Üst
Asım'ın nesli ve diriliş sela'sının öyküsü! - Osman DİYADİN

Asım'ın nesli ve diriliş sela'sının öyküsü! - Osman DİYADİN

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan BULUT
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

BULUT

Super Moderator

Asım'ın nesli ve diriliş sela'sının öyküsü! - Osman DİYADİN
Asım'ın nesli ve diriliş sela'sının öyküsü! - Osman DİYADİN
“Âsım'ın nesli diyordum ya, nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.”


Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un Çanakkale Savaşı sonrası yazmış olduğu bu şiiri, birçoğumuz tarafından ezbere bilinir.

Şair yukarıda belirttiğim mısralarda bir nesilden bahseder.

Milli mücadeleyi kazanmamızı sağlayan o güzel hasletleri içinde barındıran bu nesle de “Asım'ın Nesli” adını vermiştir.Tevfik Fikret'in Haluk isimli çocuğunda bütünleştirdiği nesil projesine bir nevi cevaptır aslında Asım.

Haluk batı eğitimi görmüş bir kişidir.

Yurt dışına gitmiş, dinini ve uyruğunu değiştirmiş ve bir daha da ülkesine geri dönmemiştir.

Asım bir semboldür.

Müslüman Türk gençliğini temsil eder.

İnancı tamdır.

Ülkesini işgal etmek isteyenlere karşı aklıyla, gücüyle mücadele eder.

Kazanır…

Bunun en canlı örneği Çanakkale Savaşı'dır.

Çanakkale'de yedi düvele karşı mücadele vermiştir, yılmamıştır ve başarmıştır.

Âsım, bir bakıma Mehmet Âkif'in kendisidir.

Vefakârdır.Sözüne sadıktır.

Batılılaşalım derken özünü kaybedenlere verilmiş bir yanıttır. Batı ancak ilim ve fende örnek alınmalıdır. Bunun dışında özümüzde var olan değerler bir bütün halinde muhafaza edilmelidir.

Dünyanın Türk milletine büyük millet, devletine ise büyük devlet demesinin özünde bu değerler saklıdır.Yıllarca İslam’ın bayraktarlığını yapmış bir millet, bu değerler sayesinde ayakta kalmış, asimile olmamıştır.

Bize düşen vazife milli ve manevi değerlerine bağlı Müslüman Türk milletini ve onun geleceği olan gençliğini korumaktır. Bu vazifenin başlıca hedefi de eğitim olmalıdır. Milli manevi değerlerini bilen ve bu değerlere sahip çıkan Mehmet Akif'in dile getirdiği o yüce 'Asım'ın Nesli'ni yetiştirebilmektir.

Konuyla ilgili uzun araştırmalar yapan Asım Yapıcı, Asım’ın neslini şu şekilde özetliyor: “Asım’ın nesli derken iman, irfan, fazilet ve bilgi ile donanmış; karakterli, ahlaklı, kişilikli; vatanına, milletine ve dinine sahip çıkan, dahası bunları yüceltmek için tüm imkanları seferber eden bir gençlikten bahsediliyor.”

ARILARIN KORUDUĞU ASIM…​


Mehmet Akif’in “Safahat” kitabında, “Asım’ın nesli “ diye hayal ettiği neslin, sadece şiirinde geçen hayali bir kahraman olmadığı ve bir sahabe olan Asım İbni Sabit’ten (r. a) de bahsedilir.

“Arıların koruduğu sahabe” olarak ünlenmiş sahabenin hayat hikayesi çok manidardır. Şöyle anlatılır:

Peygamberimiz (SAV) kabilelerine İslam’ı öğretmek üzere öğretmen talebinde bulunan kişilerle beraber, aralarında Asım bin Sabit’in de bulunduğu 10 kişilik bir eğitici heyet gönderir.

Ancak Reci denilen bir subaşında bu öğretmen sahabeler topluluğu Lihyanoğulları’nın saldırısına uğrarlar. Lihyanoğulları’nın amacı onları esir edip Kureyş’e satmaktır.

