Şehirler Şırnak

GEZGİN

Üye

Şırnak
Plaka No 73
Bölge Güneydoğu Anadolu Bölgesi
Yüzölçümü 7.078 km²
Nüfus 483.788
Nüfus Yoğunluğu 68 kişi/km²
Telefon kodu +486
Rakım 1343 m
Belediye 7
İlçe 6
İlçeler Beytüşşebap | Cizre | Güçlükonak | İdil | Silopi | Uludere
Şırnak Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan bir ildir.

Nuh Peygambere ait olduğu öne sürülen bir türbe, Şırnak'ın Cizre ilçesinde bulunur. Tufandan sonra Nuh'un ilk yerleştiği şehir olduğu rivayet edilir. İl, Irak ve Suriye'ye komşudur. Şırnak, 16 Mayıs 1990 tarih ve 3647 sayılı kanunla Siirt ilinden ayrılarak Türkiye'nin 73. ili olmuştur. Aynı kanunla Siirt'in Eruh ilçesine bağlı Güçlükonak bucağı bu ilin ilçesi olmuş, ayrıca Mardin'in İdil, Cizre ve Silopi ilçeleri buraya bağlanmıştır.

Şırnak, tarihsel olarak çok eski bir geçmişe sahiptir. Şehrin geçmişi Kâtip Çelebi’nin 17. yüzyılda yazdığı 'Seyahatnâme' ve tarihî rivayetlere göre Nuh Tufanı öncesine dayanır. Bu rivayetlere göre Cizre, tufandan sonra ikinci kez Nuh ve oğulları tarafından inşa edilirken Cizre’nin kızgın sıcağından korunmak için Şırnak, yazlık ve yaylak olarak inşa edilmiştir.

Şırnak, Nuh'un gemisi kalıntılarının olduğu öne sürülen Cûdi Dağı’nın kuzeyinde 'Şehr-i Nûh' adıyla kurulmuş, önceleri "Şerneh", daha sonraki yıllarda ise "Kürdara Şırnak" adını almıştır. Şırnak, tarihte birçok önemli devletin başkentini kendi topraklarında barındırmıştır. Aynı zamanda Guti (Qurtie) imparatorluğunun başkenti olan "Bajarkard", Silopi ilçesi topraklarındadır. İl sınırları içinde bulunan Cûdi Dağı’nın isminin Gutilerden geldiği düşünülmektedir.
İçindekiler

Tarihçe


Bir kesimi Güneydoğu Anadolu, diğer kesimi Doğu Anadolu bölgesinde bulunan aynı adlı ilin merkezi olan Şırnak şehri, Güneydoğu Torosları adı verilen dağ silsilesinden Namaz dağının (1990 m.) güneybatıya bakan yamaçları eteğinde eğimli bir arazi üzerinde kurulmuştur (şehrin orta kesiminde deniz seviyesine göre yükseklik: 1375 m.). Bu mevki Siirt’i Hakkâri’ye bağlayan yolla Mardin’i Hakkâri’ye bağlayan yolun kesişme noktasında yer almaktadır. Söz konusu kesişme noktası aynı zamanda el-Cezîre düzlüklerini Doğu Anadolu yaylalarına ve buradan Azerbaycan’a ulaştıran yollar üzerinde bulunur. Önemli bir yol kavşağı olmasına rağmen tarihî kayıtlarda burada herhangi bir yerleşme olduğuna dair bilgilere rastlanmamakta, Şırnak ismi XIX. yüzyılın sonlarına doğru bir köy adı olarak geçmektedir (Cuinet, II, 612). O tarihlerdeki Bitlis vilâyetinin Siirt sancağına bağlı Eruh kazasının bir köyü olan bu küçük yerleşme, adını uzun süre yerleşik düzene geçmediği anlaşılan Şırnak aşiretinden almıştır (BA, İrade-Dahiliye, nr. 1326, 1313-R-16; BA, İrade-Hususi, nr. 41, 1313-Ra-057). Bu aşiretin adı bir risâlede Şîrhâr diye geçmektedir (Emîr Bedirhan, s. 7). Çeşitli belgelerde Şırnak isminin bir aşiret adından geldiği kaydedildiğine göre bazı yayınlarda yer alan, bu adın şehr-i Nûh’tan gelip mahallî söyleyişte Şar-Nah ve daha sonra Şırnak biçimine dönüştüğü yolundaki söylentiler doğru değildir. XIX. yüzyılın sonlarına kadar Şırnak köyünün adına rastlanmaması aşiretin yerleşik düzene geçişinin, II. Abdülhamid döneminde Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da merkezî otoriteyi tesis etmek ve aşiretlerden askerî güç olarak faydalanmak gibi gerekçelerle (Kodaman, s. 29) teşkil edilen Hamidiye alaylarının teşkiliyle aynı zamana rastladığını düşündürür. Bununla beraber bulunduğu yörenin tarihi Eskiçağ’lara kadar iner ve Şırnak’ın 1990 yılına kadar bağlı olduğu Siirt’in tarihiyle paralellik gösterir. Yöre, Eskiçağ’larda Asur ve Bâbil gibi Mezopotamya’da kurulan devletlere komşu olmuş, ardından Kimmer ve İskitler’in akınlarına mâruz kalmış, Med ve Persler’in hâkimiyetine girmiştir. Milâttan önce 330 yılına kadar devam eden Pers hâkimiyetinden sonra Büyük İskender’in ve onun mirasçılarından olan Selevkoslar’ın eline geçen yörede Ortaçağ başlarında yeniden İran etkisi hâkim olmuş ve yöre Sâsânîler’le Bizans arasında birkaç defa el değiştirmiştir.



