Şehirler Bartın

GEZGİN

Üye

Bartın
Plaka No 74
Bölge Karadeniz Bölgesi
Yüzölçümü 2.330 km²
Nüfus 192.389
Nüfus Yoğunluğu 83 kişi/km²
Telefon kodu +378
Rakım 12 m
Belediye 8
Mahalle 47
Köy 265
İlçe 4
İlçeler Bartın | Amasra | Kurucaşile | Ulus
Bartın, Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde Batı Karadeniz Bölümünde küçük bir ildir. 1991 yılında Zonguldak ilinden ayrılarak Türkiye'nin 74. ili olmuştur. Doğusunda Kastamonu, güneyinde Karabük, batısında Zonguldak illeri, kuzeyinde Karadeniz bulunur. Orman bakımından zengin olan ilin büyük bir kısmı Küre Dağları Millî Parkı sınırları içerisinde yer almaktadır. Bartın Çayı Türkiye'de üzerinde taşımacılık yapılan tek akarsudur.

İl Nüfusu: 198.999'dur. Bu nüfusun %51'i şehirlerde yaşamaktadır (2018). İlin yüzölçümü 2.330 m²'dir. İlde km²'ye 93 kişi düşmektedir. (Bu sayı merkez ilçede 139'dir.) İl merkezinin denizden yüksekliği: 12 m.'dir.

2019 yılında TÜİK verilerine göre merkez ilçeyle beraber 4 İlçe, 8 belediye, bu belediyelerde 47 mahalle ve ayrıca 265 köyü vardır
İçindekiler

Etimoloji


"Parthenia"dan Bartın’a dönüşen adın kaynağı "Parthenios"dur. Bartın Irmağının antik çağdaki adı olan Parthenios; Yunan mitolojisinde,Tanrıların Babası Okeanos’ un çocukları olan yüzlerce tanrıdan birisi ve “Sular Tanrısı “ dır. ”Sular İlahı veya Muhteşem Akan Su “anlamlarına gelir. Romalılar devrinde Bartın Çayına Parthenius deniliyordu. Çayın kıyısında kurulan şehre ise Parthenia adı verildi. Bu isim zamanla Bartın’a dönüşmüştür.Bartın ili, tarihi Paphlagonia antik kentlerinden Sesamos (Amasra), Kromna (Kurucaşile) ve Erythinoi (Çakraz)'ı sınırları içerisinde bulundurmaktadır.

Bartın tarihi


“PARTHENİA” dan Bartın’a dönüşen adın kaynağı “PARTHENİOS” dur. Bartın Irmağının antik çağdaki adı olan Parthenios; Yunan mitolojisinde,Tanrıların Babası OKENAUS’ un çocukları olan yüzlerce tanrıdan birisi ve “Sular Tanrısı “ dır. ”Sular İlahı veya Muhteşem Akan Su “anlamlarına gelir. Antik çağda Parthenios adı verilen Bartın Irmağının kenarında kurulan Bartın Kentinin PARTHENİA adıyla anıldığı ve zamanla Bartın’a dönüştüğü yazılı kaynaklardan anlaşılmaktadır.

Eski Çağlarda Bartın


Bartın’ın ilk sahiplerinin, M.Ö.14.yy.da Gaskalar ve M.Ö.13.yy’da Hititler olduğu kabul edilmekte, daha sonra Bolu Havalisine yerleşen Bitinyalılar ile Kastamonu Havalisinde hüküm süren Paflagonya’lıların, sınırlarını Parthenios’a kadar Genişlettikleri böylece Bartın Topraklarının bu iki egemenliğin sınırları içinde yeraldığı bilinmektedir.M.Ö.12.yy. sonlarında Bithynie Bölgesindeki Bartın Friglerin, Paplagonie Bölgesindeki Amasra Fenikelilerin eline geçmiş, Fenikeliler; Amasra (Sesamos), Ereğli (Heraklia), Sinop(Sinope) ve Tekkeönü’nde (Kromna) ilk Sayda Kolonilerini oluşturmuşlardır. M.Ö. 9.yy.da Akdeniz’deki güç dengelerinin bozulmasıyla Fenikeliler ve ortakları Karyalılar Amasra ve Kromna’yı terkettiler. Bartın ve çevresi,M.Ö.7.yy. sonlarında Kimmerlerin, M.Ö.6. yy.da Lidyalıların, M.Ö.547 yılında da Perslerin hakimiyetine girdi. 216 yıllık Pers döneminde Karadeniz Kolonileri Perslon dostluğu sayesinde uzun süre bu statülerini korudular. M.Ö. 334 yılında, Makedonya Kralı İskender, Perslerin hakimiyetine son vererek bölgenin sahibi oldu. Bartın ve Ulus’un yönetimini “General Eumenes”, Amasra ve Tekkeönü’nün yönetimini de Fridya Satrabına bıraktı. Ancak, Amasra yönetimi M.Ö.302-286 yılları arasında el değiştirerek Kraliçe Amastris tarafından yönetilmeye başlandı.M.Ö. 12. yy’dan beri Sesamos adıyla anılan kent 16 yıllık Kraliçe Amastris Döneminden sonra kraliçenin adını aldı.Bu dönemde; Kromna (Tekkeönü), Tios (Filyos-Hisarönü) ve Kyteros (Gideros) sitelerinden oluşan Symoikismos Siteler Birliğine Başkent oldu.M.Ö.286 yılında Kraliçe Amastris,oğulları tarafından bindiği gemi batırılmak suretiyle öldürülünce kent yeniden Eumenes’ce yönetilmeye başlandı.Amasra ve Bartın çevresi yöredeki savaşlar sonrasında M.Ö.279 yılında Pontus Krallığının egemenliğine girdi.

Bizans Döneminde Bartın ve Amasra


M.Ö. 70 yılında Anadolu’ya giren Romalılar Pontus Krallığının Egemenliğine son vererek yöreye sahip oldular. Roma döneminde Bitinya ve Pontusun Paflagonyadaki bölümü Bitinya-Pontus eyaleti olarak Satraplıkla yönetilmeye başladı.Amasra bu eyaletin Pontus bölümü başkenti oldu.M.S.395 yılına kadar Roma İmparatorluğu’nun, Roma-Bizans bölünmesi üzerine de Bizans’ın payına düşen Bartın ve çevresi uzun yıllar Bizans’ın hakimiyetinde kaldı.

