Şehirler Siirt

Evliya Çelebi

Yeni Üye

Siirt
Plaka No 56
Bölge Güneydoğu Anadolu Bölgesi
Yüzölçümü 5.406 km²
Nüfus 330.280
Nüfus Yoğunluğu 61 kişi/km²
Telefon kodu +484
Rakım 887 m
İlçe 7
Belediye 12
Mahalle 63
Köy 275
Siirt, Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan bir ildir. Bitlis, Batman, Şırnak, Mardin ve Van'la komşu olan Siirt ilinin nüfusu 330.280'dir. Bu nüfusun %71,91'sı şehirlerde yaşamaktadır (2019 sonu). İlin yüzölçümü 5.718 km²'dir. İlde km²'ye 58 kişi düşmektedir. (Bu sayı merkez ilçede 266’dır.)

4 Şubat 2020 TÜİK verilerine göre merkez ilçeyle beraber 7 İlçe, 12 belediye, bu belediyelerde 63 mahalle ve ayrıca 275 köy vardır.

Siirt Tarihi


Coğrafî konum olarak Anadolu ve Mezopotamya'nın kesiştiği bölgenin yüksek kısımlarında kurulan Siirt'te 1963 yılında Halet Çamlıbel ve R.J. Braidwood başkanlığında kurulan Güneydoğu Anadolu Tarih Öncesi Araştırmaları Karma Projesi kapsamında Siirt ilinde yapılan yüzey araştırmalarında Cilalı Taş, Bakır, Tunç ve Hellenistik, Roma, Bizans ve İslâm dönemlerinden Yakın Çağ'a uzanan dönemlere ait buluntular ortaya çıkarılmıştır. 3500 yıl öncesine dayandığı iddia edilen Akabe Yolu da bu kenttedir.

İslâm egemenliği


639'da Elcezire'nin fethi için görevlendirilen İlyas Bin Ganem Diyarbakır yöresini İslam mücahidlerine açtığı zaman Siirt aynı akıbete uğramıştır. Diyarbakır'ın zaptında önemli hizmetleri bulunan Halit Bin Velid Hasankeyf Savaşı'nda muzaffer olduktan sonra Siirt'e yürümüş şehrin o zamanki hakimi Hersolu itaatini arz ederek şehri teslim etmiştir. Bundan sonra Siirt Hakimliği'ne sahabeden olan Hişşam oğlu Hakem tayin olunmuştur.

Anadolu Selçukluları dönemi


Malazgirt Savaşı'ndan sonra Türkler Anadolu'ya yerleşmeye başlamış ve Büyük Selçuklu Devleti'nin isteği dışında küçük Türk devletçikleri kurulmuştur. Siirt yöresi Hasankeyf Artukluların yönetimindeydi. Artuklulara bağlı göçebe Türkmenler yöreye yerleşmiş, Artuklu beyleri ve askerleri kentlerde Türkleşmenin çekirdeğini oluşturmuşlardır. Beylerinin Alp, İnanç, Yağbu gibi Türk adlarını kullanmaları; Artuklularda Türkmen geleneğinin güçlülüğünü göstermektedir. Bağlı oymaklara "Ok gönderme" biçimindeki Orta Asya geleneği de Artuklarda sürmekteydi.

Şehrin ana eseri 1129'da, Bağdat'ta hükmeden Büyük Selçuklu Sultanı II. Mahmut tarafından inşa edilen Ulu Camii'dir. 1965 yılında restore edilmiştir.

Osmanlı Devleti dönemi


Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran Seferi ile Osmanlı topraklarına katılmıştır. Cumhuriyet dönemine kadar Bitlis sancağına bağlı olarak kalmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti dönemi


Cumhuriyet döneminde il olan Siirt, 1924'te Beytüşşebap'ın; 1926'da Beşiri ve Sason'un katılmasıyla genişledi. Ancak Beytüşşebap, 1936'da yeniden il yapılan Hakkâri'ye bağlandı. 1938'de Garzan (şimdiki ismi Yanarsu) ilçesinin merkezi Mısrıç'a (bugün Kurtalan) taşındı ve aynı ilçeye bağlı Baykan bucağı ilçe oldu. Aynı yıl Sason'a bağlı bucak olan Hazo, Kozluk adıyla ilçe yapıldı. 1943'te Garzan ilçesinin ve merkezinin adı Kurtalan olarak değiştirildi. 1957'de Beşiri'nin bucağı olan İluh, Batman adıyla ilçe yapıldı. 1962'de Pervari ilçesinin Müküs bucağı, Van'ın Gevaş ilçesine bağlandı. 1990 yılında Siirt'in Batman, Beşiri, Kozluk ve Sason ilçeleri yeni kurulan Batman iline bağlandı. Aynı yıl Siirt'in Şırnak ilçesiyle, Eruh'tan ayrılarak ilçe yapılan Güçlükonak beldesi yeni kurulan Şırnak iline bağlandı ve Merkez ilçeye bağlı Tillo bucağı Aydınlar adıyla ilçe yapıldı.

