Şehirler Kırşehir

Evliya Çelebi

Yeni Üye

Kırkşehir
Plaka No 40
Bölge İç Anadolu
Yüzölçümü 6.584 km²
Nüfus 229.975
Nüfus Yoğunluğu 35 kişi/km²
Telefon kodu +386
Rakım 991 m
İlçe sayısı 7
Kırşehir, Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesinde yer alan bir ildir.

1867 yılında bucak, 1869 yılında ilçe, 1870 yılında sancak olmuş, Avanos, Keskin ve Mecidiye (Çiçekdağı) ilçeleri Kırşehir'e bağlanmıştır. 1921 yılında bağımsız mutasarrıflık, 1924 yılında il olan Kırşehir'e Avanos, Çiçekdağı, Hacıbektaş, Mucur ilçeleri bağlanmıştır. 1944 yılında ilçe olan Kaman, Kırşehir'e bağlanmıştır.

20 Temmuz 1954 tarihinde Osman Bölükbaşı'yı tekrar milletvekili seçtiği için Kırşehir ilçe yapıldı (Adnan Menderes konuyla ilgili Meclis'te 'Türkiye’nin hiçbir vilayetinde yüzde 3’ten fazla oy almayan bir partiye mensup milletvekilini iki seçimde de seçen Kırşehir’in, bir içtimai ve siyasi bünye itibarıyla anormallik göstermekte olduğunu inkâr etmek mümkün değildir; evet, biz açık konuşuruz’ şeklinde konuşmuş ve Osman Bölükbaşı da cevaben; "Vilayeti kaldırdınız, bizi de kaldırın da zulmünüz tamam olsun" demiştir). Nevşehir il, Kırşehir de Nevşehir iline bağlı bir ilçe haline getirilmiş; Çiçekdağı ilçesi Yozgat'a, Kaman Ankara'ya, Hacıbektaş, Mucur ve Avanos da Nevşehir'e bağlanmıştır.

Kırşehir, 1 Temmuz 1957'de Adnan Menderes hükûmeti tarafından tekrar il hâline getirilmiş ve Yozgat'ın Çiçekdağı, Ankara'nın Kaman ve Nevşehir'in Mucur ilçeleri tekrar dâhil edilmiştir.

2016 yılında TÜİK verilerine göre merkez ilçeyle beraber 7 İlçe, 10 belediye, bu belediyelerde 67 mahalle ve ayrıca 252 köy vardır.

Kırşehirden bir görünüm


Kırşehir adı

Kırşehir tarihi, Hititler dönemi ile anılmaya başlar. Fakat, ilin adının o zaman ne olduğu henüz bilinmemektedir. İlin bir ara Aquae Saravenas (Akova - Saravena) adıyla (M.Ö. 2. yy.) bilindiği anlaşılmıştır. Önceleri Makissos (Macissus) adıyla anılan kent, İmparator I. Justinianus devrinde (527-568) yeniden kurulmuş ve Jüstinianopolis diye anılmaya başlamıştır.

Uçsuz bucaksız kırın ortasında yükselen bu kente Türkler "Kır şehri" adını vermişlerdir. Kır şehri zamanla halk dilinde "Kırşehir" oldu. Bu gün bile bazı köylerinde yaşayan halk, burasını Kır şehri diye anar. Kırşehir ismi Türkçedir.

Tarihi ve doğal güzellikleri: Hirfanlı barajı, Seyfe gölü, Avcı içesi, Karakurt kaplıcası, Alaeddin cami, Kale cami, Karakurt Baba türbesi, Melik Gazi türbesi, Aşık Paşa türbesi ve daha bir çok gezilmesi gereken yerleri vardır.

Kırşehir tarihi kronolojisi:


- M.Ö. 1650 Hititler
- M.Ö. 1200 Frigler.
- M.Ö. 546 Persler.
- M.Ö. 332 Kapadokya Krallığı.
- 18 Romalılar.
- 395 Bizanslılar.
- 1070 Selçuklular.
- 1120 Danişmendliler.
- 1398 Osmanlılar.
- 1402 Karamanoğulları.
- 1421-1451 Osmanlılar’ın kesin hakimiyeti.

Köken bilimi

Önceleri Makissos (Macissus) adıyla anılan kent, İmparator I. Jüstinianos devrinde (527-568) yeniden kurulmuş ve Jüstinianopolis diye anılmaya başlamıştır. Uçsuz bucaksız bozkırın ortasında yükselen bu kente Türkler "Kır şehri" adını vermişlerdir. Kır şehri zamanla halk dilinde "Kırşehir" oldu. Bu gün bile bazı köylerinde yaşayan halk, burasını Kır şehri diye anar. Kırşehir ismi Türkçedir. Bir rivayete göre de Timur'un Anadolu'ya gelişinde kendisine karşı koyan burada yaşayan halkı göstererek "kırın şehri" dediği, daha sonra bunun Kır şehri olarak değiştiği ve bugünkü ismini aldığı da söylenmektedir.

Kırşehir’in Coğrafi Yapısı

İç Anadolu Bölgesi’nin Orta Kızılırmak bölümünde yer alır. Yüzölçümü 6665 km²’dir. Kırşehir’in toprakları, ülke topraklarının binde 8’i, İç Anadolu Bölgesi topraklarının yüzde 2.9’u kadar olup, yüzölçümü büyüklüğü bakımından 53.sıradadır. İlin matematiksel konumu, 38°50′ – 39°50′ Kuzey enlemleri, 33°30′ – 34°50′ Doğu boylamları arasındadır.Denizden yüksekliği 985 metredir. İlin kuş uçumu denize uzaklıkları; güneyde, Akdeniz’de Anamur Burnu’na 362 Km; kuzeyde, Karadeniz’de Sinop’a 334 Km’dir.

Kırşehir, Orta Anadolu’nun fay hattı üzerinde yer alır. Başkalaşım serilerinin kıvrılmaları sırasındaki kırılma ile Kuzeybatı-Güneydoğu yönünde uzanan bir fay hattı oluşturmuştur. İkinci bir fay hattı ise; ilin, Ankara ile sınırını oluşturacak şekilde kuzeye doğru uzanır. İlk Kıvrılmalar sırasında oluşan fay hattı, 15 km uzunluğundadır. Kırşehir’deki Terme Kaplıca suyu, bu fay hattının derinliklerinden gelen sıcak sudur.

Kırşehir, ortalama yüksekliği 1000m’ye ulaşan geniş bir yayla görünümündedir. Kırşehir Masifi olarak da adlandırılan bu plato; birkaç dağ kütlesi ile engebelenmiş, Kızılırmak, Deliceırmak ve kolları tarafından yarılmış dalgalı bir düzlüktür. Bu plato üzerinde Seyfe Gölü kapalı havzası yer alır. Yükseliği 1500 m’yi aşan dağların sayısı oldukça azdır. İl topraklarının %64.5’i plato, %17.2’si dağlık alan, %18.3’ü ova ile kaplıdır.

Kırşehir “Orta Kuşak Kara Tesirli Sıcaklık Rejimi” özelliğine sahiptir. Ocak ayı ortalama sıcaklığı -0.3 °C’dir. Bu aydan itibaren mevsim sıcaklığına ve iklim özelliklerine bağlı olarak sıcaklık değerleri artmaktadır. Temmuz ayı sıcaklığı 22.8 °C’dir. Temmuz ayından itibaren sıcaklık değerleri düşmektedir. Kırşehir’de iklim özelliğine bağlı olarak gece ve gündüz sıcaklık değerleri arasında oldukça belirgin bir fark vardır.

Kırşehir’de en önemli madenler, demir, flüorit, mermer ve tuzdur. Demir yatakları, Merkez ve Kaman ilçelerinde bulunmaktadır. Flüorit yatakları, Merkez, Çiçekdağı ve Kaman ilçelerinde olup, Kaman ve Çiçekdağı ilçelerindeki flüorit damarlarının bir bölümünde zaman zaman üretim yapılmıştır. Merkez ilçe, Kaman ve mucur dolaylarında oniks denilen mermer yatakları bulunmaktadır. Bu yataklardan zaman zaman üretim yapılmaktadır.

Kırşehir’de ekonomik açıdan önem taşıyan doğal kaynaklardan biri de tuzdur. İldeki en zengin tuz yatakları, Tepesidelik ve Sekili’de bulunmaktadır.

Çiçekdağı ilçesindeki 60 bin ton rezervli linyit yatakları, maliyeti yüksek olması nedeniyle faal değildir. Tuğla-Kremit hammaddesi ise Çiçekdağı ve Akçakent ilçelerinde bulunur.

Kırşehir’de sayılanların dışında, amyant, antimon, alüminyum, altın, bakır, boraks, baryum, çinko, grafit, gümüş, krom, kurşun, kuvarsit, manganez, mika, taşkömürü, uranyum, volfram, kükürt ve zımpara taşı gibi madenler de mevcuttur.

BİTKİ ÖRTÜSÜ


İç Anadolu Bölgesi'nin bozkır kuşağı içinde kalan Kırşehir, genellikle orman örtüsünden yoksun olup, hakim doğal bitki örtüsü bozkırdır. Çok eski çağlarda ormanlarla kaplı olan yöre olumsuz insan etkileri ve yağış rejiminin düzensizliği sonucu orman örtüsünü kaybetmiştir. Ormanlık alan, ilin toplam yüzölçümünün % 2'sini kaplarken, son yıllardaki çalışmalar sonucu bu oran % 3,7'ye çıkmıştır. Karasal iklim özelliği nedeniyle, kendiliğinden doğal örtüye kavuşamayan il, ancak ağaç dikimi ve bakımı yoluyla orman alanlarına kavuşabilecektir. Çiçekdağı' nın kuzey kesimleri ile Akçakent ilçesi çevresinde meşe, karaçam ve sedir ağaçlarından oluşan ormanlar bulunmaktadır. Bu ormanlar bozuk koru ve baltalık niteliğindedir. İl sınırları içinde yer yer çalılıklara da rastlanmaktadır.

