TÛR Suresi Latin Harfli Okunuşu ve Türkçe Meali

Celik

topragizbiz.com
#1
Tur Suresi Kur'an'ın 52. suresidir. 49 ayet, 312 kelime ve 1293 harften oluşur.

Mekke'de indirilniştir. Sure ismini ilk ayette geçen Sina yarımadasında ve Hz. Musa’ya Tevrat’ın 10 emrinin verildiğine inanılan Tur dağından alır.
,,


TÛR Suresi (Sure No: 52)




Bismillâhirrahmânirrahîm

  • 52/TÛR-1: Vet tûri.

    1,2,3,4,5,6,7. Tûr’a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, “Beyt-i Ma’mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.


  • 52/TÛR-2: Ve kitâbin mestûrin.

    1,2,3,4,5,6,7. Tûr’a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, “Beyt-i Ma’mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.


  • 52/TÛR-3: Fî rakkın menşûrin.

    1,2,3,4,5,6,7. Tûr’a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, “Beyt-i Ma’mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.


  • 52/TÛR-4: Vel beytil ma’mûri.

    1,2,3,4,5,6,7. Tûr’a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, “Beyt-i Ma’mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.


  • 52/TÛR-5: Ves sakfil merfûi.

    1,2,3,4,5,6,7. Tûr’a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, “Beyt-i Ma’mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.


  • 52/TÛR-6: Vel bahril mescûri.

    1,2,3,4,5,6,7. Tûr’a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, “Beyt-i Ma’mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.


  • 52/TÛR-7: İnne azâbe rabbike le vâkı’un.

    1,2,3,4,5,6,7. Tûr’a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, “Beyt-i Ma’mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.


  • 52/TÛR-8: Mâ lehu min dâfiin.

    8. Onu geri çevirecek hiçbir şey yoktur.


  • 52/TÛR-9: Yevme temûrus semâu mevren.

    9. O gün gök şiddetle sallanıp çalkalanır.


  • 52/TÛR-10: Ve tesîrul cibâlu seyrâ(seyren).

    10. Dağlar yürüdükçe yürür.


  • 52/TÛR-11: Fe veylun yevme izin lil mukezzibîne.

    11,12. İşte o gün, içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay hâline!


  • 52/TÛR-12: Ellezîne hum fî havdın yel’abûn(yel’abûne).

    11,12. İşte o gün, içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay hâline!


  • 52/TÛR-13: Yevme yude’ûne ilâ nâri cehenneme de’â(de’an).

    13,14. Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara, “İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir" denilir.


  • 52/TÛR-14: Hâzihin nârulletî kuntum bihâ tukezzibûn(tukezzibûne).

    13,14. Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara, “İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir" denilir.


  • 52/TÛR-15: E fe sihrun hâzâ em entum lâ tubsirûn(tubsirûne).

    15. “Bu Kur’an mı bir büyü imiş, yoksa siz mi (gerçeği) göremiyormuşsunuz?"


  • 52/TÛR-16: Islevhâ fasbirû ev lâ tasbirû sevâun aleykum, innemâ tuczevne mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).

    16. “Girin oraya. İster dayanın, ister dayanmayın, sizin için birdir. Size ancak yapmakta olduğunuzun karşılığı veriliyor."


  • 52/TÛR-17: İnnel muttekîne fî cennâtin ve naîmin.

    17,18. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar Rablerinin, kendilerine verdiği şeylerle zevk ve mutluluk duyarak cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.


  • 52/TÛR-18: Fâkihîne bi mâ âtâhum rabbuhum, ve vekâhum rabbuhum azâbel cahîm(cahîmi).

    17,18. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar Rablerinin, kendilerine verdiği şeylerle zevk ve mutluluk duyarak cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.


  • 52/TÛR-19: Kulû veşrebû henîen bi mâ kuntum ta’melûne.

    19,20. Onlara, “Dünya’da yapmakta olduklarınızın karşılığında, sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için" denir. Biz, onlara, iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir.


  • 52/TÛR-20: Muttekiîne alâ sururin masfûfeh(masfûfetin), ve zevvecnâhum bi hûrin înin.

    19,20. Onlara, “Dünya’da yapmakta olduklarınızın karşılığında, sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için" denir. Biz, onlara, iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir.


  • 52/TÛR-21: Vellezîne âmenû vettebeathum zurriyyetuhum bi îmânin elhaknâ bihim zurriyyetehum ve mâ eletnâhum min amelihim min şey’in, kullumriin bi mâ kesebe rehînun.

    21. İman eden ve nesilleri de iman konusunda kendilerinin yoluna uyanlar var ya, biz onların nesillerini kendilerine kattık. Bununla beraber onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazandığı karşılığında rehindir.


  • 52/TÛR-22: Ve emdednâhum bi fâkihetin ve lahmin mimmâ yeştehûn(yeştehûne).

    22. Onlara canlarının istediği meyve ve etten bol bol verdik.


  • 52/TÛR-23: Yetenâzeûne fîhâ ke’sen lâ lagvun fîhâ ve lâ te’sîmun.

    23. Orada, (içilince) boş söz söyletmeyen, günah işletmeyen dolu bir kadehi elden ele dolaştırırlar.


  • 52/TÛR-24: Ve yetûfu aleyhim gılmânun lehum ke ennehum lû’luun meknûnun.

    24. Hizmetlerine verilmiş, kabuğunda saklı inci gibi gençler etraflarında dönüp dolaşırlar.


  • 52/TÛR-25: Ve akbele ba’duhum alâ ba’dın yetesâelûn(yetesâelûne).