Siirt ve yöresi Halife Ömer döneminde 18 (639) yılında Doğu Anadolu’nun güneyi ile güneydoğuyu kısa sürede ele geçiren İyâz b. Ganm tarafından İslâm topraklarına katıldı. Bu yöre, İslâm hâkimiyeti döneminde yaklaşık günümüzdeki Güneydoğu Anadolu bölgesine tekabül eden el-Cezîre vilâyetinin ayrıldığı üç âmillikten Diyarbekir âmilliğinin sınırları içinde bulunuyordu. 433’te (1042) buraya yönelik Türkmen akınları başladı. 472’de (1079-80) Mervânîler’in elinde olan bu topraklar Sultan Melikşah tarafından 478’de (1085) Büyük Selçuklu Devleti’nin sınırları içine alındı. Ardından sırasıyla Suriye Selçukluları, İnaloğulları, Hısnıkeyfâ Artukluları ve Eyyûbîler yöreye hâkim oldu. 1240 yılında Anadolu Selçukluları’na geçen yöre İlhanlılar’ın ve onların halefi durumundaki Celâyirliler’in hâkimiyetinde kaldıktan sonra Timur istilâsına uğradı. 866’ya (1462) doğru Akkoyunlular’ın, XVI. yüzyılın başlarında Safevîler’in eline geçti. Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran seferinin ardından (920/1514) çevredeki başka yerlerle birlikte Osmanlı topraklarına katıldı.

Osmanlı idarî teşkilâtında bu topraklar Diyarbekir eyaletine bağlı Siirt sancağının sınırları içinde yer alıyordu. Tanzimat’tan sonra eyalet sisteminden vilâyet sistemine geçilince Şırnak’ın bulunduğu topraklar yine Diyarbekir vilâyetinin Siirt sancağı içinde kaldı. 1884’te Siirt sancağı Bitlis vilâyetine bağlanınca Şırnak da Bitlis vilâyetinin Siirt sancağının Eruh kazası içinde yer aldı. Cuinet’e göre aynı kaza içindeki Dergül’e göre (günümüzde Şırnak merkez ilçede Kumçatı köyü, 1990 yılında 2223 nüfus) çok daha önemsiz bir durumda olan Şırnak köyü Cumhuriyet dönemine gelmeden Eruh’tan ayrılarak Siirt iline bağlı bir kaza merkezi olmuştu (1925-1926 Türkiye Cumhuriyeti Devlet Salnâmesi, s. 641). Cumhuriyet’in ilk nüfus sayımında köy boyutlarındaki bu kaza merkezinin nüfusu 3000’i bulmuyordu (2962). 1930 yılında belediye teşkilâtına kavuşan Şırnak’ın nüfusu 1935’te 3594’e ulaştı, 1940’ta 5000’i geçti (5033). O tarihlerde üç mahalleden meydana gelen (Cumhuriyet, Gazipaşa ve İsmetpaşa mahalleleri) Şırnak’ın nüfusu daha sonra 5000’in altına düştü ve birkaç sayım döneminde bu sayının altında kaldı (1940’ta 3730, 1950’de 3204, 1955’te 3278, 1960’ta 4058, 1965’te 4936). Bu sıralarda merkezî mahalle durumunda olan Cumhuriyet mahallesindeki iş hanı çevresinde küçük bir alana yayılıyordu. 1970 yılından sonra nüfusu yeniden artmaya başlayan Şırnak (1970’te 7025) 1975’te 10.000 nüfusu aştı (10.587 nüfus). 1980’de 10.997, 1985’te 12.141 nüfusa erişti. 1990 yılında çıkarılan 3647 sayılı kanunla il merkezi haline gelen Şırnak şehrinin aynı yıl yapılan nüfus sayımına göre nüfusu 25.000’i aştı (25.059), 2000 yılında 50.000’i geçti (52.743) ve 2007 sayımında 54.302 nüfusa ulaştı. Bu nüfus eğim şartlarının el verdiği ölçüde genişleyen ve günümüzde sayısı onu aşan mahallelerde yaşamaktadır. Şehrin en canlı iş merkezi Atatürk caddesi, Siirt caddesi ve Cizre caddesinin arasında kalan üçgen biçimli alanda faaliyetini sürdürmektedir. Şehir, kuzeybatıya doğru yüksek kesimlerinde bulunan Şehrinur mahallesinde 1500 m. rakımına yaklaşmakta (1480 m.), 2000 yılından sonra yapılan yeni inşaatlar ise 1200 metrenin de (1180) altına düşmektedir.