İlde aşırı hayvan otlatma ve doğal otlakların zamanla tarlaya dönüştürülmesi, alfa otu ve püsküllü çayır gibi otsu türlerin azalmasına, bunun yerine çoban yastığı ve geven türlerinin çoğalmasına neden olmuştur. İl alanını çeşitli yönlerden parçalayan akarsu vadilerinde kavaklıklar ve meyve bahçeleri vardır. Platolarda ise, tek yıllık çayır otları dışında bitki örtüsü yoktur.

Son yıllarda ildeki bozuk nitelikli ormanlar bakıma alınarak, koruya dönüştürülmesine ve yerleşim alanlarının çevresinde ormanlar oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu amaçla 1965 yılında kurulan Fidanlık Şefliği, 1967 yılında Orman Fidanlık Müdürlüğü haline getirilerek, ilin fidan ihtiyacını karşılamaya başlamış, bugün de çalışmalarını sürdürmektedir. Fidanlık Müdürlüğü, 1966 yılından itibaren yaklaşık 46 milyon fidan üretimi yaparak, bunun bir kısmı ile il ihtiyacını karşılamıştır. Orman Bakanlığına bağlı Ağaçlandırma Şefliği ve Başmühendisliği tarafından, 1977 yılından 1997 yılı sonuna kadar Kırşehir'de 3400 hektar alana yaklaşık 7 milyon adet fidan dikimi yapılmıştır. 1998 yılı programı içerisinde, Kervansaray mevkiinde 600 hektar alana 1.200.000 adet fidan dikimi gerçekleştirilecektir. Orman Fidanlık Müdürlüğü, modern kavakçılığın gelişimi için de çalışmalar yapmıştır. Fidanlıkta, karaçam, sedir, kavak dışında, akça ağaç, dişbudak ve süs bitkileri de yetiştirilmektedir.

ilimizde ormanlık alan toplam 24.591 hektardır. Bu ormanlar, karaçam, sedir ve kavaktan oluşan Prodüktif Koru, karaçam ve sedirden oluşan Bozuk Koru ile meşelerden meydana gelen Baltalıklardır. Orman alanı büyüklüğü bakımından ilin ilçelere göre dağılımı dikkate alındığında, Akçakent ön sırada yer alırken, bunu sırasıyla, Çiçekdağı, Merkez ilçe, Kaman ve Mucur takip eder. Mevcut ormanların bakımı ve işletmesi, Kırşehir Orman işletme Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir.

TOPRAKLAR


Kurak ve tektonik bir bölgede yer alan Kırşehir'de, toprak özellikleri, iklim ve ana maddeye bağlı olarak değişiklikler göstermektedir. ildeki ana toprak grupları ve özellikleri aşağıdaki şekilde sıralanabilir.

Kırşehir il alanının çok büyük bir bölümü kahverengi topraklarla kaplıdır. Pekişmemiş kireçtaşları üzerinde bulunan kahverengi topraklar, kurak Orta Anadolu kuşağının da yaygın toprak türüdür.

Çiçekdağı'nın kuzeybatısı ile güneyinde kalan platolar ve Kaman'ın güneybatısı ile Merkez ilçe'nin güneyi kırmızı-kahverengi topraklarla kaplıdır. Çiçek dağının 1000 m.yi aşan kesimlerinde genellikle kahverengi orman toprakları görülür. Bunlar organik madde bakımından zengin, olgun topraklardır. Bu topraklar üzerinde yer yer orman görülür. Orman örtüsünün seyreldiği yerlerde erozyon şiddetlidir. Dağın güney kesiminde, orman topraklarının altında kalan yükseltiler kestane renkli topraklarla kaplıdır. Çiçekdağı ilçesinin batısında Bayındır-Boyacık kasabaları arası ve Kaman'ın güneyinde kalan alanın bir bölümü kireçsiz kahverengi topraklarla örtülüdür. Bu tür topraklar kuru tarıma elverişlidir.

İlde Seyfe gölünün kuzeyi, batısı ve güneyi ile Kırşehir Kılıçözü ve Delice ırmak vadileri, alüvyon topraklarla kaplıdır. Bu topraklar, akarsuların çevreden getirdiği ve organik madde bakımından zengin, koyu renkli topraklardır. Ayrıca, vadi tabanlarında az da olsa alüvyon topraklarla geçişli olarak kolüvyal topraklar da vardır. Bu topraklar her tür bitkinin yetişmesine elverişlidir.

Kırşehir'de bu ana toprak grupları dışında, Merkez ilçe-Kaman arasını dolduran Baran dağının yüksek kesimlerinde çıplak kayalıklar ve Seyfe gölünün çevresinde tuzluluğa bağlı olarak ortaya çıkan çorak topraklar vardır. Bu tür toprakların tarımsal bir değeri yoktur.

Bütün olarak değerlendirildiğinde il alanının, kullanım durumuna göre, arazi varlığı şöyledir:

Ekili, dikili alanların toplamı % 68,2'dir. Bunun % 40'ınl tarla ürünleri ekim alanı, % 25,3'ünü nadas alanı, % 2,6'slnl bağ, bahçe ve % 0,3'ünü de tarıma elverişli olup, kullanılmayan arazi oluşturur. ildeki çayır ve mera alanları % 19,9, orman alanı % 3,7 ve . tarıma elverişli olmayan alan ise % 8,2 dir.

YERALTI KAYNAKLARI


Kırşehir'de çeşitli madenler bulunmasına karşılık, bunlar ekonomik nitelikte değildir. ilde en önemli madenler demir, flüorit, mermer ve tuzdur. Demir yatakları Merkez ve Kaman ilçelerinde bulunmaktadır. Flüorit yatakları, Merkez, Çiçekdağı ve Kaman ilçelerinde olup, Kaman ve Çiçekdağı ilçelerindeki flüorit damarlarının bir bölümünde zaman zaman üretim yapılmıştır. Merkez ilçe, Kaman ve Mucur dolaylarında Oniks denilen mermer yatakları bulunmaktadır. Bu yataklardan zaman zaman üretim yapılmaktadır.

Kırşehir'de ekonomik açıdan önem taşıyan doğal kaynaklardan biri de tuzdur. İldeki en zengin tuz yatakları, Tepesidelik ve Sekili' de bulunmaktadır.

Çiçekdağı ilçesindeki 60.000 ton rezervli linyit yatakları, ancak yerel gereksinimini karşılayacak boyuttadır. Tuğla-Kiremit hammaddesi ise Çiçekdağı ve Akçakent ilçelerinde bulunur.

Kırşehir'de sayılanların dışında, amyant, antimon, alüminyum, altın, bakır, boraks, baryum, çinko, grafit, gümüş, krom, kurşun, kuvarsit, manganez, mika, taşkömürü, uranyum, volfram, kükürt ve zımpara taşı gibi madenler de mevcuttur.

DOĞAL ÖZELLİKLERİ

Jeolojik Yapı: Kırşehir Masifi olarak adlandırılan yapı, "Orta Anadolu Masifi'nin bir parçasıdır. Türkiye'nin 9 masifinden en büyüğü olan Kırşehir Masif’i Tuz Gölü'nün altında da devam etmektedir. Masif kütle, tektonik hareketler sonucu bir veya bir kaç kez kıvrılmış, daha sonra kıvrılma özelliğini kaybederek sertleşmiş, çoğunluğu başkalaşım geçirmiş,temel kütledir. Kırşehir Masif'i, I., II., III. ve IV. zamanlarda oluşmuş, yaklaşık 2000-2500 m. kalınlıkta bir yapıdır. Bu yapıda" yukarıdan aşağıya doğru: Kireçli şistler, fil latalar, yeşil şistler, mermer kuşakları; küçük taneli billurlu kuvarsitler, mikaşistler ve mermer katmanlarına rastlanır.

İlin doğal yapısı, iç Anadolu Bölgesi ile birlikte; III. Jeolojik zaman olan Neozoik Üst Eosen'de karalaşma sonucu oluşmuştur. Asıl görünümünü Alp kıvrımları sırasında kazanmıştır.

İlin oturduğu ana platoda, dört ayrı dönemde ortaya çıkmış oluşumlar vardır. Kuzeybatı-Güneydoğu yönünde uzanan fay hattı ile Seyfe Gölü çöküntü alanı IV. zaman alüvyonlarıyla, fay hattının doğusu başkalaşım geçirmiş dizelerden billurlu şistlerle kaplıdır. İl alanının batısı mermerleşmiş kireçtaşı ve dolomitlerle, bunun dışında kalan yerler ise; III. zaman Neojen göl tortuları ile kaplıdır. Başkalaşıma uğramış billurlu kütlelerin diziliş yönleri; Kırşehir-Kaman dolayında Kuzeybatı-Güneydoğu doğrultulu, Kırşehir yakınlarındaki Kervansaray dağlarında ise Güney doğrultuludur. Bu başkalaşıma uğramış billurlu kütlelerin yaşı tam olarak belirlenememiştir. Ancak Kaman'ın batısında yer alan Karalan dağlarının başkalaşım kütlelerinin Tebeşir dönemi öncesine ait olduğu kesin olarak belirlenmiştir. Başkalaşım katmanlarının altındaki oluşumların, Paleozoik döneme ait olduğu sanılmaktadır.

