Şehirler Ardahan

GEZGİN

Üye

Ardahan
Plaka No 75
Bölge Doğu Anadolu Bölgesi
Yüzölçümü 4,934 km²
Nüfus 98.335
Nüfus Yoğunluğu 20 kişi/km²
Telefon kodu +478
Rakım 1799 m
İlçe 6
Ardahan, Türkiye'nin kuzeydoğu köşesinde Doğu Anadolu Bölgesi'nde ve kısmen Doğu Karadeniz'de bulunan, Gürcistan sınırında kurulmuş olan bir il. Batısında Artvin, güneybatısında Erzurum, güneyinde Kars illeri ve doğuda Gürcistan ile sınır teşkil etmektedir. Türkiye Cumhuriyeti'nin Kafkaslar'a açılan kapısıdır.

1924 yılında il olmuştur. 1926 yılında Kars iline bağlı bir ilçe olmuştur. 1992 yılında Kars ilinden ayrılarak tekrar il olmuştur.

Ardahan, ilin coğrafi yapısı ve tarihi geçmişinden kaynaklanan kendine özgü doğal ve tarihi değerlere sahiptir. Ardahan, Doğu Anadolu Bölgesi'ne has doğal yapısı ve ikliminin yanında Doğu Karadeniz Bölümü'nün topografyasına, iklimine ve bitki örtüsüne geçiş yerleri ile farklı güzellikleri bir arada barındırmaktadır. Yüksek ovaları, akarsuları, ormanları, zengin çiçek çeşitliliğine sahip yaylaları ve iki gölü ile Ardahan keşfedilmeyi bekleyen bir doğa cennetidir.

Gürcistan - Ardahan arasında toplam iki adet sınır kapısı bulunmaktadır.
İçindekiler

Etimoloji


Ardahan adının kaynağı tam olarak bilinmemektedir. Gürcülerden bölgeyi ele geçiren Osmanlılar, 1595 tarihli Defter-i Mufassal-i Vilayet-i Gürcistan gibi ilk tahrirlerde bir liva olarak Ardahan’ı bugünkü adına (اردهان) uygun kayda geçirmişlerdir. Gürcüce kaynaklarda ise bölgenin adı yaygın olarak Artaani (არტაანი) biçiminde yazılıyordu. Bununla birlikte Gürcüce kaynaklarda Artahani (არტაჰანი), Artani (არტანი) de kullanılıyordu. Günümüzde Gürcistan’ın doğusunda Artani (Yukarı ve Aşağı) adlarını taşıyan iki köy vardır. Osmanlıca kayıtlardaki Ardahan adının Gürcüce Artahani’den (არტაჰანი) geldiğine ilişkin görüşler vardır. Diğer Gürcüce yer adlarında olduğu gibi Artahani ya da Artaani adındaki Gürcücedeki "tı'" (“ტ”, t') foneminin istisnasız olarak Osmanlıcada "dal" (د) fonemine ve Latin harfli Türkçede ise "de" (d) fonemine dönüştüğü belirtilmektedir. Daha geç tarihli Osmanlı tahriri olan Defter-i Caba-i Eyalet-i Çıldır'da da Ardahan aynı biçimde yazılmıştır. Osmanlıca son kayıtlardan biri olan 928 tarihli Son Teşkilat-i Mülkiyede Köylerimizin Adları adlı Osmanlıca yayında da bu yer adı Ardahan (اردهان) olarak olduğu gibi korunmuştur.



Tarihçe


Ardahan kentinin kuruluşu hakkında bilgi yoktur. Gürcü tarihçi Leonti Mroveli’nin Kartlis Tshovreba adlı ünlü Gürcü tarihinde aktardığı rivayete göre Mtshetos’un oğlu Cavahos Tsunda ve Ardahan kentlerini kurmuştur. Ancak kuruluşu sırasında Ardahan’ın adı Kacta Kalaki’ydi (Şeytan Şehri). Kacta Kalaki daha sonra Huri adını almıştı. Gürcüce kaynaklarda Artaani adı sadece bölgeyi adlandırmak için kullanılıyordu. Başlangışça Kacta Kalaki, Huri olarak adlandırılan yerleşim birimine daha geç tarihlerde Artaani denmiştir. 16. yüzyılın sonlarında, Osmanlıların Gürcülerden ele geçirdiği toprakların erken dönem tahriri olan 1595 tarihli Defter-i Mufassal-i Vilayet-i Gürcistan’da da yönetim merkezinin adı Ardahan değildi. Ardahan-i Büzürg (Büyük Ardahan) olarak kaydedilen livanın (sancak) idari merkezinin adı Parakan (Rabat-i Kale-i Parakan; رباط قلعه پرهكن) idi. Parakan Büyük Ardahan livasının en önemli kale-kentiydi. Parakan ya da Parakani adı ünlü Gürcü tarihi Kartlis Tshovreba’da da geçmektedir. Osmanlılar 16. yüzyılda Gürcü atabegleri yönetimi altındaki Samtshe-Saatabago karşı açtıkları savaşta önce Ardanuç’u (Artanuci), sonra da Parakan’ı (Parakani) ele geçirdiler. Parakan Kalesi'nin ele geçirdikten sonra Osmanlılar bütün Ardahan bölgesine hâkim oldular. Parakan adı ayrıca Evliye Çelebi ile Kâtib Çelebi’nin eserlerinde de geçmektedir.

