Şehirler Kastamonu

Evliya Çelebi

Yeni Üye

Kastamonu
Plaka No 37
Bölge Karadeniz
Yüzölçümü 13.064 km²
Nüfus 376.945
Nüfus Yoğunluğu 29 kişi/km²
Telefon kodu +366
Rakım 814 m
İlçe 20
Belediye 20
Mahalle 173
Köy 1.054
Kastamonu, Türkiye'nin kuzey kesiminde, Karadeniz Bölgesi'nde yer alan ildir. İlin komşularını (kuzeyden saat yönünde ilerlendiğinde) Sinop, Çorum, Çankırı, Karabük ve Bartın illeri oluşturmakta olup, ilin ayrıca kuzeyde Karadeniz'e kıyısı bulunmaktadır. İlin merkezi aynı isimli Kastamonu şehridir.

1 Şubat 2019 TÜİK verilerine göre 20 İlçe, 20 belediye, bu belediyelerde 173 mahalle, ayrıca 1054 köy bulunmaktadır.
İçindekiler

Etimoloji


Kastamonu ismine ilişkin bilimsel bir etimolojik çalışma bulunmamakla birlikte, kentin ismine dair birkaç farklı görüş ifade edilmektedir.

Bu görüşlerden biri, Bizans İmparatorluğu döneminde bölgede hüküm süren Komnenos hanedanlığına atfen gerçekleştirilen isimlendirmedir. Bu isimlendirme kökeninde ise Komnenlerin Kalesi anlamına gelen Kastra-Komnen ifade yatmaktadır. Hanedanlığın o döneme ait yazılı kayıtlarında Kastamonu ismi Castamon olarak yer almaktadır.

Bir diğer görüşe göre Kastamonu şehri ismini, Gas ve Tumanna kelimelerinin birleşiminden almıştır. Gaslar ya da bilinen adıyla Kaşkalar Kastamonu'nun ilk yerleşimcilerindendir. Tumanna ise o dönemde Kastamonu üzerinde bulunan bir şehir/bölge ismidir. Bu iki kelimenin birleşimi, zamanla Kastamonu şeklini almıştır.

Bir başka görüşe göre ise Kastamonu şehri ismini, Hitit döneminde aynı bölge için kullanılan Kastama isminden almıştır. Kastama ismi zamanla Kastamonu'ya dönüşmüştür.

Edinilen bilgilere göre Kastama şehri Kastamonu civarında aranmalıdır. Bunun için üç neden sıralanabilir:

A. İlk neden; Kastama şehrinin, Kaşka bölgesi içinde olmasıdır. I. Arnuvanda ve Aşmunikal'in dua metninde Boğazköy'ün kuzeydoğusunda bulunması gereken kentler ve ülkeler sıralanmıştır: Nerikka, Kastama, Himuua, Uashaia, Patalliia...

B. İkinci neden; Hititlerin yazılı kaynaklarında geçen ma -ama soneki, Kuzey Anadolu'da yaşayan Kaşkalar için kullanılıyordu.

C. Üçüncü neden; Kastama ve Nerik kentindeki fırtına tanrısı kültünün çok uzak olmaması gerektiğidir. Nerik kentinin bugün Samsun'da olduğunu biliyoruz.



Tarihçe


1947 ve 1948 yılları arasında Kastamonu'da yapılan araştırmalar sonucu Gölköy Enstitüsü çevresinde çakmak taşından yapılma bir alet bulunmuş, bu aletin Orta Paleolitik dönemden kaldığı öğrenilmişti.

1951 yılında yapılan araştırmalar sonucu da Tahta ve Malak köyleri etrafında Abevilyen (Chelléen), Mikokiyen (Micoquien) çağından kalma el baltalarıyla; Musteryen (Mousterian) ve şüpheli olarak da Üst Paleolitik'e ait tarihi bulgular ele geçirilmiştir.

Yine aynı yıllarda İsmail Kılıç Kökten'in yaptığı geziler sonucu Devrekani'nin Eksen bölgesinde (Şimdiki Kulaksızlar Barajı civarı) Dikilitaşlar ile karşılaşmış, ancak tarihlendirme yapılabilecek eşya kalıntısı bulamamıştır. Fakat bölgenin kuzeybatısında Bakır Çağına ait çanak çömlekler bulunmuştur.

1994 yılında Devrekani'nin Kınık köyünde, Delibeyoğlu Sırtı Ören Yeri’nde yapılan kurtarma kazıları sonucu MÖ. 4. binin sonlarından, MÖ. 1. binin ilk yarısına kadar süren üç tabakalı düz iskan yeri keşfedilmiş ve Hititlere ait metal kaplar ele geçirilmiştir.

2009-2011 yılları arasında Cide Bölgesi Yüzey Araştırması kapsamında Cide ve Şenpazar ilçelerinde Erken Holosen, Kalkolitik, Erken Tunç, Orta Tunç ve Geç Tunç Çağına ait tarihi kalıntılar ele geçirilmiştir.

2018 yılında başlanan, Araç'ta yapılan, Kahin Tepe kazısında da bir taş işliği ile beraber Erken Tunç Çağı'na ait kalıntılar, daha sonra da Göbeklitepe ile aynı döneme (Akeramik Neolotik Dönem) işaretlenen öğütme taşı ve süs eşyaları bulundu.

Farklı dönemlerde yapılan kazılar sonucu Taşköprü ilçesinde Pompeiopolis antik kenti gün yüzüne çıkarılmıştır. Şehirde birçok mozaik ve Roma ve Paflagonya dönemlerine ait sikkeler ortaya çıkarılmıştır. Mozaiklerin birinde Yunanca “Eiselte Efagato” yani “İyilik İçin İyilikle Gir” sözleri yazılıdır.

Hitit Dönemi


Kastamonu’nun bilinen geçmişi, Hitit İmparatorluğu ile başlar. Ancak Hititler bu bölgeyi uzun süre elinde tutmayı başaramamış, bölge Kaşkalar ile tarih boyunca güç dengesine bağlı olarak el değiştirmiştir. Hititlerden sonra Frigya ve Lidya Krallıklarının egemen olduğu bu topraklar MÖ 4. yüzyılda Perslerin eline geçmiştir. MÖ 4. yüzyılda Büyük İskender Anadolu ile birlikte Kastamonu topraklarını da Makedonya’ya katmıştır.

İskender’den sonra yöreyi ele geçiren Pontus Krallığı MÖ 1. yüzyılda Romalılar tarafından ortadan kaldırılmıştır. Uzun yıllar Roma İmparatorluğu sınırları içinde kalan Kastamonu MS 395 yılında İmparatorluğun bölünmesiyle bütün Anadolu gibi Bizans İmparatorluğu'na katılmıştır.

Romalı ve Bizanslılar Dönemi


Bugün Kastamonu ve çevresindeki illeri de içine alan ve Romalılar devrinde adına Paflagonya (Pophlagonia) denilen bölgede yer almaktadır.

Romalılar devrinde Taşköprü’nün (Pophlagonia) eyalet merkezi olduğu zamanlar Kastamonu küçük bir kasaba olup, Bizans devrinde ve özellikle imparatorluk hanedanlarından olan Komnenler soyunun memleketi olan şehrin iktidarları döneminde gelişmeye başlamıştır. Bu hanedan zamanında buraya bir kale yapılmış ve Komnenler'in kalesi anlamında “Kastra Komneni” denilmiştir . Bu kelimenin Türkmenlerin bölgeye yerleşmesiyle zamanla (“Kastamoni”, "Kastamonu") bugünkü şekline dönüşmüştür.

Selçuklu ve Osmanlı Dönemi


Moğol istilası önünde Türkistan ve İran’dan kaçan Türklerin, ikinci büyük göç dalgasından da en fazla etkilenen şehirlerin başında Kastamonu gelmiş ve İç Anadolu’da Moğollara karşı tutunamayan birçok Türk boyu Ilgaz Dağları'nın kuzeyine yani Kastamonu’ya sığınmıştır. Yirmi dört Oğuz boyunun neredeyse tamamı Kastamonu çevresinde yurt tuttuğu gibi, Alpı, Alpağut, Dânişmendli, Kıpçak, Karluk, Çiğil, Yağma gibi Türk boyları da Kastamonu’ya yerleşmişlerdir. Kastamonu’da hâlen birçoğu yaşatılan Kayı, Bayat, Çavundur, Kınık, Îğdir, Afşar, Kıyık, Büğdüz, Bayındır, Çepni, Karaevli gibi yer adları Oğuz iskanının mahiyetini çok iyi ifade etmektedir. 1260'lı yıllarda İbn Sa'd bu kente "Türkmenlerin Başkenti" adını vermiştir. Yine onun kaydına göre, bu tarihlerde Kastamonu bölgesinde 100 bin çadır halkı yığılmıştır.

Kastamonu’nun ilk defa Türklerin eline geçmesi Danişmentliler zamanında Danişmend Ahmed Gazi'nin oğlu Gümüştekin Gazi devrinde “1105 yılında” gerçekleşmiştir. 100 yıla yakın bir zaman Danişment idaresinde kalan şehir ve çevresi 15 yıl süre ile tekrar Bizanslılara geçmiş, 1213'te Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın emriyle Selçuklu kumandanı Hüsamettin Çoban bey tarafından zaptedilmiştir.

