Evde Kal Türkiye

Şehirler Samsun

Evliya Çelebi

Yeni Üye

Samsun
Plaka No 55
Bölge Karadeniz Bölgesi
Yüzölçümü 9.725 km²
Nüfus 1.348.542
Nüfus Yoğunluğu 148 kişi/km²
Telefon kodu +362
Rakım 10 m
İlçe 17
Mahalle 1.247
Samsun, Karadeniz Bölgesi'ndeki Orta Karadeniz Bölümü'nün Canik Dağları Yöresi'nde, Türkiye'nin en kuzeyinde, merkezi bir noktada yer alan, büyükşehir statüsünde bir ildir. 17 ilçesi ve 1.247 mahallesi bulunan Samsun, 1.348.542 kişilik nüfusuyla bölgenin en yüksek, Türkiye'nin ise on altıncı en yüksek nüfuslu ilidir. Doğusunda Ordu, güneyinde Tokat ve Amasya, batısında ise Çorum ve Sinop illeri ile çevrili olup kuzeyinde Karadeniz bulunur.

Karadeniz Bölgesi'nin eğitim, sağlık, sanayi, ticaret, ulaşım ve ekonomi açılarından en gelişmiş şehri olan Samsun kalkınmada birinci derecede öncelikli yörelerden biridir. "Karadeniz'in Başkenti" ve "Atatürk'ün Şehri" olarak tanıtılmaktadır.

Samsun Adı

Şehrin Hititler döneminde Eneti adını taşıdığı düşünülmekteyse de buna dair kesin bir kanıt yoktur. Yaklaşık MÖ 670 yılında Greklerin kolonize ettiği bölgeye Perikles'in onuruna Peiraieus adı verilmiş, yapılan arkeolojik kazılarda bu döneme ait bir tarafında puhu bir tarafında da Peiraieus yazısı bulunan sikkeler bulunmuştur. Daha sonraları şehir Luvice "Ana tanrıçanın şehri" anlamına gelen Amissa (ya da Amissavana) adını almış, Grekler tarafından Amisene olarak telaffuz edilen bu ad zamanla Amisou biçimlerine dönüşmüştür. Buna karşın Amisos kelimesinin aslının Luvice değil Palaca olduğu ve "Hamis" kökenine dayandığına yönelik iddialar da bulunmaktadır. Pontus Krallığı döneminde Amisos adını koruyan şehir Romalılar tarafından Missos olarak anılmış (kimi kaynaklarda Gnaeus Pompeius Magnus tarafından Pompeiopolis adı verildiği de savunulmaktadır), Bizans İmparatorluğu döneminde özellikle 10. yüzyıldan sonra Aminsos biçimine dönüşmüştür. Grekçede omega yerine omikron ile yazılan şehrin adı iki harf arasındaki benzerlik nedeniyle Latin alfabesine çeviride hatalı biçimde Amisus olarak yazılabildiğinden Batılı kaynaklarda hem Amisos hem de Amisus şeklinde kullanımlara rastlanmaktadır.

1100'lerin ilk çeyreğinde Melik Gazi tarafından Amisos'un yanına yeni bir şehir kurulmuş ve Türk akıncıları yeni kurulan kente kendi aralarında "Amisos'un yanındaki şehir" anlamına gelen İsamisos adını vermişlerdir. 1200'lerin ilk çeyreğinde Cenevizlilerin yerleştiği Amisos çeşitli kaynaklara göre Amisum, Simissi, Sinuso, Semiso vb. ad varyasyonlarıyla anılmıştır. Aynı dönemlerde şehrin ismi Türkler tarafından صاميسون şeklinde yazılmaya ve Samisun şeklinde söylenmeye başlamıştır.

Kentin adını صامسون yani Samsun şeklinde yazıp okuyan ilk kişi tespit edilebildiği kadarıyla İbn Saîd'dir. Selçuklu Sultanı II. Gıyâseddin Mesud ve İlhanlı Hükümdarı Olcaytu adına basılmış sikkelerde de yer alan Samsun sözcüğü bu sikkelerde İbn Saîd'in yazdığı gibi yazılmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu'nun neredeyse tüm dönemlerinde şehrin adı صامسون Samsun olarak yazılmıştır. Özellikle de Osmanlı tarihçileri Hoca Sâdeddin Efendi ve Cenâbî Mustafa Efendi ile bundan sonra gelenler arasında bu yazım esas alınmıştır. Erken Osmanlı döneminde ise farklı kullanımlar mevcuttu. Şehrin adı ilk Osmanlı tarihçilerinden Neşrî'nin Kitâb-ı Cihannümâ adlı eserinde hem صامسون Samsun hem de صمسون S[a]msun, Ahmedî'nin İskendernâmesinde heceleri ayrı şekilde صام سون Sam Sun, Oruç Bey'in Tevârîh-i Âl-i Osman'ında ise hem صمسون S[a]msun hem de صام سون Sam Sun şeklinde geçmektedir.

Samsun Tarihi

Yerleşim geçmişi MÖ 60.000 yılına dek uzanan Samsun'da varlığı bilinen en eski halk MÖ 12. yüzyıla kadar burada bulunan Kaşkalardır. Kaşkaların ardından Hitit dönemini yaşayan şehir, MÖ 1182 ile MÖ 546 yılları arasında birkaç kez el değiştirmiş ve devamında Pers hâkimiyetine girmiştir. Perslerin ardından Makedonya, Pontus, Roma, Bizans egemenliği gören Samsun, bunların ardından bir Ceneviz kolonisi haline gelmiştir. Bu dönemde Dânişmendliler Beyliği tarafından kuşatılan şehir alınamamış ve şehrin hemen yanına "Müslüman Samsun" adıyla yeni bir şehir kurulmuştur. I. Mehmed dönemine dek iki Samsun şehri de varlığını sürdürmüş, bu dönemde her iki şehir de Osmanlı Devleti topraklarına katılarak birleştirilmiştir. 1422-1428 yılları arasında Kubadoğulları eline geçen Samsun, 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nin ilânına dek Osmanlı hakimiyetinde kalmıştır. Türkiye'nin kurulmasına dek uzanan 19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışıyla başlayan sürecin başlangıç durağı olması nedeniyle özel bir konumu bulunan Samsun 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'na ev sahipliği yapmaktadır. Buna izafeten resmî mahiyete sahip "Güneşin Doğduğu Şehir" sloganıyla tanıtılmakta, Samsun 19 Mayıs Marşı ise Samsun'un resmî marşı mahiyeti taşımaktadır.

Coğrafya

Samsun, Karadeniz Bölgesi'nin Orta Karadeniz Bölümü'nde merkezî bir noktada yer almaktadır. Karadeniz'e doğru akarak iki büyük delta oluşturan Kızılırmak ve Yeşilırmak nedeniyle Samsun kıyıları geniş bir koy niteliğini almış olup Samsun coğrafyasının %45'ini dağlar, %37'sini platolar, %18'ini ise ovalar meydana getirmektedir.

Toplam 9.725 km²lik yüzölçümü ile Samsun olup orta büyüklükte iller arasında yer almaktadır ve 1.674 km² ile Vezirköprü en geniş yüzölçümüne sahip ilçe durumundadır. İlin en doğudaki ilçesi Terme, en batıdaki ilçesi Vezirköprü, en kuzeydeki ilçesi Bafra ve en güneydeki ilçesi Ladik olup doğusunda Ordu, batısında Sinop, güneyinde Tokat ve Amasya, güney batısında ise Çorum illeri ile komşudur.



