Şehirler Tekirdağ

Evliya Çelebi

Yeni Üye

Tekirdağ
Plaka No 59
Bölge Marmara Bölgesi
Yüzölçümü 6.190 km²
Nüfus 1.055.412
Nüfus Yoğunluğu 171 kişi/km²
Telefon kodu +282
Rakım 28 m
İlçe 11
Mahalle 359
Tekirdağ, Türkiye'nin bir ili ve en kalabalık yirmi ikinci şehridir. Marmara Bölgesi'nin Trakya yakasında bulunur; doğuda İstanbul, güneyde Marmara Denizi ve Çanakkale, batıda Edirne, kuzeyde Kırklareli ve kuzeydoğuda Karadeniz ile çevrilidir. 2012 yılında nüfusu 750.000'i geçen 14 adet il TBMM'de kabul edilen kanun ile büyükşehir statüsü kazandığı için Türkiye'nin 30 büyükşehrinden biridir. 30 Mart 2014'te yapılan yerel seçimlerin ardından resmen büyükşehir belediyeciliği ile yönetilmeye başlamıştır, hizmet sahası 6.313 kilometrekare olarak tüm il sınırlarıdır. Bu kanunla üç yeni ilçe kurulmuştur. Bunlar, Süleymanpaşa, Kapaklı ve Ergene'dir. Bu ilçelerle birlikte toplam ilçe sayısı on birdir.

Tekirdağ İl Nüfusu 1.055.412'dir (2019 sonu). İlin yüzölçümü 6.190 km²'dir. İlde km²'ye 171 kişi düşmektedir. (Yoğunluğun en fazla olduğu ilçe: 662 kişi ile Kapaklı)

4 Şubat 2020 TÜİK verilerine göre 11 İlçe ve belediye, bu belediyelerde toplam 359 mahalle bulunmaktadır.
İçindekiler

Tekirdağ adı


Tekirdağ, Bizans döneminde Bisanthe (Βισανθη) ve sonraları Rodosto (Ρωδοστο) adıyla anılmıştır. Kenti ele geçiren Türkler, şehre önceleri Rodosçuk, 18. yüzyıldan itibaren de Tekfur Dağı demeye başlamışlardır. Tekfur Ermeniceden alıntı bir sözcük olup Osmanlı Türkçesinde Hristiyan hükümdarlara verilen bir sandır. Aslı tagovar, anlamı ise taç taşıyandır. Cumhuriyetin ilanından sonra tekfur sözcüğü atılarak yerine sesçe benzeşen tekir getirilmiştir.

Tekirdağ'ı bir Yunan kolonisi olarak kurulduğu kabul edilegelmiştir. Sisam Adasından gelen kolonicilerin ilk olarak kurduğu şehir "Bisanthe" adıyla bilinir. Bu ad ile bizans kelimesi arasındaki benzerlik dikkat çekicidir. Bu isim kent, Trak kökenli Odris Krallığı yönetimi altına girdiğinde de kullanılmıştır. Bu görüşü kabul edenler Roma İmparatorluğu döneminde şehrin "Rhaedestus" olarak yeniden adlandırıldığını öne sürer. Fakat Bisanthe şehrinin, Tekirdağ merkezde değil, merkeze bağlı Barbaros beldesinde olduğunu savunan yeni görüşler de vardır. Pliny adıyla da bilinen Romalı tarihçi Gaius Plinius Secundus, Bisanthe şehrinden ve bu şehirden ayrı "Resisto" adında başka bir şehirden söz eder. Bu doğrultuda Bisanthe ismini değil de Resisto/Resisthon adı Tekirdağ'ın bilinen ilk ismi olarak kabul edilebilinir.

Önceleri Roma kökenli Rhaedestos ismi ile anılan şehir, Doğu Roma İmparatorluğu dönemine denk gelen Ortaçağ boyunca bu isimde gelen "Rodosto" adı ile bilinir. Osmanlılarda şehri ilk aldıklarında yine bu ismimden türetilmiş "Rodosçuk" ismini kullanır. Ama daha sonra şehir "Tekfurdağı" ismi ile anılmış, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında ise kentin güneybatısında yer alan Tekir Dağı vesilesiyle şehrin adı "Tekirdağ" olarak resmileştirilmiştir.