Kırşehir, orta Anadolu'nun fay hattı üzerinde yer alır. Başkalaşım serilerinin kıvrılmaları sırasındaki kırılma ile Kuzeybatı-Güneydoğu yönünde uzanan bir fay hattı oluşmuştur. ikinci bir fay hattı ise; ilin, Ankara ile sınırını oluşturacak şekilde kuzeye doğru uzanır. İlk kıvrılmalar sırasında oluşan fay hattı 15 km. uzunluğundadır. Kırşehir'deki Terme Kaplıca suyu, bu fay hattının derinliklerinden gelen sıcak sudur.

Kırşehir, üçüncü derece deprem bölgesi olan Orta Anadolu deprem alanı içinde yer alır ve deprem üst merkezinin etki alanı içindedir. Fay hatları ve çevreleri, depremlerin çok olduğu kırıklar dizisi içinde kalırken, diğer bölümler, 2. ve 3. derece deprem kuşağında yer almaktadır.

Kırşehir Depremi: 19 Nisan 1938'de, Kırşehir ve çevresinde Richter ölçeğine göre 6,7 şiddetinde yer sarsıntısı olmuştur. Deprem, il merkezinde hafif olarak hissedilmiş, buna karşılık deprem dış merkezinde yer alan Akpınar ve çevre köyler ile Yozgat'ta, 2297 binanın yıkılmasına, 2897 binanın ağır ve hafif hasar görmesine, toplam 149 kişinin ölümüne neden olmuştur. Akpınar ve çevresi 2. derece deprem özelliği göstermesine rağmen, sadece burada ölenlerin sayısı 87'yi bulmuştur. Akpınar bugün bulunduğu yere taşınmak zorunda kalmıştır. Deprem dış merkezinin alanı 177 km2, boyutları ise Kuzey-Güney doğrultusunda 30 km., Doğu-Batı doğrultusunda 24 km. olarak hesaplanmıştır. Deprem sonucunda Akpınar'ın kuzeybatısında Taşkovan yakınlarına kadar uzanan 15 km. uzunluğunda bir kırık (fay) oluşmuştur. Kırık bloklarının birbirlerine göre hareketleri, düşey doğrultuda 60 cm., yatay doğrultuda ise, 65 cm. dir.

YÜZEY ŞEKİLLERİ


İl toprakları güney ve güneybatıda Kızılırmak, batı ve kuzeybatıda Kılıçözü deresi, kuzey ve kuzeydoğuda Delice ırmağı, doğuda Seyfe Gölü çöküntü alanı ile çevrilidir.

Kırşehir, ortalama yüksekliği 1000 m.ye ulaşan geniş bir yayla görünümündedir. Kırşehir Masif'i olarak ta adlandırılan bu plato; bir kaç dağ kültesi ile engebeleşmiş, Kızılırmak, Delice ırmak ve kolları tarafından yarılmış dalgalı bir düzlüktür. Bu plato üzerinde Seyfe Gölü kapalı havzası yer alır. Yüksekliği 1500 m.yi aşan dağların sayısı oldukça azdır. İl topraklarının; % 64,5'i plato, % 17,2'si dağlık alan, % 18,3 ova ile kaplıdır.

DAĞLAR


İlde çok az bir alanı (% 17,2) kaplayan dağlar, "Kırşehir Masif"i olarak adlandırılan ana plato üzerinde kuzeyden başlayıp güneybatıya ve güneydoğuya doğru açılarak il topraklarını engebelendirir. Bu engebelerin ortalama yükseltisi 1500-2000 m. arasında değişir. İl topraklarının kuzey kesiminde Çiçek dağı, Orta kesiminde Baran dağı ve Kervansaray dağı önemli yükseltilerdir.

Kervansaray Dağları: Seyfe Gölü kapalı havzası ile Kırşehir yerleşme alanı arasında bulunan bu dağlar, kuzeybatıdan güneydoğuya doğru Mucur ilçesine kadar uzanır. Mucur kuzeyinde platolar üzerinde belirginliği azalan, ilçenin kuzeydoğusunda yeniden yükselen bu dağlar, Nevşehir kuzeyindeki Kızıldağ ile birleşir. Kervansaray dağlarının en yüksek noktası 1679 m. olup, ilin kuzeydoğusunda yer alır. Dağın diğer önemli dorukları ise; Armutlu, Köpekli, Kırlangıç ve Kızıldağ'dır. Akarsuların açtığı derin vadilerle parçalanan dağ yüzeyi, şiddetli aşınma sonucu yer yer düzleşmiştir. Ormanlık alanın bulunmadığı bu dağlarda, hakim bitki örtüsü bozkırdır.

Çiçek Dağı: Adını verdiği ilçenin batısındaki platonun ortasında yükselen Çiçek dağı, Kırşehir'in en yüksek noktasıdır ve 1691 m. yüksekliğindedir. Dağ, Delice ırmak’a doğru akan derelerin açtığı vadilerle parçalanmıştır. Bitki örtüsü; seyrek meşeliklerden oluşan orman kalıntılarıdır. Dağın ikinci yüksek noktasını 1585 m. ile Yağmurlu Dede tepesi oluşturur.

Baran Dağı: Kırşehir ile Kaman arasında yer alıp, batıdan güneye doğru uzanır.En yüksek noktası 1677 m. dir.

Aliöllez Dağı: Kaman ilçesindedir. Güney - güneydoğu yönünde uzanan dağın yüksekliği 1528 m. dir. Hirfanlı barajı yönünde derin olarak parçalanmış olup, bitki örtüsü zayıftır.

Diğer Dağlar

Merkez:
Karga sekmez dağları, Cemele dağları, Naldöken dağları, Hüyüklü dağları, Emir burnu dağları ve Obruk tepesi.

Kaman: Toprakkaya dağları, Buzluk dağları.

Mucur: Armutlu dağları, Büyük Uyuklu dağları, Kırlangıç dağları, Kızıl dağ, Köpekli dağları.

OVALAR


Kırşehir il topraklarının % 18,3'ünü ovalar teşkil eder.

Başlıcaları :

Malya Ovası: Diğer adı "Seyfe Ovası" olarak bilinen ova, ilin kuzeydoğusunda yer alır. Çiçekdağı ilçesinin Salep boğazı ve Taburoğlu köyü yörelerinde başlayan ova, Mucur ilçesinin kuzeyini de içine alarak Kayseri il sınırına kadar uzanır. Alanı 400 km2, yüksekliği, 1110 m. olan ova, yüksek bir düzlük görünümündedir. Çevre dağ ve platolardan gelen ,akarsular tarafından taşınan maddelerin, çöküntü tabanını doldurmaları sonucu oluşan bu yüksek düzlüğün, büyük bölümü uzun süre bataklık olarak kalmıştır. Son yıllarda sürdürülen kurutma çalışmaları, doğu kesim dışında tamamlanmıştır. Göl suları tuzlu olduğundan, göl çevresinde genişçe bir alan çoraktır. Bunun dışında kalan ovalık alan alüvyonlarla kaplıdır. Sulama yetersizliği nedeniyle ovada kuru tarım yapılmaktadır. Yörede sulu tarım olanakları sağlanabilirse, ilin en önemli tarım alanı haline gelebilecektir. Ova üzerinde Malya Devlet Üretme Çiftliği kurulu bulunmaktadır.

Çoğun (Çuğun) Ovası: İlin Kuzey'inde yer alan ova, 2500 hektar alana sahiptir. Çoğun barajının yapılmasından sonra sulu tarıma açılmış, meyve sanayi bitkileri üretimi artmıştır.

Güzler Ovası: Kırşehir'in Güney'inde yer alan ova , 2400 hektar alana sahiptir. Sulama gölet'i yapıldıktan sonra sanayi bitki üretimi artmıştır. Özellikle Şekerpancarı, üretiminin artması ile ilde Şeker Fabrikası kurulması kararlaştırılmış ve temeli atılarak inşaatına başlanmıştır.

Diğer Küçük Ovalar

Hamamözü, Değirmenözü, Acıöz, Maniöz ovaları.

Ovaların dışındaki diğer düzlükler: Kenar, Tatarilyas, Kuytuluk, Körkuyu, Gardaklıbel, Yalnız mezar, Göbek, Laleli, Güllü dağ, Ekizağıl ve Aksakal yaylalarıdır.

VADİLER


Kızılırmak Vadisi: Sivas'ın Kızıl dağ yakınlarında doğan Kızılırmak, İç Anadolu Bölgesi'nde bir yay çizdikten sonra kuzeye doğru uzanarak, Karadeniz'e dökülür ve Türkiye'nin en uzun ve önemli vadisini oluşturur. Kırşehir, bu vadinin içinde yer alır. Vadinin başlangıç noktası Aydoğmuş ve Yörücek'in doğusu olup, Ecikağıl yakınlarında Ankara sınırına ulaşarak son bulur. İlde bulunan Hirfanlı ve Kesik köprü barajları bu vadi üzerinde yer alır.

Kırşehir Kılıçözü Vadisi: Baran dağının kuzey kesiminden başlayan vadi, Aydınlar'a kadar uzanır, bir yay çizerek Çoğun'a ulaşır, Güney'e yönelerek il merkezinden geçer ve Güzler Köyü Taka mevkiinde Kızılırmak vadisine açılır. Çoğun'a kadar dik ve dar olarak uzanan vadinin daha sonra iki tarafından önemli tarım alanları başlar. Çoğun ve Güzler göletleri bu tarım alanlarının sulanmasında yeterli olmaktadır.