Ardahan kentini anlatan pek çok metinde, bölgenin tarihi ile kentin tarihi birbirine karıştırılmaktadır. Bundan dolayı antik çağdan ortaçağa değin Ardahan bölgesine hâkim olan bütün devletlerin Ardahan kentini de ele geçirdikleri biçiminde yanlış bilgi verilmektedir. Oysa Ardahan kentinin eski adları olarak aktarılan Kacta Tsihe, Huri ve Parakani kale-kentlerinin tam da bugünkü Ardahan kentinin yerinde kurulmuş olduğuna ilişkin kesin bilgi mevcut değildir. Osmanlı Devleti’nin Kars ve Ardahan bölgelerini ele geçirdiği 16. yüzyılda Ardahan-i Büzürg (Büyük Ardahan) Gürcistan vilayeti, Ardahan-i Küçük (Küçük Ardahan) olarak anılan tarihsel Kola bölgesi (sonra Göle) ise Kars vilayeti sınırları içinde yer alıyordu. Ardahan-Büzürg livası (sancak) Kuzay, Meşe ve Güney nahiyelerinden oluşuyordu.

Bugün Kura Nehri’nin iki yakasına yayılmış olan Ardahan kenti, uzun süre Osmanlı yönetiminde kaldıktan sonra, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Rusya İmparatorluğu’nun eline geçti. Çarlık Rusya’sı yönetimi altında Ardahan, Ardahan sancağının (okrug) ve Ardahan ilçesinin (uçastok) merkeziydi. 1878'de Ardahan kasabasında 831’i erkek ve 795’i kadın olmak üzere 1.626 kişi yaşıyordu. Sonraki yıllarda Ardahan sancağından olduğu gibi Ardahan kasabasından da göç oldu ve Ardahan kasabasının nüfusu 1881’de 663 kişiye düştü. Ertesi yıl kasabanın nüfusu 719 kişiden oluşuyordu. Bir başka kaynağın aktardığı resmi verilere göre Ardahan sancağından (okrug) 1.407 hane veya 22.843 kişi Osmanlı ülkesine göç etmiştir. Bununla birlikte, nüfusu azalmış olan Ardahan kasabasında Müslümanların dışında Ermeniler ve Rumlar, az sayıda da Yahudi yaşıyordu. Kasabada tuğla ve deri imalathaneleri ile değirmenler ve bir tane de meslek okulu vardı.

Birinci Dünya Savaşı sonlarına doğru Rus ordusunun bölgeden çekilmesinin ardında Ardahan, 1918-1921 arasında bağımsız olan Gürcistan sınırları içinde kaldı. 1921'de, Kızıl Ordu'nun Gürcistan'ı işgali sırasında Ardahan, Batum ve Artvin bölgeleriyle birlikte fiilen Türkiye'ye katıldı. Ancak bağımsız Gürcistan ordusunun komutanlarında Giorgi Mazniaşvili Türk birliklerini Batum'dan püskürtüp kenti Bolşeviklere teslim etti. 16 Mart 1921’de, Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti arasında imzalanan Moskova Antlaşması’yla Ardahan ve Artvin Türkiye’ye bırakıldı. Kurtuluş Savaşı'nın önderi Mustafa Kemal Paşa, 1927 tarihli uzun konuşması olan Nutuk'ta Ardahan'ın Türkiye'ye katılmasını şöyle anlatır:

8 Şubat 1921 de Ankara’da itimatnamesini takdim etmiş olan Gürcü sefirile de, Türkiye – Gürcüstan Muahedesi için müzakere başlamıştı. Nihayet 23 Şubat 1921 de verdiğimiz kat’i bir ültimatom üzerine Ardahan, Artvin ve Batum’un tarafımızdan işgaline muvafakat olundu. Batum’un işgali bu tarihten on beş gün sora vaki olmuştur. İşbu yerlerde, Türkiye’ye iltihakını sabırsızlıkla bekliyen halkın alkışları içinde işgal keyfiyeti vaki oldu. Bilahare, Moskova Muahedesi mucibince Batum tahliye ve fakat işgal eylemiş olduğumuz aksamı sairenin ana vatana merbutiyeti teyit olundu.
Ardahan ve Artvin bölgelerinin Türkiye’ye bırakılmasından sonra Ardahan kasabası Kars vilayetine bağlı Ardahan kazasının merkezi oldu. O tarihte Ardahan kasabası iki mahalleden oluşurken, merkez kazaya 24 köy bağlıydı. Ardahan ilçesi 1992 yılında Kars ilinden ayrılıp bir ile dönüştürülünce, Ardahan kasabası da bu ilin merkezi haline geldi. 2008 yılında kurulan Ardahan Üniversitesi, kentin 5 kilometre dışındadır.

Coğrafya


Doğu Anadolu Bölgesi’nin Karadeniz Bölgesi’ne komşu olduğu kuzeydoğu kesiminde yer alan Ardahan, yüksek ve engebelidir. Sahada 3.000 m ’yi aşan dağlar yer alır. Yalnızçam Dağları Artvin il sınırı boyunca uzanır. İlin kuzeydoğu kesiminde Keldağ (3.033 m), doğu kesiminde Akbaba Dağı (3126 m) yer alır. İl topraklarının güney kesimini de Allahuekber Dağları ve Kısır Dağı (3.197 m) engebeli hale getirir. Allahuekber Dağlarına bağlı Kabak Dağı (3.054 m ) il sınırı içinde kalır. Kısır Dağı 3.197 m ile ilin en yüksek noktasıdır. Ardahan Platosu ilin orta kesiminde yer alır. Yüksekliği 1800-2000 m’ dir. Temelini Neojen volkanizması sonucu ortaya çıkmış lavlar oluşturur.

Plato, Pliyosen sonu ve Pleistosen başlarında ortaya çıkan faylanmalar sonucu çökmüştür. Kenarlarında marnlı ve kumlu çökellerin bulunduğu bu alan, yüksek kesimlerden gelen malzemelerle dolmuştur.

Kura Nehri ve kolları tarafından plato yüzeyi parçalanmıştır. Bu akarsuların en önemlisi platoyu baştan başa geçen Kura Nehridır. Çıldır Gölü; ilin güneydoğu kesiminde yer alır, yüksekliği 1.959 m’dir. Aktaş Gölü ise ilin doğu kesiminde yer alır. Bu gölün doğu yarısı Gürcistan sınırları içinde kalır. Gölün yüksekliği 1.798 m’dir .

İklim


İl genelinde karasal iklim hakim olup; kışlar uzun, sert ve kar yağışlıdır. Yıllık ortalama sıcaklığı 3,7 °C olup, kışın –30,0 °C’nin altına iner. Türkiye’nin kuzeydoğusunda yer alan Ardahan’a yılda ortalama 550 mm yağış düşer. Sonbaharın ilk soğukları eylül ayının sonunda başlar, ilkbaharda mayıs ayının ortalarına kadar devam eder.

İlin batı ve kuzeyinde daha çok Türkiye'de Karadeniz iklimi'nin özellikleri görülür. Bu özellik bitki örtüsünde de kendini gösterir. Batı ve kuzeyde özellikle Posof ilçesi ile Artvin’e komşu olan yörelerde ormanlıklar ve çalılar yer alırken, Ardahan'ın güney kesimlerinde çayır ve meralar yaygınlık göstermektedir.

Göle ovasında kışlar ağır geçer. Bu saha Türkiye’nin en soğuk yerlerinden sayılan Sarıkamış’a oranla daha soğuktur. Her tarafı yüksek dağlarla çevrilmiş çanak biçimindeki ovada kışın hava akımı az olur. Bu durumda soğuyan ve ağırlaşan hava aşağıya doğru hareket eder ve sıcaklık kaybına uğrayarak dondurucu bir hal alır. Böylece Toprak örtüsü ve bataklıklar donar. Ovayı kuşatan ve biraz esinti gören dağların yamaçları daha az soğuktur. Kış aylarında bazen ovanın içerisini kalın bir sis tabakası örter ve etrafındaki dağlardan bakılınca burası adeta bir deniz gibi gözükür. Bu ovaya kışın en soğuk rüzgâr kuzeybatıdan gelir ve buna "Ardahan Yeli" denir.