    25. Birbirlerine dönüp (“Ne iyilik yaptınız da bu nimetlere ulaştınız?" diye) sorarlar.


  • 52/TÛR-26: Kâlû innâ kunnâ kablu fî ehlinâ muşfikîn(muşfikîne).

    26. Derler ki: “Şüphesiz daha önce biz, ailemiz içinde yaşarken (Allah’a isyandan) korkardık."


  • 52/TÛR-27: Fe mennallâhu aleynâ ve vekânâ azâbes semûm(semûmi).

    27. “Allah da bize lütfetti ve bizi iliklere işleyen cehennem azabından korudu."


  • 52/TÛR-28: İnnâ kunnâ min kablu ned’ûh(ned’ûhu), innehu huvel berrur rahîm(rahîmu).

    28. “Gerçekten biz bundan önce O’na yalvarıyorduk. Şüphesiz O, iyilik edendir, çok merhametlidir."


  • 52/TÛR-29: Fe zekkir fe mâ ente bi ni’meti rabbike bi kâhinin ve lâ mecnûn(mecnûnin).

    29. (Ey Muhammed!) O hâlde, sen öğüt ver. Rabbinin nimeti sayesinde, sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli.


  • 52/TÛR-30: Em yekûlûne şâirun neterabbesu bihî reybel menûni.

    30. Yoksa onlar, “O bir şairdir; onun, zamanın felaketlerine uğramasını bekliyoruz" mu diyorlar?


  • 52/TÛR-31: Kul terabbesû fe innî meakum minel muterabbisîn(muterabbisîne).

    31. Onlara de ki: “Bekleyin. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim."


  • 52/TÛR-32: Em te’muruhum ahlâmuhum bi hâzâ em hum kavmun tâgûn(tâgûne).

    32. Bunu kendilerine akılları mı emrediyor, yoksa onlar azgın bir topluluk mudur?


  • 52/TÛR-33: Em yekûlûne tekavveleh(tekavvelehu), bel lâ yû’minûn(yû’minûne).

    33. Yoksa “O Kur’an’ı kendisi uydurup söyledi" mi diyorlar? Hayır, (sırf inatlarından dolayı) iman etmiyorlar.


  • 52/TÛR-34: Fel ye’tû bi hadîsin mislihî in kânû sâdikîn(sâdikîne).

    34. Eğer doğru söyleyenler iseler, haydi onun gibi bir söz getirsinler!


  • 52/TÛR-35: Em hulikû min gayri şey'in em humul hâlikûn(hâlikûne).

    35. Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar?


  • 52/TÛR-36: Em halakûs semâvâti vel ard(arda), bel lâ yûkınûn(yûkınûne).

    36. Yoksa, gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır, onlar kesin olarak inanmıyorlar.


  • 52/TÛR-37: Em indehum hazâinu rabbike em humul musaytırûn(musaytırûne).

    37. Yoksa, Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Ya da her şeye hâkim olan kendileri midir?


  • 52/TÛR-38: Em lehum sullemun yestemiûne fîh(fîhî), fel ye’ti mustemiuhum bi sultânin mubîn(mubînin).

    38. Yoksa onların, kendisi vasıtasıyla (ilâhî vahyi) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? (Eğer varsa) dinleyenleri, açık bir delil getirsin!


  • 52/TÛR-39: Em le hul benâtu ve le kumul benûn(benûne).

    39. Yoksa, kızlar O’na (Allah’a) da oğullar size mi?


  • 52/TÛR-40: Em tes’eluhum ecren fe hum min magremin muskalûn(muskalûne).

    40. Yoksa sen onlardan (tebliğ görevine karşılık) bir ücret istiyorsun da onlar, borçtan ağır bir yük altında mı kalmışlardır?


  • 52/TÛR-41: Em indehumul gaybu fe hum yektubûn(yektubûne).

    41. Yoksa, gayb ilmi onların yanında da ondan mı yazıyorlar?


  • 52/TÛR-42: Em yurîdûne keydâ(keyden), fellezîne keferû humul mekîdûn(mekîdûne).

    42. Yoksa, bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl, inkâr edenler tuzağa düşecek olanlardır.


  • 52/TÛR-43: Em lehum ilâhun gayrullâh(gayrullâhi), subhânallâhi ammâ yuşrikûn(yuşrikûne).

    43. Yoksa, onların Allah’tan başka bir ilâhı mı var? Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır.


  • 52/TÛR-44: Ve in yerev kisfen mines semâi sâkıtan yekûlû sehâbun merkûm(merkûmun).

    44. Gökten düşmekte olan parçalar görseler, “Bunlar, üst üste yığılmış bulutlardır" derler.


  • 52/TÛR-45: Fe zerhum hattâ yulâkû yevmehumullezî fîhî yus’akûne.

    45. Artık sen çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hâllerine bırak.


  • 52/TÛR-46: Yevme lâ yugnî anhum keyduhum şey’en ve lâ hum yunsarûn(yunsarûne).

    46. O gün tuzakları kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir ve kendilerine yardım da edilmeyecektir.


  • 52/TÛR-47: Ve inne lillezîne zalemû azâben dûne zâlike ve lâkinne ekserehum lâ ya’lemûn(ya’lemûne).

    47. Şüphesiz zulmedenlere bundan başka bir azap daha var. Fakat onların çoğu bilmezler.


  • 52/TÛR-48: Vasbir li hukmi rabbike fe inneke bi a’yuninâ, ve sebbih bi hamdi rabbike hîne tekûmu.

    48. Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin, kalktığında Rabbini hamd ile tespih et.


  • 52/TÛR-49: Ve minel leyli fe sebbihhu ve idbâren nucûmi.

    49. Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışı sırasında O’nu tespih et.




Diyanet İşleri Meali (Yeni)

 
Üst