Tarihteki En Korkunç Nükleer Felaketler

Ugur

Administrator

6-9 Ağustos 1945

Hiroşima ve Nagazaki

Bir atom bombasının savaş sırasında ilk kullanımı İkinci Dünya Savaşı sırasında Hiroşima'ya atılan bombayla gerçekleşti. Bombalar atıldıktan sonraki 2-4 ay arasında Hiroşima'da 90 bin ila 166 bin arası insan öldü.

Atom bombasının savaş sırasındaki son kullanımı ise bundan sadece üç gün sonra, 9 Ağustos'ta Nagazaki'ye atılan "Şişko Adam"la gerçekleşti. Burada da, çoğunluğu ilk gün olmak üzere 60 bin ila 80 bin arasında insan hayatını kaybetti. Bu sayı her iki şehirde de, radyasyona bağlı ölümlerle hızla arttı. Her iki şehirde, her zamanki gibi ölenlerin çoğu sivildi.

Patlama sonrası ortaya çıkan radyasyonun etkileriyse günümüzde halen devam ediyor.



1 Mart 1954

Castle Bravo Hidrojen Bombası Testi


Başarısız bir hidrojen bombası testi. 1954'de gerçekleşti. Los Alamos Ulusal Laboratuvarı, nükleer silahlarını sınamadan önce yanlış bir hesaplama yaptı. Hidrojen bombaları beklenenin iki katından daha güçlüydü. Bomba, 15 megatonluk bir patlamaya neden oldu; bir Japon balıkçı teknesi ile birkaç Pasifik adasını radyoaktif serpintiye maruz bıraktı. Nazım Hikmet’in Japon Balıkçısı şiirinin esin kaynağı bu patlamadır.



29 Eylül 1957

Kyshtym Kazası

1957'de Sovyetler, Mayak Nükleer İşleme Tesisi'nin nükleer atık tankının soğutma sistemi bozuldu ve büyük bir patlama gerçekleşti. Radyoaktif madde, yaklaşık 1.000 kilometre karelik bir alana yayıldı. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu, bunun dünyanın en kötü ikinci nükleer enerji kazası olduğunu açıkladı.



10 Ekim 1957

Windscale Yangını

Olay İngiltere’de Cumberland yakınlarındaki bir nükleer reaktördeki karbon çekirdeğin ateş almasından kaynaklandı. Yangın önemli miktarda radyoaktif kirleticinin ortaya çıkışına neden oldu. Windscale Yangını, 7 aşamalı nükleer olay ölçeğinde 5. düzeyde bir vaka olarak tarihe geçti. Bölgede kanser vakalarında büyük artış görüldü.



17 Ocak 1966

Palomares Olayı

Günümüzde yalnızca bir kokteyl ismi sanılan B52 modeli bir savaş uçağı, İspanya açıklarında yakıt ikmali yaptığı sırada KC-135 tipi bir tankerle çarpıştı. Çarpışmada tanker tamamen yok olurken B52 parçalara ayrıldı ve çarpmanın etkisiyle taşıdığı bombalar patladı. 490 dönümlük bir alanda radyoaktif plütonyum serpintisi görüldü. Bombalardan biri Akdeniz’den çıkarıldı.



11 Mayıs 1969

Rocky Flats Patlaması

Rocky Flats Colorado'daki Rocky Flats nükleer tesislerinde, bilim insanları dev plütonyum parçalarını, "eldiven kutusu" adı verilen merkezlerde saklıyordu. Ancak radyoaktif madde en az iki kez yangına maruz kaldı. Bu kazaların en kötüsü 1969'da yaklaşık 5 kilogram plütonyum yandığında meydana geldi. Radyoaktif duman kümesi laboratuvardan sızmayı başardı ve ancak birkaç sene sonra dindirilebildi. Ne var ki yerleşim yeri olan Rocky Flats'ın güneydoğusu çoktan radyasyona maruz kalmıştı.



18 Aralık 1970

Baneberry Testi

Hollywood hepimize öğretmiştir: Nevada Amerikalıların tüm tuhaf deneylerinin merkezidir. İşte 1970'te Nevada'nın Yucca Flat kentinde gerçekleştirilen nükleer silah testi, yapılan birçok testin en kötüsüydü.