Etrafı dağlarla çevrili olan ve ortalama 1500 m yükseklikte Posof İlçemizde ise Doğu Karadeniz ikliminin sert şekli hüküm sürer. Burada mikro-klima tipi iklim hakim olup, kışlar yağışlı, yazlar ise sıcak geçmektedir. Bu iklimin en belirgin özelliği yağışlarıdır. Bu alana her mevsimde yağış düşer. Sahada altı ay kış mevsimi yaşanır. Bu esnada yağışlar hep kar halindedir ve boldur. Mayıs'a kadar kar yağdığı da olur. İlkbaharda ve sonbaharda sisler oluşur. Yaz mevsimi esnasında yağmur eksik olmaz. Sıcaklık yağışlardan ve havanın sık sık bulutlu kalışından etkilenir. Yaz mevsimi adeta bir ilkbahar serinliğindedir. Durum böyle olunca buralarda geniş ormanların varlığı kendiliğinden oluşur. Açık kalan yerler ve vadiler devamlı bir yeşillik içerisindedir.

Ekonomi


Ardahan ilinde çayır-mera alanlarının fazla olması, sanayi merkezlerinin ilden uzak olması ve diğer nedenlerle Ardahan ilinde tarım ve hayvancılık faaliyetleri öne çıkmıştır.

İl genelinde tarımsal faaliyetlerden çok hayvancılık faaliyetleri öne çıkmaktadır. Elma, armut, mısır, vişne gibi tarım ürünlerinin tamamına yakını Posof ilçesinde yetiştirilmektedir. İl genelinde buğday, arpa gibi tahıl ürünleri yetiştirilmektedir. Ancak endüstriyel tarım yapılmamaktadır.

Tarım ürünlerinin tamamına yakını organiktir. Ardahan ili, iklim durumu, çayır ve meraların varlığı gibi nedenlerle hayvancılığa elverişli bir yapıdadır. İklim şartları yem bitkisi üretimine elvermektedir.

İl genelinde büyük ve küçükbaş hayvancılık, mera hayvancılığı şeklinde yapılmaktadır. Ardahan’da çok sayıda kümes hayvanı beslenmektedir. En çok beslenen kümes hayvanı kazdır. Kaz dışında tavuk, ördek ve hindi de beslenmektedir.

Tarım ve Hayvancılık


Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş aşamasında bulunan ülkemizde tarım sektörü önemini korumaya devam etmektedir. Yakın zamana kadar tarım ürünleri bakımından kendi kendine yeterli olan ülkemiz, artık ne yazık ki tarım ürünleri ithal eder duruma gelmiştir. Nüfusumuzun yarıya yakını geçimini tarımdan sağlamaktadır. Yine de tarımın toplam istihdam içindeki payı %40'ın üzerindedir.

Ardahan'da tarım, en önemli iki ekonomik faaliyetten biridir. Nüfusunun %70'i kırsal alanda yaşayan ilimizde, halkın en önemli geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. İlimiz genelinde toplam 84.250 hektar tarım arazisi bulunmaktadır. Bu arazinin %2 si sulanabilir, %20'si nadas ve %78’i kuru arazidir. 2002 yılında Doğrudan Gelir Desteği ve Çiftçiyi Kayıt Altına Alma Projesi kapsamında 15.810 çiftçimize 514.698 dekar arazi için toplam 6.948.430.000 TL ödeme öngörülmüştür.

İlimiz yazlık arpa ve buğday tarımı açısından büyük bir potansiyele sahiptir. İl genelinde yıllık ortalama olarak 44.000 ton buğday 73.000 ton arpa üretilmektedir. Tarım arazilerinde şekerpancarı, patates ve yem bitkileri üretimi için çiftçilerimize destek verilmekte olup, deneme amaçlı üretimlerin önümüzdeki yıllarda artış göstermesi beklenmektedir.

İlimizde temel geçim kaynaklarından bir diğeri de hayvancılıktır. Geniş otlaklarıyla hayvancılık alanında uğraşanlara birçok doğal imkan sunan ilimiz bu sektörün gelişmesine çok müsaittir. Geleneksel usullerle yapılan hayvancılığın ıslah edilmesiyle gölgede önemli gelişmeler olacağı muhakkaktır. Koyun, sığır ve kaz bölgede en meşhur hayvancılık türleridir. Hayvancılıktan elde edilen ürünler hem ailelerin kendi günlük ihtiyaçlarında hem de bölgedeki süt ve et işleme tesislerinde değerlendirilerek bölge dışına da gönderilmektedir.