Kaman Kılıçözü Vadisi: Baran dağının batısında başlayan vadi, Kaman ilçesinin kuzeyine doğru uzanır. Kara ova’nın Batı'sında dar ve dik bir koridor biçiminde kuzeye doğru açılarak Ocakbaşı'ndan Ankara il alanına ulaşır. Kuzeydoğuya doğru geniş bir yay çizerek Ankara-Yozgat sınırında Delice ırmak vadisine açılır.

Delice ırmak Vadisi: Büyük bölümü Yozgat il sınırları içerisinde kalan vadinin, Kırşehir sınırına yaklaştığında, Yerköy yöresinde, vadi tabanı genişlemeye başlar. Kırşehir,Yozgat il sınırını oluşturarak devam eden vadi, Çorum il alanında Kızılırmak vadisine açılır. Vadinin Kırşehir sınırları içinde kalan bölümlerinde sulamalı tarım yapılır.

AKARSULAR


Kızılırmak: Bütün çığırı Türkiye topraklarında olan Kızılırmak, Sivas Kızıl dağ’da doğar, Bafra ovasında Karadeniz'e dökülür. Türkiye'nin uzunluk bakımından en büyük (1355 km.) akarsuyu olup, havza alanı bakımından Fırat'tan sonra ikinci sırada yer alır. Kızılırmak, antik çağda tuzlu akarsu anlamına gelen "Halys" adıyla anılırdı. Türkçe adını içerisinde tuz ve jips bulunan, çoğunlukla kızıl renkli, kumlu-killi topraktan almaktadır. Genellikle jipsli araziden akarak gelen Kızılırmak'ın suları tuzlu ve acıdır. Fakat bu durum, tarımda sulamayı, olumsuz etkilememektedir.

Kızılırmak; Nevşehir'in Gülşehir ilçesi önlerinden geçtikten sonra güneydoğu-kuzeybatı doğrultusunda Kırşehir platosuna girer ve Kırşehir'in 17 km. güneyinden geçer. Bu arada kuzeyden gelen ve Kılıçözü deresi olarak bilinen Kırşehir çayı kolunu alır. Daha sonra dar boğazlar içinde akmaya başlar. Bu boğazlardan ikisinde kurulan Hirfanlı ve Kesikköprü barajlarında, doğal akışı bir ölçüde kesintiye uğrar. Kesikköprü barajından sonra güney-kuzey doğrultusunu alır ve Kaman-Bala yolunun geçtiği Köprüköy köprüsünün altından geçerek Kırıkkale il sınırına ulaşır.

Kırşehir, Kızılırmak havzası üzerinde olmasına rağmen, ova ve sulanabilir alan bakımından fakirdir. Yağmur ve kar suları, ile beslenen, ortalama debisi 184 m3/sn. olan Kızılırmak'ın rejimi düzensizdir. İlkbahar başlarında, yükselmeye başlayan suları, ilkbahar sonunda en yüksek düzeye ulaşır. Sıcak ve kurak geçen yaz aylarında buharlaşmanın artması ile azalan suları, temmuzda en düşük seviyededir.

Kılıçözü (Kırşehir) çayı: Kızılırmak'ın il içinde kalan kuzey kolunu oluşturan çay, Baran Dağı'nın kuzey yamacından doğar. Kırşehir ve Güzler'i geçerek Taka mevkiinde Kızılırmak'a karışır. Kuzey-güney doğrultusunda 80 km. uzunluğa sahiptir. Suları tarımda kullanılan çayın üzerinde, sulama ve taşkın önleme amacı ile Çoğun barajı, İğdeliöz, Kılıçözü ve Güzler sulama regülatörleri yapılmıştır. Düzensiz bir rejime sahip olan çayın, yazın suları' azalır. Kış ve ilkbahar aylarında ise, yağışlar ve eriyen kar suları sebebiyle, zaman zaman taşkınlar olmaktadır.

Kaman Kılıçözü çayı: 150 km. uzunluğundaki çay, Kaman'ın güneyinden kaynağını alarak, ilin kuzey bölümünde yer alan dağ ve platoların sularını toplar, Kırıkkale-Yozgat sınırında Delice ırmak’a karışır. En büyük kolu Malaközü deresidir.

Delice ırmak: Kızılırmak'ın en uzun koludur (426 km.) Kırşehir-Yozgat il sınırını oluşturan akarsu, Yerköy yakınlarında Kırşehir il sınırına girer ve Kırıkkale-Yozgat-Kırşehir sınırlarının kesiştiği noktada ili terk eder. Rejimi düzensiz olan Irmak'tan, sulamada yararlanılmaktadır.

GÖLLER


Seyfe Gölü: Kırşehir il merkezinin 35 km. kuzeydoğusundaki tektonik çukurlukta yer alır. Çukurluğun temeli, Neojen döneme ait tortul katmanlarla örtülüdür ve göl en alçak bölümünü kaplar. Deniz yüzeyinden yüksekliği 1110 m. dir. idari olarak Mucur ilçesi sınırları içinde yer alan göl, adını, batısındaki Seyfe köyünden alır. Küçük bir kapalı havza niteliği taşıyan göl, yazın iyice sığlaşır ve büyük bir kesimi tuzlu bataklığa dönüşür. Yüzölçümü 15 km2. olup, farklı mevsimlerdeki ölçümlerde alanı değişebilmektedir. Genellikle sığ olan gölün en derin yeri 4/5 m. yi bulmaktadır.

Seyfe Gölü Kuş Cenenti kuraklık tehlikesi  ile  karşı karşıya


Göl, batısında bulunan Seyfe ve kuzeyinde yer alan Badıllı köylerinden çıkan pınarlar, dip kaynakları, drenaj alanı yüzeysel akışı ve göl alanına düşen yağışlarla beslenmektedir. Boşalımı ise, buharlaşma ile gerçekleşmektedir. Yörenin çok az yağış alması, gölü besleyen derelerin yazın büyük ölçüde kuruması ve yüksek buharlaşmanın da etkisiyle su seviyesi yazın oldukça düşerve büyük bir kesimi tuzlu bataklığa dönüşür. Tuzlu suya sahip olması nedeniyle, gölün güney kıyısında zaman zaman işletilmiş bir tuzla vardır. Göl çevresinde geniş meralar ve tarlalar yer almaktadır. Bu arazinin büyük bölümü, Malya Tarım işletmesi'nin sınırları içinde kalır.

Göl içinde balık yoktur, sadece kurbağa türlerine ve su yılanına rastlanır. Ancak Seyfe deresinde ve derenin göl içindeki yayılım alanında iki küçük balık türü yaşamaktadır. Göl ve çevresi, 1990 tarihinde, "Tabiatı Koruma Alanı" ilan edilmiştir, aynı zamanda birinci derece "Doğal Sit" alanıdır. Göl ve çevresinde, ötücü kuşlar dahil olmak üzere toplam 187 kuş türü tespit edilmiştir.

Obruk Gölü: ilin Nevşehir sınırları yakınında Obruk köyünde bulunan, karstik oluşumlu bir göldür. Derinliği ve kirliliği nedeniyle suyundan yararlanılamaz.

Hirfanlı Baraj Gölü: Kaman'a bağlı Hirfanlı köyü yakınlarında elektrik üretmek ve sulamada kullanılmak amacıyla 1959 yılında tamamlanmış ve 8 Ocak 1960 tarihinde açılmıştır. Açıldığı yıl itibariyle Türkiye'nin en büyük, bugün ise dördüncü büyük barajı olan Hirfanlı' nın alanı 263 km2., dolgu yüksekliği 81 m. dir. Baraj gölünün uzunluğu 75 km. olup, en geniş yeri 15 km.dir. 2 milyon m3. kaya dolgu malzeme ile yapılan barajdan, yılda 40 milyon kw/sa. enerji üretilmektedir. Baraj santrali dört türbinden meydana gelmektedir.

Hirfanlı barajının bulunduğu yer, granit ve granodiyorit masif kayaçlardan oluşan bir yöredir. Gölün tabanında ırmak çökelleri olan ve kalınlığı 5 m.yi bulan mil, kum ve çakıl katmanları bulunur. Gölün yamaçlarındaki toprak kalınlığı 0-5 m. arasında değişir.

Yapıldığı günden bu yana bölgenin iklimini olumlu etkileyen baraj gölünde, kerevit, sazan, yayın gibi türlerden oluşan tatlı su balıkçılığı yapılmakta ve yöre insanına gelir kaynağı sağlamaktadır. Baraj gölü, yörenin plaj ve piknik gibi ihtiyaçlarını da gidermektedir.

Çuğun (Çoğun) Baraj Gölü: Kırşehir ilinin kuzeybatısında, Çuğun köyü sınırları içinde, Kılıçözü çayı üzerinde kurulu olan baraj gölü, il merkezine 20 km. uzaklıktadır. Sulama ve taşkın koruma amaçlı yapılan göl, 1970 yılında tamamlanarak, sulamaya 1976 yılında geçilmiştir. Göl hacmi 22.600.000 m3. olan baraj gövdesinin yüksekliği 41 m. olup, kaya dolgu tipindedir. Baraj gölü ile 2028 hektar alan sulanabilmektedir. Ayrıca gölde başta aynalı sazan olmak üzere tatlı su balıkları üretilmektedir.

Karaova Barajı: Kırşehir, Akpınar-Karaova köyünün 3 km. güneydoğusunda, Delice ırmak’ın kollarından Kılıçözü'ne bağlı Manahözü çayı üzerindedir. Sulama amacıyla 1997'de hizmete açılan baraj, toprak dolgu tipindedir. Baraj suyu ile 4760 hektar arazi sulanabilmektedir.