Şırnak şehri çevresinin ürünlerinden olan kıl, tiftik, yün, peynir ve tereyağı ticaretinin yapıldığı, küçük ölçekte bir tarımsal ve hayvansal ticaret merkezi durumundadır. Ayrıca yakınındaki yataklardan çıkarılan termik enerji kaynağı ve yakıt olarak kullanılan asfaltitlerden elde edilen gelir şehrin ekonomisine canlılık getirir. Şehirde önemli sanayi kuruluşu yoktur. Yalnız eskiden beri çevreye özgü bir keçi olan renkli tiftik keçilerinin tüylerini de kullanarak dokunan Şırnak şalı ve bundan yapılan, mahallî ağızda “şal-şapik” denilen erkek giysileri üretimi bir gelenek halinde devam etmektedir. Şırnak yeni bir yerleşme yeri olduğundan burada tarihî eser de bulunmamaktadır. Şehrin camilerine verilen isimler (Ulucami, Geylânî Camii gibi) bu bakımdan yanıltıcı olmaktadır.

Şırnak şehrinin merkez olduğu Şırnak ili güneyden Suriye ve Irak ile, öteki yönlerden Mardin, Siirt, Van ve Hakkâri illeri ile kuşatılmıştır. Merkez ilçeden başka Beytüşşebap, Cizre, Güçlükonak, İdil, Silopi ve Uludere adlı altı ilçeye ayrılmıştır. 7152 km2 genişliğindeki Şırnak ilinin sınırları içinde 2007 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre 416.001 kişi yaşıyordu. Nüfus yoğunluğu ise 58 idi. Diyanet İşleri Başkanlığı’na ait 2007 yılı istatistiklerine göre Şırnak’ta il ve ilçe merkezlerinde 206, bucak ve köylerde 208 olmak üzere toplam 414 cami mevcuttur. İl merkezindeki cami sayısı 24’tür.

Coğrafya


Şırnak ili 37°31 kuzey enlemleri ve 42°28 doğu boylamları arasında yer almaktadır. Yüzölçümü 7.172 km2, ortalama 1.400 metre rakımı ile deniz seviyesinden oldukça yüksek olan Şırnak ilinin bir kısmı Güneydoğu Anadolu Bölgesi içinde kalır. Ayrıca şehirdeki bazı aileler Irak Zaho şehriyle akrabadır. Sindi aşiretine mensup bazı köyler vardır.

KONUM


Şırnak ili topraklarının batı kesimi,Güneydoğu Anadolu Bölgesinin Dicle bölümünde yer alır.Öteki yarısı da Doğu Anadolu Bölgesi sınırları içinde kalan ilin,toplam alanı 7.172 Km2 dir.İl batıda Mardin,kuzeyde Siirt,kuzey doğuda Hakkari illeri,güneyde de Irak ve Suriye ile çevrilidir.Şırnak Merkez İlçe dışında 6 ilçe,5 bucak,243 köyü bulunmaktadır.Eskiden Siirt iline bağlı ilçe iken,16 mayıs 1990 tarihli 3647 sayılı yasa uyarınca Türkiye nin 73.ili olmuştur.Güney yönünde Suriye ve Irak topraklarıyla sınırlanan ilin doğu ve kuzey doğusunu dağlar (Cudi,Namaz,Gabar).batı ve güney batısını düzlükler kaplar.Namaz dağının yamaçlarına kurulan ilin denizden yüksekliği 1350 metredir.

YÜZEY ŞEKİLLERİ


Batı ve güney kesimindeki bazı düzlükler dışında,ilin büyük bölümü akarsular tarafından derince yarılarak plato alanlarına dönüştürülmüştür.Dağlık kesimlerde güneydoğu toroslar sistemine bağlı yüksek kütleler vardır.Yer yer 3000 metreyi aşan bu dağlar üzerin-deki doruklar.Kuzeydoğudaki Karacadağ (3275 m) ve doğudaki Altın Dağı dır.(3358 m)Çok yüksek olmamakla birlikte ilin dağları arasında Cudi dağının özel bir yeri vardır.İslam inancına göre Tufan dan sonra Nuh un Gemisinin indiği Cudi dağı Şırnak kentinin güneyindedir.İlin en yüksek noktası,Altın Dağının 3358 m ye ulaşan doruğudur.Yazın gür çayırlarla kaplanan faraşin yaylası gibi yüksek düzlükler hayvancılık,Silopi,Cizre ve İdil yörelerindeki alçak düzlükler ise bitkisel üretim açısından önem taşır.Şırnak ile Silopi arasında efsaneye konu olan kutsal sayılan dağ,Doğu Anadolu ve Güneydoğu Bölgelerinin komşu olduğu bir kesimde yer alan dağın yüksekliği 2114 m dir.Mezozoik (İkinci) zamana (Y.225-65 Milyon yıl önce) ait tortul kütlelerin üstünde yükselen Cudi dağı,daha genç kalkerlerden oluşmuştur.Cudi dağının doğu kesiminden geçen doğubatı doğrultulu kırık (Fay) çizgisi bu kesime oldukça sarp ve engebeli bir görünüm verir.Dağ Güneye doğru alçalır.