Tekirdağ tarihi


Marmara Denizi ve çevresini gösteren haritada "Rodosto" ve "Tekkuir Dag"(Tekir Dağ) isimleri belirtilmiştir, 1785
Tekirdağ yaklaşık 6.000 yıllık bir yerleşime sahiptir. Bereketli toprakları ve Anadolu ile Balkanlar arasındaki konumu dolayısıyla tarih içinde muhtelif kültürlerin ve kavimlerin egemenliği altında kalmıştır.

Tarih öncesi ve tarih sonrası çağlarda, iskân edilmiş yerler tespit edilmiştir. Şarköy ilçesindeki Güngörmez ve Güneşkaya Mağaraları ile Marmara Ereğlisi’ndeki Toptepehöyük’te Kalkolitik Çağ’a ait buluntulara rastlanmıştır. Tekirdağ’ın sahil şeridi yüzeyinde yapılan araştırmalara göre, İlk Tunç Çağı’na ait yoğun yerleşim olduğu anlaşılmaktadır. Trakya’da Son Tunç Çağı ile Erken Demir Çağı’nda büyük bir göç dalgası meydana gelmiştir.

Trakya, M.Ö. 7. Yüzyıl’da Grek kolonilerinin kurulmasıyla ticarete açılmıştır. Bu dönemde Trakya’nın Marmara kıyılarında kentler kurulmuştur. M.Ö. 514-513 yıllarındaPers Kralı Dereus’un İskit Seferi sonrasındaPers egemenliği, M.Ö. 478-477’ de Atina’nın Pers tehlikesine karşı kurduğu Attik-Delos Deniz Birliği’nin Persleri Trakya’dan temizlemesine kadar devam etmiştir. M.Ö. 342 yılında Makedonya Kralı 2.Philip, Trakya’yı topraklarına katarak OdrysKrallığı’nı kendine bağlamıştır. 2.Philip’in büyük oğlu İskender’in ölümünden sonra ise Trakya, Lysimachos’un egemenliğine girmiştir.

Roma İmparatoru Tiberius’un Trakya’ya bir vali göndermesi ile başlayan gelişmeler, M.S. 46 yılında İmparator Cladius’un Trakya’da birRoma Eyaleti kurması ile sonuçlanmıştır. Trakya uzun yıllar Roma hâkimiyetinde kalmıştır. M.S. 395 yılında imparatorluğun ikiye ayrılmasıyla Doğu Roma İmparatorluğu içinde kalan Trakya, 1354 yılında Süleyman Paşa komutasındaki kuvvetlerin Gelibolu’ya çıkmasıyla Türklerin hâkimiyetinegeçmeye başlamıştır. 1356 yılında Şarköy ve Malkara ele geçirilmiş, 1357’de iseI. Murat Tekirdağve Çorlu’yu Türk hâkimiyetine almıştır.

Balkan Savaşları’nda Bulgar işgaline(1912) uğrayan ilimiz toprakları, 1913 yılında düşman işgalinden kurtarılmıştır. I. Dünya Savaşı’ndan sonra Mondros Mütarekesi’nin verdiği imtiyazlardan faydalanan Yunan kuvvetleri, 20 Temmuz 1920’de Tekirdağ’ı işgal etmiş ancak 13 Kasım 1922’de Yunan işgali de sona erdirilerek Tekirdağ toprakları tekrar Türk yönetimine geçmiştir.

Marmara Ereğlisi 29 Ekim’de, Çerkezköy ve Saray ilçeleri 30 Ekim’de, Çorlu 1 Kasım’da, Muratlı 2 Kasım’da, Malkara ve Hayrabolu 14 Kasım’da ve Şarköy 17 Kasım’da düşman işgalinden kurtarılarak Türk yönetimine geçmiştir.

20 Ocak 1921 tarihli Teşkilat-ı Esasiye Kanunu gereğince girişilen yeni örgütlenme sonucunda Tekirdağ il olmuş ancak; Kurtuluş Savaşı’nın güç koşulları altında örgütlenme hemen sağlanamamıştır, Cumhuriyetin ilanından az önce; 15 Ekim 1923 tarihinde il merkezi haline getirilebilmiştir.

