Evde Kal Türkiye

Çaycı İzzet Paşa ve Çay Risalesi

Ugur

Administrator
Çaycı İzzet Paşa (Hacı Mehmed İzzet Efendi, d. 1819, Edirne ö. 12 Nisan 1909, İstanbul) Türk siyasetçi ve araştırmacıdır. Küttaptan Ahmet Hamdi Efendi'nin oğludur. Dedesi Halkacıoğlu Halil Ağa'dır. Edirne'nin tanınmış Halkacı ailesine mensuptur. Ailenin Edirne yakınlarında bir çiftliği vardı. Çiftliğin kapısında büyük bir halka olduğu rivayet edilir. Bu yüzden çiftliğe Halkacı Çiftliği denirmiş. Ailenin adı da buradan gelir.

Çaycı İzzet Paşa'nın Çerkez kökenli eşi Fatma Nimet Hanım'dan 4 oğlu, 1 kızı olmuştur. Şapsığ boyundan, saraylı bir Çerkes olan bir başka eşinden de bir oğlu olmuştur. Soyadı yasası çıktığı sırada dul olan kızı ve kızının soyu Halkacı soyadını almışlardır. Dr. Hüseyin Kutsi adlı oğlu Esencan, Mehmet Natık adlı torunu Kural soyadını almıştır.

Oğullarından Fahrettin Mekki Bey, Mekke kadılığı yapmıştır. Onun oğlu Mehmet Hanif Halkacı Kurtuluş Savaşı'nda İstanbul'dan Anadolu'ya silah gönderilmesinde gösterdiği yararlıktan ötürü İstiklâl Madalyası'yla ödüllendirilmiştir. Kızının soyundan Prof. Pelin Halkacı Akın ünlü bir kemancıdır. Oğullarından birinin torunu olan Prof. Dr. Süreyya Ülker emekli bir patoloji profesörüdür. Ağabeysi Şerif Ağa'nın torunu Ziya Santur Türkiye'nin ilk santur ve ney metodunun yazarı olan ünlü bir santurcudur. Çaycı İzzet Paşa 12 Nisan 1909'da İstanbul'da ölmüştür. Cenazesi 31 Mart Vak'asına (13 Nisan 1909) rastladığından, Beyazıt Camii'ne getirilememiştir. Edirnekapı'daki Mihrimah Sultan Camii'nde kılınan namaz sonrası Edirnekapı Şehitliği'nde toprağa verilmiştir.

Çaycı İzzet Paşa sadaret mektubî kalemine girdi. Hicaz vali vekili, Suriye merkez mutasarrıfı, Ağustos 1886 - Eylül 1887 arası Basra valisi, Mart 1892 - Ocak 1893 arası Adana valisi olmuştur. Çaya düşkünlüğü, çayla ilgili bir risalesinden dolayı adı "Çaycı"ya çıkmıştır. Resmî kayıtlarda adı Hacı İzzet Efendi olarak geçmektedir. Arapça, Farsça, Fransızca bilirdi. Bilgili bir kimse olduğundan dolayı resmî sanı Efendi olmakla birlikte Paşa sanıyla anılmıştır. 1879'da çay üzerine "Çay Risalesi" ya da "İzzet Efendi Risalesi" olarak bilinen bir risale yazmıştır. Burada adı Mehmet İzzet Seyit bin Ahmet Efendi olarak geçmektedir. Çaycı İzzet Paşa'nın risalesi Türkiye'de çay konusunda yapılan ilk özgün çalışmadır. 1731'de Damatzade Ebül Hayr Ahmet Efendi'nin yayımladığı çay risalesi Yusufî'nin Farsça yapıtının çevirisiydi. 1893'te Ali Nazıma'nın "Çay", 1912'de Mehmet Arif'in "Çay Hakkında Malumat" adlı kitapları bu alanda daha sonra yapılan çalışmalardır. Çaycı İzzet Paşa'nın risalesi Maarif Nezareti'nin onayıyla Beyazıt'taki Müzellefzade Rıza Efendi Basımevi'nde basılmış olup, 81 sayfadır.

Çay Risalesi

Türkçe'de çay ile ilgili ilk ciddi eseri, çaya olan aşırı düşkünlüğü sebebiyle adı 'Çaycı'ya çıkan Hacı Mehmed İzzet Efendi verdi ve bugün 'Çay Risalesi' veya 'İzzet Efendi Risalesi' diye bilinen eserini kaleme aldı.

İzzet Efendi 1819'da Edirne'de doğdu. İstanbul'a gelerek devlet hizmetine girdi. Hicaz vali vekilliği, Suriye merkez mutasarrıflığı ve Basra Valiliği gibi çeşitli memuriyetlerde bulundu. En son vazifesi olan Adana valiliği görevi ise çaya olan merakından dolayı saray tarafından 'lutfen' verildi. Bu çay meraklısını tanıyıp hatıralarında ondan bahsedecek olanlar, İzzet Efendi'nim idareyle yahut valilikle hiçbir alákasının olmadığından yakınacak, 'ziyaretine gelenleri makam odasında bizzat yaktığı büyükçe semaverinden eliyle çay ikram ettiği'ni biraz tatlı biraz da şikáyetçi bir tavırla nakledeceklerdi.

1879'da, İstanbul'da 81 sayfalık bir 'Çay Risalesi' bastırdı. 1844 yılından beri çayla içiçe olduğunu ve çayı bizzat yetiştirdiğini yazıyor, çayın adının nereden geldiğinden ve hangi dillerde çayla ilgili ne gibi yayınların bulunduğundan tutun, yeşil çayın sıkça esneme ve ağız kamaşması yaptığına, 'kalbe heyecan, uzuvlara titreme, vücuda zaafiyet' verdiğine ve sütlü çay içme ádetinin nereden geldiğine kadar çay hakkında birbirinden garip konudan bahsediyordu.

Ancak o dönem Türkiye'sinde çayı sadece meraklıları tanırdı. Yıldız Sarayı'nın limonluğunda, Boğaziçi'nde Azeryan Efendi'nin yalısında, Büyükdere'deki Orman Mektebi'nde ve İstanbul Tıp Fakültesi'nin bahçelerinde Nebatat bahçelerinde sadece merak yüzünden çay yetiştirilirdi.
 
  • Beğen
Tepkiler: Muhtazaf
Tüm sayfalar yüklendi.
Üst