Şehirler Karabük

Evliya Çelebi

Yeni Üye

Karabük
Plaka No 78
Bölge Karadeniz Bölgesi
Yüzölçümü 4.142 km²
Nüfus 248.458
Nüfus Yoğunluğu 60 kişi/km²
Telefon kodu +370
Rakım 264 m
İlçe 6
Belediye 7
Mahalle 80
Köy 277
Karabük, Türkiye'nin kuzeyinde Karadeniz Bölgesi'nde yer alan bir ildir. Karabük, 1937 yılına kadar, Safranbolu'ya bağlı Öğlebeli Köyü'nün 13 hanelik bir mahallesiydi 1935 yılında açılan Ankara-Zonguldak demiryolunun üzerinde yer alıyordu. Demiryolu ile taşıma imkânının varlığı ve kömür yataklarının yakınlığı nedeniyle, burada bir demir çelik fabrikası kurulması kararlaştırıldı. 3 Nisan 1937'de Atatürk'ün talimatıyla, İsmet İnönü, hâlâ Karabük'ün en önemli geçim kaynağı olan Karabük Demir Çelik Fabrikası'nın temellerini attı.

Karabük, 6 Haziran 1995'te Çankırı'nın Ovacık ve Eskipazar ilçeleri ile Zonguldak'ın Yenice, Safranbolu ve Eflani ilçelerinin birleştirilmesiyle Türkiye'nin 78. ili oldu.

Bugün Türkiye'nin en büyük demir çelik firmalarının kuruluş yerleri Karabük'tedir. Şehirde ayrıca ülkenin en büyük sanayi kuruluşlarından Kardemir bulunmaktadır.

Karabük ili nüfusu 248.458'dir. Bu nüfusun %77,77'si şehirlerde yaşamaktadır (2019 sonu). İlin yüzölçümü 4.142 km2'dir. İlde km2'ye 60 kişi düşmektedir. (Bu sayı merkez ilçede 169’dir.)

4 Şubat 2020 TÜİK verilerine göre merkez ilçeyle beraber 6 İlçe, 7 belediye, bu belediyelerde 80 mahalle ve ayrıca 277 köy vardır.
İçindekiler

Karabük adı


Karabük adını, üzerinde yaşadığı coğrafi ortamdan almıştır. Türkçe “siyah” ve “kuzey”, anlamlarına gelen kara ile, “çalılık” ve “dere kenarında yer alan arazi” anlamlarında kullanılan 'bük' kelimelerinin birleşiminden oluşmaktadır. Bununla birlikte Osmanlı tahrir defterlerinde Karabük adlı bir Türkmen kavminin adına rastlanması bir topluluk adı olabileceğini de düşündürmektedir.



Karabük Tarihi


Karabük ve çevresinde, yörenin yazısız kültür dönemini aydınlatacak çok sayıda höyük ve tümülüs olmasına karşın, bilimsel anlamda herhangi bir arkeolojik kazıya konu olmaması bu konudaki açıklamalarda bir bilgi boşluğu yaratmaktadır. Ancak, Ovacık ve Eskipazar ilçelerinde yapılan arkeolojik yüzey araştırmalarına bakılacak olursa, Karabük ve çevresinin en eski yerleşmesi Eskipazar İlçesindeki “Yazıboy” köyüdür. Burada bulunan bir höyüğün, ilk Tunç Devri (MÖ 2500) olarak yerleşmeye konu olması, İl sınırları içinde Eskipazar'ın önemini artırmaktadır.