Kültepe Barajı: Kırşehir'in güneyinde, Kırşehir-Ortaköy yolunun 43. km.sinde 2 km. içeride Ulupınar köyünün 4 km. doğusundadır. Sulama ve taşkın önleme amacıyla toprak dolgu tipinde yapılan baraj, 1983 yılında işletmeye açılmıştır. Barajın kaynağında ve yan kolları üzerinde beş adet gölet yer almaktadır. Bu göletlerin etkisi ile baraja gelen su azalmış olup, ancak çok kısıtlı sulama yapılabilmektedir. Su ihtiyaç sorunlarının çözümü amacıyla baraja, Kızılırmak'tan pompaj-planlama çalışmaları yapılmaktadır. Baraj sayesinde toplam 23509 hektar alan sulanabilmektedir.

Bu barajların dışında yapımı halen sürdürülen Sıdıklı barajı, Kırşehir ilinin 40 km. batısında Sıdıklı-Küçükboğaz köyü yakınlarındadır. Sulama amacıyla yapılan baraj 1998 yılında tamamlanacaktır.

Sulama Göletleri: Merkez ilçede, Ekizağıl ve Karaboğaz göletleri ile Güzler regülatörü vardır. Kaman'da, Karakaya, Gökeşme, Darıözü, Merdese, Sarıömerli, Çiftlikbala, Ömerhacılı ve Savcılı göletleri; Çiçekdağı'nda, Gölcük, Kırdök göletleri ile Boztepe'de, Harmanaltı göleti hizmete açıktır. Ayrıca Mucur'da Yeniköy ve Kargın göletleri ile Kaman'daki Çağırkan göletinin yapımı devam etmektedir.

İKLİM

Kırşehir'de, kışları soğuk ve kar yağışlı, yazları sıcak ve kurak geçen karasal iklim görülür. Thorntwait'in iklim tasnifine göre, Kırşehir yarı kurak iklim özelliğine sahiptir. İldeki yıllık sıcaklık ortalaması 11,3 °C ,yıllık yağış miktarı ise 400 mm.den azdır.

Sıcaklık: İldeki dağlık ve ovalık alanlar arasında yıllık ortalama sıcaklık farkı fazla değildir. İlçeler arasındaki sıcaklık farkı 1 °C civarındadır. Merkez ilçede yıllık ortalama sıcaklık 11,3 °C iken, Kaman'da 10,9 °C, Çiçekdağı' da ise 12,2 °C. Kırşehir'in çevre illerle olan sıcaklık farkı yine 1 °C dolayındadır. Ankara'da 11,7 °C, Nevşehir'de 10,9 °C, Yozgat'ta 9,0 °C.

Tarihi Yerler ve Tarihi Eserler

İlk yerleşimin MÖ.. 3000’lere uzandığı Anadolu’nun ortasında bulunan Kırşehir zengin bir kültürel mirasa sahiptir. Geçmişten günümüze pek çok uygarlıklara ev sahipliği yapmış Türk İslam dönemlerinde Türk kültürünün yaşatıldığı bir merkez olmuştur. O dönemde 13. ve 14. yy.da Ahi Evran, Hacı Bektaş, Cacabey, Aşıkpaşa, Ahmed-i Gülşehri gibi Kırşehir’de yetişmiş büyük insanlar eserleri ile, düşünceleri ile döneme damgalarını vurmuşlar, tarihteki önemli rolleri onları günümüze kadar yaşatmıştır.

CAMİLER


ALAADDİN CAMİİ : Kırşehir, Merkez, Kalehöyük üzerinde bulunmaktadır, Selçuklu döneminde Alaaddin Keykubat tarafından 1230 yılında yaptırılmıştır, 1893 yılında yapı tümden yıkılarak mutasarrıf Arif bey tarafından tekrar yaptırılmıştır. Yapının portalinin giriş kapısı melik muzafferüddin behram şaha ait medreseden getirildiği bilinmektedir. Yapının portali zengin Selçuklu plastik kabartmaları ile dikkati çekmektedir.

LALA CAMİİ (LALE): Yapının 13. yy. a ait olduğu sanılmaktadır. Camii moloz ve kesme taştan yapılmış olup payelere oturan üç kubbe ile örtülüdür. Bu gün camii olarak kullanılan yapının esasında bir darphane olabileceği düşünülmektedir.

KAPUCU CAMİİ : Osmanlı dönemine ait olmakla birlikte kesin yapım tarihi bilinmemektedir. Yapıya üç kubbe ile örtülü son cemaat yerinden girilmektedir. Asıl ibadet mekanı kare planlı olup kubbe ile örtülüdür.

CARŞI CAMİİ : Osman döneminde 1864 yılında Hüseyin bey tarafından yaptırılmıştır. Kare planlı ibadet mekanı ağaç bindirme tekniği ile yapılmış kırlangıç tavan da denilen çatı örtmektedir. Yapının minaresi bulunmamaktadır.

BUÇUKLU CAMİİ : Caminin kesin yapım tarihi bilinmemekle birlikte son Osmanlı dönemine aittir. Dörtgen ibadet mekanının çatısı Marsilya piramidi ile örtülüdür. Basit ahşap direkli son cemaat yeri mevcut olup yapı kerpiçle inşa edilmiştir. Yapının batı tarafından beden tarafına bitişik olan tuğla minaresi otantik bir görünüm verir

MEDRESELER


CACABEY CAMİİ (MEDRESESİ)-CACABEY TÜRBESİ : Kırşehir kent merkezinde bulunan medrese Selçuklu döneminde Kılıçaslan oğlu Keyhüsrev zamanında Kırşehir emiri Nurettin Cibril Bin Cacabey tarafından 1271-1272 yıllarında bir gözlem evi medrese olarak yaptırılmıştır. Eser sonradan camiye çevrilmiştir. Birkaç kez onarılmış olup minaresindeki mavi çiniler nedeniyle halk arasında “ cıncıklı” camii adı ile anılmaktadır. Medrese kesme taştan yapılmış olup kare planlıdır. İki eyvanlı kapalı avlulu medreseler gurubuna girmektedir. Döneminde astronomi yüksek okulu olarak hizmet vermiştir.

Mukarnas kavsaralı iki renkli taş işçiliğinin uygulandığı taç kapısı bulunmaktadır. Kuzeyindeki giriş kapısı işlemelidir, yapıdan ayrı olan tuğladan yapılmış çinili ve tek şerefeli minaresi ilk önce gözlem yeri olarak kullanıldığını göstermektedir. Ana eyvanda yer alan karşılıklı iki sütun koni ve küre biçimlerinin üst üste bindirilmesiyle oluşturulmuştur. Bu sütun düzenlemesinin Anadolu Türk sanatında başka bir örneği bulunmamaktadır. Cacabey camiinin sol bitişiğinde Cacabey’e ait bir türbe bulunmaktadır.

ZAVİYELER


AHİ EVRAN ZAVİYESİ : 1482 yılında Ahilik teşkilatının kurucusu Ahi evran adına yaptırılan camii bu gün aynı adı taşıyan semt’te bulunmaktadır. Külliye Ahi evran’ın türbesi ile zaviye- tekke olarak kullanılan mekanlardan oluşmaktadır. Üç kubbe üzerine kare planlı olup kesme taştan inşa edilmiştir. Ana mekanı sağında mescit, solunda Ahi evran’ın mezarının olduğu türbe yer alır, tek minareli yapı 1972 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğünce restore edilerek camii olarak hizmete

TÜRBE ve KÜMBETLER


MELİKGAZİ KÜMBETİ: Kırşehir ili merkezinde bulunan kümbet 1240-1250 yılları arasında Mengüçük Oğullarından Melik Muzaffereddin Behram Şah adına eşi tarafından yaptırılmıştır. Kümbet, köşeleri pahlı kare kaide üzerine sekizgen gövdelidir. Silindirik konik külaha geçişte üçgen pahlar kullanılmıştır.Bu pahlarla kümbete çadır görünümü verilmiş olup Türk Türbe mimarisinin Orta Asya Çadır sanatından etkilendiği, hatta kümbetlerin menşeinin Orta Asya Sanatı olduğu savını kuvvetlendiren örneklerden birisidir.

FATMA HATUN KÜMBETİ: Merkez Medrese mahallesi Kümbetaltı mevkiinde yer almaktadır. 1266 yılında dönemin ileri gelenlerinden Hoca Aka Maatır tarafından Fatma Hatun adına yaptırılmıştır. Kümbet; köşeleri üçgen pahlı kare kaide üzerine sekizgen gövdelidir. Örtü sistemi içte kubbe, dışta sekizgen konik külahıdır. Yapı düzgün kesme taşlarla inşa edilmiştir.

AŞIKPAŞA TÜRBESİ: Kırşehir Merkez Aşık Paşa Mahallesinde yer almaktadır. Ertana veziri Alaattin Alişahruhi tarafından yaptırılmıştır. 1333 tarihli türbe tamamen mermerden yapılmış olup, asimetrik uzun cephesi , Kırgız çadırına benzeyen kubbesi, yana alınmış dar ve uzun portali ile Selçuklu mimarisinden farklılık göstermektedir. Kitabesinde çok değişik olarak kubbenin önüne gelmiş girinti yapan saçak silmeleri ile çerçevelenmiştir. Portalide istiritye nişin etrafı, örgü motiflerinden oluşan bir bordürle çevrilmiş, düz cephenin ortasında, alçakta, sivri kemer alınlıklı tek bir pencere açılmıştır. Girişte yanda dar bir holle, kubbeli kare bir mekanda oluşan türbe değişik mimari unsurların ahenkli bir biçimde uygulandığı bir örnektir.