Toprağın altında 10 kilotonluk nükleer bir aracın patlatıldığı Baneberry testinden sonra, patlamanın etkilerinin yüzeye çıkmasını önleyen mühür kırıldığı için radyoaktif döküntüler atmosfere karıştı ve kısa bir süre sonra Kuzey Kaliforniya'nın üzerine radyoaktif kar olarak yağdı. Tesiste çalışan 86 işçi de radyasyona maruz kaldı.

Amerika Birleşik Devletleri 1992'ye kadar yeraltı nükleer testlerini sürdürdü. Ve 1996'da her türlü nükleer patlamayı yasaklayan Nükleer Test Yasağı anlaşmasını imzalayan ilk ülke oldu.



30 Ağustos 1976

Hanford Kazası

Amerika Birleşik Devletleri hükûmetine ait Hanford Nükleer Tesisi'ndeki kimyasal patlama bir işçinin yaralanmasına ve Americium 241 adlı radyoaktif maddenin çevreye yayılmasına neden oldu. Geçen yıllar boyunca Washington'daki tesisin sivrizekâlıları, devasa boyutlardaki nükleer atığın bir kısmını Columbia nehrine boşalttılar. Amerika'daki en kontamine tesis olan Hanford'ın temizliği Amerika'ya yılda 2 milyar dolara mal oluyor. Tamamen temizlemenin maliyeti ise tahmini 120 milyar dolar.



28 Mart 1979

Three Mile Adası

Tam da Jane Fonda'nın (ülkemizde Dünyanın Kaderi adıyla vizyona giren) The China Syndrome adlı filmi, nükleer enerjinin güvenli olup olmadığıyla ilgili endişeleri dile getirdikten birkaç hafta sonra Pennsylvania'daki Three Mile Adası nükleer reaktörünün, soğutma sisteminde bulunan bir valf bozuldu. Açık kalan valf, çok miktarda soğutucu suyun dışarı kaçmasına neden oldu. Daha da kötüsü, uyarıcı ışıklar da bozulduğu için tesis çalışanları valfın açık olduğunu fark etmediler. Böylece birkaç saat içinde reaktör ısı sınırını aşarak kısmen eridi ve küçük bir patlama ve az miktarda radyoaktif madde sızıntısı gerçekleşti. Kazada ölen ve yaralanan olmamasına rağmen bu erime, ABD’nin nükleer santral işletme tarihindeki en ciddi kazaydı.



10 Ağustos 1985

K-431 Chazhma Körfezi

Echo II tipi bir denizaltı, Rusya’nın Vladivostok şehrinde yakıt ikmali yaparken yaşanan patlama sonucu dev bir radyoaktif gaz bulutu ortaya çıktı. Bu gaz bulutu, kazanın gerçekleştiği bölgeye yayılarak büyük su ve toprak parçalarının kirlenmesine neden oldu. Olayda 290 kişi radyasyondan etkilendi, 9 kişi hayatını kaybetti. Kazanın çevreye ve insan sağlığına verdiği zarar yıllarca gizli tutuldu. Olaydan kaynaklanan gerçek hasar bugün bile tamamen bilinmiyor.



26 Nisan 1986

Çernobil

Çernobil'deki büyük felaket, reaktörlerden birinde deney yapmak için güvenlik sisteminin devre dışı bırakılmasından kaynaklanmıştı. Deneyin amacı reaktörün çalışması aniden durdurulduğunda buhar türbinlerinin çalışmayı daha ne kadar sürdüreceğini ve böylece acil güvenlik sistemine ne kadar süre güç sağlayabileceğini öğrenmekti. Ama deney sarpa sardı ve geriye 4 bin kayıp ve bugün korku filmlerine ilham veren bir Pripyat kaldı.

Çernobil’le ortaya çıkan nükleer serpinti miktarı, Hiroşima atom bombasıyla ortaya çıkandan 400 kat daha fazlaydı: Bu radyoaktif serpinti çok geniş bir alana yayıldı. Hatta ülkemizi bile etkiledi. Kazadan sonra dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral, çay satışlarının düşmesi üzerine çayların radyasyonlu olmadığını kanıtlamak için televizyon ekranlarında çayını içse de Çernobil bir kuşağın çaya mesafeli duruşunun nedeni oldu. Sonradan Turgut Özal’ın, "İç de millet rahatlasın..." önerisi üzerine çayı içtiğini açıklayan Cahit Aral, 2011'de kalp yetmezliğinden vefat etti.