Moğollar tarafından bölgenin ikinci kez zaptına memur edilen Şemsettin Yaman Candar kumandasındaki ordu 1292 yılında Kastamonu’ya giderek Muzafferettin Yavlak Arslan birliğini bozguna uğratmış kendisi de öldürülmüştür. Muzafferettin Yavlak Arslanın oğlu Mahmut bey, babasının intikamını almak için mücadeleye girmiş ve Şemsettin Yaman Candar’ı buradan batıya sürmeyi başarmıştır. Şemsettin Yaman Candar’ın ölümünden sonra Süleyman Paşa tarafından 1309 yılında Kastamonu yeniden zaptedilmiş, toprakları genişletilerek “Candaroğulları Beyliği”ni kurmuş ve Çobanlar hakimiyetine son vermiştir.

Osmanlı devletinin kuruluş sürecinde Bizans'a karşı düzenlenen seferlerde Kastamonu'daki yerleşik Türkler, Osmanlı Beyliğine yoğun bir destek vermişlerdir.

1333’lerde Kastamonu’ya uğrayan ünlü gezgin İbn Batuta, "Kastamonu (Anadolu'daki) şehirlerin en büyük ve en güzellerindendir… Hiçbir ülkede fiyatları bu şehirden daha ucuz bir yer görmedim." şeklindeki açıklamalarıyla şehrin büyüklüğüne ve hayat şartlarının elverişliliğine ışık tutmuştur.
İsfendiyar Beyden sonra “İsfendiyaroğulları” adını da alan Candaroğulları Beyliği 1460 yılında Osmanlı İdaresine girinceye kadar önemli bir ilim ve kültür merkezi olmuş, birçok ilim adamı yetiştirmiş, Osmanlılar zamanında da bu özelliğini devam ettirmiştir.

Kastamonu, Fatih Sultan Mehmet’in 1460 yılında Sinop’la birlikte bu şehri alarak Candaroğulları Beyliğini ortadan kaldırmasından sonra Osmanlı Devletine katılmıştır.

Osmanlı döneminde Kastamonu; Önce Anadolu Eyaleti'nin bir sancağı olmuş, daha sonra kendi başına eyalet olmuş ve en sonunda vilayet olup en geniş sınırlarına ulaşmıştır.

Millî Mücadele ve Cumhuriyet dönemi


Kastamonu Ulusal (Milli) Mücadele sırasında lojistik destek açısından en güvenilir bölge olması nedeniyle büyük yarar sağlamıştır. İstanbul'dan kaçırılan silah ve cephaneler, İnebolu'dan başlayan İstiklâl Yolu üzerinden Ankara'ya sevk edilmiştir. Gemilerle gelen cephaneler kayıklarla karaya taşınmış, bu büyük yardımın sonucu olarak İnebolulu kayıkçılara Beyaz Şeritli İstiklal Madalyası verilmiştir.

28 Eylül 1919 tarihinde kurulan Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin Kastamonu şubesi, savaş boyu asker sevkiyatı, silah, cephane yardımı ve para toplama gibi birçok konuyla yakından ilgilenmiştir.

1921 yılında Hilâl-i Ahmer Cemiyetinin Kastamonu şubesi açılmış, aynı yıl ülke genelinde en çok hizmet veren dernek olmuş ve takdir edilmiştir.

Türk egemenliğine geçtikten sonra hiç düşman istilasına uğramamış olan Kastamonu, Çanakkale ve İstiklâl savaşında en fazla şehit veren illerimizden biridir. Hatta Ersizlerdere köyünün ismi köydeki tüm erkeklerin savaşa gidip şehit olmasını anlatmaktadır. İl, Çanakkale Savaşında 2.527 şehit verdi Meşhur "Çanakkale Türküsü", Kastamonulu Aşık Yorgansız Hakkı'ya aittir.

Coğrafya


Türkiye’nin Karadeniz Bölgesi'nin batı kesiminde yer alan Kastamonu ilinin doğusunda Sinop, batısında Bartın ve Karabük, güneyinde Çankırı ve güneydoğusunda Çorum illeri ile sınırı bulunmaktadır. İlin kuzey kısmının tamamı ise Karadeniz'e kıyı oluşturmakta olup, ilin sahil şeridi uzunluğu 170 km'dir. Kastamonu sahip olduğu bu sahil şeridi uzunluğu ile Karadenize en uzun kıyısı olan il konumundadır. 13.108 km² alan üzerinde yer alan Kastamonu, Türkiye topraklarının %1,7'sini oluşturmaktadır. İl merkezinin denizden yüksekliği 780 metredir. İlin ortalama olarak deniz seviyesinden yüksekliği 775 m'dir. İlin en yüksek noktasını ise 2.565 m ile Çatalılgaz Tepesi oluşturmaktadır. İl genelinde dağlar denize paralel olarak uzanmakta olup, Türkiye'nin Karadeniz'e doğru uzanan çıkıntısının büyük bir kısmını kapsamaktadır.

İklim


İl genelinde iki çeşit iklim tipi hüküm sürmektedir. İlin kuzeyinde Türkiye'de Karadeniz iklimi görülürken, ilin güney kesimlerinde Karasal iklim görülmektedir. Kıyıya paralel olarak uzanan Küre Dağları, Karadeniz ikliminin iç kısımlarda görülmesini önlemektedir.

Kastamonu'da yağışın aylara dağılımı genel olarak düzenlidir. Kış döneminde yağışlar yıllık yağışın %18'ini, yaz yağışları ise %27'sini oluşturmaktadır. Yağışların büyük bir bölümü ise bahar aylarında yağmaktadır. genelinde kıyıya yakın bölgelerde sık yağış rastlanmaktadır. İl genelinde en az yağış Aralık-Şubat döneminde gerçekleşirken, en çok yağışlar Nisan-Mayıs ayları arasında gerçekleşmektedir.

Kastamonu merkezde yıllık sıcaklık ortalaması 9,8 °C düzeyindedir. Bu ortalama ile Kastamonu kendisine komşu diğer illere göre daha düşük bir sıcaklık ortalamasına sahip olup, bunun nedeni morfolojik yapıdır. Kastamonu'da diğer komşu illere göre tek iklim tipi yerine iki iklim tipi de etkili olmaktadır

İl genelinde sıcaklığın 42.2 °C ile en yüksek düzeyde ölçüldüğü tarih 30 Temmuz 2000 tarihi olup, Kastamonu'da -23.7 °C ile en düşük sıcaklığın ölçüldüğü tarih ise 15 Ocak 1950 olmuştur. Bir günde Kastamonu'ya düşen en yüksek yağış miktarı 3 Mayıs 1953 tarihinde gerçekleşmiş olup, söz konusu tarihte 104.7 kg/m² yağış düşmüştür.

Bitki örtüsü ve yaban hayat


Kastamonu ilinin yüz ölçümünün %74,6'sı dağlık ve ormanlık, %21,6'sı plato ve %3,8'i ovalardan oluşmaktadır. Bu dağılım göz önünde bulundurulduğunda ilin genel olarak tarıma elverişli geniş alanları bulunmamaktadır. Vadilerin etrafında yer alan küçük ovalar bu tür işlemlerin gerçekleştirildiği önemli alanlar olarak işlem görmektedir.

İl genelinde oldukça zengin bitki örtüsü gözlemlenebilmektedir. Devrekani ilçesi dolaylarında orman örtüsüne pek rastlanmamakla birlikte, burada da belirli aralıklarla da olsa ağaç, çalı ve orman kalıntıları görülebilmektedir. Eğilimin daha yumuşak olduğu bu kesimlerde kestane rengi toprakların geniş alanlarda hüküm sürdüğü gözlemlenebilmektedir. Kıyıdan iç kesimlere ilerlendiğinde ve yükselti arttığında kayın ve köknar ağaçları yaygın bir şekilde görülebilmektedir. Podzolik toprakların yayım alanı olan bölgelerde, alt örtü durumunda bulunan eğreltiotu önemli bir yer tutmaktadır.

İlin kuzey kesimlerinde Karadeniz'e kıyısı bulunan Cide ve İnebolu kesimleri arasında daha çok çam, köknar ve kayın türleri arasında yer alan ıhlamur, kestane, karaağaç, gürgen, mersin, kavak, dişbudak ve ahlat türleri yoğun bir şekilde gözlemlenebilmektedir.

İl genelinde bozayı, kızıl geyik, kurt, vaşak, tilki, tavşan, karaca, sansar ve yaban domuzu gibi türlerin yaşam alanları mevcuttur.

Nüfus


Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) hazırlamış olduğu 2016 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre Kastamonu genelinde 376.945 nüfus tespit edilmiştir. Bu veriler ışığında nüfusun 184.585 kişisi erkek, 188.048 kişisi de kadın olarak tespit edilmiştir. Bir önceki yıla oranla %1,16 düzeyinde artan ilin nüfusu, 2015 verilerine göre toplamda 4.312 kişi artmıştır.