İlimiz halkı için en önemli geçim kaynaklarından olan sütü değerlendirmek amacıyla 51 adet işletme mevcut olup bu işletmelerde yılda 3.600 ton kaşar, 300 ton tereyağı ve 60 ton beyaz peynir üretilmektedir.

İlimizde 317.000 hektar civarında çayır ve mera alanı bulunmaktadır. Halkın çok önemli bir bölümünün geçim kaynağını oluşturan hayvancılığın geliştirilmesi meralarımızın ıslahıyla mümkündür. Bu yönde son yıllarda yapılan koruma çalışmaları neticesinde mera varlığımız nitelik yönünden yeterli hale getirilmiştir.

Kaşar Peyniri : Ardahan'da değişik kapasitelerdeki süt işletmelerinde imal edilerek yurdun dört bir yanına ihraç edilen kaşar peyniri ilimizin sembolü haline gelmiştir. İlimizde süt üretiminin önemli bir bölümü kaşar peyniri yapımında kullanılmakta ve yöre halkı için önemli bir gelir kaynağı olmaktadır. İlimizde üretilen kaşar peynirinin ortalama %80'i il dışına satılmaktadır. 2002 yılı içerisinde il genelinde toplam 3600 ton civarında kaşar peyniri üretilmiştir.

Yüksek kaliteli protein, kalsiyum, riboflavin ve A vitamini yönünden son derece zengin olan Ardahan kaşar peyniri kalite, lezzet ve dayanıklılık olarak kendine has özellikler taşımaktadır. Ardahan kaşarına bu özellikleri sağlayan olgu, yapımında kullanılan süt ile ilgilidir. Ardahan kaşar peynirinin yapımında dışarıdan herhangi bir ham madde (süt tozu, krema, konsantre süt vs.) ilavesi yapılmamakta, tamamen kaynağından ve birinci elden alınmış taze sütler kullanılmaktadır. Bölge hayvancılığı tamamen doğal şartlarda yapıldığından sütün bileşimini birinci dereceden ilgilendiren yem materyalleri de tamamen doğal vejetasyondur. Hayvan beslenmesinde sanayi atıkları kullanılmamaktadır. Sütün bileşimini etkileyen antibiyotik türü ilaçların hayvanlarda kullanılmaması sütte kalıntı oluşturmasını engellemektedir.

Bu nedenle Ardahan kaşar peyniri; yapımında kullanılan sütün tamamen doğal çayır ve mera otları ile beslenen ineklerden alınması, sadece inek sütünün kullanılması, yöreye has bitki florasının sağlamış olduğu mineral madde yüksekliği, A vitaminince zengin oluşu gibi temel nedenlerden dolayı kendine has koku, lezzet ve yapım tekniklerinden kaynaklanan dayanıklılığa sahiptir.

Ardahan kaşar peynirinde kuru maddenin içermiş olduğu yağ oranı TSE'nin belirlemiş olduğu oranların üzerindedir. Ardahan kaşarı tam yağlı peynir olup, 100 gram kuru maddesinde normal standardı olan 45 gramdan daha fazla yağ içermektedir.

Tarihi Mekanlar


Ardahan Kalesi: Ardahan Kalesi çevresinde yapılan Prehistorik araştırmalar, (M.Ö. 3500-2000) Eski Tunç Çağı’na ait yarlaşmanın varlığını ortaya koymuştur. Ardahan Kalesi, Osmanlı döneminde 16. yüzyıl ortalarında, Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle inşa edilmiş ve günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. Tarihi oldukça eskilere dayanan Ardahan Kalesi’nde yapılan kazılar bölgenin çeşitli krallıkların hakimiyetine girdiğine göstermektedir.

Şehir merkezinin kuzeyindeki Halil Efendi Mahallesi ile şehir merkezini birbirinden ayıran Kura Nehri’nin hemen sol kıyısında bulunmaktadır. Kale mimari açıdan dikdörtgen planlıdır. Giriş kemerinin hemen üzerinde, yapıldığı tarih 1544 olarak yazılmaktadır. Dikdörtgen plan oluşturan sur duvarları, 745 m. uzunluğundadır. Baştan başa kare tabanlı ve çokgen planlı çok sayıda kule ile desteklenmiştir.

Savaşır (Cancak) Kalesi: Posof ilçesine bağlı Savaşır (Cancak) köyünün güneydoğusunda, üç yanı vadi ile çevrili sivri bir tepe üzerinde konumlandırılmıştır.