Batısı, Dicle ırmağının küçük bir kolu olan kızılsu tarafından derince yarılmıştır.Şırnak ile Cizre arasındaki ulaşım açısından önemli bir boğaz vadisi dağın batı sınırıdır.Kasrik boğazı,Dicle ye dökülen suların yardığı Antesedan yarma vadidir.Yarı kurak bir iklim bölgesi içinde bulunmasına karşın,yükselti nedeniyle 600 mm nin biraz üzerinde yağış alır.Bu nedenle özellikle 1500-2000 metre dolaylarında seyrek meşe ve ardıç toplulukları dikkati çeker.Ormanlık alanlar daha çok kuzey yamacındadır.Cudi dağı efsanelere konu olmuş,yöre halkınca kutsal sayılan bir dağdır.Nuh Peygamberin gemisinin tufandan sonra bu dağın doruğunda karaya oturduğu söylenir

Yeryüzü şekilleri bakımından dağlık alanların çok yer kapladığı ilde,Hakkari dağlarının batısında yer alan faraşin ve Nordüz platosunun (Bir kısmı) ayrıca diğer Cizre-Silopi ve İdil düzlükleri de bir plato alanlarıdır.Faraşin platosu yer yer sulak otlakların varlığı nedeniyle hayvancılık için önemlidir. Kışların uzun ve sert geçmesi faraşin platosunda yerleşmeyi engeller.

Yazları sıcak ve kurak geçen Cizre, Silopi ve İdil platolarında genelde tahıl, pamuk,mercimek gibi tarımsal ürün yetiştirilir. GAP projesi kapsamına alınan bu platolarda verim ve çeşit artacaktır.

Sulamanın yanında ikinci sorun bu platoluk alanların özellikle Cizre ve Nusaybin arası düzlüklerin taşlık olmasıdır. Güneyinde sıcak kütlelerin etkisinde kalan Cizre ve Silopi düzlüklerinde sulama tarım için en önemli problemlerden biridir.

AKARSULAR


İlin suları Dicle ırmağında toplanır.İl topraklarını kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda kesen Dicle, Cizre yi geçtikten sonra bir sürede Türkiye Suriye sınırını çizer. Dicle nin bir kolu olan Habur Çayı ise bir süre Irak da Şırnak ili (aynı zamanda Türkiye) arasında sınır oluşturur.İlin sularını toplayan Dicle ırmağının başlıca kolları Habur ve Kızılsudur. Habur çayının kolu olan Hezil çayı Irak ve Suriye sınırını çizer. İl topraklarından ve bu sulardan daha fazla yararlanmak amacıyla baraj yapılmasına karar alınmıştır.Baraj projesi GAP a dahildir

CUDİ DAĞI


Pek çok gezgin, tarihçi ve yorumcunun yapıtlarında Nuh'un Gemisi'nin Cudi Dağı üzerinde durduğu yazmaktadır.Nuh'un mezarının Cizre'de bulunması Şırnak'a bir zamanlar Şehr-i Nuh denmesi, Cizre Surlarının gemi biçiminde olması da buna kanıt olarak gösterilmektedir. Ayrıca yüce kitabımız Kur'an-ı Kerimin Hud suresinin 44.ayeti açıkça Tufan-Nuh Gemisinin Cudi Dağı'nda durduğunu yazmaktadır.

İKLİM


Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde toprakları bulunan ilde hayat şartlarını güçleştiren en önemli faktör iklimdir.Çok genel çizgileriyle ele alınırsa,Doğu Anadolu ikliminin birbirine karşıt iki hava kütlesi etkisinin belirdiği görülür.Bunlardan birisi,bölgeyi özellikle kış aylarında etkisi altında bulunduran,buna karşılık yaz aylarında kuzeye çekilen soğuk kuru hava kütlesidir.Sibirya-İskandinavya üzerinde bu karasal hava kütlesi Kasım-Mayıs döneminde etki alanını genişletir.Kuzeydoğu,güneybatı yönlü bir eksen boyunca Türkiye nin Doğu bölgelerini kış şartlarına hazırlar,Şırnak ilinin iklimini belirlerken ilin bulunduğu bölgelere göre değerlendirmek gerekir.

1-Doğu Anadolu bölgesinde kalan kısımda kışlar serttir.Kuzeyden gelen soğuk havalar kışın bu yörenin sert ve karlı geçmesini sağlar.Kar yağışı Güneydoğu Anadolu Bölgesinin sınırına kadar devam eder.Karla örtülü gün sayısı,dolu ve sisli gün sayısı güney bölümüne göre fazladır.

2-Güneydoğu Anadolu Bölgesi içinde kalan kısmında kışlar daha ılık,fakat yazın buralar aşırı sıcak geçmektedir.Örneğin Cizre de en soğuk ay ortalaması 6 C ,en sıcak ay ortalaması 33.7.C dir.Bu kentte bu güne değin ölçülen en düşük sıcaklık –9 C (18 OCAK 1973).Kışın en yüksek sıcaklık 48 C dir.(17TEMMUZ 1978).Kışın kuzeyden gelen soğuk havalar güneyden gelen ılık hava ile karşılaşır.Karşılaşan hava yoğunluğu az olanın yukarı çıkması sonucu yağış ve sisin oluşmasına sebep olur.Sis olayının en güzel örneği kasrik boğazı civarında görülür.Kış aşlarında yaklaşık 25 gün sislidir.Yağışlar kışın kar,ilkbahar da yağmur,sonbahar ve yaz aylarında ise çok az yağış düşer.Güneydoğu Anadolu Bölgesinde kalan kısmında,Mardin eğişinden burulara kadar sokulan Akdeniz iklimini görmek mümkündür.Pamuk,Zakkum ve Zeytin bunun en büyük kanıtıdır.Yaz aylarında dağ ile vadilerde,dağ ve vadi meltemleri görülür.Şırnak Merkez ilçenin bulunduğu yere Cudi dağından esen meltemler gecenin serin geçmesini sağlar.Kuzey yarımkürede,evlerin güney yamaca bakması,ilimizde de aynı olması sıcaklıktan fazla yararlanmasını sağlar.Yağış kışın kar,ilkbaharda yağmurdur.İlkbahar sonlarında havanın aniden ısınıp yükselmesi,özellikle Mayıs aylarında dolu tipi yağışların görülmesine sebep olur.Ortalama sıcaklık 19 C ,ortalama açık günlerin sayısı 169 C ,ortalama yağış miktarı 712 mm olduğu görülür.Güneyde karla kaplı olduğu gün 0.8 gün iken,kuzeyde bu artar.Kar kalınlığının ortalama,yükseklerde 1.5 metreye kadar çıktığı görülür.