Su kaynakları


Samsun'da önemli derecede su varlığı taşıyan Terme Çayı, Mert Irmağı, Kürtün Çayı, Miliç Irmağı, Tersakan Çayı, Karaboğaz Deresi, Akçay, Uluçay, Esenli, İncesu, Hızırilyas ve Ballıca dereleri bulunmakla birlikte Yeşilırmak ve Kızılırmak ilin asıl su zenginliğini oluşturmaktadır. Sivas sınırları içerisinde Kösedağ'ın eteklerinde doğan Yeşilırmak, Amasya ve Tokat'ı aşarak kuzeydoğu doğrultusunda akıp Samsun-Tokat sınırını oluşturduktan sonra Karakuş Çayı'yla birleşerek Çarşamba'nın ortasından geçip Civa Burnu'ndan Karadeniz'e dökülür. Sivas sınırları içerisinde doğan bir diğer ırmak olan Kızılırmak ise Kızıldağ'dan kaynağını alıp Sivas, Kayseri, Nevşehir, Kırşehir, Ankara ve Çankırı yolunu takip ederek Bafra'nın batısından kollara ayrılarak Samsun'a girer ve ilçenin içerisinden geçerek Bafra Burnu'ndan Karadeniz'e dökülür. Yeşilırmak'ın oluşturduğu Yeşilırmak Deltası, Kızılırmak'ın oluşturduğu Kızılırmak Deltası ve Terme ile Vezirköprü ovalarıyla birlikte zengin delta alanlarına sahip olan Samsun bu nedenle "Karadeniz'in Mezopotamyası" olarak anılmaktadır. Ayrıca bu iki ırmak üzerinde Devlet Su İşleri 7. Bölge Müdürlüğüne bağlı faal Altınkaya, Derbent, Hasan Uğurlu ve Suat Uğurlu barajları bulunmakta olup şehrin enerji ihtiyacının büyük kısmı bu barajlardaki hidroelektrik santralleri tarafından karşılanmaktadır.

Bitki örtüsü


Bitki örtüsü ve biyolojik çeşitlilik açısından zengin bir yapıya sahip olan Samsun'daki kuş varlığı da kuş bilimi açısından uluslararası öneme sahiptir. Çoğunlukla dağlık ve ormanlık bir yapıya sahip olması nedeniyle ilin bitki örtüsünün önemli bir kısmı ağaçlardan oluşmaktadır. Ovalık yerlerde orman örtüsü yok denecek kadar az olmasına karşın Alaçam, Ayvacık, Çarşamba, Kavak, Vezirköprü ve Samsun Kent Ormanı'nı barındıran 19 Mayıs önemli bir orman kesimine sahiptir. İl coğrafyasının %62'sine tekabül eden 586.283 ha'lık kısımsa ormansız alan olup normal orman olarak kategorilendirilen 317.653 ha'lık kısım %31, bozuk ormanlardan oluşan 71.168 ha'lık kısım ise %7'lik bir alanı kaplamaktadır.

Jeoloji


İlin Karadeniz kıyıları düzlük olup güney yönüne uzanan iç kesimleri fazla yüksek olmayan sıradağlar ile sarılmış durumdadır. Ünye-Çarşamba kesiminde doğu-batı, Samsun-Bafra kesiminde doğu-güney ve batı-kuzeybatı yönünü takip eden dağ sıralarından Canik Dağları ilin doğu tarafında, Çangal Dağları ise batı tarafında yer almaktadır. Ladik'in Amasya sınırında bulunan ve zengin ormanlık alanları bulunan Akdağ ise 2062 m'lik yüksekliği ile Samsun'un en yüksek dağıdır.

Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın kuzey ve güneyindeki iki farklı tektonik ünite üzerinde yer alan Samsun'un büyük kısmı Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın yanı sıra Erikli Fay Hattı'nın da etkisiyle birinci ilâ üçüncü derece tehlike skalasında yer almaktadır. Özellikle güney bölgeleri birinci derece riskli durumda olan ilin kuzey uçlarında ikinci ile üçüncü derece bölgeler bulunmasına karşın değişen fay hatları nedeniyle bu bölgelerin de birinci dereceye kayacağı ve geçmişte de depremler yaşayan Samsun'un gelecekte daha şiddetli deprem tehlikesi altında olacağı öngörülmektedir. Samsun'da şimdiye dek hissedilen en şiddetli deprem 1943 Tosya-Ladik depremi olmuş, bu sarsıntıda 8 kişi ölmüş ve çok sayıda bina hasar görmüştür. Günümüzde il genelinde deprem gibi afetlerde halkın toplanması için 127 alan belirlenmiş bulunmaktadır.

Yeraltı kaynakları


Sınırlı maden çeşitliliği ve rezervine sahip olan Samsun genelinde yatakları bulunan çinko, kurşun, manganez, tuğla, kireç taşı, doğal taş ve kiremit endüstriyel hammadde olarak çıkarılmaktadır. Endüstriyel hammaddelerin yanı sıra Havza'daki eosen çökeltileri içerisinde keşfedilen linyit yatakları da çıkarılarak işlenmekte ve ısınma amaçlı kullanılmaktadır. Hammaddeler ile birlikte jeotermal kaynaklara da sahip olan Samsun'da bu varlıklar Havza ve Ladik ilçelerinde toplanmış durumdadır. Havza'daki kuyulardan sondaj ile çıkarılan 53-56 °C sıcaklıktaki sudan 155.5 lt/sn debide üretim sağlanmış olup 11.92 MWt termal güce sahip jeotermal enerji elde edilmiştir. Ladik'teki Hamamayağı jeotermal alanında ise yine sondaj ile çıkarılan 28-38 °C sıcaklığa ve 91 lt/sn debiye sahip olan su kaynağı bulunmaktadır. Ayrıca Hamamayağı'nda doğal olarak su yüzüne çıkan 36 °C derece ve 18 lt/s debiye sahip ayrı bir kaynak bulunmaktadır.

İklim


Samsun iklimi şehrin konumu ve coğrafyası dolayısıyla sahil ve iç kesimlerde değişiklik göstermektedir. Köppen iklim sınıflandırmasına göre cfa türünde ılıman dönencealtı iklimi görülen ilin tipik Karadeniz ikliminin yaşandığı sahil şeridinde yaz ayları çok sıcak ve nemli, kışlar ise ılık-serin geçmekte; buna karşın Akdağ ve Canik Dağlarının etkisiyle karasal iklime sahip olan iç kesimlerde kışlar soğuk, yağmurlu ve kar yağışlı, yazlar ise serin geçmektedir.[159][160] Meteoroloji Genel Müdürlüğünün 1929-2018 yılları arasındaki ölçüm değerlerine göre Samsun'un yıllık sıcaklık ortalaması 14.5 °C olup ölçülen en yüksek sıcaklık 15 Ağustos 1938 günü kayda geçen 39.0 °C, en düşük sıcaklık ise 9 Şubat 1929 günü kayda geçen -9.8 °C'dir.