Tarihi süreç içerisinde Bisanthe (M.Ö. 5. YY), Rhaedestus (M.Ö. 343-M.S. 843), Rodosto (M.S. 843-1358), Rodosçuk(M.S. 1358-Osmanlıların fethiyle), Tekfurdağı (M.S. 1732) isimleriyle anılan ilimiz, Cumhuriyetin ilanından sonra TEKİRDAĞ olarak adlandırılmıştır.

Tekirdağ’da önemli günler arasında, 24 Aralık 1840’da Tekirdağlıbüyük vatan şairiNamık Kemal’in doğumu, Çanakkale Destanı’nı yaratan 19. Tümen’in Mustafa Kemal’in önderliğinde Tekirdağ’da savaşa hazırlanması, 23 Ağustos 1928’de Atatürk’ün Harf İnkılâbı vesilesiyle Tekirdağ’a gelip Başöğretmen olarak ilk dersi vermesi gibi olaylar bulunmaktadır.

Coğrafya


Tekirdağ ilinin kıyı uzunluğu Marmara Denizi’ne 133 km, Karadeniz’e ise 2,5 km olmak üzere toplam 135,5 km’dir.

Türkiye’nin, tamamı Avrupa Kıtası’nda bulunan 3 ilinden biri olan Tekirdağ, Marmara Denizi’nin kuzeybatısında az engebeli, zengin alüvyonlarla kaplı topraklar üzerinde bulunmaktadır.Doğusunda İstanbul, batısında Edirne ve Çanakkale, güneyinde Marmara Denizi ve kuzeyinde Kırklareli ve kısa bir kıyıyla Karadeniz ile çevrilidir. Tekirdağ, Trakya’nın güneyinde, verimli topraklara sahip modern bir tarım ve sanayi kentidir.



Marmara Denizi kıyılarında genel olarak Akdeniz iklimi egemendir. Ancak Akdeniz Bölgesi kıyılarından farklı olarak sahil kesiminde kışın kar yağışı görülebilmektedir. İlin iç kesimlerinde ise yazların sıcak, kışların soğuk geçtiği karasal iklim hâkimdir.

Tekirdağ, Türkiye’nin deprem bakımından riskli bölgelerinden biridir. Marmara Denizi üzerinden ile ulaşan Kuzey Anadolu Fay Hattı, Şarköy’ bağlı Gaziköy ve Gölcük Mahallelerinden geçmektedir. Şarköy ve Mürefte bölgeleri 1.derece, Tekirdağ Merkez 2.derece, daha kuzeyde kalan ilçeler ise 3.ve 4. derece deprem bölgesidir.

İlin önemli yükseltisini oluşturan Tekir Dağları, Kumbağ’dan başlayarak Gelibolu istikametinde bir sıradağ halinde uzanmaktadır. Dağların 60 km boyunca en yüksek yeri Ganos’tur. Ganos’un yüksekliği 945 metredir. İlin doğu kesimi daha az yüksek olmakla birlikte, buradaki Istırancalar Çerkezköy’den başlar ve kuzeye doğru gittikçe yükselir. İlin Marmara kıyılarındaki küçük kıyı ovalarından başka iç kısımlarda da akarsuları ve geniş tabanlı vadilerini kaplayan bereketli ovaları mevcuttur.

Yer şekilleri ve bitki örtüsü


Alçak tepelerde oluşan bölgenin, ana yükseltisi kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda Marmara Denizi'ne paralel uzanan Tekir Dağları'dır. Tekirdağ merkezin ve ilin en yüksek noktası ise bu alanda bulunan Ganos Dağı(965m)'dır. Büyük akarsulardan yoksun olan bölgede, küçük akarsular mevcuttur. Ganos Dağlarındaki meşelikler ve kimi yerlerde bulunan kızılçam ve karaağaç toplulukları başlıca orman varlığını oluşturur.