Siirt İlçeleri


Siirt'in merkez ilçeyle beraber 7 İlçesi vardır.
  • Baykan
  • Eruh
  • Kurtalan
  • Pervari
  • Siirt
  • Şirvan
  • Tillo

Coğrafya


Engebeli bir araziye sahip olan Siirt, HerakolDağı'na, BekoviDağı'na ve ÇerrandDağı'na ev sahipliği yapmaktadır. Bu dağlar bir yay şeklinde ilerler ve Hakkâri Dağlarıyla birleşir.



Siirt'te Gezilecek Yerler


Ulu Camii


Çinili Minare olarak anılan Ulu Camii, önemli Selçuklu mimarisi örneklerindendir. Cami'nin kim tarafından ve ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Ulu Cami'nin sonraki yıllarda yapılan onarımı, araştırmalarda bulunan bilgilere göre 1129 yılında eski Selçuklu sultanlarından Mugizüddin Mahmut tarafından yaptırılmıştır. Mugizüddin Mahmut Camii ile özdeşmiş olan çinili minareyi de yaptırmıştır. Onarımın eski bir Selçuklu Sultanı tarafından yaptırılması ve mimarî olarak o dönemi yansıtması, Cami'nin Büyük Selçuklular devrinde yapılmış olabileceği ihtimalini artırmaktadır. 1260 yılında Cizre hâkimi Selçuk Atabeylerinden El Mücahit İshak tekrardan camiyi onarımdan geçirmiş ve birçok ilave yaptırmıştır. Eskiden Cami içinde bulunan gösterişli minber 1933 yılında Ankara'da bulunan Etnografya Müzesi'ne gönderilmiştir ve günümüzde orada sergilenmektedir.

Saat Kulesi


Hükümet Caddesi'nin üzerinde, Vilayet Konağı'nın karşısında bulunan Saat Kulesi'nin yapımına 1974 yılında başlanmış ve 1975 yılında bitmiştir. Siirt Ulu Camii'nin de doğusunda yer alan Saat Kulesi'nin yapımında iki renkli kesme taş kullanılmıştır. Yapı, dört yüzlüdür. 6 katlı bir yapı olan bu kulenin ilk beş katında, her yüzünde birer pencere bulunmaktadır. 6. katta ise saatler bulunmaktadır. Günümüzdeki Saat Kulesi 1975 yılında tamamlanmış olsa da, asıl kule 1905 yılında Alaaddin Paşa tarafından yaptırılmış. Nedeni ve zamanı bilinmeyen bir olaydan dolayı bu kule yıkılmış ardından 1975 yılında yerine yeni bir Saat Kulesi yaptırılmıştır. Eski kulenin üzerinde bulunan sivri uçlu külah gelmiş ve şimdi ki Saat Kulesi'nin üzerine konmuştur.

Cumhuriyet Camii


Eskiden “yeşilin yeşili” anlamına gelen Hıdrü'l Ahdar Camii olarak isimlendirilen camii12. yüzyılda yapılmıştır. Siirt'teki en eski camilerden biri olan Cumhuriyet Camii'nin yapımında kesme taş kullanılmıştır. Tek kubbeye sahip olan yapıya daha sonra iki kubbeli bir bölüm daha eklenmiş olup yapının şekli dikdörtgene döndürülmüştür. Cami'nin yanında bulunan Suk'ul Ayn Çeşmesi Selçuklu Döneminde yaptırılmıştır. Cumhuriyetin ilanı döneminde, 1929 yılında Mustafa Kemal Atatürk şehre yaptığı bir ziyaret sırasında caminin harap durumunu görür ve restore edilmesini ister. Restorasyon yapılan ve minaresi tekrardan inşa edilen cami, Cumhuriyet Camii olarak isimlendirilmiştir. Yıllar içindeki onarımlar sırasında Cami içindeki mihrap ve minber günümüze gelememiştir. Hiçbir kanıt bulunulamamasına rağmen caminin içerisinde Hazreti İsa'nın havarilerinden Yahova'nın mezarının olduğu söylenmektedir.