Samsun İlçeleri

2008 yılından önce 14 olan ilçe sayısı 22 Mart 2008 tarih ve 26824 mükerrer Resmî Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 5747 sayılı Büyükşehir Belediye Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun kapsamında Atakum, Canik ve İlkadım ilçelerinin kurulmasıyla 17 olmuştur. Daha önce büyükşehir belediyesi sınırları içinde yer alan Tekkeköy ile birlikte, bu 3 ilçe de Samsun Büyükşehir Belediyesi'nin hizmet alanına girmiştir.
  • 19 Mayıs
  • Alaçam
  • Asarcık
  • Atakum
  • Ayvacık
  • Bafra
  • Canik
  • Çarşamba
  • Havza
  • İlkadım
  • Kavak
  • Ladik
  • Salıpazarı
  • Tekkeköy
  • Terme
  • Vezirköprü
  • Yakakent
Ekonomi

Samsun'daki ekonomik hayat geçmişten bu yana avcılık, balıkçılık, hayvancılık, ticaret ve sanayi eksenin gelişmiş; son yıllarda ise bu iş kollarına sanayi ve enerji sektörleri de eklenmiştir. ₺41.019.357 gayri safi yurt içi hasılası ile Türkiye'de 19. sırada olan Samsun'daki kişi başına düşen yıllık gelir ise ₺30.973'tür.

Balıkçılık


Samsun'da günümüzde açık deniz balıkçılığı yapılmakta, balıkçılar radarlı ve modern donanımlı büyük balıkçı motorlarıyla denize açılmaktadır. Hamsi, istavrit, palamut, lüfer ve kefal günümüzde en çok avlanan balıklardır. Hamsi, kasımdan itibaren daha çok kıyıya yakın kesimlerde avlanmakta, eylül ve kasım aylarında palamut, ekim ayında lüfer ve neredeyse tüm yıl boyunca kefal avlanabilmektedir. Ayrıca şehirde sofra balıkçılığının yanı sıra endüstriyel balıkçılık da yapılmaktadır. 2018 yılına ait verilere göre Türkiye çapında en fazla deniz ürünleri avcılığı %31.5'lik oran ile Samsun'un da dâhil olduğu Doğu Karadeniz Bölgesi'nde gerçekleşmiş; Samsun'da avlanan en önemli iç su ürünü 40 ton ile sazan, en çok yetiştirilen ürün 2.715 ton ile alabalık olmuştur.

Tarım


Hayvancılık, tarım ile birlikte Samsun'un önemli ekonomik faaliyetlerinden biri olup ildeki en önemli hayvancılık kolları büyükbaş ve küçükbaş ile kümes hayvancılığı olmakla birlikte arıcılık, ipek böcekçiliği de görülmektedir. 400 bini aşkın büyükbaşın bulunduğu ilde 2.5 milyondan fazla kümes hayvanı bulunmaktadır. Günümüzde 3.750,418 daa ile yüzölçümünün %47'si tarım alanlarından oluşan Samsun'da başlıca olarak tahıllar, baklagiller, endüstriyel bitkiler, yağlı tohumlar ve yumru bitkiler yetiştirilmektedir. Son dönemlerde artan yatırımlarla birlikte organik tarımın da yapılmaya başlandığı bir şehir hâline gelen Samsun'da organik karpuz ve ekolojik yumurta gibi ürünler yurtiçi ve yurtdışına dağıtılmaktadır. Narenciye domates, üzüm gibi eskiden bu yana üretilen meyveler günümüzde de önemli ihracat ürünlerindendir. Tüm bitkisel üretim değerlerine bakıldığındaysa Türkiye'nin %2,4'lük kısmına tekabül eden Samsun'un tarımsal üretim değeri ₺3,5 milyardır.

Sanayi


İl genelinde ikisi Tekkeköy, diğerleri ise Bafra, Çarşamba, Havza ve Kavak sınırları içerisinde olmakla beraber altı organize sanayi bölgesi bulunmaktadır. Bu bölgelerdeki 150'den fazla işletmede 6 binden fazla, diğer küçük sanayi sitelerinde ise 6 binden fazla işyerinde 21 bini aşkın çalışan bulunmaktadır. Sanayi kuruluşlarının dışında şehirde 1995 yılında faaliyete başlayan bir de serbest ticaret bölgesi yer almaktadır. Ticaret Bakanlığının 2018 verilerine göre Samsun Serbest Ticaret Bölgesi'nin yıllık ticaret hacmi $141.205 olup toplam 354 kişi istihdam edilmektedir.

Konvansiyonel üretimin yanı sıra teknoloji üslerine de sahip olan ilde Ondokuz Mayıs Üniversitesinin öncülüğünde kurulan Samsun Teknopark ile Samsun Büyükşehir Belediyesinin öncülüğünde kurulan İŞGEM öne çıkan araştırma ve geliştirme ile iş geliştirme merkezleridir. Samsun Teknopark'taki firmaların büyük kısmı yazılım alanında faaliyet göstermekte olup Türkiye'nin en başarılı ilk üç iş geliştirme merkezinden biri olan İŞGEM'deki firmaların ise yarısı sağlık sektörüne yönelik imalat yapmaktadır. 2017 yılında 49 patent, 20 faydalı model başvurusunun yapıldığı Samsun bu alanlarda Türkiye'de 16. sırada gelmektedir.

2017 itibarıyla dış ticaret hacmi $1 milyarı aşan Samsun'un ihracattaki en önemli partneri Hollanda olmakla beraber ithalatta ise Rusya birinci sırada gelmektedir. $81.119.000 ile Samsun'un ihracat şampiyonu Sampa Otomotiv kendi sektöründe 41. Türkiye'de ise 180. sırada yer almaktadır. 2011 yılından bu yana Avrupa Birliği ile ortak proje kapsamında sağlık ekipmanları, mobilya ve işlenmiş gıda alanlarında kümelenme çalışmalarının yürütüldüğü Samsun, Tuttlingen ve Sialkot birlikte cerrahi el aletleri üretiminde dünyanın önemli kümelenme merkezlerinden biri olarak gösterilmektedir. Hâlihazırda Türkiye'de faaliyet gösteren 183 cerrahi el aleti üreticisi firmanın 37'si Samsun'da bulunmakta olup 1956 yılında Anadolu'daki ilk ilaç fabrikası olarak kurulan Samsun merkezli Adeka da hâlen faaliyettedir.

Enerji kaynakları


Son yıllarda yapılan yatırımlarla birlikte enerji kaynaklarının Türkiye'ye giriş kapılarından biri durumuna gelen Samsun zengin enerji kaynaklarına yakınlığı ve uluslararası ticari ilişkileriyle çok yönlü bir merkez görünümdedir. Samsun, 2003'te açılan Mavi Akım ile birlikte Rusya doğalgazının Türkiye'ye giriş ve dağıtım noktası olmuş olup Çin, Güney Afrika gibi ülkelerden ithal edilen kömürler de Karadeniz, İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerine Samsun'dan gitmektedir. Günümüzde yaygın olarak kullanılan doğalgaz ve sıvılaştırılmış petrol gazı ile çalışan cihazlarda yapılan ufak değişikliklerle değerlendirilebilen biyogaz üretimi Samsun'da ciddi potansiyel taşımaktadır. Çevre ve sağlık sorunlarının kaynaklarından biri olan organik atıkların enerjiye çevrilerek artı değer olarak kullanılabilmesiyle öne çıkan biyogaz günümüzde atıkların bekletilip gübre olarak ya da tezek hâline getirilerek daha verimsiz bir enerji kaynağı olarak kullanılmasına bağlı olarak potansiyeli oranında değerlendirilememektedir. Organik atıkların anında kullanılarak yüksek enerji değerine sahip bir yakıt olarak değerlendirilmesini mümkün kılan biyogaz bu mânâda tezekten daha avantajlı olmakla birlikte biyogaz üretiminden arta kalan ürünlerin gübre olarak kullanılması mümkün olduğundan bu alanda da bir avantaj sağlamaktadır. Toplam biyogaz potansiyeli 45.472.025,55 m³ olan Samsun'da 213.718.520,1 kWsa biyoenerji üretimi mümkün görünmektedir. Bafra, Çarşamba ve Vezirköprü ilin en önemli enerji potansiyelini bulundurmakla birlikte yumurta tavukçuluğuna bağlı olarak Kavak ve Terme'de de ciddi biyogaz potansiyeli bulunmaktadır.