İklim


Genel iklim özellikleri Akdeniz iklimi ve Karasal iklimin bir birleşimidir. Marmara Denizi çevresinde görülen bu iklime Marmara iklimide denir. Bir tür geçiş iklimi olan bu iklimde yazlar kurak ve sıcak, bahar ve kış ayları yağışlı geçer. Yağışlar kış aylarında kar şeklinde görülür. Ayrıca Tekirdağ'ın kuzeyde Karadeniz'e kıyısı olduğundan, az da olsa Karadeniz iklimi görülmektedir.Tekirdağ ile ilgili resmi sıcaklık ve yağış bilgiler aşağıdaki tabloda verilmiştir.

Tekirdağ'ın ilçeleri


Tekirdağ'ın ilçeleri
Tekirdağ'ın 11 ilçesi vardır:
  • Süleymanpaşa
  • Çerkezköy
  • Kapaklı
  • Çorlu
  • Ergene
  • Hayrabolu
  • Malkara
  • Marmaraereğlisi
  • Muratlı
  • Saray
  • Şarköy

Ekonomi


Tekirdağ ilinin toprakları çok verimlidir ve 1. sınıf tarım arazisidir. Uçsuz bucaksız düz verimli ovaları yeşil ovaları vardır. Türkiye'nin yağlık ayçiçek ve buğday üretiminin büyük bölümünü karşılar. Tekirdağ ilinin batısında Malkara ve Hayrabolu ilçelerinde tarım ve hayvancılığın ekonomi degeri cok yüksektir. Tekirdağ ilinin doğusu, Çorlu ,Ergene, Çerkezköy,Kapaklı ilçeleri bölgesinde sanayi, endüstri ve tarım ekonomisi çok yüksektir. Özellikle Çorlu ,Ergene, Çerkezköy ve Kapaklı ilçeleri burada bulunan yüzlerce ve yapılmakta olan onlarca (2008 yılında 1.100 adet fabrika, 2014 yılında: 1.605 adet fabrika 6 yılda fabrika artış oranı yaklaşık Yüzde 50 artmış) fabrika vardır.

Tekirdağ merkezdeki başlıca tarım ürünleri ayçiçeği ve buğdaydır. Buna paralel olarak un ve yağ sanayisi gelişmiştir. Diğer başlıca tarım ürünleri merkez ilçede yer alan 2500 adet kiraz ağacı (il genelinde 50 bin) ile kuru soğandır. İlde üretilen soğanın %60'ı merkez ilçede üretilir. 1931 yılında kentte kurulan Tekel İçki fabrikası ise içki üretimini başlatarak, şehirde yeni bir üretim sektörünün doğmasını sağlamıştır. Üretilen rakılar, Tekirdağ Rakısı adı altında ülkenin en iyisi olarak bilinir. Bu fabrika, 2017 yılında kapatılmıştır.

Ayrıca dünyanın önde gelen ekonomi derilerinden biri olan Forbes, 2016 yılında "İş Yapmak ve Yaşamak İçin İdeal Şehir" araştırmasında Tekirdağ'ı, İstanbul, Ankara ve İzmir ardından 4. sıraya yerleştirdi.

Zeytin ve zeytinyağı


Tekirdağ'da zeytin hasadı
Tekirdağ'ın Şarköy ilçesi zeytin üretimi açısından oldukça önemli bir potansiyele sahiptir. Şarköy mikro klima iklim özelliği nedeniyle Trakya Bölgesi'nde zeytin yetişen tek noktadır.

Bölgede yetişen, kendine has aroma ve lezzete sahip zeytinler tek tek özenle toplanarak, doğal yöntemlerle işlenerek sofralık zeytin ve zeytinyağı olarak Türkiye'nin birçok noktasında tüketiciyle buluşmaktadır.

Zeytin ve zeytinyağı bölge gastronomisi açısından vazgeçilmez bir üründür. Buraya gelen ziyaretçiler geri dönerken genellikle Şarköy zeytinini ve zeytinyağını evlerine götürmek isterler.

Üzüm Suyu


Dünyada bağcılık için elverişli olan kuşak içerisinde yer alan Trakya Bölgesi, üzüm suyu ve şarap üretiminde Türkiye'nin belli başlı bölgelerinden birisidir. Trakya üzümlerinden elde edilen üzüm suyu çok lezzetli ve sağlıklıdır.

Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsü tarafından üretilen üzüm suları kan yapıcı özelliğinin yanı sıra insan vücudunda birçok hastalığa karşı kalkan oluşturulmasına da yardımcı olmakta, özellikle kalp hastalıklarına iyi gelirken kişiyi kanser riskine karşı korumaktadır.

Üretilen üzüm suları kesinlikle hiçbir koruyucu, aroma zenginleştirici ve boyar madde içermemektedir. Yüzde yüz doğal olarak şişelenen ürünün 2 yıla kadar bozulmadığı bilimsel testler sonucunda ortaya çıkarılmıştır.

Turizm


Tekirdağ'da görülmeye değer sayısız eser bulunmaktadır.İlginç ziyaret noktaları arasında Macaristan'ın Avusturya'ya karşı mücadele etmiş bağımsızlık kahramanı Ferenc Rakoczi'nin 1720-1735 yılları arasında (başka bir deyişle, Osmanlı'nın Macaristan'ı kaybetmesinden sadece 35 yıl kadar sonra) Osmanlı İmparatorluğu'na sığındığı dönemde kaldığı 17. yüzyıl Türk evi sayılabilir. Ev bugün müze kimliğini taşımakta olup, Macaristan hükümetinin mülkiyetinde ve Türkiye'yi ziyaret eden Macarların vazgeçilmez uğrak yeri konumundadır.

Ayrıca Namık Kemal'in doğum yeri olup adına düzenlenmiş Namık Kemal Evi müzeleştirilmiştir.

Şehir merkezinde Atatürk'ün birebir boyutlarındaki tek heykeli bulunmaktadır.Her sene Haziran ayında Tekirdağ Kiraz Festivali adı altında ortalama 1 hafta süren etkinlikler düzenlenmektedir. İlk olarak 1962'de Kiraz Cümbüşü adıyla başlayan festival, günümüzde kent merkezi için önemli bir turistik faaliyettir.

Deniz Turizmi


Şarköy
Şarköy: Şarköy, Marmara Denizi kıyısına kurulmuş şirin bir ilçedir. Zeytini, üzümü ve kirazı ile ünlüdür. Şarköy, 60 km uzunluğunda ki sahili ile Türkiye’nin birinci, dünyanın en uzun 12. kumsalına sahiptir. Mavi bayraklı denizi ve tertemiz suları ile büyük ilgi görmektedir.

Hoşköy: Tekirdağ’ın Şarköy ilçesine bağlı olan, balık ve zeytinyağıyla ünlü bir beldedir. Doğal güzellikleriyle doyumsuz manzaralar sunan Hoşköy, yörenin en büyük balıkçı barınaklarından birine sahiptir. Yazın, deniz tatili için sakin bir yer arayanların tercih ettiği Hoşköy, fotoğraf ve doğa tutkunları için de güzel bir alternatif oluşturmaktadır.

Kumbağ: Tekirdağ'da deniz turizmi denilince akla ilk gelen yerlerden olan Kumbağ, özellikle yaz aylarında İstanbul başta olmak üzere çevreden gelen ziyaretçilerin uğrak yeri haline gelmiştir. Tekirdağ’a 14 kilometre mesafede olan Kumbağ, Marmara kıyısının önde gelen tatil beldeleri arasında yer alır. Kumbağ sırtlarındaki orman içi dinlenme tesisleri özellikle hafta sonları çok sayıda tatilciyi ağırlamaktadır.

Kastro: Tekirdağ'ın Saray ilçesine 27 kilometre uzaklıkta Karadeniz'in Tekirdağ’a temas ettiği noktada yer alan Kastro (Çamlıkoy) yeşilin mavi ile buluştuğu Istrancalar bölgesinde yer alır. Alan; Marmara Denizi kenarındaki Tekirdağ ilinin Karadeniz kıyısındaki hududunu oluşturmakta ve hâlihazırdaki mesire yerinin bulunduğu koy ile birlikte yapraklı ormanlar ve zengin bitki örtüsüyle eşsiz bir doğal güzellik sunmaktadır.

