Doğu Bölgesi'ndeki Şii azınlığı için aile ya da din davalarıyla ilgilenen iki mahkeme mevcuttur. Mekke ve Riyad kentlerinde temyiz mahkemeleri mevcut ve bunlar, henüz verilen kararların Şeriat'a uyumlu olup olmadıklarına karar verirler.

Hukukun özel alanlarını kapsayan Şeriat dışı mahkemeler de mevcut ve bunun en önemlisi Şikayet Kurulu'dur. Bu mahkeme özgün olarak hükümete yönelik şikayetlerle ilgilenmek için kuruldu, ancak 2007'den beri ticaret hukukunda, bazen de rüşvet ve sahtecilik gibi bazı cezai davalarda hükmetmektedir, ve birçok Şeriat dışı hükümet mahkemesi için bir temyiz mahkemesi olarak işlev göstermektedir. "Komiteler" olarak bilinen bu idare mahkemeleri, iş hukuku ya da ticaret hukuku gibi kraliyet kararnameleriyle düzenlenen belirli konularla ilgilenir.

Ekonomi

1936'da petrol bulunmasına kadar ekonomisi Mekke ve Medine'yi ziyarete gelen hacılara ve hurma dışsatımına bağımlı olan Suudi Arabistan'ın, bu gelirleri günümüzde de sürmekle birlikte, ekonomisinin temeli petrole dayanır. Hükümet, petrolden elde edilen gelirleri Suudi Arabistan'ı çok çeşitli bir sanayi ülkesine dönüştürmek için gerekli altyapıyı oluşturmak için kullanmıştır. Ham petrol ve petrol ürünlerinin, devlet gelirlerinin %90'dan çoğunu oluşturduğu ülkede, petrolün büyük bölümünü çıkaran ARAMCO şirketinde Suudi ailesinin payı 1973'te %25 iken, 1974'te %60'a, 1980'de de %100'e yükselmiştir.

Basra Körfezi kıyısındaki Jubail ve Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu'da kurulan yeni ve büyük sanayi merkezlerinde, enerji kaynağı olarak petrol yataklarından boruyla getirilen doğalgaz kullanılmaktadır. Petrol yatakları, petro-kimya sanayisi ve yapay gübre üretimi gibi sanayi kollarının yanı sıra demir-çelik sanayisi, çimento sanayisi, besin sanayisi, vb. dallar hızla gelişmektedir.

Tarım alanında, hükümet, besin ürünleri alanında dışsatıma bağımlılığı azaltmak için, tarım üretimini desteklemektedir. Yakın dönemde balıkçılık da gelişmeye başlamıştır.

Ayrıca, El Huber'de çıkarılan petrolde ülke ekonomisine yüksek katkılar sağlamaktadır. El Huber dışındaki bölgelerde de çıkartılan petrol en çok Ash Sharqiyah ve çevresinde çıkartılmaktadır. Dhahran'da, Dammam'da, Al Qatif'te ve bunlar dışında birçok şehirde çıkartılmaktadır.

İklimi

İklimini irdelediğimizde Suudi Arabistan'da, çok sıcak yazlar görülür. Çoğunlukla çöl olması bu sayılan iklimsel sonuçları doğurur.

Bitki örtüsü

Suudi Arabistan'ın iklim şartları nedeniyle ülkede bitki örtüsü olarak genelde çöl ağaçları olan hurma ve Palmiye ağaçları vardır.

İdari bölümler

Suudi Arabistan 13 idari bölgeye (manatik idāriyya, – tekil mintakah idariyya), bu bölgeler de 118 ile ayrılmıştır. Bu sayı 13 bölge başkentini içerdiği gibi belediye başkanlar tarafından yönetilen farklı statüye sahip belediyeleri de kapsar.

Suudi Arabistan'da Din ve İnanç

Suudi Arabistan’da halkın yüzde 99’u Müslüman’dır. Geri kalan %1’lik kısım ise doğu dinlerine mensuptur. Müslümanlar da kendi aralarında Sünni, Hanbeli ve Şii olarak ayrılmaktadır. Çoğunluk ise Sünni ve Hanbeli’dir. Şii olanlar daha azınlıktadır. Ülkede hukuk sistemi olarak şeriat esas alınmaktadır ve ülke buna göre yönetilmektedir.

Suudi Arabistan Kültürü

Suudi Arabistan’da özellikle kadınlar için sosyal yaşamdan bahsetmek biraz zordur. Erkekler dini kuralları çiğnemedikleri sürece istedikleri her şeyi yapabilirken, dini kuralların dışında yönetimin koyduğu kurallara uymak zorunda olan kadınlar için işler daha zordur. Ülkede kadın hakları yok denecek kadar azdır. Kadınlar örtülü olmak zorundadır. Üniversite mezunu olan kadınların sayısı oldukça fazla olmasına rağmen, profesyonel hayatta kadınlara ayrılan istihdam alanı çok azdır. Ülkede kadınların evlerinde ailesine ve kocasına bakmakla yükümlü olduğuna inanılır.

Son dönemlerde biraz olsun liberalleşen yönetim sisteminde sadece kadınların satış yaptığı mağazalara kadın alıcıların tek başlarına girmelerine izin verilmiştir. Ancak yine de kadınlar için dışarıda dolaşmak yanlarında eşleri ya da babaları varsa güvenli sayılmaktadır.

Şehirlerde hayat genelde akşama doğru hareketlenmeye başlar. Güneş batıp sıcak kendini çektiği zaman halk, alışveriş mağazaları ve restoranlara dolar.

Arabistan Mutfağı

Arabistan mutfağının Türk kültürüne ait mutfak anlayışıyla benzerlik gösterdiği söylenebilir. Ancak kullanılan yağ ve baharat miktarının yanı sıra farklı pişirme teknikleri de düşünülürse yemekler aynı lezzeti vermeyebilir.

Arapların çatal, kaşık kullanma kültürünün gelişmediği bilinmektedir. Halk, ortaya konulan yemek tepsisinden elleriyle yemek yemektedir.

Suudi Arabistan’ın Festivalleri

Suudi Arabistan’ın tarihi ve kültürel zenginliğini yansıtan çeşitli el sanatları eserlerinin sergilendiği, yerel dans gösterilerinin yapıldığı, çeşitli konularda sempozyum ve seminerlerin düzenlendiği geleneksel kültür ve miras festivali Cenadriye her yıl farklı ülkelerin katılımıyla gerçekleştirilir. Her yıl şubat ayında düzenlenen festival 10 gün süreyle devam eder.

Suudi Arabistan’da Bulunan Türkiye Dış Temsicilikleri

RİYAD BÜYÜKELÇİLİĞİ
Adres: P.O.BOX: 94390, RIYADH, 11693 SAUDI ARABIA
Telefon: 00 966-1 482 01 01
Faks: 00 966-1 488 78 23
embassy.riyadh@mfa.gov.tr
Görev Bölgesi: Al-Jawf, Hail, Al-Qasim, Riyad, Kuzey Sınır Bölgesi (Ar'ar), Doğu Bölgesi (Dammam, Dahran ve Al-Khobar), Najran, Al Kurayyat
Bağlı Birimler
 
  • Beğen
Tepkiler: Ugur
Tüm sayfalar yüklendi.
Üst