Turizm

Turizmin yalnızca "sahil ve güneş" anlayışından ibaret olması iki ay yaz mevsimi geçiren Samsun'da turizmin yeterli seviyede gelişememesine neden olmuştur. 1990'lı yıllarda değişen turizm anlayışıyla birlikte turizm ekonomik bir kaynak olarak görülmeye başlanmış ve turizm ürünleri çeşitlilik göstermeye başlamıştır. 1992 yılında Samsun adına Erkan Uçkun tarafından hazırlanan ve Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından onaylanan Samsun İli Turizm Envanteri ve Turizmi Geliştirme Plânı'nın, Samsun turizminin bu yönde gelişmesine öncü olması beklenirken kurum ve kuruluşların ilgisizliği nedeniyle çok kısıtlı bir etki göstermiştir. 2000'li yıllarla birlikte ajanslar ve Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından desteklenen projelerle Samsun turizm konusunda bir ivme yakalamıştır. 2011 yılında hazırlanan turizm stratejisi master planındaki yedi tematik turizm gelişim koridoru arasında yer alan Samsun'da önümüzdeki yıllarda yayla ve doğa turizminin gelişimine öncelik verilmesi amaçlanmaktadır.

Günümüzde Samsun için turizm ile ilişkili birçok plân yapılmış olmasına rağmen yapılan çalışmaların yetersiz kalması ve yerel turizm aktörlerinin ilgisizliği nedeniyle turizmin Samsun'da başlıca bir ekonomi kolu olamayacağı ancak doğru adımların atılması halinde bu algının değişeceği ve turizmin Samsun'da önde gelen ekonomik plânlar arasında yer alabileceği öngörülmektedir. Günümüzde 40'ı aşkın turizm tesisinin bulunduğu Samsun'da son yıllarda yurt dışından gelen turistlerin artırılmasına yönelik adımlar atılmakta olup özellikle Rus turistlerin çekilmesine yönelik kampanyalar ağırlık kazanmıştır. Samsun, 2018 yılında 79.261'i yabancı olmak üzere 586.555 turist tarafından ziyaret edilmiştir.

Doğa turizmi

Samsun, Karadeniz Bölgesi'nin en uzun kıyı şeritlerinden birine sahiptir ve bu şerit Canik'ten 19 Mayıs'a kadar uzanmaktadır. 35 km uzunluğundaki bu kıyı şeridinin %90'lık kısmı ince kumlu ve denize girmeye uygun plajlardan oluşmakta olup yüzme dışında sörf, jet ski, yelken gibi alternatif sporlar da yapılabilmektedir. Samsun'da toplam 39 plaj bulunmakta olup en fazla plaj 19 adet ile Atakum'dadır. Atakum'un ardından üçer plaj ile Alaçam ve Çarşamba gelmektedir. Bafra, İlkadım ve 19 Mayıs ikişer plaja sahip olmakla birlikte Canik'te de bir adet plaj bulunmaktadır. Asarcık, Ayvacık, Havza, Kavak ve Ladik'te ise hiç plaj bulunmamaktadır. Çevre Sağlığı Daire Başkanlığı tarafından ölçümleri yapılan plajların Ağustos 2018 itibarıyla tamamı çok temiz olarak sınıflandırılmaktadır. Ayrıca 10'u Atakum'da olmak üzere 13 plaj Mavi Bayrak ödüllüdür.

Plaj turizminin yanı sıra kış turizmine yönelik faaliyetlerin de yapılabildiği Samsun'da özellikle Ladik'teki Akdağ Kış Sporları ve Kayak Merkezi 1675 m'lik kayak pisti ve 1300 m'lik telesiyeji ile bu alandaki en önemli yatırım görünümünde olup çevre illerden turist çekmektedir. Akdağ aynı zamanda Kocadağ ile birlikte yamaç paraşütü, dağcılık ve yayla turizmi merkezi olarak da öne çıkmakta; Nebiyan Dağı dağcıların, Kunduz Dağları ise yaylacıların ziyaret alanlarından olmaktadır. Ayrıca Asarağaç Tepesi, Gölalan Şelaleleri ve Kabaceviz Şelalesi gibi doğal alanların yanı sıra Çamgölü, Sarıgazel, Vezirköprü tabiat parkları ve Çakırlar ile Hasköy mesire alanları da son yıllarda turizme kazandırılmış olup 2016'da Dünya Mirası geçici listesine giren Kızılırmak Deltası başta olmak üzere Yeşilırmak Deltası ve Galeriç Longozu kuş gözlemcilerinin sıklıkla ziyaret ettiği noktalardır.

Turizm merkezi statüsü verilen Havza'daki 25 Mayıs Termal Turizm Merkezi Samsun'daki en önemli sağlık turizmi noktası olup yine Havza'daki Hamamayağı ve Ladik'teki kaplıcalar da kentin turizm merkezlerindendir. Yılda 200 bin kişi tarafından ziyaret edilen kaplıcalardan çıkan sular iki bin yıldır romatizmal hastalıklar başta olmak üzere kadın hastalıkları, sinirsel hastalıklar, eklem hastalıkları ve kireçlenme gibi hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır.

Kültür turizmi

Arkeolojik alanlar


Samsun'da tahribata uğramış 16 arkeolojik alan bulunmaktadır. Bunların arasında Bakır Çağı'na tarihlenen ve İlkadım ilçesinde yer alan Dündartepe en eski kalıntılara rastlanan höyük yapısında bir yerleşmedir. Dündartepe'nin haricindeki diğer tahribata uğrayan yerleşmelerin tamamı İlk Tunç Çağı'na tarihlenmektedir. Bunlara ek olarak Hacı Osman sit alanı, Hızır İlyas Höyüğü, Toptepe Tümülüsleri, Atakent Tümülüsleri, Çarşamba Bedesteni, Göğceli Camii, Şeyh Habil Mezarlığı, Hazinedarzâde Süleyman Paşa Medresesi, Mater Dolorosa Katolik Kilisesi, Karakol Camii, Pazar Camii, Çinili Hamam, Samsun Bedesteni, eski Osmanlı Bankası binası, eski Sümerbank binası, Merkez Bankası binası ile Çarşamba'daki üç çınar ve bir meşe ağacı gibi kentin tarihine ilişkin 341 farklı eser kültür varlığı olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından onaylanmış durumdadır.

Kültür varlıkları arasında yer alan arkeolojik sitlerden yalnızca 28 Kasım 1995 tarihinde keşfedilen Toptepe Tümülüslerinde detaylı kazı çalışmaları yapılmıştır. 2004-2005 yıllarında yapılan kazılarda yerleşimin Helenistik Dönem'e ait olduğu saptanmış ve Pontus Krallığı'nın üst düzey yönetici ailelerinden birine ait olduğu düşünülen bir mezar yapısı tespit edilmiştir. Ayrıca mezar odalarında bulunan Amisos Hazinesi, Samsun Arkeoloji ve Etnografya Müzesinin envanterinde yer almaktadır. 2008 yılında tamamlanan çalışmalar sonrasında tümülüslere Amisos Tepesi adı verilmiştir. Günümüzde Amisos Tepesi turizme hizmet edecek şekilde yeniden düzenlenmiş ve mezar odaları ziyaretçilere açılmıştır.