Ortaçağda Bartın ve Amasra


Bartın ve çevresi M.Ö. 390 yıllarında Hazar hükümdarı Sahip Han komutasındaki Peçenek ve Kumanların, M.S. 798 yıllarında Abdülmelik komutasındaki Müslüman Arapların, 800 yıllarında Selçukluların ve 865 yıllarında da Rusların yoğun akınlarına hedef oldu. Türklerin yöreye ilgisi 1084 yıllarında başladı. Kutalmışoğlu Süleyman Bey’in Komutanlarından Emir Karatigin 1084 yılında Sinop, Çankırı, Kastamonu ve Zonguldak ’ı alarak yörede Bartın, Ulus, Eflani, Safranbolu ve Devrek’i de kapsayan bir Türk Emirliği kurdu. Ancak, 1086 yılında Süleyman Bey’in ölümü ve 1096 yılında başlayan 1.Haçlı Seferleri, Kuzeybatı Anadolu’ya yerleşen Türkler açısından ciddi sıkıntılar yarattı. Haçlı müttefiklerle Bizans arasında yapılan anlaşma sonrasında başta Amasra, Sinop ve Ereğli olmak üzere İstanbul’dan Samsun’a kadar tüm Karadeniz sahili yeniden Bizans’ın hakimiyetine girdi.

Bartın ve çevresi ise Bizans’tan sonra 11.YY sonlarında Anadolu Selçuklularının eline geçti. 200 yıllık Selçuklu döneminden sonra 1326’da Kastamonu yöresine hakim olan Candaroğulları Beyliği ve 1392’den itibaren de Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yer aldı.

Osmanlı Döneminde Bartın


1402 yılında yapılan Ankara savaşı sonunda bir ara İsfendiyaroğlu Beyliği’nin eline geçen kent 1461 yılında tekrar Osmanlı Devleti egemenliğine girmiştir.1460 yılına gelindiğinde, Bartın ve Çevresi; Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde, Amasra ise Ceneviz Kolonisi idi. Anadolu’da Türk birliğini sağlamak Cenevizlilerin elinde bulunan Karadeniz ticaretini ve denizyolunu ülkesine kazandırmak amacıyla Kuzey Anadolu Seferine hazırlanan Fatih Sultan Mehmet Han, ilk hedef olarak Amasra, Kastamonu ve Sinop’ seçti.1460 yılında, Fatih Sultan Mehmet Üsküdar’dan avlanmak bahanesiyle yola çıkarken, Mehmet Paşa Komutasındaki Osmanlı Donanması da denizden hareket etti.Fatih Bolu’ya geldiğinde Kastamonu ve Sinop yörelerine hakim olan ve Candaroğulları Beyliği’nin devamı sayılan İsfendiyaroğulları’nın Beyi İsmail Bey, padişaha kıymetli eşyalar göndererek bağlılığını bildirdi.Yoluna devam eden Fatih Ekim ayında Bartın’a gelip ordugahını bugünkü Orduyeri’ne kurdu.Donanmayla haberleşme sağlayan haberciler, Donanmanın Amasra açıklarında göründüğünü bildirdiklerinde, Amasra üzerine yürüyen Fatih, Ceneviz Senyoru’ndan kan dökülmemeden Amasra’yı teslim aldı. Bartın, Osmanlı döneminin 1460-1692 yılları arasında Anadolu Beylerbeyliği’ne bağlı Bolu Sancağı sınırları içinde yer aldı. Bolu Sancağının kaldırılmasıyla 1692-1811 yılları arasında Voyvodalıkla yönetilen Bartın, 1811 yılında da Kastamonu Vilayetine bağlı olarak yeniden kurulan Bolu Sancağına bağlandı. Bu dönemde ticari potansiyeliyle bölgenin Pazar yeri olan ve Oniki Divan adını alan Bartın, 1867 yılında ilçe oldu. 1876 yılında da Belediye Teşkilatı kuruldu.

Cumhuriyet Döneminde Bartın


1920 yılında Zonguldak Mutasarrıflığına bağlanan Bartın’ın 1924 yılında Zonguldak’ın il olmasıyla birlikte bu ilin ilçesi haline gelmiştir. 07 Eylül 1991 tarihinde de 28.08.1991 tarih ve 3760 sayılı yasayla il statüsüne kavuşmuştur. Bartın iline bağlı ilçelerden Osmanlı döneminde ilçe iken Cumhuriyetle birlikte bucak statüsüne düşürülen Amasra; 1987 yılında yeniden, Ulus; 1944 yılında, Kurucaşile; 1957 yılında ilçe olmuştur.

Bartın Coğrafyası


Karadeniz Bölgesinin batı bölümünde, 410 -53’ kuzey enlemi ile 320 -33’doğu boylamı arasında yer alır. Kuzeyini 59 km.lik sahil şeridiyle Karadeniz çevrelerken, doğuda Kastamonu, doğu ve güneyde Karabük, batıda ise Zonguldak illeriyle komşudur. Yüzölçümü 2143 km2 olup, ortalama yükselti 25 m.dir.

YÜZEY ŞEKİLLERİ DAĞLARI : Bartın; doğu, batı ve kuzeyden yüksekliği 2000 m.yi geçmeyen dağlarla çevrilidir. Dağlar, yüksek olmamakla birlikte oldukça dik, sahillere doğru sarp ve kayalıktır. En önemli dağları; Aladağ, Kocadağ, Karadağ, Kayaardı, Karasu ve Arıt Dağlarıdır. Kent merkezini batıdan Aladağ, kuzeyden Karasu dağları ve doğudan Arıt Dağları kuşatmaktadır. Halatçıyaması, Orduyeri, Kırtepe ve Ömertepesi kentin üzerine kurulduğu dört önemli tepedir.

OVALARI VE YAYLALARI : Bartın Irmağı ve kolları tarafından derin bir biçimde parçalanan arazi çok engebeli bir görünümdedir. Irmağın genişlediği alanlarda ve dağların oldukça dik yamaçları arasında dar ve derin vadiler yer alır. Kent merkezlerine inildikçe düz ovalar artmaktadır. Bartın’ın en önemli yaylaları; Uluyayla , Ardıç, Gezen ve Arıt yaylalarıdır. Arıt yaylası, Küre Dağları Milli Parkı içerisinde yer almaktadır.

ULUYAYLA : Ulus İlçesine 27 km. uzaklıktadır. Göktepe (1416 M) ile Ovacuma (300 M) arasında değişik rakımlarda yer almakta olup, ortalama yükselti 1000 M.’dir. Uluyayla, 86000 hektarlık el değmemiş bir orman varlığıdır. Yaylanın genel sahası 18.255 hektar, Yayla alanını oluşturan Kalkanlı mevkiinin alanı ise 60 hektardır. Bitki örtüsünü, iğne ve yayvan yapraklı ağaç türleri ve yüzlerce alt flora oluşturur. Uluyayla; ormanı ve yeşili, rengarenk çiçekleri, pınarları, mağaraları ve yaban hayvanlarıyla bir doğa harikasıdır.