Kinzi Kalesi: Ardahan’ın yaklaşık 30 km. batısında Bağdeşe (Kinzodamal) köyünün kuzeyinde, Bülbülan Yaylası’nın güneydoğusunda yer alan bir kaledir.

Sevimli Kalesi: Hanak ilçe merkezinin yaklaşık 18-20 km. güneydoğusundaki Sevimli (Vel) köyünün takriben 500 m. güneyinde, Kura Nehri vadisinde, yarımada biçimli sarp bir tepe üzerinde yer almaktadır.

Kalecik Kalesi: Göle ilçesine bağlı Kalecik köyünün yaklaşık 450-500m. güneyinde, köyden gelen derenin oluşturduğu vadi eli Kura Vadisi'nin kesiştiği noktada sarp bir alana kurulmuştur.

Ardahan Atlas Kalesi
Ardahan Kalesi
Savaşır (Cancak) Kalesi
Şeytan Kalesi
Şeytan Kalesi: Çıldır ilçesinin Yıldırımtepe köyü civarında olan bu kalenin, Ortaçağ’da yapıldığı tahmin edilmektedir. Çıldır’a 1 km. uzaklıktaki Yıldırımtepe köyünün yaklaşık 1,5 km. kuzeydoğusunda bulunan Karaçay Vadisi’nde oldukça sarp bir alana inşa edilmiştir.

Kurtkale: Çıldır ilçe merkezinin yaklaşık 36 km. kuzeydoğusundaki Kurtkale nahiyesinin 1 km. güneyinde ve Gürcistan sınırında bulunmaktadır. Yakınındaki nahiyeye de adını veren Kurtkale’nin tarihi ve adını nereden aldığı konusunda kesin bilgi yoktur.

Kazan Kale: Ardahan’ın yaklaşık 12-13 km. kuzeydoğusunda, Kura Vadisi’nin nehrin akış yönüne göre sağında, vadinin sınırlandığı dil biçimindeki yükselti üzerinde yer almaktadır. Kesin tarihi bilinmeyen kale çevresinde, eski yerleşim izleri mevcuttur.

Altaş (Ur) Kalesi: Ardahan- Hanak karayolunun 18. km’sindeki Altaş (Ur) köyünün doğusunda yer alan sivri bir tepe üzerine kurulmuştur. Tarihi kaynaklarda sadece adı ve yeri belirtilen kalenin, ilk yapım tarihi kesin değildir. Ancak 7.- 8. yüzyıldan beri bu kalenin mevcut olduğu anlaşılmaktadır.

Kırnav Kale: Hanak ilçesinin 5 km. güneyindeki Çayağzı köyünün yaklaşık 400 m. batısında Ardahan– Hanak karayolu üzerinde Hanak Çayı kenarında yer alır. Bu kalenin de kesin inşa tarihi bilinmemektedir. Ancak bugünkü kalıntıların, Ardahan Kalesi’ne ait kalıntılarla aynı duvar tekniğine sahip olması dikkat çekicidir.

Camiiler


Ardahan Merkez Mevlid Efendi Camii
Ardahan Posof Merkez Camii
Ardahan Merkez Mevlit Efendi Camii: Ardahan şehir merkezinde Halil Efendi Mahallesinde, kalenin yaklaşık 150-200 m. doğusunda yer almaktadır. Giriş kapısında bulunan kitabeye göre, yapımı 1701 tarihinde inşa edildiği anlaşılmaktadır. Ancak bu caminin yakın tarihlerde beden duvarlarının yarıdan yukarısı ve üst örtüsü yenilenmiştir.

Posof Merkez Camii: Posof merkez camisinin minberinde kitabeye göre 1868 tarihinde inşa edildiği anlaşılmaktadır. Cami, boyuna dikdörtgen planlı olup, kesme taşlardan yapılmıştır. İç yapısı Osmanlı mimarisini yansıtmaktadır. Ayrıca caminin doğusunda yer alan dikdörtgen hazire alanında bulunan bir lahitte yazan 1771 tarihi caminin tarihinin minberindeki tarihinden daha eskiye dayandığını düşündürmektedir.

Derviş Bey Camii: Ardahan da Tugay Komutanlığının yanında ki parselde inşaa edilmiş bulunmaktadır. Cümle kapısı üzerinde,iki tarafta yatay dikdörtgen panolar halinde yer alan yazılarda h.1285/m.1869 tarihi okunur.Yapıya adını vermiş olan Derviş Bey’in kimliği hakkında biyografik bilgi mevcut değildir.Caminin sağ ve sol tarafındaki panolarda “İslamdan daha yüksek bir şeref yoktur”ibaresi ve altında 1285 tarihi verilmiştir.