Amisos Tepesi'nin yamacında oluşturulan Amazon Adası'nda Amazon Heykeli, Amazon kanalı, suni kayak pisti, balık restaurantları ve piknik sahaları yer almaktadır. Ayrıca Amazon Adası'nda Amazon Köyü adıyla bir köy oluşturulmuş ve temsilî Amazon balmumu heykelleri, kabartmaları, günlük eşyaları yerleştirilmiştir. Yine Amazon Adası'nda yer alan Amazon Heykeli'nin sağ ve sol taraflarına Anadolu Aslanları adı verilen iki heykel yerleştirilmiştir. Heykellerin içerisinde asansör olup aslanların ağız kısmına çıkılabilmekte ve Amazon Adası yüksekten izlenebilmektedir.

1941'de ilk kez kazılmaya başlanan ve 1977 yılında sit alanı ilân edilen Tekkeköy Mağaralarında da son yıllarda turizm ekonomisine kazandırılması amacıyla çalışmalar yapılmış ve 2013 yaz sezonunda Tekkeköy Mağaraları Arkeoloji Vadisi şeklinde adlandırılarak ziyaretçilere açılmıştır. Turizme açıldıktan sonra Fransız arkeologların da dikkatini çeken mağaralardaki yerleşim geçmişi MÖ 60.000'e dek uzanmakta, Eski Taş Çağı ile Bakır Çağı yerleşimlerine rastlanmaktadır. 360.000 m²lik alana bir yayılan mağaraların yalnızca 96.000 m²lik bir kısmı ziyaretçilere açılmış olsa da gelecek dönemde tüm alanların düzenlemesinin yapılması plânlanmaktadır. Ayrıca mağaraların çevresinde Hitit Yolu, Frig Kalesi ve eski Rum evleri de bulunmaktadır. Hitit Yolu ve Frig Kalesi için bir çalışma yapılmamakla beraber eski Rum evleri restore edilerek ziyaretçilere açılmıştır. Mağaralardaki kazılarda ele geçirilen çanak çömlek parçaları ile diğer eşyalar da restore edilen bu evlerde sergilenmektedir.

Müzeler


Kültür turizminin en önemli yapı taşlarından olan müzelerin Samsun'daki ilk örneği 1930'lu yıllarda açılan Samsun Müzesi'dir. Arkeolojik eserlerin sergilendiği bu müze daha sonraları Samsun Arkeoloji ve Etnografya Müzesine yerini bırakmıştır. Günümüzde 23 Nisan Ortaokulunun bulunduğu alanda yer alan müze binası terk edilerek 1976 yılında Samsun Valiliği yanındaki yeni binasının inşasına başlanmış ve 1981 yılında burada faaliyete geçmiştir. Bakır Çağı, İlk Tunç Çağı, Hitit, Helenistik ve Roma dönemlerine ait eserlerin sergilendiği müzenin en değerli değerli koleksiyonu Karun Hazinesi'nden sonra Türkiye'deki en değerli koleksiyon olan Amisos Hazinesi'dir. Zamanla ihtiyaçlara cevap verememeye başlayan müze envanterindeki eserlerin sergilenemeden depoda bekletilmeleri nedeniyle bu müze binası da 5 Ocak 2016 tarihinde ziyaretçilere kapatılarak yeni bina inşa edilmeye başlanmıştır. Müzenin kuruluşundan itibaren üçüncü binası olacak yeni sergi alanı 18 bin eseri aynı anda teşhir edilebilecek büyüklükte ve Türkiye'nin en modern müzelerinden biri tasarlanmış olup XVI. Ulusal Mimarlık Ödüllerinde proje dalında ödüle layık bulunmuştur. Ödenek yetersizliği nedeniyle 2018'de inşası duran yapının ne zaman bitirileceği belirsizdir.

Samsun'da açılan ikinci müze olan 19 Mayıs Müzesi, Mustafa Kemal'in 19-25 Mayıs 1919 tarihleri arasında Samsun'da kaldığı ve daha sonraki üç ziyaretinde de kullandığı binanın ikinci katının düzenlenerek 5 Ekim 1940'ta ziyarete açılmasıyla hizmet vermeye başlamıştır. Odanın özgün şekliyle teşhir edildiği müze 1968'de ziyarete açılan ve Mustafa Kemal'e ait 114 eşyanın sergilendiği Atatürk Müzesi ile birleştirilerek Gazi Müzesi adını almış olup 1998 yılından bu yana bu şekliyle hizmet vermektedir.[310] Havza Atatürk Evi de yine Mustafa Kemal'in Samsun'u ilk ziyaretinden sonra geçtiği Havza'da kaldığı otelin 1994 yılında müze olarak açılması ile oluşmuştur. Bina müze olarak açılmadan önce ise Mustafa Kemal'in çalışma odası olarak kullandığı oda 1920'li yıllarda binayı satın alan Havza Kaymakamlığı tarafından Gazi Odası adıyla düzenlenerek ziyarete açık tutulmuştur. 26 Haziran 2006 tarihinde ziyaretçilere açılan ve Tekkeköy'ün ilk müzesi olan Tekkeköy Atatürk Evi de ildeki bir diğer Atatürk müzesi olup Atatürk'ün Selanik'te doğduğu evin birebir kopyası olarak inşa edilmiş, dekorasyonu da bu doğrultuda yapılmıştır.

Millî Mücadele'nin başlangıç noktası olan Samsun'da 1999 yılında projesine başlanılan Bandırma Vapuru Müzesi orijinal vapurun boyutlarına sadık kalınarak tekrar inşa edilmesiyle oluşmuş ve 2003 yılında ziyarete açılmıştır. 2005-2008 yıllarında ise müzede ve çevresinde yenileme çalışmaları yapılarak açık hava müzesi olarak yeniden düzenlenmiş, Bandırma Vapuru ve Millî Mücadele Parkı Açık Hava Müzesi adını almıştır. Müzede Mustafa Kemal ile onunla Samsun'a gelen silah arkadaşları ve mürettebatın balmumu heykellerinin yanı sıra Mustafa Kemal'e ait bazı eşyalar sergilenmektedir. Millî Mücadele Parkı'nda ise ise Millî Kurtuluş Anıtı ile birlikte Millî Mücadele panoraması ve Samsunlu şehitler levhası gibi bilgilendirici yapılar yer almaktadır. İldeki Millî Mücadele odaklı bir diğer müze olan Kuva-i Milliye Müzesi, Samsun'da karargâh olarak kullanılan binanın restore edilmesi ile 2016 yılında ziyarete açılmış olup balmumu heykeller ile yapılan canlandırmaları içermekte ve sinevizyon gösterileri ile Millî Mücadele'ye dair bilgi verilmektedir.