İl genelinde nüfus yoğunluğun 29 km² olduğu Kastamonu'da, 2016 verilerine göre nüfusun %32,56'sı 0-24 yaş arası genç nüfustur.

0-14 yaş: %16.85 (erkek 32,435/kadın 31,070)
15-24 yaş: %15.71 (erkek 31,555/kadın 27,659)
25-54 yaş: %38.02 (erkek 72,651/kadın 70,670)
55-64 yaş: %12.92 (erkek 23,885/kadın 24,812)
65 yaş ve üzeri: %16.50 (erkek 27,513/kadın 34,695)

Güncel Nüfus Değerleri Tablosu (2018): Kastamonu ili nüfusu: 383.373'dür. Bu nüfusun % 60,69'u şehirlerde yaşamaktadır (2018 sonu). İlin yüzölçümü 13.064 km2'dir. İlde km2'ye 29 kişi düşmektedir. (Bu sayı Abana'da 152’dir.) İlde yıllık nüfus artış oranı % 2,95 olmuştur.

01 Şubat 2019 TÜİK verilerine göre 20 İlçe, 20 belediye, bu belediyelerde 173 mahalle, ayrıca 1054 köy bulunmaktadır.

Nüfus artış oranı en yüksek ve en düşük ilçeler: Pınarbaşı (% 14,97)- Tosya (-% 0,09).

Kültür


Tarihçesi binlerce yıl öncesine dayanan önemli uygarlıklar merkezi olan ve kültür şehri olarak gelişen Kastamonu zengin tarihi ile arkeolojik bakımdan zengin illerimizden biridir.

Kastamonu, Anadolu Türk-İslâm kültürünün önemli merkezlerinden biridir.Bu kültür, yörenin Türkler tarafından fethinden sonra Beylikler-Selçuklu-Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde inşa edilen ve bir kısmı günümüze kadar gelen mimarî eserler ve yer isimleri yanında halkın günlük yaşantısında etkili örf-adet ve geleneklerde de kendini göstermektedir.

İlin görülmeye değer başlıca tarihî-kültürel eserleri arasında camiler, külliyeler, medreseler, türbeler ve kale bulunmaktadır.

Şeyh Şaban-ı Veli Külliyesi ilin en büyük ve en önemli dini turizm merkezidir. Hisarardı semtinde yer alan külliye; cami, türbe, asa suyu, şadırvan, kütüphane ve ahşap konaklardan meydana gelmektedir. Külliyede M. 1575-1900 yılları arasında yapılanmalar ile genişlemiştir. Buna ek olarak Karanlık Evliya Türbesi, Aşıklı Sultan Türbesi, Atabey Gazi Türbesi, Hepkebirler Türbesi, Müfessir Alaaddin Türbesi, Hatun Sultan Türbesi, Şeyh Mehmet Efendi (Sacayaklı Sultan) Türbesi, Yılanlı Külliyesi, Nasrullah Külliyesi ve içerisinde yer alan Münire Medresesi (Bayraklı Medrese), Benli Sultan Külleyisi diğer başlıca turizm noktaları arasında yerini almaktadır.


Taşköprü ilçesinde Pompeipolis (Zımbıllı) harabeleri ve hâlen kullanılan-ilçeye ismini veren tarihî "taşköprü", Kastamonu Endüstri Meslek Lisesi yanında Ev-Kaya mezarı, İsmailbey Şehinşah kaya mezarları, Arslantaş mezar odası, Tekkeşin ve Ömerli köyleri arasında Kalenderağa kaya mezarları, Emirler köyünde Berat kaya mezarları, Kayalı köyünde İnönü mağaraları, Kavak köyünde Arı kayası, Baltacıkuyucağında Molla Ahmet kayası, Pınarbaşında Ilgarini Mağaraları arkeolojik alanlardan bir kaçıdır.

Kastamonu Arkeolojik ve Etnoğrafya Müzesi Batı Karadeniz bölgesinin Millî Sanat ve kültür kalıntılarının toplandığı bir müzedir. Müze binası Mimar Kemalettin tarafından 1909 yılında planı çizilmiş ve 1910 yılında İttihak ve Terakki Kulübü olarak inşa edilmiştir. İstiklal Savaşı yıllarında Kastamonu Gençlik Teşkilatı, sonra İstiklal Mahkemesi olarak kullanılmıştır. Daha sonra Halk Fırkası ve Türk Ocağı burada faaliyetini sürdürmüştür

Mustafa Kemal Atatürk’ün 23 Ağustos 1925’te Kastamonu’yu ziyaretinde Şapka ve Kıyafet İnkılabı bu binada ilan edilmiştir. Atatürk’ün şapka devrimini Kastamonu’da gerçekleştirme kararını ve bunun sebebini kendi sözleriyle şöyle özetliyor: “Niçin Kastamonu’yu seçtiğimi bilmezsin. Dur, anlatayım. Bütün vilayetler beni tanırlar; ya üniformayla veya fesli, kalpaklı sivil elbiseyle görmüşlerdir. Yalnız Kastamonu’ya gidemedim. İlk önce nasıl görürlerse öyle alışırlar, Türkiye beni öyle görür, yadırgamazlar. Üstelik, bu vilayetin hemen hepsi, asker ocağından geçmişlerdir, itaatlidirler, munistirler. Bunun için şapkayı orada giyeceğim.” der.

Bina 1940 yılında Eski Eserler Deposu olarak kullanılmıştır. 1952 yılında da Müze Müdürlüğü haline getirilmiştir. Müzede Jeolojik fosil kalıntıları ile Prehistorik çağlardan zamanımıza kadar gelen çeşitli medeniyetlerin kültür kalıntıları ve etnoğrafik eserler teşhir edilmektedir.

Batı Anadolu ağzı kullanılmaktadır.

Kastamonu Mutfağı


Kastamonu’da binlerce yıllık bir kültür birikimi ve il sınırlarındaki coğrafi çeşitlilik yemek kültürünün zenginliğinde de kendisini oldukça göstermektedir. Yapılan derleme çalışmalarında Kastamonu’da 812 çeşit yemek tespit edilmiş ve bu yemeklerden yaklaşık olarak 500 adetinin Anadolu’nun diğer yörelerinde bilinmediği ortaya çıkmıştır.

Genel anlamda ekmekler, çorbalar, et yemekleri, hamurlu yemekler, sebze yemekleri, tatlılar ve içecekler olarak ana başlıkları olarak ayrılan Kastamonu mutfak kültürü içinde ayrıca sanayi bitkileri, şekercilik ve meyvacılık da oldukça ün kazanmıştır.

Kastamonu elması, sadece yöremizde bulunan üryani eriği, Tosya üzümü, İnebolu kestanesi, kirazı, Azdavay armudu, Araç ceviz ve kızılcığı, Taşköprü eriğinin yanında yine Taşköprü sarımsağı ve keten-keneviri, Tosya pirinçleri ile oldukça zengin bir yelpaze oluşturmaktadır.

Kastamonu Türkiye’de şekerciliğin yayılış merkezlerinden biri olarak ve Türk Lokumuna yeni bir aroma kazandırarak tüm dünyaya tanıtan Kastamonu Araç ilçemizden olan Hacı Bekir ürünleri, çekme helvamız ile de kendini ispatlamış bir kenttir.

Yemek kültürü denildiğinde akla gelen servis-saklama kapları, pişirme araçları açısından da zengindir Kastamonu. Özellikle Küre ilçemizde çıkarılan ve yaklaşık olarak 3500 yıldır işletile gelen bakır madenleri sayesinde yöreye özgü spesifik bir grup oluşturan bakır servis ve saklama kapları arasında sahan, ligenler, siniler gibi örnekler sergilerken, orman yoğunluğundan kaynaklanan pişirme araçlarındaki yaslağaç, bisleğeç, oklağaç gibi gereçlerde ahşap malzeme örneklerinin bir kısmını ortaya koymaktadır.

Kastamonuya ait bazı yöresel yemekler ve tarifleri :

BANDUMA :

Malzemesi :

1 Kg.lık böreklik un, 150 gr. ceviz içi, yarım hindi, 50 gr. tereyağı, tuz.

Hazırlanışı :

İlk önce hindi pişirilerek suyu elde edilir. Sonra un su ve tuz ile yoğrulur. Bu hamur yufka haline getirilerek pişirilir. Ceviz içi ufalanarak bir tepsi içinde önceden kızartılmış tereyağı ile yağlanır. Pişirilen hamurlar yufka halinde iken rulo şeklinde kesilir ve hazırlanmış olan hindi suyuna bandırılarak bir tepsiye dizilir. Bu tepsideki hamurların üzerine hindi eti parçaları ve ufalanarak yağlanmış ceviz içi konur ve yine hindi suyu ilave edilerek ocakta altı kızarana kadar pişirilir. Ocaktan çıkınca eritilmiş tereyağı dökülerek servise hazır hale getirilir.

EKŞİLİ PİLAV :

Malzemesi :

1 kg. siyez bulguru, ½ kg. yoğurt, 2 adet soğan, 1 demet nane, 1 demet dereotu, 1 demet maydanoz, ebegümeci, salça, karabiber, tuz.