CACABEY TÜRBESİ: Cacabey Camiinin girişinde bulunur, cacabeye ait olan bu türbe Anadolu Selçukluları döneminde 1272 yılında yapılmıştır. Türbeye camii içerisinde bulunan bir salondan geçilerek merdivenle çıkılmaktadır. Kapısı lacivert üzerine beyaz çiniler ve yazılarla bezenmiştir. Pencere kenarları ise taş süslemedir, türbeyi içi çinilerle süslü çokgen biçiminde bir kubbe örter.

AHİEVRAN TÜRBESİ: Kırşehir’in merkezinde aynı adı taşıyan camiinin sol tarafındadır. Ahilik teşkilatını kuran ve Anadolu’da yaygınlaştıran Ahi Evran-ı Veli bu türbede yatmaktadır. Türbe 1481 yılında Fatih Sultan Mehmet’in kayınbiraderi Alaüddevle tarafından yaptırılmıştır. Türbeye camii içinden bir merdivenle çıkılır, üç kubbe ile örtülü kubbe kesme taştan yapılmıştır.

KALENDER BABA KÜMBETİ : Kırşehir Merkez Karalar Köyü içerisinde bulunmaktadır. Anadolu Selçuklu Sultanlarından Kılıçaslan tarafından 1135 yılında yaptırılmıştır. Kesme taştan yapılan kümbet Selçuklu mimarisi özelliklerini taşımaktadır. Kitabesi kaybolan kümbetin Selçuklu Emirlerinden Karakurt baba adıyla da bilinen Kalender Baba adına yaptırıldığı anlaşılmıştır.

SÜLEYMAN TÜRKMANİ TÜRBESİ: Kırşehir Merkez İmaret Mahallesinde bulunmaktadır. Türbede Şeyh Süleyman Türkmani ile aynı soydan gelen sekiz kişiye ait sanduka bulunmaktadır.

MUHTEREM HATUN TÜRBESİ: İmaret Mahallesinde yer alır. Kerpiç olan türbe yıkılarak tamamen kesme taştan yeniden yapılmıştır. İçerisinde dört tane sanduka bulunmaktadır.

YUNUS EMRE TÜRBESİ: Kırşehir’e bağlı Ulupınar Kasabası sınırları içerisindedir. Türbe, sarp kayalıklar üzerine sonradan yapılmıştır. Yunus Emre Milli parkı içinde bulunmaktadır. Türbenin hemen yakınında Yunus Emre’ye atfedilen Çilehane binası mevcuttur.

AFLAK BABA TÜRBESİ : Altınyazı köyü içerisinde bulunmaktadır. Köşeleri pahlı kare gövde üzerinde yükselen türbe, içten kubbe, dıştan piramidal külahla örtülüdür. Selçuklu mimari özellikleri gösteren türbe tamamen yenilerek kesme taştan yapılmıştır.

TARİHİ EVLER


HACIBEY KONAĞI : Yenice mahallesinde bulunmaktadır. 1925 yılında Kırşehir Muhasebe Müdürü Hacı Bey tarafından yaptırılmıştır. Yapı kamulaştırılarak Kültür ve Turizm Bakanlığı mülkiyetine geçmiştir. Restorasyon çalışmalarına başlanan yapı yakın zamanda konuk evi olarak hizmete sunulacaktır.

AĞALARIN KONAĞI : Kayabaşı mahallesinde bulunmaktadır. 1938 yılında Enver EKİNCİ tarafından taş ve tuğladan yaptırılmıştır. Cumhuriyet döneminin örnek yapılarından olan bu binada Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kamulaştırılmıştır. Restorasyon çalışmalarına tamamlanmışıtr.

BEKİR EFENDİ KONAĞI: Kayabaşı mahallesinde bulunan Bekir Efendi konağı dönemin Kırşehir evi mimarisini yansıtan en iyi örneklerden birisidir. İki katlı olan binanın alt ve üst katında ortada sofa ve sofaya açılan odalardan oluşmaktadır. Yapının tavan göbekleri ajur tekniğinde yapılmış süsleme elemanları dikkati çekmektedir.

SÜLÜKÇÜLERİN KONAĞI : 1926 yılında Kasaros usta tarafından yaptırılmıştır. Kırşehir merkez, Kalehöyük eteklerinde bulunmaktadır. Bu gün iki katlı yapının alt katı dükkan, üst katı konut olarak kullanılmaktadır. Üst katta öne çıkıntılı şekilde bir balkon bulunmaktadır. Balkonun duvarlarında ahşap payeler vardır. Ahşap payelerin arasında 4 kemer yapılmıştır, kemerlerin üzerleri derz’lerle süslüdür, alt kat taş, üst kat kerpiçten yapılmıştır.

KİLİSELER


ÜÇAYAK KİLİSESİ : Kırşehir Merkez Taburoğlu Köyü yakınlarında bulunmaktadır. Bizans döneminde 10-11 yy. lara tarihlenmektedir. Bizans döneminin başkenti mimarisini yansıtan önemli eserlerindendir. İki imparator tarafından adak yeri olarak yaptırıldığı sanılmaktadır. İki kiliseden oluşan bina tamamen tuğladan yapılmış olup; 1938 yılındaki depreme kadar yapıyı örten kubbe ayakta durmaktaydı.

HACIFAKILI KİLİSESİ : Akçakent ilçesi Hacıfakılı köyü içerisindedir. Hacıfakılı köyünün bulunduğu alan önemli bir Bizans dönemi yerleşim yeridir. Ev ve bahçe duvarlarında bu döneme ait çok sayıda devşirme malzemenin kullanıldığı görülmektedir. Kilise olarak bilinen yapının tek bir odası kalmış olup, malzeme olarak tuğla kullanılmıştır. Bizans dönemi özelliği göstermektedir.

AKSAKLI KİLİSESİ: Mucur ilçesi Aksaklı köyü içerisinde bulunmaktadır. Kaya kilisesi şeklinde olup, yer altı şehri ile birlikte bir bütünlük oluşturmakta ve aynı döneme tarihlenmektedir. Kilisenin duvarlarında fresk (hac) bulunmaktadır. Oldukça önemli bir eser olan bu yapı turistik öneme haizdir.

ALTINYAZI KİLİSESİ: Mucur ilçesi Altınyazı köyü içerisinde bulunmaktadır. Kaya kilisesi olup, içerisinde kabartma şeklinde haç işaretleri bulunmaktadır. Köyün altında bulunan yer altı şehri ile bir bütünlük oluşturmaktadır. Hıristiyanlığın ilk yayılma dönemlerine tarihlendirilmektedir.

MANASTIR VE KEŞİŞ SARAYI: Mucur’un doğusundaki su deposunun bulunduğu yerde olup Bizanslılardan kalmıştır. Volkanik kayalara oyulmuş 20-30 odadan meydana gelmektedir.

KERVANSARAYLAR


KESİKKÖPRÜ (Cacbey Kervansarayı): Kırşehir’in 23 km güneyindeki Kesikköprü köyünde Kızılırmağın kenarında bulunmaktadır. Selçuklu yapısı olan kervansarayın 1248 yılında Anadolu Selçuklu sultanı II. Gıyasettin Keyhüsrev döneminde Kırşehir emiri Nurettin Caca tarafından yaptırılmıştır. 1989 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğünce restore edilerek bu günkü şeklini almıştır. Kervansaraya güney cephesinde bulunan bir kaç kapıdan girilmektedir, giriş bir eyvan şeklinde olup, tonozla örtülüdür. Eyvanın sonunda bir mescit, sağında bir oda bulunmaktadır, eyvandan geniş dikdörtgen bir avluya geçilmektedir. Avlunun kuzeyinde altı ayağın taşıdığı sivri kemerli beşik tonozlu revak bölümü mevcuttur. Kapalı bölüm taç kapası sivri kemerli olup eyvan şeklindedir. Kapalı bölüm taç kapısının üzerinde faklı yönlerde ilerleyen iki aslan figürü bulunmaktadır.

KÖPRÜLER


KESİKKÖPRÜ: Kesik köprü köyünde, Kızılırmak SHAPE \* MERGEFORMAT üzerinde kurulu olan köprü 1248 yılında Anadolu Selçukluları tarafından Kesikköprü kervansarayı ile birlikte yaptırılmıştır. Kırşehir ile Konya’yı birbirine bağlamak için yapılan köprü Türk mimarisinin önemli eserlerindendir. Kesikköprü 400 metre uzunluğunda, 6 metre genişliğinde, 13 gözlü olup gözler sivri kemerlidir. Köprü 1616,1849,1925 yıllarında onarım görmüş olup bu günde halen onarım çalışmaları devam etmektedir.

KALELER


KIRŞEHİR KALESİ: Kırşehir’in ortasında akan Kılıçözü çayının yanı başındaki yığma tepeye, halk “Kale” demektedir. Yığma şeklinde oluşan höyüğün yüksekliği 30 m.dir. 10 dönümlük bir alanı kaplamaktadır. Bu tepenin 4. yy. da Bizans imparatoru Jüstinien tarafından oluşturulduğu sanılmaktadır. Kadı Burhanettin’in Osmanlılara karşı tamir ettirdiği kaleden bu güne hiçbir şey kalmamıştır. Halk arasında söylenen “ Kale’de evi, Kındam’da bağı olmayana kız verilmez” sözü de, burada zamanında evlerin bulunduğunu göstermektedir. Bu gün bu kale üzerinde yalnız Alaeddin Camii ve bir okul bulunmaktadır.