Bu müzelere ek olarak Tarihi Kentler Birliği Jüri Özel Ödüllü Samsun Kent Müzesi, Türkiye'nin ilk imitasyon müzesi Tekkeköy Mağaraları Arkeoloji Vadisi Müze Evi, Türkiye'nin ilk tütün müzesi Bafra Tütün Müzesi, dünyanın en büyük üçüncü oyuncak müzesi Canik Oyuncak Müzesi, Türkiye'nin ilk doğal oyuncak müzesi Ekolojik Oyuncak Müzesi, Alaçam Mübadele Müzesi, Dönüşüm Müzesi, Bafra Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, Yaşar Doğu Anı Evi Müzesi ve 1071'den 15 Temmuz'a Destanlar Müzesine ev sahipliği yapan ilde Cerrahi Aletler ve Sağlık Müzesi ile müze gemi inşası ise devam etmektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı üç, Samsun Büyükşehir Belediyesine bağlı yedi, diğer kurumlara ait beş müzenin bulunduğu Samsun'da bu müzelere ek olarak Çanakkale 1915 Savaş Malzemeleri Müzesi gibi gezici müzeler dönem dönem sergilenmekte olup Müzede Bir Gün gibi özellikle öğrencilere yönelik müze ziyaretlerini teşvik edici etkinlikler düzenlenmektedir.

Müzelerin hâricinde özellikle ilin simgesi hâline gelen Onur Anıtı başta olmak üzere İlkadım Anıtı, Saathane Meydanı gibi tarihî noktalar da turistik olarak değerlendirilmektedir.

Folklor

Ağız yapısı


Samsun'un yerli halkı eskiden Orta Anadolu ağızlarında görülen şive yapısına yakın bir şekilde konuşmaktaydı. Kelime başındaki /k/, /p/, /t/ gibi harfler çoğunlukla "gız", "duz", "bişkin" örneklerinde olduğu gibi yumuşak harflere yerini bırakırdı. Zaman zaman ise "gice", "virmek" örneklerinde olduğu gibi kelimenin ilk geniş ünlüsü yerini dar ünlüye bırakmaktaydı. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki mübadele sonucu şehrin sakinlerinin değişmesi, 1950'lerde başlayan ve 2000'lerin başına dek hızla devam göçler, eğitimde ve basın-yayın organlarında İstanbul ağzı temelli yazı dilinin kullanılması nedenleriyle şehirde görülen şive yapısı da değişmiştir.

Mehmet Dursun Erdem'in öncülüğünü yaptığı bir ekip tarafından beş yılda dar saha çalışması metoduyla elde edilen verilere göre ilde iki ana yerli ağız yapısı vardır. Buna göre Samsun ilinin ağzı Canik Dağlarının güneyi ve Canik Dağlarının kuzeyi olarak ayrılmaktadır. Kıpçak ağzı merkezî yerlerde ağırlıklı olarak görülmekte, dağlık ve merkezî noktalara uzak yerleşimlerdeyse yerini Oğuz ağızlarına bırakmaktadır. Canik Dağlarının güney yerleşimlerindeki ağızların yapısını daha iyi koruduğu gözlenmiş olup Atakum, Bafra, Canik, Çarşamba, İlkadım ve Tekkeköy'deki ağız yapıları karmaşık bir yapı hâlindedir.

Leylâ Karahan'ın Anadolu Ağızlarının Sınıflandırılması adlı çalışmasında ise Havza ve Ladik haricen Samsun halkının konuşma dili Batı Anadolu ağızlarının 5. grup ağızları, Havza ve Ladik ise 6. grup ağızları içerisinde sınıflandırılmaktadır. Aynı çalışmaya göre "e>á, a" değişmesi, ünlü yuvarlaklaşması ile ortaya çıkan düzlük-yuvarlaklık uyumsuzluğu, /k/ harfinin boğumlanma noktasının orta damağa kayması, /ġ/ harfinin boğumlanma noktasının dip damağa doğru kayması, /ḳ/ harfinin sızıcılaşması, /r/ düşmesi ve /ğ/ harfinin hece kaynaşmasıyla erimesi Samsun halkının konuşma dilinin karakteristik ses özellikleridir.

Halk oyunları


Göç alan bir il olan Samsun'da bu nedenle üç farklı halk oyunu karakteri görülmekte ve bu yönüyle bir geçiş bölgesi sayılmaktadır. Oyunlar yerleşik köyler ve göçmen yerleşimleri arasında farklılık göstermektedir. Yerli köylerde üçayak, demirağa, yanlama, sarıkız, sarhoş barı, metelik, alafranga, kabaceviz, sağırperde, kasap havası, geriş, esengül ve oy kargalar oyunlarına rastlanmaktadır. Göçmen köylerinde ise Hasanağa, zigoş, telgrafın telleri, kasap havasına rastlanmakla birlikte mübadiller arasında hora oynanmakta, Doğu Karadeniz Bölümünden gelen göçmenler arasında horon yaygın olarak görülmekte, Alevilerin ibadetlerinin bir parçası olan semaha da Ladik'te rastlanılmaktadır.

Genellikle belli bir alan içerisinde dolaşılarak icra edilen Samsun yöresine ait halk oyunlarının bazıları ise alafranga oyununda olduğu gibi sıra hâlinde dizilip oynanmaktadır. Eller tutularak, eller tutulup dirsekler birleştirilerek, eller omuza atılarak ya da eller tutuşmadan karşılıklı oynanan oyunlar mevcut olup çökme, el vurma, çapraz yürüme, topuk vurma, ayak ucu vurma yahut dönme figürü sıkça görülen hareketler olup omuz sallama figürü özellikle karşılıklı oynanan oyunlarda görülmektedir.

Anadolu Folklor Vakfı Samsun Halk Dansları Topluluğu, Samsun Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı Halk Oyunları Topluluğu gibi toplulukların bulunduğu ilde 1981 yılında ilk kez düzenlenen ve gelenekselleşen Samsun Uluslararası Halk Dansları Festivali organize edilse de 2011 yılından bu yana çeşitli nedenlerle düzenlenmemektedir.

Mutfak


Samsun mutfağı Karadeniz, Anadolu, Balkan ve Kafkas izleri taşımakta olup balık, hamur işi ve sebze ağırlıklıdır. Yörenin özellikle kıyı kesimlerinde karalahana, pancar, kırçan, kaldırık, madımak gibi özgü bitkiler çorba ve kavurma olarak tüketilmekte; kişniş ise çeşni olarak kullanılmaktadır. İç kısımlara geçildikçe hamur işleri ve et yemekleri öne çıkmaya başlamaktadır. Unundan kuymak, yarmasından ise çorba yapılan buğday ve mısır yörede en çok tüketilen tahıllar olup tirit, keşkek ve lepsi de etli yiyecekler arasında öne çıkmaktadır. Yakakent'in öne çıktığı deniz balıkçılığında kalkan, mezgit, barbunya, istavrit, palamut, lüfer ve sargan dönemsel olarak tüketilmekle birlikte sazan, yayın, levrek, alabalık ve turna gibi her dönem bulunabilen tatlı su ürünlerinde ise Ayvacık ve Bafra başı çekmektedir. Samsun'da en çok tüketilen deniz ürünü ise tavası, buğulaması yapılan; ekmek veya pilavla birlikte tüketilebilen, ayrıca tuzlanarak da saklanabilen hamsidir.

Bafra ve Termeli girişimcilerin İstanbul başta olmak üzere büyük kentlerde açtığı fırınlarla birlikte Türkiye çapında popülarite kazanan Samsun pidesi şehrin en bilinen yiyeceğidir. İki farklı usulü olan pide Bafra'da kapalı, Terme'de ise açık olarak mahalle fırınlarında kıyma, peynir, pastırma, kuşbaşı et gibi çeşitli iç malzemeler ile yaptırılmakta olup özellikle pazar sabahları tüketilmesi gelenekselleşmiştir.