İlkçağ'da Karabük ve çevresi


İlkçağ'da Karabük, Hititlerden başlamak üzere Frig, Helenistik Krallıklar ve Roma döneminde geniş çaplı olarak yerleşmeye konu olmuştur. Karabük'ün, Hititler döneminde yerleşmeye konu olan İlçesi; Eflani'dir. Hitit metinlerinde kentin en eski adının Haluna (Yün) olarak geçtiği bilinmektedir. Ovacık'ın Kışlaköy'ü, Frigler döneminde yerleşmeye konu olmuştur. Burada bulunan Hesem Değirmeni'nin kapısındaki yapıtaşının Frigler dönemine ait olduğu sanılmaktadır. Helenistik Krallıklar döneminde özellikle Eflani, yerleşmeye konu olmuştur. Helenistik Krallıklardan Bitinler, Roma'nin Batı Karadeniz Bölgesini (Paflagonya) ele geçirmesini önlemek için Eflani'de üs oluşturulmuş ve bölgenin savunmasını buradan gerçekleştirmişlerdir (MÖ 70). Eflani'nin tarihte bilinen ikinci adı Bitinya Kralı Nikomedes'in oğlu Phylomenes'ten dolayı, “Phylomenes Yurdu” olarak bilinmektedir. İlkçağın son Devleti olan Roma, MÖ 1. yüzyılda Anadolu'ya girince önem verdiği yerlerden birisi de Batı Karadeniz Bölgesi olmuş, bölgenin ormanları ve madenlerini emperyalist bir politika izleyerek kendi çıkarları doğrultusunda kullanmayı bilmiştir. Roma'nın bu amaçlarla Karabük İli sınırları içinde kurduğu en önemli kentler Eskipazar sınırları arasında yer almaktadır. Bunlar, Hadrianapolis ve Kimistene adı ile anılan yerleşme alanlarıdır. Bunun yanı sıra Karabük'te Bürnük Köyü, Üçbaş Köyü, Bulak Köyü; Ovacık'ta Pürçükören Köyü ve Ganibeylerin 1 km mesafe uzaklıktaki Karakoyun'lu köyün'de Roma Dönemi kalıntıları ile adeta tarihi tanıklık yapmaktadırlar.

Malazgirt Savaşı öncesi Türk yerleşmesi


Türkler, 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi öncesinde de Anadolu'ya değişik amaçları gözeterek gelmişler ve yerleşmişlerdir. Özellikle, Kuzey Türklüğü olarak tarihte bilinen bu Türk kitleleri içinde Oğuzlar olduğu gibi Kıpçak, Peçenek gibi diğer Türk kavimleri yer almaktadır. Daha sonra çeşitli nedenlerle Bizans'ın emrine giren bu Türk kavimleri, bu devletin izlediği iskan siyaseti, Anadolu'nun çeşitli kısımlarına yerleştirilmişlerdir. Yer adlarından (Toponimi) yola çıkarak yapılan yorumlamalar sonucunda Eskipazar'da Tamışlar Köyü'ne adını veren Tamış, Bizans'ın emrinde bir Oğuz Beyi olup, saptamalara göre, Malazgirt Savaşı'nda Selçuklu ordusuna karşı savaşırken, giysilerde kullanılan renk ve dil benzerliklerinden dolayı kısa zamanda saf değiştirmiş, Selçukluların tarafına geçmiştir. Malazgirt Muharebesi öncesinde yöremizde görünen ve yerleşen ikinci Türk kavimi Kıpçaklar oldu. Kıpçaklar kitleler halinde Safranbolu ile Eflani arasındaki topraklara yerleşmişlerdir. Fatih Sultan Mehmet, 15. yüzyılın ikinci yarısında Amasra'yı fethedince, kentte bulunan Cenevizlileri İstanbul'a gönderirken, Eflani'de yaşayan Kıpçakları da Amasra kentine sürmüştür. Bugün Amasra'da özellikle ağaç işlemeciliğinde çok ünlü olan bu insanlar, Kıpçak Türklerinin torunlarıdır. Kıpçak lehçesi ile ilgili araştırma yapacaklar için Eflani-Bartın arası ve Amasra bu açıdan önemli araştırma malzemesi sunmaktadır.

Karabük'ün il oluşu


Karabük 1937 yılında Safranbolu'ya bağlı Öğlebeli Köyü'nün bir mahallesi iken 1935 yılında açılan Ankara-Zonguldak demiryolu ile önemini arttırmıştır.

3 Nisan 1937 yılında Atatürk'ün yönlendirmesi ile İsmet İnönü tarafından Karabük Demir Çelik Fabrikası'nın temelleri atılır.