ARDIÇ YAYLASI : Ulus ilçesi, Kumluca beldesine 33 km uzaklıktadır. Yaklaşık 1500 m yükseklikte yer alan yaylanın genel sahası takriben 10 ha olup, yayla düzlüğü 4 ha büyüklüğündedir. Yaylanın bitki örtüsünü; Ardıç, Köknar, Kayın, Meşe, Gürgen, Fındık, Karaçam, Sarıçam, Kavak, Akçaağaç, Üvez, Ormangülü, Çoban püskülü, Yaban gülü, Isırgan, Ahududu, Böğürtlen, Çilek, Ayı üzümü gibi diğer ağaç türleri ve yüzlerce alt flora oluşturur. Ardıç kuşlarının çokluğu ile tanınan yayla, yaban hayatı yönüyle de zengindir. Ardıç yaylası, Kasım ve Nisan arasındaki 6 ayını karlar altında geçirmektedir.

GEZEN YAYLASI : Ardıç bölgesindeki iki yayladan birisi olan Gezen yaylası, Ardıç yaylasına 8 Km uzaklıktadır. Ardıç yaylası ile aynı özelliklere sahip olup, 2 ha büyüklüğündedir.

Bartın Ardıç Yaylası
Bartın Irmağı
KÜRE DAĞLARI MİLLİ PARKI : Karadeniz Bölgesinin batı bölümünde, Bartın ve Kastamonu illeri sınırları içinde ve Küre Dağları üzerinde yer almaktadır. “Tampon Zon”la birlikte toplam 114.787 ha. alanı kapsayan Milli Parkın 34.000 ha.lık bölümü yerleşim ve kullanıma açılmamış bakir alanlardır. Küre Dağları Milli Parkı; Uluslararası öneme sahip Batı Karadeniz Karst kuşağı içerisinde oluşan özellikle kanyonlar, boğazlar, mağaralar, şelaleler ve düdenler gibi ilginç karstik oluşumları; 1200 yıllık yaşlı doğal ve bakir orman, flora ve endemik bitki varlığı;129 kuş ve 40 memeli türünün yaşadığı fauna zenginliği; çevre yerleşimlerde gelişen halk hekimliği ve özgün folklorik değerleri açısından zengin çeşitlilik sunmaktadır.

AKARSULAR : Bartın’ın en önemli akarsuyu, M.Ö.’ki yıllarda Parthenios adı ile anılan ve kente adını veren Bartın Irmağı’dır. Şehir merkezinde Gazhane Burnu’nda birleşen Koca çay ve Kocanaz çayının oluşturduğu ırmak, 15 Km. akarak Boğaz mevkisinde Karadeniz’e ulaşır. Kocanaz çayı; güneyden doğup Kozcağız’dan kuzeye doğru akarken, Koca çay; Kastamonu’dan gelip Ulus’tan geçen Göksu ve Eldeş Çayları (Ulus Çayı) ile bunlara katılan derelerden oluşur. Arıt ve Mevren Derelerinden oluşan Kozlu Çayı ile birleşen Kışla Deresi, Akpınar ve Karaçay Dereleri Kocaçay’ı besleyen akarsulardır. Diğer önemli akarsuları; Kurucaşile topraklarında doğan ve Karadeniz’e ulaşan Kapısuyu ve Tekkeönü Dereleri ile Ulus-Uluyayla’yı sulayan Ovaçayı ve İnönü dereleridir Bartın Irmağı; üzerinde 500 tonluk gemilerle Karadeniz’den kente kadar ulaşım yapılabilen en düzenli akarsudur. Akış hızı saatte 720 m. olup, denize her yıl 1.000.000.000 m3 su akıtmaktadır.

Bartın İklimi


Bartın’da yazları sıcak, kışları serin geçen Ilıman Deniz İklimi (Karadeniz İklimi) hüküm sürmektedir. Denize yakınlığı ve pek yüksek olmayan dağ sıralarının kıyıya paralel oluşu, genellikle kıyı şeridi üzerinde sıcaklık farklarının azalmasına, nemin artmasına ve balkanlardan gelen hava kütlelerinin etkisine neden olmaktadır.

2011 itibari ile toplam yağış miktarı 848,0 mm’dir. En yüksek sıcaklık 34,7 derece ile Temmuz ayında, en düşük sıcaklık ise -5,5 derece ile Kasım ayında gerçekleşmiştir. Yağışlı gün sayısı 146 gün, Karla kaplı gün sayısı 5, ortalama yıllık bağıl nem 80,6 olarak ölçülmüştür.

2012 Yılı Haziran ayı itibari ile toplam yağış miktarı 557,1 mm’dir. En yüksek sıcaklık 35,2 derece ile Haziran ayında, en düşük sıcaklık ise -15,6 derece ile Şubat ayında gerçekleşmiştir. Yağışlı gün sayısı 91 gün, Karla kaplı gün sayısı 42, ortalama yıllık bağıl nem 78,9 olarak ölçülmüştür.

Bartın Bitki Örtüsü


Bartın’daki ormanlık alanlar, bitki ve ağaç türü zenginlikleri ile yaban hayvanları yönünden Türkiye’nin en ilginç ve en zengin ormanlık alanlarındandır.

Bu itibarla; Kastamonu ve Bartın il sınırları içinde bulunan Küre Dağlarının batı kesimi, Bakanlar Kurulu kararı ile Kastamonu-Bartın-Küre Dağları Milli Parkı olarak kabul edilmiştir. Bu olgu bölgede başta dağ turizmi olmak üzere yeni bir turizm potansiyelinin doğmasına olanak sağlamıştır. Ormanların geçmişten gelen zenginliğini korumak ve geleceğe daha zengin orman kaynakları bırakabilmek için yoğun bir çalışma yapılmaktadır. Bu çalışmalar genellikle Bartın ve yöresinin yeşilliğini korumayı amaçlamaktadır.

Bartın’ın bitki örtüsünde geniş yer tutan ormanlar genellikle yayvan ve iğne yapraklı ağaçlardan oluşur. Sahil boyunca 600 m. yüksekliğe kadar olan alanın karakteristik ağaçları; Meşe, Kayın ve Gürgen’dir. Sahilden içeride ve 1500 m. den yüksek kesimlerde; Kayın, Kestane, Köknar ve Çam türleri, sahil şeridinde de Ceviz, Kestane ve Fındık plantasyonları yaygındır. (Son yıllarda mandalina-portakal-kivi yetiştiriciliği de bu plantasyon içinde yerini almaya başlamıştır.

Toprak karakteri ve iklimi bağ-bahçe tarımına uygun olan yörenin ürün deseni arasında; tarla ürünleri ile sebze ve meyve türlerinin hemen hemen tümü sayılabilirler.

Ayrıca; son yıllarda adına festival düzenlenen kaliteli çilek yetiştiriciliği dikkat çekmektedir.

Yaban Hayatı (Faunası)



Bartın’ın Faunasını; çift yaşamlılar, sürüngenler, memeliler ve kuşlar oluşturur.

Çift yaşamlılardan: kurbağa çeşitleri ve şeritli semender

Sürüngenlerden: keler, kertenkele, yılan ve kaplumbağa

Memelilerden: kurt, çakal, gelincik, porsuk, tilki, ağaç sansarı, sincap, kirpi, köstebek, yediuyur, fare çeşitleri, boz ayı, yabani domuz, tavşan, karaca ve yarasa türlerini sayabiliriz.