Düğün ile şenliklerde kazanda pişirilerek yapılan ve UNESCO tarafından somut olmayan kültürel miras olarak değerlendirilen keşkek Samsun mutfağında önemli yer edinmekle birlikte diğer yörelerden farklı olarak kırmızı et ile değil tavuk eti ile hazırlanmaktadır. Samsun-Çorum karayolu üzerindeki Çakallı mevkiinde bulunan lokantalarda hazırlanan ve Çakallı ekmeği ile servis edilen Çakallı menemeni de Samsun'un özgün lezzetlerinden biridir. Alaçam'da altı kasap üstü ise lokanta şeklinde hizmet veren kasapüstü olarak anılan işletmelerde ise kilo işi satılan et ve köfteler mangalda pişirilerek servis edilmektedir.

Kızılırmak Deltası'nda serbest olarak yaşamlarını sürdüren manda sütünden imal edilen Bafra lokumu, Samsun mutfağına özgü bir tatlı olup besleyici, yumuşak, hafif olmasıyla öne çıkmaktadır ve katkı maddesi kullanılmadan yapıldığından dolayı raf ömrü kısadır. Şerbetsiz baklava olarak nitelenen Bafra nokulu da Samsun yöresi tatlılarından olup hamurunda kabartma tozu ile yumurta kullanılmamasıyla benzerlerinden ayrılmakta, katılan sirke ile gevrek bir doku yakalanıp ceviz, kuru sarı üzüm ve şeker gibi iç malzemelerle imâl edilmektedir. Türkiye'nin farklı yörelerinde farklı isimlerle üretilen ancak Samsun'a has bir diğer tatlı olan atom ise özellikle Ramazan aylarında oldukça yoğun tüketilmektedir. Samsun'a özgü hamur işlerinden olan Çarşamba kıvratması ise 1930'lu yıllardan beri özgünlüğünü korumaktadır. Ayrıca kaz, hindi, ördek ya da tavuk etiyle yapılıp yağlanmış yufka ve pilav ile yenen tirit, mayası olabildiğince az olup fermantasyonu kısa tutularak kendine özgü kıvam ve lezzete kavuşturulan Samsun simidi de ilin mutfağında önemli yer tutan ögelerdir.

Eğitim

1650'ye kadar Samsun'da yalnızca temel eğitim veren sıbyan mektepleri bulunmaktaydı. Bu tarihte ilk defa şehirde medrese açılarak üst düzey eğitim verilmeye başlanmıştır. Tanzimat ile birlikte de ortaokul ve lise düzeyinde Batılı tarzda eğitim veren okullar açılmaya başlanmış, ilk kız okulu da 1898 yılında öğrencilerini almaya başlamıştır. Aynı dönem birçok misyoner okulu da faaliyete geçmiş, cumhuriyet döneminde Tevhîd-i Tedrîsât Kanunu ile eğitimde birlik ve standart sağlanmasının ardından ülke genelindeki misyoner ve azınlık okullarıyla birlikte Samsun'daki bu kurumlar da kapatılmıştır. Kanunla birlikte karma eğitime geçilerek meslek ve öğretmen okulları açılmış, Samsun'daki tüm okullar bu kanuna uygun olarak yeniden düzenlenmiştir.

2018 yılı itibarıyla 6 üzeri yaş grubunda 1.151.957 kişinin okuryazar olduğu Samsun Türkiye'nin en fazla okuryazar sayısına sahip 11. ilidir. Okullaşma oranı %96,06 olup okul öncesi eğitimde okullaşma oranı Türkiye ortalamasının üzerindedir. İl genelinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı anaokulu, ilköğretim ve ortaöğretim seviyesinde 900'ü aşkın eğitim kurumu bulunmakta olup bu okullarda toplam 250 binden fazla öğrenci bulunmaktadır. Samsun'daki öğrencilerin Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sistemi puan ortalaması 304, Yükseköğretime Geçiş Sınavı puan ortalaması ise 201'dir.

Yükseköğretim seviyesinde eğitim veren Ondokuz Mayıs Üniversitesi ve Samsun Üniversitesi olmak üzere iki kurum bulunmaktadır. Bu üniversitelerdeki toplam öğrenci sayısı 50 bin iken öğretim üyesi sayısı ise 2.500'den fazladır. 2012'de vakıf üniversitesi olarak eğitime başlayan Canik Başarı Üniversitesi Samsun'un ikinci yükseköğretim kurumu olmuşsa da 23 Temmuz 2016 tarihinde yayınlanan kanun hükmünde kararname sonucu Fetullahçı Terör Örgütü ile ilişkili olduğu gerekçesiyle kapatılarak öğrencileri ve fiziksel yapı kullanım hakları Ondokuz Mayıs Üniversitesine aktarılmıştır. Paralel Devlet Operasyonu kapsamında görülen davada üniversite yönetiminde yer alan çok sayıda kişi hapis cezasına çarptırılmıştır. Üniversitelerin dışında 4 Ocak 1982'de eğitim-öğretime başlayan ve 2001 yılında önlisans seviyesinde eğitim vermeye başlayan 19 Mayıs Polis Meslek Yüksekokulunu barındıran Samsun'da 2018 yılına dek yaklaşık 25 bin polis memuru bu okuldan mezun olmuştur.

Okulların yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı 15 halk kütüphanesinin bulunduğu Samsun'daki bu kütüphanelerde 280.959 kayıtlı kitap bulunmakta olup 2017 yılı itibarıyla bu kaynaklardan yararlanan kişi sayısı 316.651'dir. Gazi İl Halk Kütüphanesi 58.160 kitap ile en fazla kitaba sahip kütüphane olmakla beraber İlkadım Atatürk İlçe Halk Kütüphanesi 96.703 ziyaretçi ile en fazla istifade edilen kütüphane durumundadır. Şehir sakinlerinin devletin sunduğu eğitim hizmetlerinden memnuniyet oranı %80,46 olup yaşam endeksinde aldığı 0,6332 puan ile Samsun'da sunulan eğitim hizmetleri Türkiye genelinde 22. sırada bulunmaktadır.

Ulaşım

Günümüzde Samsun'un ulaşım altyapısı başta karayolu olmak üzere demiryolu, denizyolu ve havayolundan oluşmaktadır. Osmanlı döneminde Romalılardan miras alınan yol ağı kullanılıyor olup derbentçi, köprücü, kaldırımcı gibi denetim örgütleri eliyle yenileniyor, sefer zamanları ise gerekli görüldüğü takdirde yine bu örgütler tarafından yeni yollar açılıyordu. Şehirlerdeyse halk ve esnaf ev ile dükkânlarının önündeki sokağın, vakıflarsa çevrelerinde bulunan yolların tamir ve inşasından sorumlu tutulmaktaydı. 18. yüzyıla dek işleyen bu yapı denetim örgütlerinin işlevlerini yitirmesi ile işlemez hâle gelmiş, yollar bataklığa dönüşmüş, köprüler ise yıkılmaya yüz tutmuştur. 19. yüzyılın ilk yarısına kadar Osmanlı İmparatorluğu dâhilinde karayolu inşaatına dair klasik dönemdeki yaklaşım değişmemiş, Tanzimat'la birlikte yetersiz kalan yol ağının yenilenmesine girişilmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarıyla beraber demiryoluna önem veren devlet 1950'den itibaren ulaşım politikasını karayoluna ağırlık vermek suretiyle değiştirmiştir Bu yıldan itibaren asfalt karayollarının yapıldığı Samsun, Karasu'dan başlayıp Sarp Sınır Kapısı'na kadar uzanan D 010 yolu üzerinde bulunmakta olup aynı zamanda D 010 yolunun E70 yolu ile birleşim noktasıdır. İl, Karabük-Amasya hattını birbirine bağlayan D 030 yolunun da üzerinde bulunmakta, aynı zamanda Yozgat'a uzanan D 795 yolunun başlangıç noktası olup bu yol üzerinde 19 Mayıs ile Havza tünelleri bulunmaktadır.[495] Samsun-Ankara Yolu ile D 100 ve D 200 yollarına bağlanan, karayolu bağlantılarında bir toplanma noktası olarak Türkiye'nin her yerinden ulaşımın mümkün olduğu Samsun aynı zamanda E95 yolunun Türkiye'ye giriş noktasıdır.