Nüfus yoğunluğunun artmaya başladığı Karabük'te 25 Haziran 1939'da belediye teşkilatı kurulmuştur. 1941 yılında Safranbolu ilçesine bağlı bucak olan Karabük 3 Mart 1953 tarihinde 6068 sayılı kanunla Zonguldak İline bağlı bir ilçe haline gelmiştir.

Karabük, 6 Haziran 1995 gün ve 22305 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 550 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Çankırı'dan; Ovacık ve Eskipazar ilçeleri ile Zonguldak'tan; Safranbolu, Yenice ve Eflani ilçelerinin birleştirilmesiyle Türkiye'nin 78. ili olmuştur.

Coğrafya


Karabük ilinin topraklarında çeşitli iklim türlerine rastlanmaktadır. Bu farklılıkların meydana gelmesinde İlin coğrafi özellikleri ve konumu rol oynamıştır. Karabük, Karadeniz Bölgesi'nde yer almasına karşın dağların Karadeniz'e paralel uzanmasından dolayı Karadeniz üzerinden gelen nemli ve yağışlı havanın etkilerinden tam olarak yararlanamamaktadır. Yenice ilçesinde tam Karadeniz iklimi yaşanırken; İl merkezinde, Eskipazar, Ovacık ilçelerinde Karadeniz iklimi ile karasal iklim arasında bir geçiş ikliminin özelliklerine rastlanmaktadır. Orman varlığı açısından Türkiye'nin % 68 oranı ile en zengin ilidir. Yenice ilçesinde torpikal bölgelerde görülebilek yoğun ve çeşitli orman örtüsü ve kendi sınıfında rekor düzeyde boya ve çapa ulaşmış ağaç türleri vardır. Geniş yapraklı türlerden kayın 1. meşe 2. ağaç türü iken; iğne yapraklı ağaçlarda göknar, sarıçam ve karaçam baskın ağaç türleridir. Havası demir çelik fabrikaları nedeniyle kötüdür.

Arazi yapısı


Karabük etrafı yüksek dağ ve tepelerle çevrili bir havza karakteri gösterir. 250–500 m. yüksekliğe sahiptir. Kuzeyindeki dağlık alandan kaynaklanan tali dereler, şehre doğru taşıdıkları maddelerle alüvyal bir dolgu oluşturmuştur.

Yeryüzü Şekilleri


Karabük ilinin önemli bir kısmı Kuzey Anadolu Dağları’nın batıda kalan kısmını oluşturan dağların uzantılarından oluşur. Kuzey Anadolu Dağlarının bir parçasını oluşturan ildeki dağlar kıvrım dağlarıdır. Bu dağların yüksekliği 2.000 m. yi geçmez. Karabük’ün kuzeyinde, batıya doğru uzanan geniş bir dağlık alan bulunmaktadır. Küre Dağları’nın uzantıları niteliğindeki bu alanda, ortalama 1.400 m. yüksekliğe sahip Çiğdem tepe-Boyunduruk tepe-Tekirdağ-Üçbel tepe-Döneğen tepe-Çanakçı tepe ve Başköy dağları yer alır. Bolu Dağları’nın uzantısı niteliğinde olan Yenice çevresindeki en önemli yükselti ise Keçikıran tepesi (1.400 m.) dir.

Karabük’te en önemli yaylalar, Avdan Yaylası, Dede Yaylası, Sorkun Yaylası, Uluyayla, Göktepe Yaylası, Sarıçiçek Yaylası ve Boduroğlu Yaylası’dır.

Karabük’ün doğal güzellikleri arasında kanyonların ayrı bir yeri vardır. Daha çok Safranbolu’da kireçtaşı tabakalarının derin biçimde yarılması ile kanyonlar ortaya çıkmıştır. Bölgenin arazi yapısını ilgi çekici hale getiren bu kanyonların başlıcaları İncekaya Kanyonu Düzce(Kirpe) Kanyonu, Tokatlı ve Sakaralan (Tekekurum)’dır. Yenice’de yer alan Şeker Çayı ise 6,5 km. uzunluğunda, kenarları oldukça dik ve yüksek olan Şeker Kanyonu’nu oluşturmuştur.