DOĞAL BİTKİ ÖRTÜSÜ


İklimin karasal olması doğal bitki örtüsü üzerinde etkili olmuştur

Mevsim içindeki yağışların az olması,doğal bitki örtüsünün step (Bozkır) olmasına neden olmuştur.Stepler ilkbahar yağışlarıyla ortaya çıkar,yaz sıcaklıkları ile kaybolur.Bozkırlar küçükbaş hayvancılık için önemlidir.Yükseklerde,özellikle Beytüşşebap ve Uludere civarında bulunan dağların yüksek yerlerinde alpin çayırları bulunur.Faraşin yaylası bu açıdan önemlidir.Bozkır alanlarının olmadığı yerlerde,özellikle dağların yüksek yamaçlarında yer yer bozuk karakterli meşelikleri görmek mümkündür.Daha önceleri meşe ormanlarıyla kaplı olan dağlar;kışın sert geçmesi,köylüler tarafından ormanların yakacak odun temini olarak kullanılması,meşelerin bozulmasına sebep olmuştur.Meşe ağaçlarının dışında yükseklerde ardıç ağaç toplulukları görülür,ardıçlar dayanıklı ve düz yapılı olduğundan evlerin tavanlarında kullanılmıştır.İli saran dağların yamaçlarında bıttım denilen yabani fıstıkları görmek mümkündür. Bıttımların (Yabani Fıstık) aşılanıp geliştirilmesiyle elde edilen fıstığın özel bir yeri olması bıttımların korunup çoğaltılmasına neden olmaktadır.Akdeniz ikliminin görüldüğü sınırlı alanda akarsu kenarlarında zakkumlar görülür.

Ekonomi


Şırnak ekonomisi tarım ve ticarete dayalıdır. İlin kırsal kesimlerinde başlıca gelir kaynağı hayvancılıktır. Yaylacılık metoduyla çok sayıda küçükbaş hayvan beslenir. Tereyağı, peynir, yün, kıl, tiftik ilde üretilen başlıca hayvansal ürünlerdir. Başlıca tarım ürünleri buğday, mercimek, arpa, üzüm ve pamuktur. Şırnak flora ve fauna bakımından zengin bir ildir. Endemik bitki, ters lale veya dağ lalesi Türkiye'de sadece Uludere- Hakkari arasındaki dağlarda yetişen ve koruma atında olan bir bitkidir.

Şırnak ilinde madencilik sektörü de gelişme göstermekte ve ilde kömür çıkarılmaktadır. Ayrıca Şırnak ili ilçesi olan Silopi' de yer alan Habur sınır kapısı Türkiye'nin Irak'a ve Ortadoğu'ya açılan tek sınır kapısı olması nedeniyle ilin bir diğer gelir kaynağıdır.

Turizm


Şırnak ili sahip olduğu zengin tarihi, kültürel kaynakları ve doğal değerleri ile turistik açıdan önemli cazibe noktasına sahiptir. Turizm sektöründe zamanla daha da gelişme sağlanacak olan ilde, turizm ve rekreasyon tesisleri nitelik ve nicelik olarak hedeflenen niteliklere sahip olduğunda turizm açısından istenilen düzeye ulaşılacaktır. İl genelinde yer alan tarihi eserler, doğal güzellikler ve turistik olarak görmeye değer diğer yerlerin gerektiği gibi değerlendirilebilmesi için, daha fazla altyapı, çevre düzenlemesi ve turizm yatırımlarına ihtiyaç bulunmaktadır.

İlin turizm odaklarının başında Nuh Tufanı sonucu, Hz. Nuh Gemisinin konduğuna inanılan Cudi Dağı gelir. Cudi Dağında Hz.Nuh (A.S.) ın gemisine ait “mıh” denilen büyük çiviler ve tahta kalıntıları mevcuttur. Bu inanış Kuran'ı Kerim'de de doğrulanmaktadır. Kasrik Beldesindeki Gutiler’den kalma köprü, taştan yontulmuş sulama kanalı, ata binmiş adam resmi, Besta Meryem Kaplıcaları, Cizre İlçesindeki Hz. Nuh Türbesi, Mem-u Zin Türbesi, Kırmızı Medrese ve Birca Belek Kalesi; Güçlükonak İlçesindeki Gutiler’den kalma Finik Kalesi ve meşhur Hesta Kaplıcaları ile Firheşin Yaylası ile İdil İlçesindeki Merkez Camii’nin yanı sıra Süryanilerden kalma çok sayıda kilise bulunmaktadır. İl merkezi ve bağlı İlçelerinde dört adet turizm belgeli tesis mevcuttur. Toplamda 543 odaya sahip bu tesislerde 1110 yatak kapasitesi bulunmaktadır. Ayrıca mahalli idareler tarafından belgelendirilmiş altı tesiste de 481 yatak kapasitesine sahip 182 oda yer almaktadır.