Kentin denizyolu ulaşım tarihi kendisi kadar eskidir. Denizyolu ile ulaşımın sağlandığı şehir Anadolu'yu Kırım'a bağlayan bir ticaret merkezi olup Selçuklular ve beylikler dönemlerinde Anadolu içlerinden gelen ticaret kervanlarının Sivas yoluyla Karadeniz'e ulaştığı limanlar arasında yer almıştır. Anadolu menşeli ürünlerin toplanma noktası olan Samsun Kırım Savaşı sırasında ittifak ordularının tedarik merkezlerinden biri olarak öne çıkmış, savaş sonrasında da Fransız, Yunan ve Rus gemileri şehrin Suriye, Tuna ve Rumeli vilayetlerinin yanı sıra Yunanistan, İtalya ve Fransa'daki limanlarla bağlantı kurmasını sağlamıştır. Şehre modern bir liman inşa edilmesi 19. yüzyılın ortalarında gündeme girse de bu fikir ancak 1950'lerde somutlaşmıştır. 4 Nisan 1954 tarihinde yapılan temel atma töreni ile inşası başlayan liman 14 Aralık 1960 tarihinde kullanıma açılmış, 2010 yılında ise özelleştirilerek Ceynak Lojistik'e devredilmiştir. Samsun Limanı'nın hâricinde 2005 yılında hizmete giren Toros Gübre Limanı ve 2008 yılında açılan Yeşilyurt Limanı ile birlikte Samsun'da üç liman bulunmaktadır. Samsun Limanı Karadeniz'in en büyük, Türkiye'nin ise 5. büyük limanı olmakla birlikte 2017 yılında 12.325.083 ton yükün elleçlendiği limanlarıyla Samsun Türkiye'nin en yoğun yedinci denizyoludur.

20. yüzyılın başlarına dek iç bölgeler ile ticaretin geleneksel kervanlar ve tek tük otomobiller vasıtasıyla gerçekleştirildiği Samsun'da demiryolu inşa edilmesine dair ilk girişim 1857'de yapılmıştır. Ancak Osmanlı devrinde yapılan anlaşmalara, verilen imtiyazlara rağmen çeşitli sebeplerle somut adımlara geçilememiştir. Cumhuriyet döneminde demiryollarına özel önem veren devlet 23 Mart 1924 tarihli kanunla birlikte ₺65 milyon sermayeyle Samsun-Kalın demiryolu hattını plânlaştırarak beş yılda bitirilmesini öngörmüştür. Hattın Samsun-Kavak kısmı 23 Aralık 1926'da hizmete açılsa da tüm hattın tamamlanması hava muhalefeti ve personel eksikliği gibi sebeplerle ancak 1932 yılında mümkün olmuştur. ₺29.5 milyona mal olan ve Türk mühendisler tarafından tamamlanan ilk hat olma özelliğine sahip olan demiryolu 378 km uzunluğunda sinyalizasyon ve elektrifikasyon olmaksızın inşa edilmiştir. 2008 yılında rehabilitasyonu yapılan hat 2015 yılında kapatılarak €259 milyon bütçe ile modernize edilmeye başlanmıştır. Yenilenen hattaki yolcu trenleri hızının 80 km/sa, günlük kapasitesinin 54 tren, yolcu trafiğinin 168 milyon yolcu km, yük trafiğinin 867 milyon tom km olacağı; yolculuk süresininse 9.5 saatten 5 saate düşeceği öngörülmektedir. Demiryolunun ne zaman tekrar faal olacağı ise belirsizdir. Bu demiryolu hattının hâricinde 1 Ekim 1926 tarihinde açılan ve Türkiye'de yerli sermayenin finanse etmesiyle döşenen ilk demiryolu hattı olan Samsun-Çarşamba hattı da eskiden faaliyet göstermekte ise de ilerleyen yıllarda atıl kalarak kapatılmıştır. 1983'te ulaşıma açılan ve 18 km uzunluğunda döşenen, Gelemen Lojistik Merkezinin aktarım hattı olarak hizmet veren demiryolu ise 2018 yılında yenilenmeye başlamıştır. Bunların hâricinde doğuda Ordu, batıda Sarp Sınır Kapısı'na uzanan yeni bir demiryolu hattının döşenmesi planlanmaktadır.

Şehirlerarası tren hatlarının yanı sıra 2003 yılında şehiriçi ulaşımın sağlanması amacıyla hafif raylı sistem inşa edilmesi gündeme gelmiş, 10 Ekim 2010 tarihinde ilk yolcularını alan Samsun tramvay hattı Karadeniz Bölgesi'ndeki ilk ve tek hafif raylı sistem olmuştur.

Samsun'da havayolu taşımacılığı Kasım 1958'de Kıranköy Mezarlığı ile Samsun Askerî Hastanesi arasına inşa edilen Samsun Havaalanı'nın hizmete açılmasıyla başlamıştır. 15 Aralık 1998'de ise ihtiyaca cevap veremez duruma gelen Samsun Havaalanı'nın yerine Samsun Çarşamba Havalimanı hava trafiğine açılmış, ilk tarifeli sefer 11 Şubat 1999 tarihinde gerçekleşmiştir.

Samsunlu tanınmış kişiler

  • Sagopa Kajmer - Rapçi
  • Orhan Gencebay - Şarkıcı
  • Orhan Hakalmaz - Şarkıcı
  • Yıldıray Çınar - Şarkıcı
  • Hale Caneroğlu - Oyuncu
  • Ahu Türkpençe - Oyuncu
  • Ece Erken - Oyuncu
  • Levent Kırca - Aktör
  • Mehmet Aslantuğ - Aktör
  • Ferhan Şensoy - Aktör
  • Hikmet Karagöz - Oyuncu, karikatürist
  • Bedri Koraman - Karikatürist
  • Tanju Çolak - Futbolcu, 1987'de Avrupa'nın en fazla gol atan futbolcusu, 1986'da 3'üncü.
  • Sabri Sarıoğlu - Futbolcu
  • Gökhan Gönül - Futbolcu
  • Mehmet Özdilek - Futbolcu
  • Hakan Bayraktar - Futbolcu
  • Serkan Aykut - Futbolcu
  • Ertuğrul Sağlam - Antrenör
  • Mustafa Dağıstanlı - Güreşçi, Olimpiyat Oyunlarında iki altın madalya.
  • Yaşar Doğu - Güreşçi, Olimpiyat Oyunlarında altın madalya.
  • Neyzen Tevfik - Yazar
  • Vedat Türkali - Yazar
  • Murat Karayalçın - Politikacı
  • Ali Fuat Başgil - Politikacı
 
Tüm sayfalar yüklendi.
Üst