Kuş çeşitleri: arasında ise leylekler, atmacalar, doğanlar, baykuşlar, şahin, alakarga, saksağan, üveyik, gugukkuşu, kukumav, puhu, saka, serçe, çam, ağaçkakan, bıldırcın, kınalıkeklik, sülün, çulluk, karatavuk yer alır.

Ekonomi


Tarım : İlin toplam yüzölçümü 214.300 ha olup bunun 74.408 ha (%35) alanında tarım yapılmaktadır. 98.578 ha’lık alan orman (% 46) , 15000 ha’lık alan çayır-mera (% 7) ve 26.314 ha’lık (% 12) alan ise yerleşim ve diğer alanlardır.Bartın İlinde sulamaya elverişli I., II., III. Sınıf tarım arazileri toplam 21.820 ha’dır. 8.011 hektar alan sulanmaktadır. Genel olarak polikültür tarımın yapıldığı Bartın’da gerek bitkisel üretim ve gerekse de hayvansal üretim noktasında ürün çeşitliliği vardır.

Bartın'ın ılıman iklimi tarım için çok uygundur. Ancak tarım arazilerinin küçük parçalar halinde çok dağınık ve yer yer engebeli olması makineli tarım yapılmasını zorlaştırmakta, bu da tarımın yeterince gelişmesini engellemektedir. Yörede hakim ekonomik sektör olan kömür, tarımdan gelir elde etme düşüncesini arka plana itmiştir. Makineli tarımın yapılamayışı verimi düşürmekte ve maliyeti artırmaktadır.

Bartın’da bitkisel üretim anlamında en çok yem bitkileri ve hububat üretimi yapılmakta olup, bunu meyve ve sebze üretimi takip etmektedir.Tarım arazilerinin dağılımında en fazla pay hububata ayrılmıştır. Hububat ekim alanlarında ise en yüksek payı % 48,2 ile buğday (28.890 ton) almaktadır. Bunu % 44,2 ile mısır (31.322 ton) ise takip etmektedir.Sebze üretimi daha çok öz tüketime yönelik yapılmaktadır. Son yıllarda örtü altı yetiştiriciliğin yaygınlaşması ile ticari anlamda yapılan üretim artmakta olup, en fazla yetiştiriciliği yapılan sebze türleri domates (6.322 ton), biber (1.502 ton) ve kara lahanadır (2.056 ton).

Taban ve yamaç topraklardan oluşan küçük tarım alanları karakter ve iklim bakımından bahçe tarımına çok uygun olduğundan son dönemde. Tarım İl Müdürlüğü, İl Özel İdaresi, İl ve İlçe S.Y.D Vakıflarının destek ve işbirliği ile yürütülen seracılık hızla gelişmektedir. Bartın Meslek Yüksekokulu'nda Seracılık bölümünün de açılmış olması dikkate alındığında seracılık Bartın tarımı için çok önemli bir potansiyel oluşturmaktadır.

İlde büyükbaş hayvan varlığı sayısı 71.082, küçükbaş hayvan sayısı 11.330 adettir. Yem bitkileri üretimindeki artışa paralel olacak şekilde ilin kültür ırkı hayvan varlığında bununla birlikte et ve süt üretiminde artış sağlanmıştır. İl genelinde süt veren inekler dikkate alındığında, verimleri yıllık olarak ortalama 860 kg/baştır.

Kovan varlığı 21.699 adet olan ve bitki örtüsündeki ormangülünün varlığı nedeniyle üretimi yapılan bal acımsı bir tadda karakter kazanmakta yöreye özgü aroması ile diğer ballara nazaran değerli kılmaktadır.

İlde açık su balıkçılığı yanında iç su balıkçılığı da yapılmakta olup 21.450 kg’ lık alabalık üretimi yapılmaktadır. İlde su ürünleri geliştirme projesi kapsamında olan 10 adet iç su kültür balıkçılığı işletmesi mevcut olup bunlardan beş adeti faal durumdadır. Bartın’da 158 adet gemi, 306 adet de gerçek kişi su ürünleri avcılık ruhsatına sahiptir.Son yıllarda Özel İdare ve S.Y.D. Vakıfları desteği ile süt inekçiliği ve koyunculuğun geliştirilmesine yönelik çalışılmalar artırılmıştır.

Ticaret :Günümüzde ticari faaliyet başta il merkezi olmak üzere, ilçeler ve beldelerde yoğunlaşmıştır. Haftanın belirli günlerinde kurulan semt pazarlarında sebze, meyve, hayvansal ürünler ile diğer temel gıda maddeleri üreticileri eliyle doğrudan pazarlanmaktadır. Bartın il merkezinde Salı ve Cuma günleri kurulan ve tüm satıcılarının kadın üreticilerden oluştuğu ve Galla Bazarı adıyla bilinen hafta pazarları satışa sunulan gıda maddelerinin tazeliği ve nefaseti ile haklı bir üne kavuşmuştur. Kurucaşile ilçesindeki tersanelerde yapılan yat ve ahşap tekneler yurt içi ve dış ülkelere gururla pazarlanan Bartın'a özgü ürünlerdir.

Bartın'dan diğer illere tarımsal ve hayvansal ürünler ile sanayi ürünleri pazarlanmaktadır. Bunlar arasında taze fasulye, biber, domates. salatalık, her türlü yeşil sebze, çilek, fındık, büyük miktarda kestane, canlı hayvan, et ve süt ürünleri, yumurta ile ilde kurulu sanayi tesislerinde üretilen çimento, kireç, tuğla, kiremit, vitrifiye, konserve ve tekstil ürünleri ile kömür önemli yer tutar. İnşaat malzemeleri içersinde ateş tuğlası, pres tuğla, dekoratif tuğla, döşeme ve şömine tuğlaları, renkli beton kiremit ürünleri tüm Türkiye'ye ve dış ülkelere pazarlanmaktadır.

Madencilik : Bartın ve çevresi 1. ve 2. jeolojik devirlere ait kalker karbon araziden oluşmaktadır. Bölgenin sahil kesiminde Tarlaağzı, Amasra, Kurucaşile ve Arıt yöreleri geniş kömür damarlarıyla kaplıdır. M.T.A. tarafından yapılan tespitlere göre yörede kuvarsit, şiferton, yapı taşları, dolomit, marna alçıtaşı, kil yatakları, volkonik taş ve inşaat kumları çeşidinden zengin maden yatakları vardır. Ancak T.T.K. kurumu tarafından işletilen kömür yataklarının dışında diger maden kaynaklarından yeterince yararlanılmamaktadır. Bu maddeler asitik reflekter, kiremit, tuğla ve çimento sanayinin hammade ve katkı maddelerini oluşturmakta ve yöre özgün tuğla sanayiinin kalitesinin yüksek olmasını sağlamaktadır. Ulus yöresindeki oldukça sert ve değişik renkteki mermer yatakları önemli bir potansiyel içermektedir.