Botan Mağaraları


Botan Çayı ve barajının karşı yakasında yüksekçe bir yerde bulunan Botan Mağaraları, Siirt'teki en bilinen mağaralardır. Dicle Nehri'nin en önemli kollarından biri olan Botan Çayı'nın bulunduğu Botan Vadisi'nde birçok mağara, kilise kalıntısı, arkeolojik höyük günümüze kadar gelmiştir. Kalker oluşumlu jeolojik yapısıyla Siirt'te en çok bilinen Botan Mağaraları, geçmişte ev olarak kullanıldığı düşünülmektedir. Suyun aşındırması sonucu eriyen kalkerle vadi boyunca çeşitli biçimlerde mağaralar oluşmuş ve o zamanın halkı bu mağaraları ev olarak kullanmıştır. Eskiden güvenlik önlemleri nedeniyle turizme açık olmayan bu bölge arkeolojik çalışmaların tekrar başlamasıyla beraber turizme kazandırılacağı günü beklemektedir.

Veysel Karani Türbesi


Veysel Karani Türbesi, Ziyaret beldesinde bulunmaktadır. Asıl ismi Üveys bin Âmir Karni olan Veysel Karani, tahmini 594 yılında Yemen'de doğmuştur.

Fırat Nehri yakınlarında çıkan Sıffin Savaşı'nda Hz. Ali'nin tarafını tutan ve ağır yaralanan Üveys bin Âmir Karni, daha sonra hayatını kaybederek Süriye'nin Rakka iline gömülmüştür. 1901 yılında yapılan türbenin yapımında bölgene çok ünlü olan cas harcından yapılan türbe, bir kubbe ile örtülüdür. Türbe 1967 yılında yıkılmış ve tekrardan yaptırılmıştır. 2001 yılında valilik tarafından tekrar tamir ettirilen türbe daha modern bir hal almıştır. Tekrar yapılmasından ve modernleştirilmesinden dolayı dönemin mimari özelliklerin taşımamaktadır. Her yıl 16 - 17 Mayıs tarihlerinde Veysel Karani'yi anma etkinlikleri yapılmaya devam etmektedir.

23 Haziran 2014 tarihinde Suriye'deki Veysel Karani Türbesi IŞİD tarafından bombalanarak yıkılmıştır.

Sağlarca Kaplıcası - Billoris Kaplıcası


Sağlarca Kaplıcası olarak bilinen kaplıca, Billoris Kaplıcası olarak da anılmaktadır. Botan Vadisi'ndeki çayın kenarında bir mağaradan çıkan kaplıca suları, mağaralar genişletilince ve suya ulaşınca kullanılmaya başlanmıştır. 36 derece sıcaklıktaki kaplıca suyu, sodyum, kalsiyum, klorür ve sülfat içermektedir. Kaplıca suyu tek kaynaktan çıkmakta ve tüm havuz bu kaynaktan beslenmektedir. Kaplıca suyu Botan Çayı'na karışmaktadır. Kaplıca suyunun şifalı olduğu düşünülmektedir. Cilt hastalıklarına, eklem ağrılarına, sinir ve kas problemlerine iyi geldiğini söylenmektedir. Romatizmaya da iyi geldiği söylenen şifalı su, ameliyat sonrası ağrılar için de hastalara öneriliyor.

Kormas Kalesi


Siirt şehir merkezine 40 kilometre uzaklıkta bulunan Şirvan ilçesindeki Kormas Kalesi, Bizanslılar tarafından yaklaşık bin yıl önce yapıldığı tahmin edilen bir Orta Çağ kalesidir. Yüksek bir tepede bulunan kale, tarih boyunca Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar tarafından kullanılmıştır. Siirt'in sahip olduğu dağların arasında bulunan İnce Kaya köyünde bulunan Kormas Kalesi bulunduğu köyden dolayı İnce Kaya Kalesi olarak da anılmaktadır. Kiliseye, hamama, 360 odaya, kilerlere ve su sarnıcına sahip olan Kormos Kalesi geçen yıllardan dolayı harap olmuştur. Bizanslılar tarafından yaptırılan kalede bir hazine olduğu düşünülmekteydi. Bundan dolayı kale hazine avcılarından da nasibini almış ve bundan dolayı da çok yıpranmıştır. Yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan eski Bizans kalesinin korunmaya alınması için çalışmalar ve başvurulan yapılmaya başlamıştır.