Hazırlanışı :

İlk önce siyez bulguru haşlanır, haşlanmış olan bu bulgura ebegümeci ve yoğurt eklenerek kaynatılır ve karışım biraz koyulaşınca üzerine nane, maydanoz ve dereotu doğranılarak atılır. Ateşten alınıp biraz dinlendirilince kırmızı biber ve eritilmiş tereyağı ve eklenerek sulu bir pilav halinde servise alınır.

SİMİT TİRİDİ :

Malzemesi:

Kastamonu simidi, kemik suyu, sarımsak, yoğurt, kavrulmuş kıyma, tereyağı.

Hazırlanışı :

Kastamonu simidi diğer yörelerden farklı olarak, böreklik un ile mayalanıp yoğrulduktan sonra, hamur simit halkası haline getirilir ve 10 dakika bekletilir. Dinlenmiş hamur, içinde elma pekmezinin kaynadığı suda haşlanır. Daha sonra fırınlanarak hazır hale getirilir. Simitler bir tabağa küçük parçalar halinde doğranır. Tencerede kaynatılmış olan kemik suyu bu simitlerin üzerine dökülür. Bunun üstüne sarımsaklı yoğurt ve onun üstüne de 6-7 saat süresince ağır ateşte kavrulmuş kıyma dökülür. En üste ise eritilmiş tereyağıdökülerek hazırlanmış olur.

PÜRYAN-KUYU KEBABI :
Biryan Kebabı
Biryan Kebabı
Hazırlanışı :

İlk önce tuğladan örülmüş 1- 1.5 metre derinliğinde ve ortalama 3 ila 5 koyun alabilecek çapta bir kuyu yapılır. Kuyunun duvarına çengeller asılır. Kuyu tabanına enkaz diye tabir edilen odunlar döşenerek ateş yakılır ve is çıkmayacak hale getirilir.

Yeni kesilmiş bir kuzu tamamen temizlenir ve bütün olarak kalacak şekilde boynundan kuyruk sokumuna kadar satırla ikiye ayrılarak közlerin üzerinde çengellere takılır. Bu arada közün üzerine bir boş tava konur. Bundaki amaç, pişecek olan kuzunun pişme sırasında çıkan yağlarının tava içinde toplanarak daha sonra yapılacak pilav için kullanılmasıdır. Kuyunun ağzı tahta bir kapakla kapatılır ve kuzunun kendi buharında pişebilmesi için çevresi tamamen çamur ile sıvanır. Yaklaşık iki saat piştikten sonra kuyudan çıkarılan kuzu parçalanır ve elle yenir.

Etsiz Sebze Yemekleri: Bunların hemen hemen hepsi zeytinyağı veya diğer sıvı yağlarla pişirilir. Dolmalar (biber, patlıcan), sarmalar (yaprak, kelem, ispit, pancar, müsellim, yapraz), etli patates paçası oturtması barbunya fasulyesi gibi yemeklerdir. Zeytinyağlı yaprak sarması Kastamonu'da son yemek olarak yenir. Bu sebeple adı "karahaber"dir. Yemeğin, ziyafetin sona erdiğini bildirir. Sofraya konduğu zaman "karahaber geldi" derler. Dolma ve sarmaların içinde bulgur-pirinç karışımı tercih edilir.

Pilavlar: En yaygın pilavlar anakız pilavı, ekşili pilav, bulgur ve pirinç pilavlarıdır. Piiavlar et, tavuk, hindi susuyla pişirildiği zaman geride kalan etler pilavın üzerine küçük parçalar halinde serpiştirilir, halkın deyişiyle ditilir. Anakız pilavı bulgur-pirinç, bulgur mercimek karışımı pilavdır.

Eskili pilav pişirilirken önce bulgur yıkanır. İnce doğranmış soğan, salça yağda öldürülür. Üzerine bulgur ve doğranmış ebegümeci dökülür, pişirilir. Biraz pişirildikten sonra ayran katılır. Dereotu, maydanoz tuz ilave edilerek pişirilmeye devam edilir. İyice pişip pilav haline geldikten sonra üzerine kırmızı biberli yağ dökülür veya sade olarak servis yapılır.

Yumurtalı Yemekler: Çırpılmış yumurtaya batırılan ekmekler kızgın yağda kızartılır. Buna yörede "kaygana" denir.

İlin tanınmış yemeklerinden biri de mıklamalardır. Üzerinde yumurta kırılarak hafifçe pişilen yemeklerin genel adı "mıklama"dır. Kuşbaşı et, kıyma, sucuk, pastırma, ıspanak, patates, mantar, çökelek, soğan tepsi veya tavada pişirilip yemek haline getirildikten sonra üzerine kişi sayısınca yumurta kırılır. Bir kapakla kapatılarak hafifçe pişirilir. Yumurtaların katı pişmemesi gerekir. Kapak kaldırılarak tabaklara yumurta ve alımdaki yemek bölümünün servisi yapılır veya köylerde sofranın ortasına konularak yenmeye başlanır.

Hamurlu Yiyecekler:



Ekmekler: Somun, serme, gözleme, hamurfu başlıca ekmeklerdir. Kastamonu 'lu hanımlar bayat ekmek veya sermeden tirit adı verilen bir yemek yapmaktadırlar. Tepsiye dizilen ekmek dilimleri veya serme parçalarının üzerine biraz su konur. Bir tavada hazırlanmış soğan, domates, yeşil biber, kıyma karışımı pişirilerek ekmeklerin üzerine yayılır. Tepsi ateşte biraz tutulduktan sonra tirit servisi yapılır. Tirite kıyma konulmayabilir. Üzerine sarımsaklı yoğurt koyan aileler vardır.

Çörekler: Burmalı çörek, iç yağlı çörek, mısır çöreği, kete, kül çöreği, tarhanalı çörek en yaygın çöreklerdir.

Etli ekmek, böreklerin başında gelir. Alt-üst böreği, delioğlan sarığı, fincan böreği, küre böreği, lahana böreği, katmer, cizleme, ıspanakh-patatesli börek, su böreği ünlü börek çeşitleridir.

Diğer Hamurlu Yiyecekler: Mantı, bandırma, sıkma, kesme, erişte. Erişte hamuruna ekşimik (çökelek) katılır, yoğrulur, açılıp içine ceviz konur, üzerine kızgın yağ dökülür. Buna haluçga denir.

Tatlılar: Türkiye'de şekerciliğin yaygınlaşması, Türk lokum ve akidelerinin dünyaca tanınması Araçlı şekerci Hacı Bekir ve müessesesi vasıtasıyla olmuştur. Küçük yaşta geldiği İstanbul'da şekerciliği öğrenen Araçlı Bekir, 1977'de Bahçekapı'da ilk dükkanını açmıştır. Hacca gidince Hacı Bekir olarak anılmıştır. Akide ve lokum yapımında büyük yenilikler yapmıştır. Araç'tan getirttiği akrabaları ve çırakları vasıtasıyla şekerciliğin sırlarını uzun müddet korumasını bilmiştir. Bugün Türkiye'deki şeker üreticisi ve satıcılarının önemli bir bölümünün Araçlı olmasının sebebi budur.

Göz göz tatlısı, avuz, şurra baklavası, tırtıl, sarığı burma, un helvası, pekmez helvası, kavut, kalbur tatlısı, yoğurt tatlısı, cınk, hasude (paluze), kabak tatlısı, çekme helva, gül baklava, köle hamuru, pelverde, reçel çeşitleri, su muhallebisi, sütlaç başlıca tatlılardır. Bunlar içinde çekme helva Kastamonu'ya özgü bir helvadır. Mudurnu'da "saray helvası". İzmit'te "pişmaniye" adıyla benzerleri üretilmektedir.

Kışlık Yiyecekler: Salatalık, biber, gök domates, havuç, patlıcan, lahana, fasulyenin ayrı ayrı veya karışık turşuları yapılır.

Yörenin erik zenginliği pestil, marmelat, pelverde, hoşaf yapılarak değerlendirilir. Kızılcıklar, yabani armutlar kaynatılarak ekşi haline getirilir. Kuşburnular toplanır. Kışın suyu içilir. Üryani eriği, elma hoşafı meşhurdur. Elmasının pekmezi de aranır.

Taze fasulye, biber, patlıcan, kabak kurutulur. Etten kavurma yapılarak, küplerde saklanır. Kıyma pişirilip don yağında dondurulup teker halinde tavana asılarak saklanır. Aile ihtiyacı için pastırma sucuk da yapılır. Salçasını, reçelini, bulgurunu üreterek, eriştesini keserek aileler kışa hazır olur.

Özel Günlere Has Yiyecekler: Lohusalara güçlenmesi, sütünün bol olması için sıcak hasude yedirilir. Düğünlerde ortalama 25 çeşit yemek hazırlanır. Yer sofralarında ortaya konularak bu yiyecekler yenir. Ölünün arkasından un helvası pişirilip dağıtılır. Ölü yemeği adıyla cenazenin kalktığı gün toplu yemek yenir. Kurban ve Ramazan bayramlarında, bayram namazından sonra mezarlık ziyaretleri yapılmaktadır.