Sanayii :Kalkınmada birinci derecede öncelikli iller arasında yer alan Bartın, sanayileşmesini henüz tamamlayamamıştır. İstihdamın taş kömürü kurumunun Amasra ve Zonguldak kömür ocaklarında yoğunlaşması diğer kollardaki sanayileşmenin uzun süre geri palanda kalmasına yol açmıştır. Taşkömürü müessesinin yanısıra Bartın Çimento fabrikası ve ORÜS Orman İşletmesi ile kamunun başlattığı sanayileşme süreci Bartın'ın il olmasından sonra özel sektör yatırımları ile devam etmiştir. Çimento fabrikasının 1995, ORÜS bünyesindeki iki fabrikanın da 1996 ve 1997 yıllarında özelleştirilmesinden sonra Bartın sanayi TTK dışında tümü ile özel sektör kimliğine bürünmüştür. Ancak özel sektör yatırımları istihdam ve kapasite açısından orta ve küçük ölçekli işletmeler olup, sanayideki işgücünün ancak yarısını istihdam edebilmektedir. İşgücünün geri kalan yarısı halen TTK bünyesinde çalışmaktadır.

Coğrafi konumu, ulaşım, özellikle deniz ulaşımı, pazara yakınlık, nüfus, nitelikli insan gücü, enerji altyapısı ve hatta tasarruf yönünden sanayileşme için yeterli potansiyel bulunmasına rağmen özel girişimcileri sanayi alanına istenilen düzeyde çekemeyişin en önde gelen sebebi altyapısı hazır sanayi arsalarının bulunmayışı olmuştur. Bu eksikliğin giderilebilmesi için organize sanayi bölgesi tesis edilmiş ve mevcut talebi karşılamaya yetersiz olacağı dikkate alınarak ayrıca il özel idaresince özel bir sanayi alanı da ihtas edilmiştir. İkinci sanayi sitesi için girişimlere başlanmıştır.

Kalkınmada 1.Derecede Öncelikli İller arasında bulunmasından dolayı ilimizde yapılacak teşvik belgesine bağlanmış yatırımlar için, Gümrük Vergisi ve Toplu Konut Fonu istisnası, Yatırım İndirimi, KDV istisnası, Vergi, Resim ve Harç İstisnası ve Kredi Tahsisi gibi teşvik tedbirleri mevcuttur. Ayrıca, 6 Şubat 2004 tarih ve 25365 Sayılı R.G.’de yayımlanan 5084 sayılı “Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” kapsamındaki iller arasında yer almış ve bu Kanunla da yatırımcılar, Gelir Vergisi Stopajı, Sigorta Primi İşveren Payı, Enerji Desteği ve Bedelsiz Yatırım Yeri Tahsisi gibi teşvik unsurlarıyla desteklenmektedir.

Ulaşım


KARAYOLU : Bartın İlinin toplam karayolu uzunluğu 281 km olup, bunun 142 km'si devlet yolları, 139 km'si de il yolları ağında yer alır. İlde otoyol yoktur.

Bartın’ın şehirlerarası ulaşımını sağlayan karayolu; batıda Çaycuma-Devrek (Zonguldak) - Mengen-Yeniçağa (Bolu), güneyde de Safranbolu (Karabük)-Gerede (Bolu) üzerinden E-80 Otoyolu ile E-5 Devlet yoluna ulaşmaktadır. Doğuda Cide (Kastamonu), güneyde de yine Safranbolu (Karabük) üzerinden Orta ve Doğu Karadeniz ve İç Anadolu’ya açılmaktadır. Bartın otagarından diğer illere ulaşımı sağlayan seyahat şirketlerinin isim ve güzergahları ile Bartın'ın diğer illere olan uzaklığı aşağıda gösterilmiştir

Şu anda ilimizde duble yol çalışmaları Bartın – Zonguldak karayolu üzerinde devam etmektedir.İlk etapta 26 km’si projelendirilen ve şu anda 6 km’sinin altyapı çalışmaları tamamlanmak üzere olup 2004 yılı içinde hizmete açılması hedeflenmiştir.

DENİZYOLU : Yük ve yolcu taşımacılığında uluslar arası liman olarak hizmet veren Bartın limanı aynı zamanda yük ve yolcu giriş-çıkış gümrük kapısıdır. İlimiz sahillerindeki Amasra ve Kurucaşile limanları ile Tekkeönü balıkçı barınağı ulusal ticari liman olup yat limanı olarak gelişme potansiyeline sahiptir.

DEMİRYOLU : Bartın ili sınırları içinde demir yolu bulunmamaktadır. Bartın'a demiryolu ile ulaşım, il merkezine 38 km uzaklıktaki Saltukova tren istasyonu ile sağlanmaktadır.

HAVAYOLU : İle en yakın Havalimanı, 38 km uzaklıktaki Saltukova (Zonguldak) havalimanıdır.

Bartın Turizmi


Bartın, 3000 yıllık geçmişinden günümüze taşıdığı seçkin tarihi, kültürel ve folklorik değerleri ile olağanüstü güzellikler sergileyen doğal turizm kaynaklarıyla önemli bir cazibeye sahiptir.

Tarihi “Paphlagonia” bölgesindeki antik kentlerden Sesamos (Amasra), Kromna (Kurucaşile) ve Erythinoi (Çakraz) Bartın sınırları içindedir. Antik değerlerin en fazla görüldüğü antik kent Amasra’dır. Günümüzde, Bartın turizminde ilk akla gelen; kültür ve deniz turizmidir. Kültür turizminde; özellikle Amasra’daki antik varlıklar, deniz turizminde ise; son yıllarda ilgi çeken ve yoğunluk yaşayan İnkumu, Amasra, Mugada ve Çakraz önemli turistik değerlerdir.

Bartın, halk kültürünün vazgeçilmez öğeleri açısından seçkin bir yere sahiptir. Yöre insanı, toplumsal değişimden etkilenmekle birlikte gelenek ve göreneklerini, halk oyunları ve müziğini, giyimini, el sanatlarını, mutfak kültürünü ve yöresel şiveyi günümüze taşımasını bilmiştir. Bu folklorik değerleri; dostluk ve sevecenlik, dayanışma, mizah ve eğlenceyle, kısaca; özgün yaşamıyla bütünleştirmiştir. Gelenek ve göreneklerin en çarpıcı örnekleri, Garıla Pazarı ile uzun yıllar anılarda yaşayıp dilden dile dolaşan Bartın düğünleri ve topluca kutlanan dini bayramlarda görülür.

İnanışlar, gemi atması töreni, yöresel giyim-kuşam, el işlemeleri, tel kırma, dokumacılık, ağaç oymacılığı (çekicilik), gemi yapımcılığı, taş sac yapımı, yöre mutfağı, yerel etkinlikler ve kutlama günleri gibi aktiviteler ve sosyal ögeler Bartın canlı kültür hayatının vazgeçilmez parçalarıdır.