Şırnak ilinin sosyo-ekonomik yapısının değerlendirilmesi sonucunda, ilde ileriye dönük gelişme perspektifleri içerisinde turizm sektörünün önemli bir potansiyele sahip olduğu ve potansiyelin iyi bir şekilde değerlendirilmesi sonucunda il turizm gelirlerinin önemli boyutlara ulaşabileceği söylenebilir.

Müzeler ve Ören Yerleri


Şırnak il genelinde Babil, Asur, Med, Guti, Selçuklu, Osmanlı, Rum, Arap, Emevi, Abbasi dönemlerine ait arkeolojik ve etnografik eserlerin bulunduğu ören yerleri ve tarihi yerler bulunmaktadır.

Şırnak Finik Ören yeri
Şırnak Babil Ören yeri
Finik Ören Yeri : Güçlükonak ilçesine bağlı bugünkü Damlarca köyü sınırları içerisinde bulunan kale, iç kale ve dış kaleden oluşmaktadır. Damlarca ve Eskiyapı köyleri arasında Finik Ören Yeri İ.Ö.4000 yıllarına aittir. Dağlık bir bölgede yer alan ören yerinde saray,zindan,sarnıç yerleri ve beyaz kalker taştan oyulmuş çok sayıda mağara ev bulunmaktadır. Finik Kalesinin Kuzeyinde, Borzana Sitiya' adı verilen yerde kayaya işlenmiş bir kadın kabartmasıyla köyün kuzeydoğusunda yan yana duran bir kadın ve bir erkek kabartması yer almaktadır.

Şah Ören Yeri : Cizre'nin Kuzeydoğusunda,Çağlayan köyündeki Şah Ören Yeri, Cudi Dağının en sivri noktasının eteğindedir.Yerleşmenin kuzeyi, doğusu ve batısı tamamıyla dağlıktır. Bu dağlık kesimlerde Düşe, Çeko, Hırabe, Kayzer, Hırd Kale harabeleri yer almaktadır.

Babil Ören Yeri : Cizre'nin 20.km güneybatısında Suriye sınırı üzerindeki Kebeli Köyü’nde yer alan Babil Ören Yerinin çevresi dikdörtgen biçiminde surlarla çevrilidir.Dış kaleyi oluşturan bu surlarda yaklaşık 30 adet burç vardır.İç kale ise daire biçimindedir.Surlar yontulmamış bazalt kayalardan,yapılar ise beyaz kalker taştan yapılmıştır.

Kasrik Ören Yeri : Şırnak-Cizre karayolunun 30. km.si üzerinde yer alan Kasrik Ören Yeri, Guti’ler döneminde 'Sazirka' olarak anılmaktaydı. Bir boğaz içinde yer alan yerleşmede, tarihi su bentleri,heykeller ve kent kalıntıları bulunmaktadır. Cizre ve Finik Beylerinin bu yöreyi yazlık olarak kullandıkları bilinmektedir.

Bazebde Ören Yeri : Cizre'nin 2 Km doğusunda Dicle Nehri kıyısında yer alan Bezebde Ören Yeri.zamanla Dicle Nehri yatak değiştirdiği için Suriye topraklarında kalmıştır.İlk çağlara ait kent kalıntıları ve ünlü bir köprüsü vardır.

Cizre Kalesi : M.Ö.4000 yıllarında Guti’lertarafından yaptırılmıştır.360 oda ve 3 katlı olarak yaptırılmıştır. Cizre şehir merkezinde Dicle Nehri kenarında kurulmuş olan kale, dış kale ve iç kaleden oluşmaktadır. Kalıntılardan Roma ve Bizans döneminden itibaren yapım süreci takip edilebilen kale günümüze Selçuklu ve Cizre Beyleri döneminde aldığı şekliyle gelebilmiştir.

Büyük fizikçi ve 60 makine mucidi İsmail Ebul-iz El Cezeri Müzesi’nin yapımını da içeren Cizre Kalesi restorasyon, çevre düzenlemesi ve teşhir tanzim projesi çalışmaları devam etmektedir.

Camiiler


1-Cizre Ulucamii : 639 yılında kiliseden camiye çevrilmiştir.Abbasi döneminde onarıma alınmıştır.1160 yılında Cizre Emiri Baz Şah ın oğlu Emir Ali Sencer tarafından büyük onarıma alınmış olup,minaresi 1156 yılında dört köşe şeklinde yapılmıştır. Cizre Ulucami,ortası delik büyük değirmen taşlarına benzer taşların üst üste konulup sütun yapılması ile üzerlerine kubbeler konulmak suretiyle yapılmıştır.Bu kubbeler demir köşebentlerle birbirlerine sütunlar bağlanarak sağlamlaştırılmıştır.Her kapının üzerinde kur an-ı Kerim ayet ve sureleri bulunur. Büyük demir kapısı şu anda Topkapı Sarayı Müzesi nde 1983 ten beri muhafaza altına alınmıştır.Üzerinde gümüş motifler,bakır şekiller,kufi yazılar bulunmaktadır. Cizre Ulucami kapı tokmakları dünyaca meşhur bir oymacılık sanatının en mühim şaheseridir.Fizikçi ve sanat adamı İsmail Ebul-iz El Cezeri bu tokmakları yapmıştır. Ulucami mescit kısmı Vakıflar Genel Müdürlüğünce restorasyona alınmıştır.Ancak Ulucami Külliyesi nin batı,doğu ve kuzey kısımları onarıma alınması gerekmektedir.