İlde yer alan Bulak (Mencilis) ve Hızar Mağarası en tanınmış olanlarıdır. 6.502 m uzunluğu ile Türkiye’nin 4. büyük mağarası olan Bulak (Mencilis) mağarasında karstik oluşumlar ve bir yer altı nehri bulunmaktadır. Ayrıca, Sipahiler Köyü’nde bulunan ve 61 basamakla çıkılan bir mağara bulunmaktadır.

Karabük ilinin en önemli akarsuyu Filyos Irmağı’dır. Bu ırmağın iki önemli kolu olan Araç ve Soğanlı çayları il topraklarındaki önemli akarsulardır.

İlde doğal göl bulunmamaktadır.

Bitki örtüsü ve orman


Dağların geniş yer kapladığı Karabük’te ormanlar son derece yaygındır. Karabük, Türkiye geneli ormanlık alan durumlarına göre % 68,8’lik orman alanı ile birinci sırada yer almaktadır.

İklim


Karadeniz Bölgesi’nin Batı Karadeniz Bölümü’nde yer alan Karabük’te Karadeniz ikliminin özellikleri görülmektedir. Yalnız Karabük, kıyıdan içeride kaldığı için, Karadeniz’in nemli havasından yeterince yararlanamamakta, karasal iklimin özellikleri daha ağır basmaktadır. Karadeniz ikliminden karasal ilkime geçiş sahasındaki Karabük’te geçiş tipi iklim etkili olmaktadır.

Karabük ilçeleri


Karabük ilinin merkez ilçeyle beraber 6 ilçesi vardır,:
  • Karabük Merkez
  • Eflani
  • Eskipazar
  • Ovacık
  • Safranbolu
  • Yenice

Eğitim


Karabük genelinde, yetişkin okuryazarlık oranı (6+yaş) 95,33’tür. Ülkemiz genelinde bu oran % 96,74’dür. Merkez İlçede eğitim faaliyeti Demir Çelik İlkokulu’nun 1940 yılında hizmete açılması ile başlamıştır. Daha sonra bunu Demir Çelik Lisesi ile diğer resmi ve özel okullar izlemiştir. Karabük’te eğitim-öğretim faaliyeti 195 okul, 6 Halk Eğitim Merkezi, 1 Rehberlik Araştırma Merkezi, 1 İl Milli Eğitim Müdürlüğü, 5 İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, 3 Öğretmenevi, 1 Bilim Sanat Merkezi olmak üzere toplam 17 kurum, Toplamda 212 okul ve kurum ile yürütülmektedir.

İl genelinde bulunan 195 okulun 171’i kent merkezlerinde 24’ü köylerde yer almakta olup, bu okullarda toplam 37.255 öğrenci 2.133 derslikte öğrenim görmektedir.

Karabük'te 14 adet özel okul, 9 adet Motorlu Taşıt Sürücü Kursu, 14 adet Muhtelif Kurs ve 6 adet Özel Rehabilitasyon Merkezi ve 57 adet yurt olmak üzere toplam 100 adet özel öğretim kurumu bulunmaktadır.

Karabük'te 2002 yılında Zonguldak Karaelmas Üniversitesine bağlı 2 fakülte, 2 yüksekokul mevcut iken, 29.05.2007 tarihinde Karabük Üniversitesi kurulmuştur. Karabük Üniversitesine bağlı fakülte ve yüksekokullarda 955 akademik, 459 idari personel görev yapmakta ve 52.771 öğrenci öğrenim görmektedir.