İsmail Fakirullah Türbesi


2015 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne eklenen türbe, İsmail Fakirullah için öğrencisi Erzurumlu İbrahim Hakkı tarafından 18. yüzyılda yaptırılmıştır. Siirt'in Tillo ilçesinde bulunan türbe, ilk yapıldığı zaman özel bir düzeneğe sahipmiş. “Hocamın başucuna doğmayan güneşi neyleyeyim?” sözlerini söyleyen Erzurumlu İbrahim Hakkı, türbeye yaptırdığı düzenek sayesinde güneş, her yıl 21 Mart ve 23 Eylül tarihlerinde sabah güneşi sandukaların üzerine beş dakika vurmaktaydı. 1960 yılında yapılan restorasyon çalışmalarının ardından türbe bu özelliğini yitirmiştir. 2011 yılında tekrardan yapılan restorasyon çalışmalarıyla beraber ışık düzeneği tekrardan çalışmaya başlamıştır. Harçsız taşlardan duvarları olan yapı sekiz köşeli ve on metre yüksekliğindedir. Türbenin bir maketi, İstanbul'da bulunan Miniatürk'te sergilenmektedir. Ayrıca burası astronomik ve mimari açıdan gerçek bir bilim harikası olarak kabul edilmektedir.

Erzen Ören Yeri


Batman ve Siirt sınırında bulunan Bozhöyük köyü ve Gökdoğan köyü arasında bulunan Erzen Ören Yeri, geçmişte bölgenin en büyük ve Siirt'teki ilk yerleşim yerlerinden biriydi. Yapılan araştırmalar sonucu buranın zamanında Diyarbakır ve Hasankeyf'ten daha büyük olduğunu söylemektedir. Dilmaçoğulları Beyliği'nin merkezi olan Erzen, Türklere Anadolu'yu açan MalazgirtSavaşı'nın ardından Selçukluların Anadolu'ya girip yerleştiği ilk yer olarak bilinmektedir. Yıllar içinde Erzen kenti üzerine başka kentlerde kurulmuş günümüzde de yöredeki halk bu bölgede yaşamına devam etmektedir. Ören yerinin birçok alanı köylülerin mülkü olarak geçmektedir. Bundan dolayı tarihi kalıntıların birçoğu toprak altında bulunmaktadır. Günümüzde arkeolojik kazılar devam etse de ören yerinin büyük bir kısmı turistler için açık durumdadır.

Derzin Kalesi


Siirt'te, Balkan ilçesindeki Adakale olarak da bilinen Derzin Köyü'nün sarp kayalıkları üzerinde bulunan Derzin Kalesi, ne zaman inşa edildiği bilinmese de kalenin mimari tarzı ve yapım şeklinden dolayı Bizans Dönemi'nde yapıldığı varsayılmaktadır. Aynı zamanda Derzin beylerinden Şahkulu Bey'in ismiyle anılmaktadır. Kitabesi ve kale ile bilgilerin yazılı olduğu kaynaklar günümüze gelmemiştir. Bir tepeye inşa edilen Derzin Kalesi moloz taşlardan ve harçla yapılmıştır. Kale'nin birçok bölümü bugüne gelememiş olsa da gözetleme kuleleri günümüzde hala ayaktadır. Bulunduğu yükseklikten dolayı kalenin muhteşem bir manzarası bulunmaktadır.

Mutfak


Birçok kültüre ev sahipliği yapan Siirt'in mutfağı da bu çeşitliliği en güzel şekilde göstermektedir. Mezopotamya'dan beri önemli bir nokta olan bu topraklar birçok kentten izler taşır. Bu izler Siirt'in günümüzdeki yemek kültürünü de etkilemiştir.

Yöreye ait birçok lezzet bulunmaktadır. Bunların başında büryan, püryan veya biryan olarak bilinen lezzet geliyor. Kuzu etinin derin bir kuyuda kızgın ateşte pişirilmesiyle yapılan bu yemek genelde yazın hazırlanıyor. Görsel olarak da şölen yaratan perde pilavı Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde sofralarda yerini bulmaktadır. Bir yufkanın içinde pilavın tavukla ve birçok baharatla birleşerek hazırlanan bu yemek yörenin ağır yemeklerindendir.

 
İlginizi Çekebilecek Benzer Konular
Tüm sayfalar yüklendi.
Üst