CEMELE (Çayağzı Kalesi): Kırşehir’in Çayağzı kasabasının güneyindeki dağın en yüksek noktasında yapılmış olan kale varlığını hala korumaktadır. 14. yy. başlarında kale Orta Anadolu da Kadı Burhanettin ve Osmanlı devleti arasında sınır teşkil etmiştir, daha sonra Karaman oğullarının sahiplendiği kale Çelebi Mehmet tarafından alınmıştır. Kalenin adı bazı Osmanlı tarihlerinde Cemaze, Cemadi, Cemade biçiminde yazılmıştır.

ÖMERHACILI KALESİ : Kamana 12 km uzaklıkta Ömerhacılı kasabasında Baran dağının sarp ve dik bir tepesi üzerindedir. Kalede oturanların asma merdiven yada gizli yollardan buraya çıktıkları, çevrede hiçbir yerde basamak yerine rastlanmamasından anlaşılmaktadır. Tuğladan yapılmış kemer kalıntıları kalenin önemini göstermektedir. Yapının Roma ve Bizans döneminde kullanıldığı sanılmaktadır.

KEÇİ KALESİ : Kırşehir merkez Kızılca köyünün doğusundadır.Bizanslılar döneminde yapıldığı sanılmaktadır. Kalenin duvar kalıntılarının bu günkü yüksekliği 2-3 metre kadardır. Kırşehir’de bulunan kalelerin en büyüklerindendir.

KUŞ KALESİ : Kaman yakınlarında bulunan kuş kalesi turizm yönünden görülmeye değer eski bir kale harabesidir. Etilerden kaldığı ve Bizanslar tarafından da kullanıldığı sanılmaktadır.

HÖYÜKLER


İlimizin, tarihin her döneminde yerleşim yeri olarak kullanıldığını gösteren kanıtlardan birisi de höyüklerdir. Kırşehir’de tespit ve tescili yapılan 100’ün üzerinde höyük bulunmaktadır. Aşağıda önemli höyüklerden bazıları anlatılmıştır.

ÇAĞIRKAN KALE HÖYÜK : Kırşehir ili Kaman ilçesine 9 km uzaklıktaki Çağırkan kasabasında bulunur. 25-27 metre yüksekliğindeki toprak dolgu höyüğün genişliği 500 m den fazladır. Höyükte Japonya Ortadoğu Kültür Merkezi adına Japonlar tarafından Prof. Dr. Masao MORİ başkanlığında 1986 yılında arkeolojik kazılar başlatılmıştır, bu günde halen devam etmekte olan kazılarda elde edilen eserlere bakıldığında höyüğün MÖ.. 3000’den islami döneme kadar iskan gördüğü anlaşılmaktadır. Kale höyükte çoğunluğu günlük kullanıma ait olan çanak, çömlek ve ev aletleri ile takılardan oluşan 100’lerce eser Kırşehir Müzesine kazandırılmıştır. Kazılardan çıkan eserlerin Hitit ve Firik medeniyetlerine ait olduğu anlaşılmıştır.

MERKEZ KALE HÖYÜK: Şehir merkezinde bulunan kalehöyükte yapılan araştırmalar sonucu höyüğün MÖ.. ki dönemlerden itibaren kesintisiz olarak günümüze kadar yerleşim yeri olduğu anlaşılmıştır. Höyük üzerinde halen bir camii, okul ve yeşil alan bulunmaktadır.

HASHÖYÜK: Kırşehir ili merkezine 35 km uzaklıktaki Hashöyük sınırları içerisindedir. Fransız arkeologlar tarafından 1938 yılında yapılan kazılarda Hitit dönemine ait kalıntılar bulunmuştur.

YUĞ ( Yağ Çeşme Höyüğü): Mucur ilçesinin 6 km kuzeyindedir “ Yuğ” Orta asyadan gelen Türklerin bu çevreye verdikleri isimdir. Yuğ çeşmesinin yanı başında yükselen höyüğün tarihi daha eskidir, ilk bakışta anlaşılmasa da bol sular, verimli araziler höyük etrafındaki harap mezarlar geçmiş nesillerin yaşantılarının asırların derinliklerinde ve toprak altında kaldıklarını göstermektedir.

DİĞER HÖYÜKLER: Kırşehir’in doğusundaki Gölhisar Mahallesinde bulunan Gölhisar höyüğü, Karakurt Kaplıcası yolu üzerinde Sevdiğin höyüğü, Hatunoğlu Köyündeki Öksüzkale höyüğü, Çamalak köyündeki Çiftçi höyüğü, İkiz höyüğü, Höyüke höyüğü ve Malören höyüğü

MUCUR İLÇESİNDE: Seyfe höyüğü, Tepesidelik tuzlası yakınında Tuzla Höyüğü, Alhöyük, Boz Höyük, Garipler Höyüğü, Külhöyük, Heyik Höyüğü, Kızılgöbek höyüğü, Kızlar höyüğü, Şeyh Hazma höyüğü vardır. Ayrıca Mucur ilçesi yakınlarından geçen tarihi İstanbul-Bağdat yolu üzerinde bulunan Seyfe, Budak, Burunağıl ve Altınyazı köylerinde işaret höyükleri vardır. Bu höyüklerin, eserlere yaptırıldığı ve üzerlerinde ateş yakmak suretiyle, işaret tepeleri olarak kullanıldığı bilinmektedir.

ÇİÇEKDAĞI İLÇESİNDE : Kösele höyüğü, Küçük höyük ve Sarı höyük bulunur.

KAMAN İLÇESİNDE İSE : Ömerhacılı höyüğü ile Hirfanlı Baraj Gölü altında kalan, Savcılı Dokuz Höyüğü bulunmaktadır.

AKBAYIR TÜMÜLÜSÜ: İlin 4 km batısındaki Akbayır mevkiinde tepe üzerindedir. Kazı çalışmaları sırasında Roma dönemine ait iki mezar ortaya çıkarılmış, ancak mezarların daha önce soyulmuş olması nedeniyle herhangi bir kalıntıya rastlanmamıştır.

İKİ ÖKÜZ BAŞLI HİTİT KABARTMA HEYKELİ(Öküz Başı): Kırşehir’in batısında Kızılırmak kıyısında bulunan Savıcılı Büyükoba kasabası yakınlarındaki höyüğün tepe kısımlarında bulunmuştur. İki öküz başlı Hitit kabartma heykeli- sunağı yaklaşık 30 ton ağırlığında ve granitten yapılmış olup halk tarafından öküz taşı olarak adlandırılmıştır. Hitit dönemine ait olduğu sanılan anıtın bulunduğu höyükte çanak ve çömleklere de rastlanmıştır, sunak halen Hirfanlı baraj tesislerinin giriş yolu üzerindeki jandarma karakolu yakınında durmaktadır.

YER ALTI ŞEHİRLERİ


Kırşehir’de Hıristiyanlığın hızla yayıldığı Roma dönemine ait, ibadet ve sığınma amacıyla yapılmış 15 civarında, irili ufaklı yer altı şehri tespit edilmiştir. Yapılan tarih araştırmalarında, Kırşehir’in Roma döneminde bir ara önemli bir siyasi merkezi olduğu, hatta kısa bir süre eyalet başkenti yapıldığı ortaya çıkmıştır.

MUCUR YER ALTI ŞEHRİ: Mucur’un merkezinde, Hamidiye Mahallesindedir ve Ülkemizin önemli tarihi yer altı şehirlerinden biridir. İl Hıristiyanlık döneminde MS.. 3.ve 4. yüzyıllarda yapılmıştır. Mucur’un bu dönemlerde, Hıristiyan aleminin Kapadokya bölgesindeki belli başlı şehirlerinden olduğu anlaşılmaktadır. Roma ve Bizans döneminde savaş ve baskınlar sırasında halkın korunması amacıyla yer altı şehrinin yapıldığı bilinmektedir. Yerden 7-8 metre derinlikte, yumuşak kayalara oyularak yapılan Mucur yer altı şehrinin Kırşehir Aşıkpaşa Türbesi yakınlarına kadar uzandığı tahmin ediliyor. Yer altı şehrinin ek giriş kapısı kuzeydedir. Bugün 42 odaya sahip olan yer altı şehrinde, dehlizler, ahırlar, ibaret yerleri, gizli yollar ve geçitler bulunmaktadır. Ayrıca, yer altı şehrinde, özel bölmelerin girişlerini kapatmak amacıyla yapılmış, büyük hacimli kapak taşları ile şehrin oksijen ihtiyacını karşılamak için yapılmış havalandırma bacaları bulunur.

Mucur yer altı şehri üzerinde bulunan 4795 m2 alan 1991 yılında Kültür Bakanlığınca kamulaştırılmıştır. Ayrıca, Kayseri Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nca birinci derecede korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmiştir.

kaymaklı yer altı şehri
Mucur yer altı şehri
Mucur yer altı şehri, Nevşehir iline bağlı Derinkuyu, Kayaklı ve Zelve ilçelerinde bulunan yer altı şehirleriyle eşdeğerde olup, Kırşehir bölge turizmine önemli katkıda bulunacak niteliktedir. 1988 yılında, Belediye’nin imkanları ile temizliği ve giriş düzenlemeleri yapılarak, yer altı şehrinin iki katı yerli ve yabancı turizme açılmıştır. Yer altı şehri, ileriki yıllarda yapılacak yeni çalışmalar sonucunda daha fazla önem kazanacaktır.