Kültür


Karabük'te kültürel alanda Safranbolu ilçesi ön plana çıkmaktadır. Dünya Kültür Mirası Listesine alınan Safranbolu, tarihi ve turistik bir mekan olmanın ötesinde Türk şehir medeniyetinin, yaşantısının, mimari ve sanatının geçmişten günümüze gelen önemli bir örneğidir. İller Bankası tarafından 1965 yılında Karabük ve Safranbolu’yu kapsayan analitik etütler yapılarak, planlama kararları alınmıştır. Bu karara istinaden tarihi ve kültürel yapının bozulmaması için 1975 yılında Safranbolu Belediye Meclisi tarafından koruma kararı alınmıştır. Kent ölçeğinde korumanın başarıldığı nadir şehirlerden biri olan Safranbolu, UNESCO tarafından 1994 yılında Dünya Kültür Miras Listesi’ne dahil edilmiş ve bir dünya kenti haline gelmiştir. 2003 yılında Rodos’ta yapılan Avrupa Tarihi Kentler Birliği toplantısında, Avrupa’da “En İyi Korunan 20 Şehir” den biri seçilen Safranbolu’da çevresel ve doğal dokusu içinde korunan 1.457 koruma altındaki taşınmaz kültürel varlık bulunmaktadır. Kaya Mezarları, Höyükler, Cinci Hanı ve Hamamı, Köprülü Mehmet Paşa Camii, İzzet Mehmet Paşa Camii, Yemeniciler Arastası en önemli tarihi yapılarıdır. Kültürel faaliyetlerde kullanılmak üzere 2001 yılında kamulaştırılan iki evin müze ev ve misafirhane olarak kullanılması Kültür ve Turizm Bakanlığınca uygun görülmüştür.

Safranbolu’nun önemli tarihi yapılarından biri olan Cinci Hanı, hanı yaptıran hocanın adını almıştır. 17. yüzyıl ortalarında İpek Yolu'nun Safranbolu’dan geçmesi sebebiyle tüccarların konaklama, yeme içme gibi ihtiyaçlarını karşılamak üzere inşa edilmiştir. Hanın restorasyonu tamamlanarak 22 Eylül 2004 tarihinde hizmete açılmıştır.

Eskipazar İlçesinde 2003 yılında HADRIANOPOLİS Antik Kenti Kurtarma Kazısı yapılmış olup, erken Hristiyanlık dönemine ait Bizans Kilise kalıntısı ve kilise zemininde çeşitli figürlerden oluşan mozaik bulunmuştur. Mozaikteki yazıtların Prof. Dr Hasan MALAY tarafından okunmasından sonra Hristiyan inancına göre cennette bulunan 4 nehrin adları geçtiği ve bu adların yazılı olduğu başka mozaiğin ülkemizde bulunmadığı öğrenilmiştir. Bu bulgular antik şehrin Piskoposluk merkezi olma ihtimalini kuvvetlendirmektedir.

Karabük'te İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne bağlı, Merkez İlçede İl Halk Kütüphanesi Müdürlüğü ve 100.yıl Kültür Merkezi Halk Kütüphanesi, Safranbolu İlçesinde; İlçe Halk Kütüphanesi Müdürlüğü ve Turizm Danışma Bürosu, Ovacık, Eskipazar, Eflani ve Yenice ilçelerinde ise kütüphane memurlukları bulunmaktadır.

100. Yıl Mahallesinde bulunan Karabük Kültür Merkezi,5.500 m2 kapalı alana sahip ve 2 bloktan oluşmaktadır. Kültür Merkezinin A Blok bodrum katında; sergi salonu, müzik odası, bale ve halkoyunları çalışma salonu, 5 adet büro ve kitap deposu; giriş katında; güvenlik odası ve danışma, 130 kişilik konferans salonu, kafeteryaya açılan teras ile 2 adet sanatçı hazırlık odası bulunmaktadır. 1. Katta ise Çocuk kütüphanesi ve okuma salonu, yetişkin kütüphanesi ve okuma salonu, Müdür Odası ve 2 adet çalışma ofisi yer almaktadır. Kültür Merkezinin B blok bodrum katında; 4 adet çalışma salonu; giriş katında tam donanımlı 420 kişilik konferans salonu ve Fuaye (Bekleme salonu) 1.Katta ise 4 adet sanatçı hazırlık odası bulunuyor.