Eğitim


Kastamonu il genelinde birçok ilk ve orta dereceli okul bulunmaktadır. İlde Millî Eğitim Müdürlüğü ile merkez ilçe hariç her ilçede İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü bulunmaktadır. İl Millî Eğitim Müdürlüğü aynı zamanda merkez ilçe Millî Eğitim hizmetlerini de yürütmektedir. 2015 verilerine göre il genelinde Millî Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı 403 ilköğretim okulu ile lise bulunmaktadır. Bu eğitim kurumlarından 5 tanesi Abana'da, 6 tanesi Ağlı'da, 22 tanesi Araç'ta, 8 tanesi Azdavay'da, 6 tanesi Bozkurt'ta, 22 tanesi Cide'de, 7 tanesi Çatalzeytin'de, 12 tanesi Daday'da, 10 tanesi Devrekani'de, 43 tanesi Doğanyurt'ta, 3 tanesi Hanönü'nde, 8 tanesi İhsangazi'de, 46 tanesi İnebolu'da, 13 tanesi Küre'de, 5 tanesi Pınarbaşı'nda, 8 tanesi Seydiler'de, 13 tanesi Şenpazar'da, 43 tanesi Taşköprü'de, 32 tanesi Tosya'da ve 91 tanesi de Kastamonu merkez ilçede yer almaktadır.

Kastamonu'daki Türkiye'nin ilk resmi lisesi ve Anadolu'da açılan ilk lise olan Abdurrahman Paşa Lisesi, 2 Mayıs 1885'te Osmanlı İmparatorluğu döneminde açılmış bir eğitim kurumudur. Abdurrahma Paşa Lisesi I. Dünya Savaşı yıllarında lise bölümünde sınıfların birçoğunu açamadığı için 1916-1917 ile 1917-1917 ders yıllarında mezun verememiştir.

Kastamonu'da bulunan Kastamonu Üniversitesi sahip olduğu on üç fakülte, iki enstitü, üç yüksek okul ve on bir meslek yüksek okulu ile ilin en önemli üniversitesi konumundadır. 01 Mart 2006 tarih ve 5467 sayılı kanun ile kurulan Kastamonu Üniversitesi, 2006 yılına kadar Gazi Üniversitesi'nin diğer illerde bulunan okul ve kampüslerinin bir bölümünü oluşturmaktaydı.

2015 verilerine göre ilde öğrenim gören üniversite öğrenci sayısı 20.450, öğretim elemanı sayısı da 704'tür.

Tarihi ve Turistik Yerler


Nasrullah Kadı Külliyesi : Kent merkezinde yer alan cami, meydanı, şadırvanı, köprüsü ve bir de daha sonra eklenen medrese ile bir külliye görünümündedir.

II. Beyazıd döneminde 1506 yılında Nasrullah Kadı tarafından köprü ve şadırvan içindeki su havuzları ile birlikte yaptırılan cami, Kastamonu’nun en büyük camisidir. 1746 yılında genişletilmesine kadar 6 kubbeli bir yapıya sahip olan cami, bu çalışmayla 9 kubbeli bir hale gelmiştir. Cami içindeki hatlar ve süslemeler ise yine Kastamonulu ünlü hattat Ahmet Şevket Efendi tarafından yazılmıştır.

Milli Mücadele yıllarında, Anadolu’yu dolaşarak Kurtuluş Savaşı’na destek toplayan Milli Şair’imiz Mehmet Akif Ersoy, Nasrullah Camii’nde de vaaz vermiş ve halkı Milli Mücadele için cesaretlendirmiştir.

Nasrullah Camii şadırvanı içindeki su havuzları 1506 yılında cami ile birlikte yapılırken, şadırvan kısmı ise iki kubbeli olarak 1752 yılında Bedii adlı bir hayırsever tarafından yaptırılmıştır.

Halk arasında yaşayan bir söylenceye göre, bu şadırvandan bir kez su içen kişi ömründe ya yedi kez Kastamonu’yu ziyaret etmekte ya da Kastamonu’ya yerleşmektedir.

İsmailbey Külliyesi : Kent merkezinde İsmail Bey Mahallesi’nde yer alan külliye, üzerinde MÖ 7. yüzyıla ait iki adet kaya mezarına sahip Şahinşah Kayası üzerinde yer almaktadır.

Candaroğulları Beyliği’nin son hükümdarı İsmail Bey tarafından yaptırılan külliye içerisinde cami, türbe, medrese, han, hamam ve kütüphaneden oluşan beylikler devri sanatının en güzel örneklerini sergileyen yapılar topluluğu bulunmaktadır.

Döneminin bir ticaret ve ilim üssü olan, külliyenin içindeki deve hanı ve medrese, Kastamonu Valiliği tarafından yeniden düzenlenerek turizm amaçlı yöresel mutfak ve el sanatları merkezi olarak kullanılmaktadır.

Yakupağa Külliyesi : 1547’de Kanuni Sultan Süleyman’ın hazine reisi Yakup Ağa tarafından yaptırılmıştır, medrese, imaret, misafirhane ve sıbyan mektebinden oluşur.

Cami; Yavuz Sultan Selim’in hocası Halimi Çelebi tarafından yaptırılmıştır. 1547’de Yakup Ağa tarafından onarılmış bugünkü halini almıştır. Kesme taştan yapılmıştır, kubbeler kurşunla örtülüdür. Yapılış tekniği dolayısıyla mimari kıymeti bulunduğu gibi medrese, imaret ve sıbyan mektebine sahip bir külliyede yer aldığı için de ayrıca değerlidir. Minaresi Cami’nin güneybatı köşesine inşa edilmiştir.

Caminin kapısı ahşap ve sedef işçiliği ile dikkat çekmektedir. Oyma sanatının en iyi örneklerinden biridir. Kapı kanatlarındaki panolarda;

"Bu Cami’nin kapısı her zaman sevinçle açılsın." ve
"Ben Allah’ın birliğine şahadet ederim." yazıları bulunmaktadır.

İmarethane (Aşevi); külliyenin kuzey tarafında yer alır. Aşevi bitişiğinde önü revaklı üzeri kubbeli odalar ve misafirhane olarak kullanılmış beş kubbeli revaklar bulunur.

Yakup Ağa imaretinde, günün her saatinde sıcak çorba bulunduğu, bu imaret kapısının daima açık olduğu, zengin fakir ayrımı yapılmaksızın gelen her misafire ikram yapıldığı anlatılır. Ağa İmareti olarak anılmasının nedeni bu imaretin halk üzerinde bıraktığı olumlu etkidir.

Sıbyan Mektebi; beş ile on yaş arasındaki erkek ve kız çocuklarına din eğitimi verilen ve okuma yazma öğretilen sıbyan mektebi günümüzde el sanatları satış yeri olarak kullanılmaktadır.

Medrese; külliyenin diğer bir kısmını oluşturan medrese girişinde üzeri kubbeli odalar, güneyinde de tonoz örtülü odalar vardır. Osmanlı medreseleri arasında belirli bir plan tipine uymayan kendine özgü bir yapı şekli vardır.

Şeyh Şaban-ı Veli Külliyesi : Pir Şaban-ı Velî Hazretleri (k.s.), Kastamonu'nun Taşköprü ilçesinin Gökçeağaç Bucağına bağlı Çakırçayı Köyü'nün Cimdâr Mahallesi'nde dünyaya geldi. Hz. Pir'in doğum tarihi hakkında kesin bilgilerimiz olmamakla birlikte müze kayıtlarında 1497 tarihine rastlanmıştır. Ancak bu bilginin yanındaki notta bu tarihin kesin olmadığı ifade edilmiştir. Sefine-i Evliya'da ise doğum tarihinin 1499 yılına kaydedilmesi Pir'in 1490'lı yıllarda dünyaya gelmiş olabileceğini gösterir.

Hz. Pir Şaban-ı Velî (k.s.), henüz dünyaya gelmeden babasını kaybettiği için yetim, üç yaşlarında iken annesi vefat ettiğinden öksüz kalır. Daha sonraki hayatı, hayırsever bir hanımın yanında geçer. Bu hanım, Şaban Efendi'yi, manevi evlâtlığa kabul etmekle birlikte tahsilini yapmasında maddi ve manevi yardımlarını esirgemez. Hatta tahsilini tamamlaması için İstanbul'a gönderir.

Hz. Pir, ilk tahsilini Taşköprü'de yapar. Aklî ve naklî ilimleri özellikle Kur-an, hadis, tefsir ilimlerinde bilgilerini derinleştirmek için Kastamonu'ya gelir. Ancak memleketindeki tahsille yetinmeyerek ilim ve fazilet diyarı olan İstanbul'a gider ve tahsilini İstanbul Fatih Medreseleri'nde tamamlar. Öğrenim yıllarında güzel ahlâkı, ağırbaşlılığı ve çalışkanlığı ile hocalarının teveccühüne mazhar olur.

Seyyid Sünneti Efendi tarafından 1490 yılından önce vücuda getirilmiştir. Külliye bünyesinde cami, türbe, dergah, kütüphane, asa suyu ve şadırvan ile dergah evleri mevcuttur. Vakıflar İdaresine tescillidir.