Tarih ve Doğa Yürüyüşü


Hellenistik ve Bizans Devri kalıntılarının bulunduğu Kaletepe Kutsal Alanı, Kutsal Alan ve Klasik/Hellenistik Devre (M.Ö. 5-1 yüzyıllar) ait kalelerinin bulunduğu Kartalkaya antik Hieron Oros, manastır kalıntıları olan Hoşköy, İstanbul’a giden “Roma-Bizans-Osmanlı” su yolları ve su kemerlerinin görüldüğü Pazarlı-Vize-Çakıllı-Ayvacık-Saray, çeşmebaşında piknik yapılabilecek.

Kartalkaya, manzaranın özellikle güzel olduğu Ganos sırtları Güzelköy (Melen), Ergene su kaynaklarının görüldüğü Çakıllı (Vize), doğal ve prehistorik (tarih öncesi) mağaraların bulunduğu Ergene Vadisi’ndeki Saray, ErgeneVadisi Galata Deresi Güngörmez, Güneşkaya yarih ve doğanın iç içe olduğu, son derece cazip Trekking alanlarıdır.

Yamaç Paraşütü


2007 yılında, Tekirdağ Valiliği’nin, Yeniköy’den 625 m. rakımlı Nişantepe’ye çıkış yolunu açması ve Ayvasıl Mevki’ndeki deniz kıyısını iniş alanı olarak düzenlemesi ile birlikte, Yeniköy - Uçmakdere bölgesi yamaç paraşüt sporcularının kullanımına açılmıştır.

Yeniköy - Uçmakdere bölgesi yamaç paraşütü ve spor turizmi açısından sahip olduğu uygun özellikler ve içinde barındırdığı doğal güzellikler ile hem bölge hem de Türkiye genelinde bilinen ve tercih edilen bir uçuş yeri haline gelmiştir.

Tekirdağ Mutfağı


Tekirdağ Köftesi


Tekirdağ Köftesi
Trakya Bölgesi'nde en meşhur köfte Tekirdağ köftesidir. Bunda Tekirdağlı girişimcilerin rolü büyüktür. Marka tescilli, ünü tüm Türkiye'ye yayılmış Tekirdağ köftesinin lezzetinin altında etin kalitesinden seçimine, hazırlanmasından pişirilmesine kadar takip edilen titiz süreç yatmaktadır.

Köftesi yapılacak hayvanın eti, sinir kalmayacak şekilde önce parça ete dönüştürülür, ekmek, soğan ve sarımsaklar parça etle birlikte kıyma makinesinden geçirilir. Makineden geçirme işlemi bir kaç defa tekrarlanır. Yoğurma kabına alınan kıymaya kimyon, tuz, karabiber haricinde baharat konulmaz. Kıyma bir süre dinlenmeye alınır, şekil verildikten sonra mümkünse odun ateşinde pişirilir.

Köftenin kendine has yumuşak ve elastiki bir yapısı vardır. Servis edilirken yanına genellikle piyaz, acı sos ve ızgara edilmiş yeşil sivri biber konulur.

Velimeşe Bozası


93 harbinden sonra Velimeşeye yerleşen göçmenlerden biri olan Üzeyir Çavuş boza ustalığıyla bu işin bugünlere ulaşmasına sebep olan en önemli şahsiyettir. Üzeyir Çavuş ölünce işi oğlu Topal Hafız devralmıştır. Topal Hafız da yanında yetiştirdiği 4 çırakla bozanın bugünlere taşınmasında önemli bir rol oynamıştır.

Boza, bilinen en eski Türk içeceklerinden biridir. Velimeşe bozasının eşsiz lezzeti; darı, mısır unu, su ve şekere boza ustalarımızın maharetlerini katmalarıyla elde edilir.

Peynir Helvası


Bir Tekirdağ tatlısı olan peynir helvasının içinde tuzsuz taze peynir, buğday unu, (mısır unu ya da irmik de olabilir), toz şeker ve yumurta sarısı bulunur. Trakya'nın doğal ortamında beslenen hayvanların sütleri alınır ve helva yapımında kullanılacak olan peynire dönüştürülür.