Hamamlar


ŞEHİR HAMAMI : 1747 yılında Bartın Voyvodası Çalıkoğlu tarafından yaptırılmıştır. Yapının duvarları harçlı moloz taş, iki katlı soyunma yeri ahşaptır. Bir büyük, üç küçük kubbeli olup, ortasında küçük bir şadırvanı vardır. Ana mekan camekanlı Soymalık, Sıcaklık ve Külhan'dır.

SOMAKLIOĞLU HAMAMI : 1883 yılında Somaklıoğlu Hacı Mustafa Bey tarafından yaptırılmıştır. Günümüze kalıntıları ulaşabilmiştir.

AMASRA HAMAMI : 17 yy.da yapıldığı sanılmaktadır. Soğukluk, Ilıklık, üç kurnalı yıkanma yeri ve su hazneleri ile külhan bulunmaktadır. Yıkanma yeri bir orta kubbe iki yarım kubbe ile örtülüdür. Soğukluk kısmı yıkılmıştır. Dört köşesinde görülen "Biye"ler Anadolu Beylikleri döneminin tipik mimari özelliklerini taşımaktadır.

Hanlar


TAŞHAN : 1832-1835 yılları arasında Hacı Ali Ağa tarafından yaptırılmıştır. 24,25 x 23,70 m.lik alanı kaplamakta olup, iki katlı, dikdörtgen planlı ve açık avluludur. 18 odası, 16 tonozlu bölmesi vardır. Halen şahıs mülkiyetinde ticari amaçla kullanılmaktadır. Kent merkezinde, Hükümet caddesindedir.

DERVİŞOĞLU HANI : 1897 yılında Dervişoğlu Ali ve Osman Kardeşler tarafından yaptırılmıştır. Dikdörtgene yakın planlı, iki katlı ve revaklıdır. Birinci katta 7, ikinci katta 9 odası vardır. Yapı malzemeleri taş ve tuğla olup, sonradan restore edilmiştir. Halen ticari depo olarak kullanılmaktadır. Karakaş caddesindedir.

Camiiler


Halilbey Camii (Yukarı Cami): Bartın şehir merkezindedir. 1872 yılında Halil Bey tarafından yaptırılmıştır. Kubbesiz, dikdörtgen planlı, iki sıralı 45 pencere ile aydınlanan kagir bir yapıdır. Salon boyutları 12x13 m’dir.

İbrahimpaşa Camii (Orta Cami): Bartın çarşısındadır. Bosna Valisi İbrahim Paşa tarafından yaptırılmıştır. Yapım yılı bilinmemekle birlikte 150 yıllık bir geçmişe sahip olduğu tahmin edilmektedir, 1864 ve 1897 yıllarında iki yangın geçirdiği, 1898 yılında yeniden yaptırılarak 1901 yılında ibadete açıldığı bilinmektedir. 1968 yılında deprem sonrası tamir görmüştür. 12'si büyük kubbenin etrafında olmak üzere 32 pencerelidir.Kare planlı, tek kubbeli ve tek minarelidir. Ana malzeme; köşelerde blok kesme taş, diğer kısımları moloz taştır. Altında 11 adet dükkân bulunmaktadır.

Şadırvan Camisi (Aşağı Cami): 1903-1905 yıllarında halktan toplanan paralarla yaptırıldığı söylenmektedir. Minaresinin ise 1913 yılında yapıldığı şerefedeki kitabeden anlaşılmaktadır. Dikdörtgen planlı olup, duvarları köşelerde kesme taş, diğer kısımları tuğla ve moloz taştan harçla yapılmıştır. Kırk pencere ile aydınlanan ferah iç mekanlara sahiptir. Altında dükkanlar bulunmaktadır. Minaresi, kuzeybatı köşesinde kesme taştan çok köşeli olarak yapılmıştır.

Amasra Fatih Camii
Bartın Halilbey camii
Amasra Fatih Camii: 9. yüzyılda Amasra Kalesi içinde yapılmış eski bir Bizans kilisesidir. Amasra'nın fethi sırasında 1460 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye çevrilmiştir. Dönemin tüm yapı özelliklerini taşıyan yapının Narthex (İlk Cemaat) bölümü ve Ambon (Lapsis) çıkıntısı sonradan mekana katılmıştır. 19x11 m boyutlarındaki cami, 1887 yılında dört duvarı dışında mekanı örten ve yer yer yıkılma tehlikesi gösteren beşik tonoz örtüsü kaldırılmış, ahşap tavan ve çatı yapılarak büyük bir onarımdan geçirilmiştir.

İçkale Mescidi: Amasra Kalesi içinde, eski bir şapeldir. 15. yüzyılda mescide dönüştürülmüş, 1930 yılında ibadete kapatılmıştır. 9. yüzyılda çok itinalı bir tuğla-taş örgü sistemi ile yapılan şapel, 11x7 m. boyutlarındadır. Ambon tonozunda "İsa Peygamber’in Göğe Yükselişi" (Ascension) sahnesini hatırlatan izler; ambon, narteks ve duvarlarının ise, renkli ve dinsel konulu duvar resimleri (fresk) ile süslü olduğu görülmektedir. Ancak duvarlar ince bir sıva ile kapatıldığından, bu freskolar zamanla düşen sıva tabakaları altından yer yer ortaya çıkmakta ve tahribata uğradığı anlaşılmaktadır.

Ebu Derda Türbesi: Hz. Peygamberimizin Sancaktarı Ebu Derda Hazretlerine ait olduğu söylenir. Ancak; tarihi kaynaklara göre, Hicretin 50. yılında İstanbul’un kuşatılması sırasında bu bölgeden geçerken buralarda bir süre kaldığı tahmin edilen Ebu Derda Hazretleri hatırasına sonradan bir türbe yapıldığı ve burasının manevi bir makam olarak kabul edildiği olasıdır. Türbenin, belgelenemeyen bir rivayete göre Bartın Müftülerinden Toscuoğlu Hacı Rıfat Efendi tarafından yaptırıldığı söylenmekte, yılı bilinmemektedir.

Eldeki kaynaklardan, takriben yüz yıl kadar önce tamamen yandıktan sonra onarıldığı anlaşılmaktadır. Günümüze sadece bir taş lahidi ulaşan ve yanında küçük bir cami ile kavşak suyu çeşmesi ve bir kuyu bulunan türbe, manevi makam olarak hayli ziyaretçi çekmektedir.

Kiliseler


Aya Nikolas Kilisesi: 1319 yılında Bartın’daki Rum Cemaati tarafından Bartın merkezinde yaptırılan ve 1936 yılından itibaren bir süre elektrik santralı olarak kullanılan bu tarihi yapı, 1955 yılında restore edilmiş olup, kültür evi olarak hizmete açılmıştır.