Dergah Evleri: Cami ile aynı tarihlerde caminin banisi tarafından yaptırıldığı tahmin edilen dergâh, 1261-1845 yılında Sultan Abdülmecid’in emriyle Kastamonu Kaymakamı Salih Ağa tarafından esaslı şekilde tamir edilmiş, alt yapılar yenilenmiş ve külliye, ihata duvarıyla çevrilmiştir. Günümüze ulaşan iki konak ve ortasındaki müze binası 1318-1900 yılında Azdavaylı Mahmut Paşa tarafından yaptırılmıştır.

Müze olarak kullanılan ortadaki binada Hz. Pir şeyh Şaban-ı Veli’nin özel eşyaları, dinî-tarikat eşyaları ile Kastamonulu hattatlara ait hat eserleri sergilenmektedir.

Cami: Seyyid Sünneti Efendi tarafından 1490 Miladi yılından önce yaptırılmıştır. Caminin ilk şekli bilinmemektedir. 988-1580 yılında Sultan 3. Murad’ın hocası ve mürşidi Şuca Efendi, Seyyit Sünneti Efendi mescidini genişleterek bugünkü haliyle camiyi yaptırmıştır. Cami, 1702, 1748 ve 1950 yıllarında tamir görmüştür. İbadete açıktır.

Türbe: Ömer Kethüda ve Ulema ile Halk tarafından 1020-1611 yılında yaptırılmıştır. Sultan Ahmed’in şehzadesi Sultan Osman zamanında Ömer Kethüda yapımına başlamış, ancak yersiz harcama ve israf bahanesiyle Nasuh Paşa tarafından idam edilince inşaat yarım kalmıştır. İki yıl sonra ulema ve halkın katkıları ile tamamlanmıştır. Türbeye doğu tarafından açılan tali kapı, Vezir Kurşuncuzade tarafından 1028-1618 yılında yaptırılmış ve harem denen bir bölüm eklenmiştir.

Kütüphane: Türbe ile aynı tarihlerde yapılmıştır. Dolayısıyla banisi de türbenin banileri olmalıdır. Günümüzde alt katı ibadethane, üst katı ise dernek odası olarak kullanılmaktadır.

Asa Suyu:
Mehmet Feyzi Efendi : "Nuh Tufanı’nda Cebrail (A.S.) Kabe civarından dört avuç toprak alarak dünyanın dört ayrı yerine atmıştır. Bu yerlerden birisi de Hz. Pir civarıdır. Nitekim bölgenin taşlık yapısı Mekke kayalıklarına benzediği gibi ASA SUYU’nun tat ve kokusu da ZEMZEM ile aynıdır" demiştir.

Şadırvan:
Fatma Hanım tarafından 1318-1900 yılında yaptırılmıştır. 1318 yılının Recep ayının ilk gününde yaptırıldığı rivayet edilmektedir.

Mahmutbey Camii : İlin kuzeybatısında, kente 18 kilometre uzaklıkta Daday ilçemiz yolu üzerindeki Kasaba Köyü’nde yer alır.

1366 yılında Candaroğulları Beyliği hükümdarı Emir Mahmut Bey tarafından Cuma Camii olarak yaptırılmıştır. Dış duvarları moloz taştan yapılan caminin içi tamamen ahşap olup yalnızca mihrap kısmında alçı kullanılmıştır.

Caminin ahşap çatısı bindirme tekniğinde yapılmış ve hiç metal çivi ve herhangi bir aksam kullanılmamasıyla Türkiye’deki ender örneklerden biridir.

Caminin göz alıcı ve en önemli öğelerinden biri de Ankaralı Nakkaş Mahmut oğlu Abdullah tarafından yapılan kapısıdır. Türkiye’de çok az örneği bulunan bu kapının orijinali güvenlik nedeniyle Kastamonu Etnografya Müzesi Liva Paşa Konağında bulunurken, orijinali yerine Kastamonu'nun en eski ahşap oymacılık ustalarından Hikmet DEĞİRMENCİOĞLU tarafından yapılan benzeri yerleştirilmiştir.

Cami içindeki tüm ahşap yüzeyler kökboyasıyla kalem işi süslenmiş ve tüm bu süslemeler hala orijinal haliyle durmaktadır.

UNESCO Dünya Miras Merkezince 15 Nisan’da yapılan değerlendirme sonucunda Kasaba Köyü Mahmutbey Camii Dünya Mirası Geçici Listesi'ne girmeye hak kazanmıştır.

Atabeygazi Camii: Atabey Muzaffereddin Yavlak Aslan Bey tarafından 13. yy.’ ın ikinci yarısında 1273 yılında yaptırılmıştır. Şehrin bilinen en eski camisidir. Duvarlar kesme ve moloz taştan yapılmıştır. 40 direğin üstüne oturtulan ahşap tavanı vardır. Bu nedenle halk arasında "Kırk Direkli Camii" de denilir.

Kalenin Bizanslılardan Cuma günü alındığı ve ilk Cuma namazının burada kılındığı tahmin edilmektedir. Bu tür camiler Türk İslam geleneğinde "Fetih Camii" olarak isimlendirilir. Selçuklu Atabeyi Emir Hüsamettin Çoban Bey'in 1273 yılında Bizanslılardan fethettiği Kastamonu'da ilk cuma namazında çıktığı minberde hutbeyi kılıcıyla okuduğu bilinmektedir. Günümüzde Cuma ve Bayram namazı hutbelerinin Kılıçla verilmesi geleneği sürdürülmektedir. 1800, 1871, 2009 yıllarında onarım görmüştür.

Küre Akşemseddin Camii : Mülkiyeti Akşemsettin Vakfına aittir. Fatih Sultan Mehmet Han’ın defterdarı olarak da bilinen Hoca Şemseddin tarafından 1473 yılında yaptırılmıştır. Sıralı moloz taş duvarlı camii 4 ayak üstünde duran, 3 ana kubbe ve 6 yan tonozla örtülüdür. Caminin üzeri kurşun kaplıdır. Sedef işlemeli ana giriş kapısı bulunmaktadır. Caminin kuzey cephesinde 3 kubbeden oluşan son cemaat bölümü bulunmaktadır. Camii duvarında 1676 tarihi yazılı kâbe tasvirli çiniler bulunmaktadır. 2009 yılında tamamlanan onarımında çatının kurşun örtüsü yenilenmiştir. İç sıvası raspa edilerek, horasan olarak yapılmıştır. Özgün zemin kötü bulunmuş ve tabanda kat düzenlemesi yapılmıştır. Caminin bahçesi taş kaplama yapılmış hazire kısmı ıslah edilmiştir. Camii ibadete açıktır.

Yılanlı Camii : Mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğüne aittir. Şeyh Abdulfettah-ı Veli tarafından 1272 yılında yapılmıştır. Moloz taştan yapılmış, dikdörtgen planlı bir yapıdır. Çatısı ahşap üzeri kiremit örtülüdür. Kaidesi kesme taş olan minarenin gövdesi tuğladan yapılmıştır. 1937 yılında yanan bina tekrar yapılmıştır. Yapılan onarımda yapının ahşap çatısı onarılmış, iç sıvası ve dış cephe derzleri yenilenmiştir. Camii ibadete açıktır.

Kastamonu Kalesi


Kale, Kastamonu’nun ana simgelerinden biri olarak kentin en yüksek noktasından şehrin bir tacı gibi durmaktadır.

Şehrin batısında bir ana kaya kütlesi üzerinde bulunan kale, M.S. 12. yy.da Komnenoslar tarafından yaptırılmıştır. Orijinal yapıdan günümüzde sadece iç kale kısmı ulaşmıştır. Kalenin dış surları 18. yy. sonlarında yok olmuştur.

Kalenin çeşitli dönemler içerisinde geçirmiş olduğu değişiklikler, bir Orta çağ Bizans yapısından çok Türk mimarisini yansıtmasına neden olmuştur.

Kalenin şehirden yaklaşık 120 metre yüksekte oluşu, ulaşım yönünden oldukça kolay olması Kastamonu’yu panaromik açıdan izlenebilecek en iyi yer konumunda bulunmasını sağlar. Kale içerisinde sarnıçlar, zindan, kaçış tünelleri ile "Bayraklı Sultan" olarak anılan türbe bulunmaktadır.