Şırnak Ulu Camii
Nuh Peygamber Türbesi
2-Nuh Peygamber Camii: Tufan olayından bu yana insanlığın ikinci babası olan Nuh Peygamber (A.S) kendi adıyla anılan camide yatmaktadır.Dağkapı mahallesinin tepe noktasında,Dicle Nehrinin coşup ulaşamayacağı bir noktada yapılmıştır.Nuh Peygamberin mezarı alt bodrum katındadır.Eski kullanılan mihrab hala durmaktadır.Caminin ikinci kat kısımları zamanla yıkıldığından halkça onarımlar yapılmış,düz beton atılmış,aslından saptırılmıştır. Şırnak İli Ve İlçelerini Geliştirmi Vakfı (ŞIRGEV) nın maddi desteği ile Nuh Nebig Cami Yaptırma ve Yaşatma Derneğince türbe ve cami restore edilmiştir.

3-Mecdiyye Camii (Ş.Seyda Camii): Cizre Beylerinden Emir Mecduddin tarafından yaptırılmıştır.Ş.Seyda,İlçemiz Cizre ye göç ettiğinde bunu halkın yardım ve desteği ile onarıma alınmıştır. Son 43 yılda eklenen güzel şadırvan ile başka okuma bölümleri de bulunmaktadır.Cizre Kale Mahallesinde sur üzerinde bulunur.

4-Süleymaniye Camii: Emir Muhammet İbn Emir Şah Alibeg,İbn Emir Bedreddin tarafından yaptırılmıştır.Bu zat 1573-1583 yılları arasında beylik yapmıştır.1307 Rumi (1891 Miladi) yılında Ş.Abdulhakim Derşevi tamir ettirerek cami haline getirmiştir.Daha sonra torunu Muhammed Nuri tekrar onu büyük onarıma almıştır.1972 yılı yazında Ş.Ahmet Munis onarıma almıştır.Cami kısmı siyah bazalt taştan yaptırılmıştır.

5-Sefine Camii: Şırnak İli merkezinde Cumhuriyet Mahallesindedir.Tarihi çok eski olmakla birlikte elimizde yazılı bir kaynak yoktur.Minarelidir.

6-Mushafireş Camii : Cizre Dağkapı Mahallesinde Yeni çarşıda bir camidir.İçinde,19l6 yılına kadar Hz.Osman tarafından Cizreye gönderilen bir Kur an-ı Kerim sağlam bir şekilde mevcut bulunmaktaydı.Daha sonra çıkan bir yangın sonucunda kısmen yanmıştır.Cami komşularından bir şahıs tarafından kalan kısmı kurtarılmıştır.

7-Mir Abdal Camii : 1437 yılında Cizre Beyi Emir Abdullah (Abdal) İbn Abdullah İbn Seyfeddin Boti tarafından yaptırılmıştır.Güneyde sağda esas mescit bulunur.Üstü kubbelidir.Cizre surları üzerindedir.Bazalt siyah taştan yapılmıştır.Son onarımlarda moloz taş kullanılmıştır.Mescid kapısı işlemeli mermerden yapılmıştır.Diğer kısımları medrese olarak kullanılmıştır.Mem-u Zin türbeleri bu mescide yapışık bölümün alt kısmındadır.Sonradan caminin kuzey kısmında mescid betondan inşa edilmiştir.

Şırnak Mir Abdal Camii
Şırnak Abdaliye Medresesi
8-Ş.Said Merhum Camii : Cizre Dağkapı Mahallesinde Bayırağa sokakta bulunur.Çok büyük bir mescidi ve içinde Ş.Said Merhum un türbesi bulunmaktadır.Camii,Bayramağa adında bir Cizreli tarafından yaptırılmıştır.

9-Meydan Camii : Cizre Kale Mahallesinde dörtyol mevkiinde Cizre Beyleri tarafından yaptırılmıştır.Cadde açılması ile caddenin tamamı camiden alınmıştır.Büyük bir cami kısmı olup,minaresi bulunur.Kuzey kısmı Cizre beylerine ait mezarlarla kaplıdır.

10-Şırnak Ulucamii : 1960 yılında yaptırılmıştır.İsmet paşa Mahallesinde bulunur.Güzel bir minaresi vardır.

11-Nuh Camii : Şırnak İl merkezinde 1970 yılında yaptırılmıştır.Cudi de geminin durması,Nuh Peygamber (A.S) un Cizrede yatmasına binaen bu ad verilmiştir.

12-Cudi Camii : Merkez İsmet paşa mahallesindedir.Kimin tarafından yapıldığı bilinmemekte.