Amasra Küçüktepe Martyriumu: Uzun yıllar Roma ve Bizans yönetiminde kalan Amasra'nın, Ereğli ile birlikte Hıristiyanlığın gizlice örgütlendiği ve M.Ö. 1. yüzyıl sonları ile 2. yüzyılda bütün imparatorlukta etkisi hızla yayılan Hıristiyanlığın hayli taraftar bulduğu ilk yerlerden olduğu söylenmekte, 9. yüzyılda Kırım ile ilişkisi bulunan etkin bir başpiskoposluk merkezi olduğu bilinmektedir.

Yeraltı Çarşısı ve Mahzenler


Yeraltı Çarşısı: Amasra’da bulunan ve Roma dönemine ait olduğu sanılan çarşının en önemli bölümü Tomaşkuyusu mevkiindedir. Bedestendeki yapı tekniklerinin aynen uygulandığı 17 m’lik bir ana galeri ile buraya açılan yaklaşık 50 odadan oluşmaktadır. Güneye ve batıya doğru gidildikçe antik şehir alanlarında yer yer geniş kanalizasyonlara ve kanalizasyon bacalarına rastlanır.

Hisarkale Mahzeni: Kurucaşile’de, tarihi Kromna kentinin merkezi olan Tekkeönü köyünün Hisarkale mevkiindedir. Tekkeönü Kalesi’ne ait kalıntılarla bütünleşen ve kale içinden denize kadar uzanan bir dehliz ile 7 adet kaya kuyusundan oluşmaktadır. Dönemi bilinmemekle birlikte kuyuların, Kromna halkınca savaşta erzaklarını saklamak için kullanıldığı, dehlizin gerektiğinde kaleden denize kaçış dehlizi olduğu ve denize açılan kapısının liman yapımı sırasında doldurulduğu söylenmektedir.

Kaleler


Tekkeönü Kalesi ve Yeraltı Galerisi: Kromna Kenti’nin merkezi Tekkeönü (Hisar) Kalesi içinde bir Mahzen ve denize kadar uzanan Galeri bulunmaktadır. Kale kalıntıları yakınındaki 7 adet kaya kuyusunun, Kromna halkınca savaşta erzaklarını saklamak için kullanıldığı söylenmektedir.

Amasra Kalesi: İki ana kütleden oluşmaktadır. Boztepe Adası’nda ve Zindan Mahallesi’nde yer alan kütleler “Boztepe Kemeri” denilen bir köprü ile bağlanmaktadır. Boztepe’de yer alan ve “Sormagir Kalesi” de denilen yapı Roma dönemine aittir. Kalenin güney surları 200 m. olup, üzerinde 6 burç bulunmaktadır. Zindan Mahallesi’nde bulunan kısım ise 300 m. uzunluğunda ve 50 m. genişliğinde bir alan çevrelemektedir. Ortalama yüksekliği 17 m’dir. Amasra Kalesi özellikle Cenevizliler tarafından yoğun biçimde kullanılmış, 14. ve 15. yüzyıllarda ciddi onarımlar görmüştür.

Müzeler ve Ören Yerleri


Antik Tiyatro: Roma dönemine aittir. Amasra’da Aya Yorgi Tepesi’nin güney yamacındadır. Sahne binası ve oturma sıralarının bulunduğu bölümler tahrip olmuştur. Halen mezarlık olarak kullanılmakta olup, sadece giriş kapısına ait kalıntılar görülebilmektedir.

Roma Dönemi Kalıntıları: Halk arasında “Bedesten” olarak adlandırılan kalıntılar Amasra’ya yaklaşık 3 km. uzaklıktadır. Roma dönemine aittir. Büyük bir yapıttır. Kalıntıların, gymnasion veya Roma hamamı olabileceği de tartışılmaktadır. Geç dönemde ticari amaçlarla da kullanıldığı ve “Bedesten” adını da buradan aldığı sanılmaktadır.

Akropol: Amasra’da Bedesten’in güneybatısındadır. Surlardan çok az bir kısmı ayaktadır. Burada bulunan bazı sütunlar Amasra Müzesi’nde sergilenmektedir.

Şelaleler


Göl Deresi Şelalesi : Kurucaşile ilçesi Kanatlı Köyü'ne 3 km uzaklıktadır. Şelale; acı sarı ve pembe renkli orman gülleri ve zengin yeşil doku arasında yükselen bir vadide yer almaktadır.

Ulukaya Şelalesi : Ulus ilçesine 17 Km. uzaklıkta bulunan Ulukaya Kanyonu ve Şelalesi; çevresindeki panoramik güzelliğiyle yoğun ziyaretçi çekmektedir.

Amasra Kalesi
Ulukaya Şelalesi
Kanyonun uzunluğu yaklaşık 1 Km, yüksekliği 35 M.'dir. Şelale ise; Kanyon üzerindeki 10 M. genişliğinde bir kaya oyuğu içinden çıkan suyun, 20 M. yükseklikten düşmesiyle oluşmaktadır. Ulus çayına dökülen ve 30-40 M. genişliğinde bir gölet oluşturan suyun debisi 200-250 lt/sn'dir.

Bartın Mutfağı


Bartın mutfağı ile ilgili olarak yapılan araştırmalarda tespit edilen 100’den fazla yemek çeşidi yöre mutfağının zenginliğini açıkça ortaya koymaktadır. Ancak, kentleşme sürecinin beslenme kültürünü de değiştirdiği, geleneksel mutfağın hemen hemen unutulmaya yüz tuttuğu ve Bartın’a özgü olmasa da Karadeniz mutfağının tipik özelliklerini taşıyan bazı yemeklerin Bartın mutfağının da baş yemekleri olduğu söylenebilir.

Bugün Bartın mutfağında geleneksel olarak hamur işi, sebze yemekleri ve balık, beslenmenin temel ürünlerini oluşturur. Özellikle, kışlık-yazlık yiyecek gibi ayırımlar ve çeşitler azalsa da geleneksel kış yemekleri için, yöre ürünlerinden yazdan hazırlanan kışlık erzaklar arasında kavurma, sucuk, bulgur, domates ve fasulye kurusu, erişte, kuru yufka, keşkek, tarhana, pekmez,reçel, turşu, marmelat ve komposto ile sebze konserveleri önemli yer tutar. Bartın’da yapılan bazı yöresel yemekler;

PİRİNÇLİ MANTI : Malzemeler ve Ölçüleri (15 Kişilik): İç Malzemesi: 2 su bardağı pirinç, ½ su bardağı yağ, ½ kg. kıyma, 2 adet orta boy soğan, tuz, karabiber.

Hamur Malzemesi: ½ kg. un, 2 adet yumurta, 1 tatlı kaşığı yuz, yeteri kadar su, 1 pk. etsu veya aynı oranda kaynatılmış kemik suyu.

Hazırlanışı: Bir tarafta bir tencere içersinde 2 kaşık margarin yağı ile soğanlar hafifçe börttürülür, daha sonra kıyma katılarak kavrulur. Yıkanıp hazırlanan ve az haşlanmış pirinç tencerenin içine konur ve 1-2 dk. kadar birlikte kavrulur. Daha sonra içine 2 bardak su katılır, 1 tatlı kaşığı tuz ilave edilir ve 1 çay kaşığı karabiber serpilip karıştırılır ve kapak yine kapatılır.