13 Eylül 1987

Goiânia

1987'de iki kişi, bir gece Brezilya'nın Goiânia kentindeki terk edilmiş bir hastaneye gizlice girdi ve hurda metal zannettikleri bir nesneyi çaldılar. Daha sonra bu maddeyi araba çöplüğü sahibi olan bir adama sattılar. Ne var ki sattıkları madde yüksek derecede radyoaktif materyal sezyum-137 idi. Tahmin ettiğiniz gibi hurdacı bu radyoterapi makinesini açıp içindeki küçük sezyum klorid parçasını dışarı çıkardı. Hurdacının eşi, kızı ve iki çalışanı maddeye dokunduktan sonra öldü. Maddeyle temas eden 245'ten fazla kişi hastalandı. Ortaya çıkan radyasyon şehirdeki pek çok binayı etkisi altına aldığı için bu binaların daha sonra yıkılması gerekti.



6 Nisan 1993

Tomsk-7 Patlaması

Sibirya’nın Tomsk şehrinde yaşanan kaza, bir kazan temizlenirken yaşandı. Patlama sonucu Tomsk-7 yeniden işleme tesisinden radyoaktif gaz bulutu yükseldi. Kaza o kadar ciddiydi ki Time dergisi Tomsk-7 patlamasını, "Dünyanın en kötü nükleer felaketlerinden biri," olarak değerlendirdi.



30 Eylül 1999

Tokaimura Nükleer Kazası

Kaza, Tokyo’nun kuzeydoğusunda bulunan Tokaimura’daki bir uranyum işleme merkezinde meydana geldi. Yetkililer ilk etapta açıklama yapmadı, ama yakınlarda oturan vatandaşları evlerinden çıkmamaları ve yağmur altında kalırlarsa hemen yıkanmaları gerektiği konusunda uyardı. Sonradan kazanın işçiler sıvı uranyum karışımı hazırlarken meydana geldiği ortaya çıktı. Karışımı hazırlayan 3 işçiden biri 12 hafta, diğeri ise 7 ay sonra hayatını kaybetti. Kaza sonunda toplam 56 işçi radyasyona maruz kalmıştı.



11 Mart 2011

Fukuşima

Uzmanların Çernobil'den sonra ikinci en büyük nükleer kaza olarak tanımladıkları Fukuşima I Nükleer Santrali kazaları, 9 büyüklüğündeki Tohoku depremi ve tsunamisi sonrasında gerçekleşmişti. Tsunami elektrik şebekesine zarar verince santralin jeneratörlerini su basmış ve bu da santralde elektrik kesintisine neden olmuştu. Bunu takip eden soğutma eksikliği santralde kısmi erime ve patlamalarla sonuçlandı, altı reaktörün tamamında sorunlar meydana geldi.

Faciada 15.884 kişi deprem ve tsunamiye bağlı olarak hayatını kaybederken radyasyon salınımı nedeniyle ölüm yaşanmadı. Bununla birlikte Stanford Üniversitesi'nden profesör Mark Z. Jacobson ve meslektaşı John Ten Hoeve, kazanın tahmini olarak 130 kanser vakasına neden olduğunu açıkladılar. 2012'de ise Oita Üniversitesi'nden profesör Michiaki Kai radyasyon oranlarına bakarak kansere bağlı ölümlerin artmayacağı tahmininde bulundu. Oysa facianın ilk dönemlerinde Tokyo Valisi Shintaro Ishihara, tıpkı Cahit Aral gibi, "tehlike yok" mesajı vermek için gazetecilerin önünde şebeke suyunu içse de Tokyo şehir suyunda radyasyona rastlanmış, radyasyon İzlanda'ya kadar ulaşmıştı.



Kaynak: https://line.do/tr/en-korkunc-nukleer-felaketler/4uj/vertical
 

Benzer konular

Üst