Tarihi Evler ve Konaklar


Sadece Kastamonu kent merkezi içinde yer alan 564 adet taşınmaz kültür varlığından 400 tanesini yaşları bir asrı aşan sivil mimarlık örnekleri oluşturmaktadır. Batı Karadeniz Bölgesi’nin tescilli sivil mimarlık yapı stoğunun büyük bölümünü elinde tutan Kastamonu’da kent merkezinden sonra konak yoğunluğu açısından sıralamada İnebolu, Taşköprü ve Tosya ilçelerimiz gelmektedir. Kastamonu’da konaklar, diğer tarihi yapılarla birlikte şehrin kültürel kimliğinin korunmuşluk öğesi olarak göze çarpmaktadır. Kastamonu’nun coğrafi yapısındaki değişik etmenlerden dolayı sivil mimarlık öğeleri de, içinde bulundukları yörenin beşeri coğrafyasına uygun olarak yapım tekniği ve tasarımlarında oldukça zengin bir çeşitlilik sunmaktadırlar. Özellikle kent merkezinde yer alan konakların en önemli özellikleri arasında ilk başta gelen unsur, her bir yapının ön cephelerinde farklı mimari tasarım ve estetik anlayışın hayata geçirilmiş olmasıdır. Bu belirgin anlamda “Kastamonu Konağı” denilebilecek bir olgunun ortaya çıkması değil, 400 adet farklı mimari tipolojinin varlığı anlamına gelmektedir. Bu özellik Kastamonu’nun binlerce yıllık kültür birikiminin yanında, özellikle Beylikler ve Osmanlı dönemlerinde bir idari merkez olması, ülkenin her yanından gelen yönetici, memur, asker, zanaatkâr ve tüccarların kendi kültürleri ile burada var olan kültürel alt yapının birleşmesinden doğan eklektizmi ile açıklanabilir.

Kastamonu Konakları
Kastamonu Konakları
Kastamonu konaklarındaki bir diğer önemli farklılık ise, diğer konakları ile ünlü kentlerle karşılaştırıldığında ortaya çıkmaktadır. Kastamonu’nun iki katlı konaklarında zemin kat, diğer kentlerde olduğu gibi sağır değil, birebir hayata açılan ve günlük yaşamın başladığı kat olmasıdır. Birinci katlar aile yaşamının ortak alanı iken, ikinci katlar ise evin konukları için ayrılmış özel mekânlar olarak tasarlanmışlardır.

Sivil mimarlık yapılarının inşasındaki temel düşünce, komşunuzun güneşini, gölgesini ve manzarasını engellememek ve bulunduğu alanı en iyi şekilde değerlendirme düşüncesi, Kastamonu’da yer alan konaklarda en iyi şekliyle görülmektedir.

OSMANLI SARAYI (Eski Belediye Sarayı) : 19. Yüzyıl sonlarında Kastamonu Belediye Binası olarak inşa edilmiştir. 1997 yılında, Belediye Meclisi kararıyla özel teşebbüse restore et-işlet-devret modeliyle 20 yıllığına verilmiştir.

1998-1999 yıllarında sürdürülen onarım ve restorasyon çalışmalarıyla turizm amaçlı otel ve restoran fonksiyonu verilmiştir. Onarım ve restorasyonuna 300 milyar TL sı harcanmıştır. Nostalji atmosferde tefrişi yapılan tarihi yapı; 15 Şubat 2000 tarihinde faaliyete geçmiş olup, Yerel Yönetim Belgeli Otel olarak faaliyet göstermektedir.

İnebolu Evleri


İnebolu Evleri
İnebolu Evleri
Kastamonu coğrafyası üzerindeki konut çeşitliliğinde kendine özgülüğü ile dikkat çeken örneklerin başında sahil ilçemiz İnebolu evleri yer alır.

Belli başlı özellikleri olan İnebolu evlerinin, çatıları yöreye özgü arduaz (marla) taşı ile kaplanmıştır. Yapıların dış cepheleri aşı boyası ile boyanmış ve böylece kırmızı başta olmak üzere mavi, beyaz gibi renklerle göz alıcı bir güzellik kazandırmışlardır.

Evlerin genellikle dik yamaçlara yapılmalarından dolayı ortaya çıkan seki farklılığında, ön cepheler iki katlı görünürken, arka cepheler konakların asıl yüksekliği olan dört katı da göstermektedir.

Konaklardaki ana yapı olan haremlik selamlık uygulamasından dolayı, içlerinde çift merdivenle üst katlara çıkılmakta, bunun yanında katlar birbirinden bağımsız bir şekilde ihtiyaçları karşılayacak bir biçimde apart tarzda yapılmışlardır. Bu yapı tipini Karadeniz sahilimiz boyunca İnebolu dışında, Abana, İlişi, Bozkurt ve Çatalzeytin gibi yerleşim yerlerinde de görmek mümkündür.

Ekonomi


Kastamonu ekonomisi geniş ölçüde tarıma dayalı bir konumdadır. İl genelinde sanayi son yıllarda gelişim göstermekte olup, ilde birkaç yerde Organize Sanayi Bölgeleri bulunmaktadır. Türkiye'nin orman bakımından en zengin alanlarından biri konumunda olan Kastamonu'da, ormancılık gelişmiş bir durumdadır.

Tarım : Kastamonu il genelinde arazilerin %59'unun ormanlık ve fundalık olması, kışların uzun ve sert geçmesi, arazi yapısının engebeli olması, birinci sınıf tarım arazisinin olması, sulama imkanlarının yetersizliği bitkisel üretimde çeşitliliği azaltmaktadır. Tarım arazilerinin darlığı tarla bitkileri üretimini kısıtlamakta, ilkbahar geç don olayları meyveciliğin ekonomik olmasını zorlaştırmaktadır. İl genelinde en çok buğday, arpa, mısır, pirinç, nohut, şekerpancarı, patates ve sarımsak ekimi gözlemlenmektedir. Meyve olarak da üzüm, elma ve erik, kiraz, armut çoğunluğu oluştururken, bunun haricinde son dönemlerde ceviz elde ediminde artış yaşanmaktadır.

Kastamonu açısından sarımsak önemli bir ürün olup, Türkiye üretiminin yaklaşık dörtte biri bu ilde gerçekleştirilmektedir. İl geneli topraklarında bulunan selenyum minerali nedeniyle Kastamonu sarımsağının tat ve kalitesi diğer bölgede yetişen sarımsaklara göre daha iyi sonuç verebilmektedir. İlin Taşköprü ilçesinde üretilen sarımsağın coğrafi işaret tescil belgesi bulunmaktadır.

Kastamonu geçmişten bu yana kadar varlığını bozulmadan sürdüren doğal alanların varlığı ve organik tarım için elverişli tarım arazileri ile organik tarım açısından yüksek potansiyele sahiptir. Bu nedenle sarımsak, pirinç, üryani eriği, siyez bulguru gibi yerel marka ürünlerinin organik tarıma kazandırılarak daha fazla katma değer amaçlanmaktadır.

Tarımsal faaliyetlerin yanı sıra hayvancılıkta toplum arasında yaygın bir konumdadır. Özellikle büyükbaş hayvan yetiştiriciliği önemli bir faaliyet konusudur. Yetiştiriciliği gerçekleştirilen sığır, manda gibi büyükbaş hayvanların sütünden, etinden ve derisinden faydalanılmaktadır. Günümüzde güncel olarak artık pek kullanılmasa da eski yıllara büyükbaş hayvanlar tarımsal faaliyetlerin icrasında sıklıkla kullanılmaktaydı. Bunun yanı sıra keçi, koyun gibi küçükbaş hayvan yetiştiriciliği de gerçekleştirilmektedir. Bunların haricinde kümes hayvanı yetiştiriciliği ile arıcılıkta yaygın olarak görülebilmektedir. İl genelinde 2013 verilerine göre 315.069 büyükbaş, 132.059 küçükbaş, 290.000 kanatlı hayvan ile 56.922 arı kovanı bulunmaktadır.

Sanayi : Kastamonu sanayisi son dönemlerde gelişim göstermekte olup, bu gelişim ile beraber yatırımcılara önemli imkanlar sunmaktadır. Sanayi yapısı içinde tarım ve orman ürünlerine ilişkin sektörler ön plana çıkmaktadır. İl genelinde küçük ve orta ölçekli firmaların birbirleriyle ve tamamlayıcı bir şekilde üretim yapmalarını sağlamak adına üç adet organize sanayi bölgesi mevcuttur. Bunlar ilin merkezinde diğer ikisi de Tosya ve Seydiler ilçelerinde yer almaktadır.

İlin ticari hayatının en yoğun yaşandığı ilçeler Merkez, Tosya, Taşköprü ve İnebolu ilçeleridir.

İl genelinde 2013 yılı verilerine göre $110 milyon düzeyinde ihracat gerçekleştirilmiş olup, ihracat ürünlerinde en yüsek payı demir dışı metal cevheri oluşturmuştur. Bunun dışında atık ve hurdalar, plastik ürünler, giyim eşyası, kum, kil, tahta plaka (kontrplak, yonga, levha, sunta), maden, taş ocağı ve inşaat makinaları da ihracatı gerçekleştirilen ürünler arasında yer almaktadır.

Aynı yılın verilerine göre Kastamonu genelinde $29 milyon düzeyinde ithalat gerçekleştirilmiştir. İthal edilen ürünler arasında kaldırma ve taşıma tezgâhları çoğunluğu oluştururken, bunun haricinde elektrik motoru, jeneratör, suni ve sentetik elyaf, iplik ve dokunmuş tekstil, sentetik kauçuk ve plastik malzemeleri gibi ürünler bulunmaktadır.