Camii esas plan itibariyle dikdörtgen konumlu plan şemasına sahiptir.Girişin önünde yer alan mahfel,taşıyıcı ve kirişleme sistemiyle,ana hacmi iki bölüm halinde ifadelendirmiş, böylece içten ahşap kubbe dıştan,dıştan oturtma çatı ile örtülmüştür.Duvar kalınlığı 0.80m.olan yapının Minareside camii gibi muntazaman kesme taştan imal edilmiştir.

Akçakale Ada Şehri Kalıntıları


Çıldır Gölü’nün içerisinde yer alan Akçakale Adası, doğal güzelliklerinin yanı sıra, birinci derecede arkeolojik sit alanıdır. Çıldır ilçe merkezinin yaklaşık 27 km. güneydoğusunda yer alan Akçakale köyünün hemen batısında bulunan bir ada şehrine ait kalıntılardır.

Ardahan Mutfağı


Türkiye’nin hemen her şehrinde olduğu gibi Ardahan ilinin de kendine has yöresel lezzetleri bulunmaktadır. Sebze yemeğinden et yemeğine, salata çeşitlerinden tatlılarına kadar Ardahan, kendini diğer şehirlerden ayırmaktadır. Doğu Anadolu Bölgesinde bulunan Ardahan ili, bulunduğu coğrafi şartlar itibariyle zengin bir mutfak kültürüne sahiptir.

Ardahan iline özgü birçok meşhur yemek, içecek, hamur işi ve tatlılar vardır. Ama Ardahan denince akla ilk gelen yöresel lezzetler haşıl, tandır kebap, evelik çorbası, ayran çorbası, kuymak v.b.

Ayranaşı : Özellikle yılın soğuk günlerinde tüketilen Ayran Aşının yapılışı şu şekildedir:1 su bardağı buğday(yarma), 1 su bardağı nohut, 4 su bardağı süzme yoğurt, Tuz, Su, Nane yaprakları.Çorba için gerekli olan Buğday ve nohudu ayrı ayrı bir gün önceden ıslatıyoruz. Yapacağınız günün akşamından yapabilirsiniz bu işlemi. Sularını süzerek, ayrı tencerelere alalım, üstlerini geçecek kadar su ile haşlayalım. Haşlanmış bakliyatları tencereye alarak, üzerlerini kapatacak kadar kaynar su ekleyip bir taşım kaynatıyoruz. Yoğurda tuz ilave edip, tencerede kaynamakta olan bakliyatın suyundan kepçe ile alıp ısıtın. Ilıştırdığımız yoğurdu kesilmemesi için yavaşça tencereye ekleyin, bir yandan hızlıca karıştırın.

Kaynamaya işlemi başlayınca altını kapatıp soğutmaya bırakın. Tam soğuk olmasını istiyorsanız oda sıcaklığına gelince buzdolabına koyup soğutabilirsiniz. Arzu ederseniz Nane yapraklarını kullanarak süslemede yapabilirsiniz.



Helle Aşı : Helle Aşı yapımında gerekli olan malzemeler şu şekildedir: 1 çorba kaşığı margarin, 1 çay bardağı un, 4 – 5 su bardağı un, kırmızıbiber, nane ve tuz.Yapımı ise; Tencereye margarini alıp eritin. Bir çay bardağı unu yağda hafifçe kavurun. Tencereyi ateşten alın. 4-5 su bardağı suyu yavaş yavaş döküp unu tahta bir kaşıkla iyice ezin. Tekrar ateşe alın. Koyu bir kıvam alana dek pişirin. Tuzunu ayarlayın. Servis kaselerine alıp üzerine kırmızıbiber ve nane serpilerek yapılır.



Bişi : Bişi yaparken kullanılacak malzemeler arasında: 1 yumurta, 1 kaşık sıvı yağ ( Yapışmaması İçin ), 2 büyük kaşık yoğurt, 1 küçük çay kaşığı karbonat, 1 küçük çay kaşığı tuz, Yeteri miktarda un, Ayçiçek Yağı ( Kızartmak İçin ) Yapılışı ise: Sıvı ve kuru malzemelerimizi karıştırıp yoğuruyoruz. Yavaş yavaş unu ekleyip hamurumuzu oluşturuyoruz. Hamuru yoğurduğumuz alanı yapışmaması için unlayıp hamuru yaklaşık 3 mm kadar inceltelim. Daha sonra hamurumuzu kare, dikdörtgen şekilde parçalara ayırıp kızartılmış yağda her iki tarafı da eşit pişecek şekilde kızartalım.