Cizre Kırmızı Medrese : Cizre Beyliği döneminde II.Han Şeref Bey tarafından XIV.Yüzyılda yaptırılmıştır.Medresenin içi avlulu olup,doğusunda batısında ve kuzeyinde dersaneler,yemekhane ve öğretmen lojmanları bulunur.Mihrabı beyaz taştan olup,2.82x3.78 ölçülerindedir.Medrese Cizre'ye özgü kırmızı tuğlalardan örüldüğü için Kırmızı Medrese denilir.

Yasef Köprüsü(Cizre Köprüsü)


Yafes Köprüsü XII. yüzyılda, Selçuklu döneminde Musul Atabekleri tarafından yaptırılmıştır. 1164 yılında Zengi Devletinin veziri Cemaleddin İsfehani tarafından ikinci kez onarılmıştır. Köprü Cizre Surlarının 2.Km. mesafede olmakla beraber o zamanki Cizre'nin bir mahallesi içindedir.12 adet burç üzerinde 8 gezegen kabartması bulunur.Köprünün üzerinde Ashabikehf (Uyuyan yatırlar) adları yazılıdır.İnsan ve hayvan figürleri ile süslüdür.

Mehmet Ağa Kasrı


Cizre Dağkapı Mahallesinde Bayırağa sokakta bulunur.Bir kısmı siyah bazalt taştan,bir bölümü de beyaz kalker taştan yapılmıştır.Hamidiye Binbaşısı Fettah Ağa tarafından yaptırılmıştır.

ŞIRNAK İLİ VE ÇEVRESİ YEMEK ÇEŞİTLERİ


1-KUTLIK : Ufak bulgur ve ufak yarma (Çigköftelik) birbirine karıştırılır,hamur haline getirilir.Kızartılmış soğanlı kıyma içine doldurulur.Kaynar suya atılıp pişirilir.Sudan çıkarılıp yumurtaya bulandırılır.Yağda kızartılıp servis yapılır.

2-SERBIDEV: Yarma iyice pişirilir,büyük bir tabağa konulur.İçi açıldıktan sonra .bu çukura kurut(Keşk-çortan) suyu ve yağ dökülür.Yarma üzerine kavurma parçaları dizilir ve servis yapılır.

3-PERDEPİLAV: Dibi yuvarlak tencereye yumurta ve yağla yoğrulmuş yufka haline getirilmiş hamur yerleştiririz.Az pişirilen pilava tavuk eti,baharat ve badem karıştırılır ve bu hazırlanan yufka haline getirilmiş hamurun içine konulur.Ağzı tekrar yağlı ve yumurtalı ince hamurla kapatılır.Üstü ve altı ateşte veya fırında pişirilir.Sonra servis yapılır.

4-KİPE : Koyunun bağırsakları iyice yıkanır,bezleri koparılır.Ters çevrilir yıkanır ve temizlenir.Pirinç ve kıyma pişirilmeden içine doldurulur.Sıcak suya atılıp kaynatılır.Piştikten sonra servis yapılır.

5-HEKEHEŞANDİ: Pilav yağsız olarak yapılır.İçine kıyma katılır ve yoğurulur.Yumurta dibi şekil verilerek yağda yumurtaya bulanmış şekilde kızartılır.Servis yapılır,

Perde Pilavı
Kutlik Yemeği
Kipe Yemeği
Mahmılatık Yemeği
6-ŞIMŞIPE : Günümüzde dolma diye anılan yemeğin yöremizdeki adıdır.Soğan,patlıcan,

domates,kabaklar açılır ve oyulur.Pancar veya asma yaprakları hazırlanır.Pirinç ile kıyma yıkanıp karıştırılır, baharatlanır.Adı geçen sebzelere doldurulur.Tencereye dizilip,pişirilir.Servis yapılır.

7-MEYRE(Mehir): Ayran ve dövme ateşe bırakılır.Yumurta çırpılır içine bırakılır.

Devamlı bir şekilde karıştırılır.Kaynayıncaya kadar devam edilir.Parçalanmış kabaklar ve

Pancar yaprakları içine katılır.Bir parça pişince ateşten indirilir.Soğuk servis yapılır.

8-BIRINZER : Şeker ile su karıştırılıp şerbet yapılır.Ateşe konulup kaynatılır.İçine pirinç atılıp pişirilir.Biraz tarçın ve sarı boya katılır.Ateşten indirilip soğuk olarak servis yapılır.

9-MAHMILATIK: İnce bulgur küpe bırakılır.Şalgam kaynadıktan sonra,soğutulur ve süzülerek küpe bırakılır.Biraz su ve biraz hamur üzerine katılır.(Mayalı hamur olmalıdır)Ağzını kapatıp örttükten sonra çamurla kapatılır.Kırk gün bekletildikten sonra açılır ve turşu gibi kullanılır.

10-FIREYDİN: Saç ekmeği ince açılır.Dövülmüş ceviz ile toz şeker karıştırılıp ekmek olacak hamurun üzerine serilir.Güzelce kıvrıldıktan sonra,simit gibi yuvarlak yapılıp,dolanır.Fıreydin kızgın yağda kızartılır ve şıra dökülür.Soğuyunca servis yapılır.

11-SURYAZ : Suryaz otu kıyılır ve yıkanır.Suda kaynatılır.Sonra süzülüp sıkılır.Kızgın yağda ufaltılmış soğan kızdırılır.Üzerine suryaz otu eklenerek karıştırılır.İçine kavurma atılır.Karıştırılıp servis yapılır.
 
Tüm sayfalar yüklendi.
Üst