Safranbolu Cam Teras


Karabük'ün turistik ilçelerinden biri olan hem doğal hem de tarihi güzellikleriyle ünlü Safranbolu'da Tokatlı Kanyonu üzerine yapılan Kristal Cam Teras Safranbolu, yerli ve yabancı turistlerin oldukça ilgisini çekmektedir. Kanyonun üzerine kurulan cam terasın yüksekliği 80 m iken, genişliği ise 11 m'dir. Yaklaşık 75 tona kadar ağırlık taşıyabilen teras, aynı zamanda ziyaretçilere unutulmaz bir deneyim yaşatmaktadır. Kristal Cam Teras Safranbolu'nun terasında kullanılan camlar ise 3 cm kalınlığında 3 adet camdan oluşmaktadır.

Safranbolu'nun muhteşem doğası eşliğinde farklı bir tecrübe yaşatacak olan bu terasın manzarası da görülmeye değer güzelliktedir. Temelleri oldukça sağlam atılan teras her yıl çok sayıda ziyaretçiye ev sahipliği yapmakta olup, yaklaşık 100 m2'lik bir alana sahiptir. Aslen Kristal Cam Teras Safranbolu tek seferde 400 kişiyi birden taşıma kapasitesine sahip olmasına rağmen, gezi sırasında ise maksimum 30 kişinin çıkmasına izin verilmektedir.

Yenice Seyir Terası


Karabük’ün doğasıyla meşhur ilçelerinden olan Yenice’de bulunan seyir terası, insanlara muhteşem manzaralar sunmaktadır. İlçenin hakim tepelerinden bir tanesi üzerine inşa edilmiş olan Yenice Seyir Terası, Yenice Kent Ormanı’nın hemen yanında yer almaktadır ki bu sayede kent manzarası dışında insanlar orman manzarası izleme fırsatı da yakalamaktadır. Yakın zamanda açılan seyir terasına ilgi her geçen gün artarken, Karabük’teki turizmin gelişmesine de olumlu bir katkı verdiği söylenebilir.

Yenice ilçesine seyir terası yapma fikri daha önceki zamanlarda gelişmesine rağmen proje 2014 yılında başlanarak 2018 yılında Karabüklülerin hizmetine açıldı. Seyir terasının olduğu bölgede kafe, restoran, dinlenme alanları, piknik yerler ve bungalov evleri gibi farklı alanlar bulunmaktadır. Dolayısıyla da burası klasik bir seyir terasından çok farklıdır. Adeta turistik bir tesisi andırmaktadır ve buna bağlı olarak gerek il içerisinde gerekse de il dışından buraya tatil yapmak için önemli sayıda insan gelmektedir.

Yenice Ihlamur Seyir Terasının olduğu bölge, normalde Orman İşletmeleri’ne aitti. Fakat geliştirilen proje nedeniyle belediyeye devredildi. Toplamda 70 bin metrekare gibi devasa bir alana üzerine inşa edilen tesislerde 29 tane bungalov evi bulunmaktadır. Evler ve diğer yapılarla birlikte projenin toplam maliyeti 8 milyon lirayı buldu. Bu rakamdan dahi projenin ne kadar büyük olduğu anlaşılabilir.

Şehrin gürültüsünden kaçmak isteyen kişilerin en önemli alternatiflerinden birisi olan seyir terası, misafirlerinin huzur bulmasını sağlıyor. Ormanın içerisinde olmasından dolayı temiz havaya sahip olan seyir terasının manzarası ile kelimelerle anlatılmaz. Gündüz ve gece farklı güzellikte olan manzara, görenleri adeta mest etmektedir.

Safranbolu Hıdırlık Tepesi


Tarihi evleri ve sokaklarıyla geleneksel Türk toplum yaşantısını korumayı başaran Safranbolu'da yer alan Safranbolu Hıdırlık Tepesi, tıpkı ilçenin kendisi gibi tarihi olduğu kadar ziyaretçilere sunduğu muhteşem manzara ile önemli bir yere sahip. Şehrin kuş bakışı en güzel izlenebileceği yerlerden biri olan tepe, Türklerin Safranbolu'ya ilk geldiklerinde konuşlandıkları bölge olarak biliniyor. Burada yağmur dualarının ve hıdrellez kutlamalarının yapıldığı biliniyor.