Hamurun Hazırlanışı: Unun içine 2 yumurta, 1 tatlı kaşığı tuz konulur, su ile kulak memesi yumuşaklığında bir hamur yapılır. Hamur iki parçaya bölünerek her parçası 2-3 mm. incelikte açılır. Bu hamurlar 7-8 cm.lik kareler halinde kesilir. Hazırlanan pirinçli içten, kareler halinde kesilen her hamurun ortasına yarım kaşık kadar konur. Hamurların dört ucu sırayla için üzerine doğru köşelerden kapatılır (Yada dört ucu ortada birleştirilir).

Fırın tepsisi bir miktar margarin yağı ile yağlanır, hazırlanan parçalar katlanan kısımlar üste gelecek şekilde tepsinin içine yerleştirilir. Üzerine fırça ile sıvı yağ sürülür (veya ocakta alt tarafı kızınca, alt üst edilerek iki taraf kızartılabilir). Kızaran mantılar fırından çıkarılınca daha önce kaynatılan kemik suyundan mantıların üzerini örtecek kadar konur. Tekrar yarım ateş üzerinde, mantılar suyunu çekinceye kadar pişirilir. Sıcak olarak servis yapılır (Mantılar önceden hazırlanıp, yeneceği zaman suyu konup ateşte pişirilebilir.

PUMPUM ÇORBASI : Malzemeler ve Ölçüleri (6 Kişilik): 10 yemek kaşığı mısır unu, 150 gr. margarin veya 1 fincan zeytinyağı, 50 gr. kıyma, pastırma veya sucuk, 2 dilim ekmek, 6 su bardağı su, 1 yemek kaşığı salça, 1 yemek kaşığı rendelenmiş kaşar peyniri, 1 tatlı kaşığı tuz ve karabiber.

Hazırlanışı ve Sunum: Bir tencereye mısır unu ve su konularak karıştırılır. Ateşe konulup bir süre kaynatılmaya devam edilir. Ayrı bir tavada da kıyma ile küp şeklinde doğranmış 1 dilim ekmek yağda kavrulur ve kaynamakta olan çorbanın içine katılır (Arzu edilirse bir su bardağı süt ilave edilebilir. Süt ilave edilecekse un bir kaşık artırılır). Tuz ve karabiber konulup bir süre daha kaynatıldıktan sonra ateşten alınır. Üzerine, küp küp doğranıp yağda kızartılan ekmek ile salçayla yapılan sos ve rendelenmiş kaşar peyniri serpilerek sıcak servis yapılır.

YUMURTALI ISBUT : Malzemeler ve Ölçüleri(6 Kişilik): 1 kg. ısbut, 100 gr. margarin, 3-4 adet yumurta, 2 baş soğan, 50 gr. kıyma veya pastırma, yeterince tuz ve karabiber.

Hazırlanışı ve Sunum: Isbutlar iyice yıkanır, atık kısımları kesilip ayıklandıktan sonra 2 cm. uzunluğunda olabilecek şekilde doğranır. Tencereye konulan ısbutların üzerini örtecek kadar su konularak ateşte pişirilir. Haşlana ısbutlar ılıyınca avuç içinde sıkılarak başka bir kaba alınır. Ayrı bir tencerede de yağ eritilerek önce doğranan soğanlar kızarıncaya kadar birlikte kavrulur. Bu kez diğer kaptaki ısbutlar soğan veya kıyma tenceresine konularak birkaç dakika daha kavrulduktan sonra içine yumurtalar kırılıp yeterince tuz ve karabiber ilave edilerek karıştırılır.Yumurtalar pişince yemek ateşten indirilir. Sıcak olarak servis yapılır.

KABAK BURMASI : Malzemeler ve Ölçüleri(12 Kişilik): 1 kg. un, 1 adet yumurta, ½ tatlı kabak(Orta boy), 1 kase ceviz içi, 1 paket margarin, 2 kg. şeker, ½ limon.

Hazırlanışı: Önce un içine bir yumurta kırılıp yeteri kadar su ile yoğrularak kulak memesi yumuşaklığında özlü bir hamur elde edilir. 10 dakika bekletildikten sonra beş eşit parçaya bölünen hamurdan yufkalar açılıp örtü üzerine yayılır.

İç malzemesi: Kabağın kabukları soyulup içi temizlendikten sonra kalın bir rende ile rendelenir. Kabağın içine havanda dövülen ceviz içi ve bir bardak toz şeker katılıp karıştırılarak hazırlanır. Daha sonra, ilk açılan yufkadan başlanarak hazırlanan iç malzemesi (beş yufkaya eşit miktarda) yufka üzerine serpilir. 4 eşit parçaya bölünen yufka, el ile uç kısmından başlayıp biraz sıkıca bükülüp rulo biçimine getirilir. Önceden yağlanan tepsi yada siniye ortasından başlamak üzere daire şeklinde sararak yerleştirilir. Diğer yufkalarda aynı şekilde tepsiye dizilir.

Amasra Salatası
Pumpum çorbası
Daha sonra üzerine fırça ile erimiş yağ sürülür ve fırına verilerek rengi pembeleşinceye kadar pişirilir. Daha önce, şekerin bir tencere içinde dört-beş bardak suyla ateşte 5-10 dk. eriyinceye kadar kaynatılıp karıştırılması, içine de yarım limon suyu sıkılmasıyla elde edilen ve soğutulan şerbet tepsi üzerine gezdirilir. Üzerine bir bez örtülerek şekerin çekmesi sağlanır. Daha sonra servis yapılır.

AMASRA SALATASI : Kullanılan Malzemeler: Salatalık, domates, havuç, kuru ve yeşil soğan, marul, kırmızı lahana, yeşil biber, piyaz, maydanoz, çükündür, roka, turp, semizotu, dereotu, nane, karışık turşu, limon, sirke, tuz ve zeytinyağı.

Hazırlanışı: Tarifini veremiyoruz; çünkü bunu sadece 5 kişi biliyor. Bartın ve Amasra da, kokusunu hissettiğiniz her balık sofrasında, adetten yada damak tadından olsa gerek o meşhur Amasra Salatası olmadan yemeğe başlanmaz. Kimine göre Osmanlıdan, kimine göre de adını aldığı Kraliçe Amastris den devralınmış bu gelenek...Yörede, en az 20 çeşit malzeme ile yapılan Amasra Salatasına meşhur dedirten ise; önce lezzeti, sonra lezzeti veren malzemelerin hazırlanış ölçüsü ve biçimi ile göze hitap etmesine gösterilen özende saklı... Yani, herkes salata yapar ama Amasra Salatasını asla...
 
İlginizi Çekebilecek Benzer Konular
Tüm sayfalar yüklendi.
Üst