Mafiş Tatlısı : Mafiş Tatlısının yapımında kullanılan malzemeler: 1 kase yoğurt,1 adet yumurta,1 paket kabartma tozu, Un, Tuz şeklinde olup hazırlanışı: Tüm malzemeleri karıştırarak ve alabildiğince un ekleyerek kulak memesi yumuşaklığında bir hamur oluşturun. Hamuru oklava yardımı ile çok ince ve çok kalın olmayacak şekilde (yaklaşık yarım cm kalınlığında) açınız. Açtığımız hamuru bıçak yardımı ile kare parçalara bölün (resimde ki gibi )ve kabarması için bol, kızgın yağda kızartın. Çok hafif, ekonomik, çok kolay ve kısa zamanda hazırlayabileceğiniz bir tarif. Kahvaltıda da servis yapabilir.



Hıngel : Hıngel yapımında gerekli olan malzemeler arasında yer alan malzemeler arasında: 5 adet patates, 2 adet yumurta, 2 bardak su, 3 yemek kaşığı tereyağı, 1 tutam kırmızı toz biber,1 tutam karabiber, Aldığı kadar un ihtiyaç duyulan malzemelerdir. Yapılışı ise,Hamuru için yoğurma kabına 2 bardak su dökülür. Suyun üzerine 2 adet yumurta kırılır ve aldığı kadar un eklenerek mantı hamuru yoğrulur. Patatesler haşlanır ve ezilir. Ezilen patatesler yarım çay bardağı sıvı yağda sotelenir. Sotelenen patateslere arzuya göre tuz, 1’er tutam toz kırmızıbiber ve karabiber serpilip ocaktan alınır. Hamur bezelere ayrılır, açılıp bardakla yuvarlak kesilir. Yuvarlak hamurların ortasına patatesli iç yerleştirilir. Hamurların kenarları içe doğru büzülerek kapatılır. Mantılar tuz ve sıvı yağ katılan kaynar suda haşlanır. Pişen yemek süzülür ve sunum tabağına alınır. Sosu için 3 yemek kaşığı tereyağı kızdırılır. Kızgın tereyağı mantıların üzerine dökülür.



Hasuta : Hasuta yapımında gerekli olan malzemeler:iki su bardağı şeker, 125 gr tereyağı, üç yemek kaşığı sıvıyağ, bir tutam tuz, 1 çay bardağı un, bir buçuk su bardağı su. Hasuta yapılışı ise; Tereyağını ve sıvıyağı tavamızda eritelim ve içine şekeri katıp karamelize olana kadar kavuralım. Ayrı bir kapta su, tuz ve unu katıp iyice çırpalım. Bu karışımı karamelize olmuş şekerin içine katıp tahta kaşık veya çırpma teli ile iyice topaklanmaması için karıştıralım. Hasutayı bu şekilde on – on beş dakika ocağın üzerinde orta ateşte kavurmaya devam edelim. Pişen Hasutayı servis tabağımıza alıp sıcak olacak şekilde servis yapalım.



Kaz Etli Üçlü Pilav : Kaz etli üçlü pilav için gerekli malzemeler: 1 bütün Kaz, 1,5 su bardağı pirinç, 1,5 su bardağı bulgur, 1 çay bardağı tel şehriye, 2 çorba kaşığı tereyağı, Kaz eti suyu, sıcak su ve tuz. Yapılışı ise Kazı tencereye alın ve yeteri kadar suyla 4-5 saat kadar pişirin. İçine büyükçe doğranmış soğan, tane karabiber ve defneyaprağı katabilirsiniz. Pişen kazı fırın tepsisine alın ve üzerine fırçayla yağ sürün. Püf noktası; kaz eti haşlandıktan sonra fırında kızarmalıdır.

Önceden ısıtılmış 200 derecelik fırında pişirin. Pilavı hazırlarken; tencereye önce tereyağını ve şehriyeyi koyup kavurun. Ardından ıslatılmış pirinci ve bulguru ekleyip biraz daha kavurun. Kaz eti suyunu ve sıcak suyu koyun. Tuzunu da ilave edin ve kapağını kapatıp pişmeye bırakın. Servis tabağına pilavı koyun. Üzerine pişen kazı dilerseniz bütün olarak ya da parçalayarak koyun.

 
Tüm sayfalar yüklendi.
Üst