Safranbolu Hıdırlık Tepesi'nde Orhan Gazi dönemimde yaşamış Şehzade Gazi Süleyman Paşa'nın kumandanlarından Hıdır Bey'in türbesi, Kurtuluş Savaşı kahramanlarından Dr. Ali Yaver Ataman'ın anıt mezarı, Köstendil Kaymakamı Hasan Paşa'nın Türbesi ve iki namazgah bulunmaktadır. Tepeye yapacağınız ziyaret sırasında önce türbeleri ziyaret edebilir daha sonra buradan Safranbolu'nun muhteşem manzarasının keyfine varmanız mümkün.

Özellikle gün içerisinde buradan ilçenin sıra sıra dizilmiş meşhur tarihi konaklarına, Arnavut kaldırımlı sokaklarına ve çevresini saran yeşil doğasına bakarken, tüm stresinizden uzaklaşarak Safranbolu seyahatinizin tadını çıkarabilirsiniz.

Sosyal Hayat


Karabük küçük bir yerleşim yeri iken süratli bir şekilde sanayileşme ve eş zamanlı olarak kentleşme evresi geçirmiştir. Sosyal hayat bu gelişme çizgisi içerisinde şekillenmiştir. Kent aldığı yoğun göç ile adeta Türkiye’nin küçük bir nüvesi olmuştur. Karabük’ün bir yandan işçi göçü alırken diğer yandan bu işçiyi fabrikada tutmak zorunda olması sosyal alanların yapımına ağırlık verilmesine neden olmuştur. İşin niteliği gereği ağır sanayi alanında daimi işçi bulmak son derece önemli ve çözülmesi gereken önemli bir konu olmuştur. Bu sorunu çözebilmek amacıyla Karabük Demir-Çelik Fabrikaları’nın kuruluşunu takip eden yıllarda bölgede fabrika yaşamına uygun ve çalışanlarını memnun edecek yaşam alanlarının yapımına başlanmıştır. Bu kapsamda niteliki konut ve sosyal donatı alanlarına öncelik verilmiştir. Fabrika çalışanlarının hiyerarşisine ve statüsüne uygun olarak inşa edilen evlerin hepsinin güneş almasına, bahçeli olmasına ve sıcak su ile şebekelendirilmesine özen gösterilmiştir. Lojman inşasının yanında işçi lokali, memurlar kulübü, mühendisler kulübü, spor sahaları, tenis kortu, yüzme havuzu gibi sosyal hayatının en önemli unsurları olan donatı alanları oluşturulmuştur. Bu sosyalleşme alanlarının üyelik sistemine tabi olması sosyal tabakalaşmanın bir göstergesi ve devamlılığının sağlayıcısı olmuştur.

1950'li yılların başlarında Yenişehir Mahallesi’nde yüksek gelirli ailelerin sosyal ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Yenişehir sinemasının yapılmasına karar verilmiştir. Yenişehir sineması dışında başka sinemalarda inşa edilmiştir; ancak bir sosyalleşme aracı olarak sinemaların Karabük kentindeki mekânsal yayılımları sosyal statü ve ekonomik durumla bağıntılı olmuştur. Bu anlamda Yenişehir Sineması’nı diğer sinema yapılarından ayıran en önemli unsur sosyo-ekonomik seviyesi yüksek ailelerin mekanı olmasıdır. İşçi ailelerinin erken dönemlerde bu yapıyı kullanmaışlar, Fabrika bölgesinde kendi sosyal donatılarında gösterişsiz hayatlarını yaşamışlardır.

Karabük Demir-Çelik Fabrikalarının ekonomik açıdan en güçlü olduğu dönemler sosyal hayatın en canlı olduğu dönemlerdir. Tamamen kamu sermayesinin inşa edip donattığı Karabük’te sosyal hayat Fabrikanın ekonomik krize girmesi ve özellikle özelleştilmesinden sonra adeta durma noktasına gelmiş ve Karabük ölü toprağı serpilmiş bir şehir olarak nitelendirilmeye başlanmıştır. İl ekonomisinin tek bir sektöre bağlı olması ve özelleştirme sonrası yaşanan işsizlikler il dışına göçü artırmıştır. Ancak zaman içerisinde Fabrika profesyonel yöneticilerle birlikte devletinde desteği ile yaşadığı krizleri aşmıştır.