Peynir yapılacak sütün yağından arındırılmaması ve dolayısıyla helva yapımında doğal yağın kullanılması işin püf noktasını oluşturur. İsteğe göre kış aylarında ceviz, yaz aylarında ise dondurma ile servis edilir.

Manda Yoğurdu


Manda yetiştiriciliği eski yıllarda çok popüler bir hayvancılık faaliyeti iken son yıllarda sadece Trakya'nın kuzeydoğu taraflarında görülmektedir. Tekirdağ'a bağlı Saray ilçesinde ve Kırklareli'nin Karadeniz kıyı hattı boyunca yer yer manda yetiştirilen köylere rastlamak mümkündür.

Ancak manda yetiştiriciliğini sistemli bir şekilde yapıp piyasaya ürün olarak sunan firmalar Saray'da bulunmaktadır. Saray manda yoğurdu hem lezzeti hem de yüksek antioksidan özelliği ile damak zevkine düşkün tüketicilerden rağbet görmektedir.

Saray manda kaymağı ise ünlü kahvaltı mekânlarında ve butik marketlerde tüketiciyle buluşmaktadır.

Karacaklavuz Kilim Dokumaları


Karacakılavuz, Tekirdağ ilinin Süleymanpaşa ilçesinin bir mahallesidir ve bu mahalle Anadolu'nun önemli dokuma merkezlerinden biridir. Yöreye ilk yerleşim, 1884 - 1885 yıllarında Bulgaristan'ın bazı köylerinde bulunan Türkler tarafından gerçekleşmiştir. Beldeye yerleşen halk, tarım ve hayvancılıkla uğraşarak geçimlerini temin etmiş, bunların yanı sıra evin çuval, beşik, heybe, yaygı gibi ihtiyaçlarını karşılamak, boş zamanlaruu değerlendirmek ve ek gelir sağlamak amacıyla da atalarından öğrenmiş oldukları dokuma sanatını, geleneksel değerlere bağlı kalarak devam ettirmiştir. Yöre dokumaları mese ve gürgen ağaçlarindan yapılan, düzen adı verilen, dört pedallı tezgütlarda ortaya konulmaktadır.

Meydana getirilen dokumaların en önemli özelliği mekikli dokuma tekniklerinden biri olan dimi ve kirkitli dokuma tekniklerinden cicim tekniğinin bir arada kullanılmasıyla yapılmasıdır. Dimi dokumalarının malzemesi, kolay elde edilebilir olmasından dolayı fabrikasyon yün ve pamuk ipler tercih oluşturmaktadır. Genellikle canlı görünüme sahip olan dokumalarda kullanılan iplerin doğal ve anilin boyalarla renklendirildiği görülmektedir. Nazarlık, seccade, perde, minder yüzü, heybe, çanta, kıyafet olarak kullanılmak gibi amaçlarla yapılan Karacakılavuz dimi dokumaları, yatay, dikey, serpme, merkezi ve mihraplı olmak üzere beş farklı kompozisyon şemasında tasarlanmaktadır.

Tarihi yerler


Namık Kemal Evi


Büyük Vatan şairimiz Namık Kemal'in 1840 yılında Tekirdağ'da doğduğu ev, yakın çevresindeki eski Tekirdağ evleri de örnek alınarak, Tekirdağ il Özel İdaresi ve Tekirdağ Namık Kemal Derneği tarafından 1993 yılında restore edilmiştir.

Namık Kemal Evi, Tekirdağ’ın mutfağı, başodası ve yatak odasını tanıtan etnografik eşyalar ile süslenmiştir. Ayrıca Namık Kemal hakkında yazılmış eserler de bu evde sergilenmektedir.

Rakoczi Müzesi


18. yy. başlarında cereyan eden Macar Bağımsızlık Hareketi’nin önderi II.FrenchRakoczi ve taraftarlarının Avusturya ile yaptıkları savaşta yenilgiye uğramaları üzerine Padişah III. Ahmet, Rakoczi ve taraftarlarını topraklarına misafir olarak davet etmiş ve Tekirdağ'a yerleştirmiştir.