Maden : İl belli yeraltı madenlerine de sahip olmaktadır. Kastamonu il genelinde bakır madeni olmak üzere civa, kuvarsit, kromit, feldspat, boksit ve mermer madenleri rezervleri bulunmaktadır. Bunların haricinde demir, manganez, taşkömürü, linyit ve grafit madenlerinin muhtemel rezervleri tahmin edilmektedir.

İlin özellikle Küre ilçesi içerisinde yoğun miktarda bulunan bakır madenleri ilin en önemli gelir kaynaklarından birini oluşturmaktadır.

Ulaşım


Karayolu : Kastamonu iline, İstanbul'dan karayolu ile ulaşım E-80 ve D-100 karayolları Gerede üzerinden ve devamında D-030 karayolu ile de Karabük ve Araç üzeriden ulaşım sağlanabilmektedir. İl, İstanbul'a 500 km, başkent Ankara'ya ise 240 km mesafededir.

Denizyolu : İlin Karadeniz'e 170 km'lik bir sahil şeridi mevcut olup, bu sahil şeridi boyunca ilin altı ilçesi yer almaktadır. İnebolu'da küçük tonajlı gemilerin yük alıp boşaltabilecekleri bir liman bulunmaktadır. Bunun haricinde Cide, Abana ve Çatalzeytin ilçelerinde de küçük limanlar mevcuttur.

Havayolu : İl sınırları içerisinde yapımı 1959 yılında gerçekleştirilen Kastamonu Havalimanı yolcu yetersizliği sebebiyle kısa süre sonra kapatılmış, 1990 yılında da dönemin siyasi gelişmeleri doğrultusunda "her ile bir havalimanı" sloganı ile bakımı yapıldıktan sonra 1994 yılı itibarıyla tekrar hizmete açılmıştır. Ancak ikinci açılışında da buraya gerçekleştirilen birkaç deneme uçuşu haricinde alan kullanılmayarak tekrar atıl konuma düşmüştür.

2011 yılın içerisinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Kastamonu Valiliği arasında yapılan mutabakat sonucunda tekrar bakıma alınan alan, 2013 yılında tekrar hizmete açılarak, Kastamonu ile İstanbul arasında direkt uçuşlara başlanmıştır. Bunun haricinde Kastamonu ile diğer iller arasında da aktarmalı şekilde bağlantı sağlanmıştır. İl merkezine uzaklığı 10 km olan havalimanına günümüzde Türk Hava Yolları ve Pegasus Hava Yolları tarifeli seferler düzenlemektedir.

Spor


Kastamonu'da futbol, basketbol, hentbol, voleybol gibi çeşitli spor dallarında birçok takım ili üst liglerde temsil etmiş ya da günümüzde de etmektedir. İl genelinde en sevilen spor dalı futboldur.

2015-2016 Sezonu Hentbol Challenge Cup'da Kastamonu Belediyesi GSK kadın takımı, Avrupa 2.si olmuştur.

2018-2019 Sezonu sonunda, Kastamonuspor 1966 2. Ligi 7.sırada tamamlamıştır. BAL ve Kadın futbol liglerinde birer takımı yer almıştır. Hentbol kadınlarda Kastamonu Belediyesi GSK süper ligde şampiyon olmuştur.. Ayrıca Basketbol kadın 1. Liginde takımı Kastamonu GSK lig 6.sı olmuştur.

Ziraat Türkiye Kupası'nda Kastamonuspor 1966, 4.turda Altay'a elenmiştir.

Hentbol Kadınlar Türkiye Kupası'nda Kastamonu Belediyesi GSK final oynayarak, Muratpaşa Belediyesi'nin ardından 2.olmuştur.

Avrupa EHFCup Kadınlar'a katılan Kastamonu Belediyesi GSK, 2.turda elenmiştir.

Futbol : Kastamonuspor ilin futbol takımıdır. 1966 yılında kurulmuş ve 1967-1969 yılları arasında 2. Ligde mücadele etmiştir. 1969'da 3. lige düşen kulüp, 1969-1977 yılları arasında 3. ligde mücadele etmiş ve 1977'de Amatör Lige düşmüştür. 1984-85 sezonunda yeniden 3. lige alınan kulüp, o tarihten sonra uzun yıllar 3. ligde mücadele etmiştir. 2012-2013 sezonunda ise Bölgesel Amatör Lige 2013-2014 sezonunda ise Kastamonu 1. Amatör Küme'ye düşmüştür. 2014-2015 sezonu öncesinde yeniden yapılanmaya giden takım, Bölgesel Amatör Lig ekiplerinden Tosya Belediyespor ile güç birliğine giderek Kastamonuspor 1966 ismi ile yoluna devam etmiştir. Söz konusu sezon BAL'da şampiyon olan takım, tekrar 3. Lig'e yükselme başarısını göstermiştir. 2015-2016 sezonunda mücadele verdiği 3. Lig'de de şampiyon olan takım 1969 yılında veda ettiği 2. Lig'e şampiyon olarak yeniden yükselme başarısı göstermiştir. Kulüp 2016-2017 sezonundan bu yana 2. Lig'de mücadele edecektir.

İlin 2015-2016 sezonunda bu yana BAL temsilcisi olarak Kastamonu İl Özel İdare Köy Hizmetlerispor bu ligde mücadele etmektedir.

Kastamonuspor 1966, 2017-2018 sezonunda sezonu 11.sırada, 2018-2019 sezonunda ise ikinci sırada tamamlamıştır. 2018-2019 normal sezonunun ardından ligi ikinci sırada bitirmesi sonucunda play-off oynamaya hak kazanmış ancak ilk turda Sarıyer'e elenerek 1.Lig'e yükselme mücadelesini sonlandırmıştır.

Ekim 2019'da yönetim kurulu kararıyla Gün Medya Grubu (GMG) ile sponsorluk anlaşması yapılmış, takım adına sponsor alınarak isim değişikliğine gidilmiş ve bundan sonraki süreçte takımın adının GMG Kastamonuspor olduğu ifade edilmiştir.

Basketbol : Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi'nde mücadele eden Ferko Ilgaz M.R. Kastamonu BSK, 2017-18 sezonu sonunda 2. Lige düşmüştür.

Voleybol : İlin voleybol branşında en başarılı ekiplerinden biri olan Bozkurt Belediyespor, Bozkurt ilçesini Türkiye Erkekler Voleybol 1. Ligi'nde temsil etmiş, üç sezon boyunca mücadele verdiği ligde 2009-2010 sezonunda son iki sırada yer alarak küme düşmüştür. Bir sonraki sezonda yer alması gereken Türkiye Erkekler Voleybol 2. Ligi'ne de katılmayan Bozkurt Belediyespor liglerden çekilmiştir.

Hentbol : Kastamonu'nun hentbolda en üst ulusal ligde yer alan takımı Kastamonu Belediyespor'dur. Kastamonu Belediyespor Türkiye Bayanlar Hentbol Süper Ligi'nde mücadele etmektedir. Kulüp tarihinin en başarılı dönemini 2015-2016 sezonunda mücadele ettiği Avrupa kupalarında finale kalarak elde etmiştir. Hentbol Kadınlar Challenge Kupası'nda finale yükselen Kastamonu ekibi, 30 Nisan 2016 tarihinde İstanbul'da Haldun Alagaş Spor Salonu'nda oynanan ilk mücadelede İspanya temsilcisi Rocasa Gran Canaria ACE takımına 29-25 yenilmiş, 7 Mayıs 2016'da oynanan rövanş mücadelesinde de rakibine bu sefer deplasmanda 33-29 yenilerek kupada ikinci olmuştur.

Bunun haricinde hem erkeklerde hem de kadınlarda alt liglerde de hentbol takımları bulunan Kastamonu'da, hentbol mücadeleleri Kastamonu Atatürk Spor Salonu'nda gerçekleştirilmektedir.

Kastamonu Belediyespor haricinde ilin alt liglerde de temsilcileri bulunmaktadır. Türkiye Bayanlar Hentbol 1. Ligi'nde mücadele eden Kastamonu Artsam Koleji SK 2015-2016 sezonunda Play-Off mücadeleleri sonucunda grubu ikinci tamamlayarak 2016-2017 sezonundan itibaren Süper Lig'e katılmış, o sezon küme düşmüştür. Kastamonu Artsam Koleji SK'nın 2017-18 sezonu sonunda tekrar Süper Lig'e yükselmesi ile birlikte Kastamonu ili ligde iki takım ile temsil edilecektir. Bu takımların haricinde Türkiye Bayanlar Hentbol 2. Ligi'nde de Kastamonu Gençlik SK ili temsil etmektedir.

2017-2018 sezonunda Kastamonu Belediyesi GSK, Hentbol Avrupa Şampiyonlar Ligi ön elemeyi kaybederek, EHF Cup da 3.olmuştur..turdan devam etmiş ve 3.tura geçmiştir.

Önemli spor tesisleri: Kastamonu Gazi Stadyumu (4.033), Atatürk Spor Salonu (1.064), Ilgaz Kayak Merkezidir.

Kastamonudan bir türkü, Mapushane Çeşmesi

 
Son düzenleme:
  • Beğen
Tepkiler: Ugur
Tüm sayfalar yüklendi.
Üst