Kamu-özel sektör yatırımları, devlet-vatandaş işbirliği ile gerçekleştirilen yatırımlar ve Karabük Üniversitesi sayesinde Karabük bu yeni duruma kendini adapte etmeyi başarmıştır. 2007 yılında kurulan üniversite, il sosyal hayatına önemli bir ivme kazandırmıştır. Üniversite yerleşkesinin yer aldığı Yüzüncü Yıl mahallesi yeni yapılan konutları, kafeleri ve alışvriş mekanlarıyla yeni cazibe merkezi haline gelmiştir. Bunun yanında Avrupa’da en iyi korunan 20 şehir arasında yer alan ve müze kent adlandırılan Safranbolu ilçesi Karabük il merkeziyle bütünleşmiş durumdadır. Safranbolu ilçe merkezi tarihi ve turistik yerleri ve doğa harikası alanlarıya bugün Karabük sosyal hayatının ayrılmaz bir parçası konumundadır.

Safran Çiçeği


Safranbolu’ya adını veren “Safran” çok eski çağlardan beri çiçek tepecikleri, baharat ve gıda boyası olarak kullanılan soğanlı bir bitkidir. Çiğdemle yakın akraba olan bu bitkinin (Crocos Savitus) anayurdunun Akdeniz ve İran olduğu sanılmaktadır.Ortalama 20-25 cm.ye kadar boylanabilen safran bitkisi Ağustos Eylül aylarında soğan şeklinde ekildikten sonra Ekim ayında huni biçiminde mor çiçekler açar. Çiçeklerin tam ortasında üç parçalı, kırmızımsı turuncu tepecikler yer alır.

Sabah güneş doğmadan toplanıp kurutulan ve baharat olarak kullanılan bu organlar bileşimindeki koyu sarı renkli boyama maddesinden ötürü içine katıldığı yiyeceği sarıya boyar. Çiçekler açtıktan sonra tepecikler tek tek elle toplanıp kömür ateşinin üzerinde bal mumu ile karıştırılarak kurutulur. Yaklaşık 10 gram safran elde etmek için 1430 tepecik gereklidir.Bu nedenle pahalı ve değerli bir ürün olan safranın yerini günümüzde başka gıda boyalar almış olmasına rağmen Akdeniz ülkeleri İle İran ve Keşmir’de hala yaygın olarak kullanılmaktadır. En çok balık ve pirinç yemeklerine, bazı Akdeniz ülkelerinde ise ekmek ve pastacılık ürünlerine katılır. Kentimizde ise safrandan zerde adı verilen pirinçli bir tatlı hazırlanmaktadır. Çok eski çağlardan beri İran ve Keşmir’de tarımı yapılan safran yalnızca baharat olarak değil, çeşitli dönemlerde hastalıkları iyileştirici koruyucu bir madde olarak da değer görmüş, hatta renginden ötürü kutsal sayılmıştır. Safranın tanınması ve çeşitli amaçlar için kullanılması 5000 yıl öncesine dayanmaktadır.

Günümüzde en çok safran üretilen yerlerin başında İspanya, Fransa, Sicilya, İtalya, İran ve Keşmir gelir. 19.yy ortalarında Osmanlı devletinden Yurt dışına satılan safranın önemli bir bölümü Safranbolu’da üretilmiştir. Sarı boya hammaddesinin elde edildiği safran sentetik boyalar üretilinceye kadar eczacılık ve boya sanayiinde kullanılıyordu. Kendi ağırlığının 100.000 katı suyu sarıya boyayabilecek kadar kuvvetli bir boyama özelliğine sahip olan safran, halen Safranbolu ’nun Davutobası, Geren ve Aşağı Güney köylerinde üretilmektedir.
 
Tüm sayfalar yüklendi.
Üst