II.FrenchRakoczi 1735 yılından ölümüne kadar burada ikamet etmiştir. Rakoczi'nin ikamet ettiği bu Türk evi, 1932 yılında Macaristan Hükümetince satın alınıp, aslına uygun restore edilerek Müze haline getirilmiştir.

Arkeoloji Ve Etnografya Müzesi


Müze binası 1927 yılında Vali Konağı olarak inşa edilmiştir. 1977 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığınca İl Özel İdaresinden satın alınan, Cumhuriyet döneminin ilk yapılarından olan kâgir yapı, daha sonra aslına uygun olarak restore edilerek müze haline getirilmiştir.

Müzede, Tekirdağ ve civarında bulunmuş ve tarih öncesi çağlardan günümüze kadar gelen toplam 23.901adet eser bulunmaktadır. Bu eserlerden 4.863’ü arkeolojik eser, 17.129’u sikke, 1.909'uetnografik eserdir. Müze "Rakoczi Cad.No:1" deki binasında 1992 yılından bu yana faaliyet göstermektedir.2018 yılı toplam ziyaretçi sayısı 10.899’dur.

Rüstem Paşa Külliyesi


Rüstem Paşa Külliyesi
Külliyenin camii, bedesten, medrese ve kitaplık bölümü günümüzde de varlığını sürdürmektedir. Külliyenin vaktiyle kervansarayı ve imareti olduğu çeşitli kaynaklarda yer almaktadır.

Rüstempaşa Külliyesi içinde en belirgin yeri tutan Rüstempaşa Camii, 1553 tarihinde Kanuni Sultan Süleyman'ın damadı Rüstem Paşa tarafından denize hâkim bir tepe üzerinde Mimar Sinan'a yaptırılmıştır.

Caminin 30 metre doğusunda bulunan medrese 1880'de harap olunca üzerine ahşap bir okul kurulmuştur. Rüştiye ve İdadi olarak kullanılan bu yapı daha sonra Cumhuriyet İlkokulu olarak da hizmet vermiştir.

Cami ile medresenin arasında kare planlı ve kubbeli olarak yapılan kitaplık binasına ocak ve baca eklenmiş ve bu yapı sonrasında camii; aşhane olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Medresenin yanında yer alan hamam, orijinalinde kadınlar ve erkekler kısmı olmak üzere bir çifte hamam şeklinde üstü kubbeyle örtülü olarak yapılmıştır.

Caminin batısında yeralan bedesten 6 kubbeli, dikdörtgen planlı bir yapıdır. Taş ve tuğla karışımından inşa edilmiş olan ve son yıllarda onarılan bu yapı külliyenin cami ile birlikte sağlam olarak görülebilen kısımlarındandır.

Ayrıca Rüstempaşa Camii’nin doğusunda inşaatı 1988 yılında tamamlanan bir çarşı mevcuttur. Yeri Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne ait olan bu çarşı, İl Özel İdaresi ve Vakıflar Genel Müdürlüğünce ortaklaşa yapılmıştır. Çarşı, külliyenin dönem özelliklerini yansıtan mimariye sahiptir.

Osmanlı Dönemi’ne ait diğer önemli eserler


Rüstempaşa külliyesinden başka Osmanlı Dönemi’ne ait diğer önemli eserler arasında Orta Cami, Eski Cami, Hasan Efendi Cami, İnecik-İmaret Camisi, Hamami Mehmet Paşa Türbesi, Kırklar Türbesi, Sadi Baba Türbesi, Yalı Hamamı, İnecik-Erenler Hamamı ve birçok tarihi çeşmeyi saymak mümkündür.

Yukarıda sayılan tarihi yapıtların yanında Kurtuluş Anıtı, Namık Kemal Anıtı, Şehitler Çeşmesi Anıtı ve Hürriyet Abidesi, Tekirdağ'daki önemli tarihi eserlerdir.

Tekirdağ'ın geçmişi ile ilgili malzeme ve eserlerin sergilendiği 3 tane de müze bulunmaktadır.
 
Tüm sayfalar yüklendi.
Üst