KÜMBETALTI YER ALTI ŞEHRİ: Kırşehir’in Medrese Mahallesindedir. Halen giriş bölümü ile birkaç odası gezilebilmektedir. Kapadokya bölgesinin en büyük yer altı şehirlerinden biri olduğu sanılan Kümbetaltı yer altı şehrinde, elektrik donanımı ve gerekli düzenlemeler gerçekleştiremediğinden, diğer oda, salon ve dehlizler gezilememektedir.

DULKADİRLİ İNLİ MURAT YER ALTI ŞEHİRLERİ: Merkeze 58 km. uzaklıktaki Dulkadirli İnli Murat Köyünde bulunur. Bir manastır yada konaklama yeri görünümündeki yer altı şehrinin, MS.. 4.-5. yüzyıllarda bölgede yaşayan Hıristiyanlar tarafından yapıldığı sanılmaktadır. Sağlam bir yapıya sahip olan yer altı şehri, kaya zeminin oyulmasıyla yapılmış üç ana mekan ve bu mekanlara açılan, işleri boş 10 odadan ibarettir. Büyük salonlardan esas avluya açılan, kemerlerle süslü 14 kapısı vardır. İkinci salonun ikinci odasında, basamaklarla inilen bir de su kuyusu vardır. Son yıllardaki çalışmalarla yer altı şehrinin bir kısmının temizliği ve bakımı yapılarak, turizme açılmıştır. Bu yer altı şehri, bu gün Türkiye’de turizme açılan diğer yer altı şehirleriyle karşılaştırıldığında, daha farlı ve güzel bir yapıya sahip olduğu görülmekte olup, ilimiz turizm potansiyelleri arasında yer almaktadır.

Bu yer altı şehrinin yakınlarında, Dulkadirli Yarımkale Köyü’nde ikinci bir yer altı şehri vardır. 25-30 m. yüksekliğindeki kayalar içerisine oyulmuş açık avlulu bir kenvarsaray ile yine kayaların oyulmasıyla yapılmış 4 salon, - 8 odadan oluşmaktadır. Gerekli bakım yapıldığında görülmeye değerdir.

Ayrıca Mucur-Aksaklı köyü ile Kaman-Aliöllez dağı eteklerinde de yer altı şehirleri bulunmaktadır. Kaman’ın güneyindeki kuşkale tepesinin şehirle buluştuğu noktada, kayalara oyulmuş, büyük bir salonu, uzun koridoru ve 10-12 odası olan yerleşim yeri vardır.

KEPEZ YER ALTI ŞEHRİ: Mucur ilçesine 14 km uzaklıkta bulunan Kepez köyü yerleşimi içerisinde bulunmaktadır. 2002 yılı içerisinde Kırşehir Müze Müdürlüğünce yapılan çalışmalar sonucu ziyarete açılmıştır. Onlarca galeri ve odalardan oluşmaktadır. Düzgün mimarisi ve iki farklı renk toprak yapısı ile dikkati çekmektedir. Turizm açısından önemi olan bir yerdir.

UYLUK VE KABADURAK ŞEHİR KALINTILARI: Mucur’un 10 km kuzeydoğusunda, Budak ve Geyicek Köyleri arasındaki Uyluk dağı eteğinde, Uyluk şehrinin kalıntıları vardı. Şehrin çok eski olması ve toprak altında kalması nedeniyle tarihi hakkında kesin bir bilgi bulunmamakla birlikte, Eti’lerden itibaren yerleşim yeri olarak kullanıldığı sanılmaktadır.

Kabadurak şehir kalıntıları, tarihi İstanbul-Bağdat yolu üçerinde, turizm açısından büyük önem taşıyan Seyfe gölüne oldukça yakın bir yerdedir. Kabadurak mevkiinde, büyük taş yığınlarından oluşan ve harabe halinde bulunan şehir, çok geniş bir sahayı kaplamaktadır. Şehir kalıntılarının güneyindeki tepenin altına doğru uzanan, çok sayıda mağara evleri vardır. Çok eski dönemlerden beri buralarda yerleşmelerin olduğu anlaşılmaktadır.

AŞILIK MAĞARASI: Mucur’un 8 km. kuzeybatısında yer alan mağaranın Eti’ler döneminden beri kullanıldığı sanılmaktadır. Köpekli dağının yamacında bulunan mağaranın içinde “ Aşı” denilen demir oksit çıkmaktadır. Aşı madeni boya sanayinde kullanılmaktadır. Uzun yıllar içinde aşı çıkarılan mağara, bugün göçükler sebebiyle, içine girilemez durumdadır.

Kırşehir Mutfağı

Türk mutfağı, Türkiye toprakları içerisinde yaşayan,kökleri Osmanlı,Selçuklu, Orta Asya ya kadar uzanan birikimle ortaya çıkan bir mutfaktır.Geçmişten günümüze çok kültürlü yapısı Türk mutfağının gelişmesine büyük katkı sağlamıştır.Ülkemizdeki her yörenin kendine has mutfak kültürü ,pişirme araç gereçleri ve yöntemleri bulunur.Yörede yetişen yöresel ürünler İklimi,yaşam tarzı, ve kültürü bölgede oluşan yöresel yemeklerde büyük etki göstermiştir.Yöresel mutfaklar bulundukları yörenin tanıtımında önemli bir yere sahiptir.Kuşaktan kuşağa aktarılan kültürel mirasımız olan yöresel yemeklerimiz ve orijinal pişirme yöntemleri kaybolma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Kırşehir bölgesine ait bazı yöresel yemekler


Çullama : Kırşehir’in en meşhur lezzetlerinden olan Çullama, bu yöreye ait eşsiz bir lezzettir. Kırmızı et veya tavuk eti ile yapılan yemek, etlerin kuş başı doğranıp, un ile et suyundan karışım yapıp bulamaç haline getirilip kızartıp,tereyağ ile servis ediliyor. Kırşehir meşhur yemekleri arasında en çok bilinen lezzettir.

Tandırda Çömlek Paça: Yapılışı oldukça zahmetli olsa da çok lezzetli bir yemek olan Tandırda Çömlek Paça, diğer paça yemeklerine göre oldukça farklıdır. Kuzu veya koyunun baş ve ayakları parçalanıp, daha sonradan bir çömleğin içine sarımsak ve su konularak baş ve ayaklar konulur, Çömleyin üst kısmı kapatılarak bir tandır içine gömülüp pişirilir. Sirke veya limon sıkılarak servis edilir. Geleneksel olarak yapılan bu yemeği Kırşehir’in hemen hemen her restoranında bulabilirsiniz.

Cırlama
Çullama
Çirleme : Kırşehir’in yöresel bir lezzeti olan Çirleme, kuzu eti,pekmez ve kayısı ile yapılan oldukça farklı bir yemektir. Damak zevkinize uygunsa bu lezzeti deneyebilirsiniz.

Kesme Aşı : Yöre halkı tarafından gün içinde çok fazla tüketilen bir yemek olan Kesme Aşı, hamurdan yapılan bir yemektir. Hamurları kesme haline getirip, mercimek ile yapılır. Üzerine salçalı soğanlı sos dökülerek servis edilir. Öğle yemeklerin vazgeçilmezi olan bu yemeği Kırşehir’e yolunuz düşerse mutlaka deneyin.

Düğür Çorbası : Akşam yemeklerinde olmazsa olmaz Düğür Çorbası, Kırşehir denilince akıllara gelen bir lezzettir. İnce bulgur ve domates salçası ile yapılan çorbayı her restoranda bulup deneyebilirsiniz. Eşsiz lezzetleri ile Kırşehir meşhur yemekleri arasında yer almaktadır.

Lepe : Normal pilav yemeklerine göre oldukça farklı olan Lepe, daha sulu ve kıvamlı bir yemektir. Kırşehir’de çok fazla tüketilen yemeği mutlaka denemelisiniz.

Etsiz Topalak Çorbası : Bulgurdan yapılan köfteler ile hazırlanan Etsiz Topalak Çorbası, yöre halkı tarafından yapılan bir yemektir. Bulgurdan hazırlanan köfteleri rendelenen soğanlar ve salçaları ile üzerine su ekleyip köfteleri ilave edip pişiriliyor. Damak zevkinize hitap edecek bir yemektir.

Çömlekte Kuru Fasulye
Tandırda  Çömlek Paça
Çömlekte Kuru Fasulye : Geleneksel bir lezzet olan Çömlekte Kuru Fasulye, yöresel bir yemek olduğu için geleneğe uygun olarak hazırlanmaktadır. Normal kuru fasulye yemeklerinin aksine çömlekte yapılıyor. Bu nedenle çok ayrı bir lezzet olan kuru fasulyeyi mutlaka tatmalısınız. Kırşehir meşhur yemekleri arasında en çok bilinenidir.

Ayran Çorbası : Herkes tarafından bilinen Ayran Çorbası Kırşehir yöresine ait bir çorbadır. Anadolu coğrafyasında da çok fazla tüketilen bu yemek soğuk olması ile birlikte yaz aylarında çok tercih edilmektedir. Kesinlikle benzersiz olan bu çorbayı birde Kırşehir’de yemelisiniz. Yolunuz düştüğünde veya evinizde yapabilirsiniz.

Pekmezli Pelte : Şimdi sıra Kırşehir’İn tatlılarında. Pekmezli Pelte yöre özgü bir tatlıdır. Pekmez ve buğday nişasta ile yapıldığı için oldukça sağlıklı bir tatlıdır. Özel günlerde yöre halkı tarafından çokça yapılıp, tüketilir.
 
  • Beğen
Tepkiler: Ugur
Tüm sayfalar yüklendi.
Üst