Bu nedenle onları sağ ele geçirmeye çalışıyorlardı.Fakat Asım, teslim olmamaya kararlıdır.O yiğitçe şöyle haykırıyordu:

“Ben müşriklerin himayesini ömrüm boyunca kabul etmemek üzere yeminliyim. Vallahi bu kâfirlere asla teslim olmam. Allah’ım Resulullah’ı durumumuzdan haberdar et.’’ Bir taraftan da ok fırlatıyordu.

“Ben ne diye çarpışmayayım. Gücüm kuvvetim yerinde, oklarım yanımda, yayımın kirişi kalın, enli temrünler sebebiyle kayıp gitmekte. Ölüm hak, dünya boş ve geçicidir. Takdir edilen elbette başa gelecektir. İnsanlar er geç Allah'a dönecektir.”

Bu kahraman sahabe birçok müşriki yere serdikten sonra, şehit olacağı esnada şu duayı yaptı: “Allah’ım senin dinini korumaya çalıştım. Sen de cesedimi müşriklerden koru.”

Müşrikler Hz. Asım’ın başını alıp Sülafa adındaki bir kadına satmak istiyorlardı.Sülafa Asım’ın kafatası ile şarap içmeye yemin etmişti.

O gün orada mevcut bulunan on sahabeden yedisi şehit oldu, üçü esir edildi. Müşriklere Âsım bin Sâbit'in başını kesmek istediler. Fakat Allah-ü Teâlâ, Hz. Asım bin Sâbit'in duasını kabul buyurdu ve mübarek cesedine müşrikler el süremediler.

Allah-ü Teâlâ bir arı sürüsü gönderdi.

Bulut gibi Âsım bin Sâbit'in üzerinde durdular. Hiç bir müşrik yanına yaklaşamadı. “Bırakın akşam olunca arılar onun üzerinden dağılır, biz de başını alırız” dediler.

Akşam olunca Allah-ü Teâlâ hiç bulut yok iken bir yağmur gönderdi. Görülmemiş bir yağmur yağdı. Sel geldi ve Âsım bin Sâbit'in cesedini alıp götürdü. Cesedin nerede olduğu bilinemedi. Ne kadar aradılarsa da bulunamadı. Bunun için müşrikler Âsım bin Sâbit'in hiçbir yerini kesmeye muvaffak olamadılar.
(1)

Bu olaydan sonra Âsım bin Sâbit, "Arıların koruduğu kimse" diye anılmaya başladı.

Mehmet Akif’in hayal ettiği gençliğin temelinde, arıların koruduğu sahabe Asım bin Sabit olabilir mi? İşte 15 Temmuz ruhu da budur..

Hainlerin gece millet uykuda iken 03.00’de yapmayı planladıkları darbe girişimini “duyuldu’ diyerek panik yapıp erkene almaları Allah’ın Asım’ın neslinin üzerindeki elinden başka ne olabilir diki…

Tıpkı Arılar koruduğu Asım bin Sabit gibi…

Sabaha karşı yapılmış olsa sonuç çok daha farklı olabilirdi..

Darbe girişimine karşı duruş gösteren, tankların önüne yatan, kurşunlara göğsünü geren, bombalara aldırmayan canlarını seve seve feda eden 15 Temmuz gecesinin gençliği Asım’ın neslinden başka ne olabilirdi ki?

55555jpg3ev4Xnfy.webp
55555jpg3ev4Xnfy.webp


DİRİLİŞ SELALARIN ÖYKÜSÜ…​


15 Temmuz gecesi Türkiye’nin her bir köşesinde hiç durmaksızın okunan milleti ayağa kaldıran başkent Ankara’da başlayan Türkiye’yi saran DİRİLİŞ SELALARIN hikayesini bilir misiniz?

O da Asım’ın neslinin unutulmaz eseriydi!..

Nasıl olmuştu…

Darbe girişimi başladığında AK Parti Ankara İl Başkanı Nedim Yaylalı ve AK Parti Teşkilattan Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Mümin Altunışık yakın arkadaşları ile birlikte arka arkaya araçlarla ’Ne yapacağız’ diye sokağa iner…

Cumhurbaşkanı Erdoğan Ankara’ya gelebilir diyerek Arabaları ile hava yolunun yolunu tutarlar..

Karşılarından darbecilerin tankları gelmektedir…

Gözlerinin önünde darbe girişimine tepki gösteren bir yiğit vatandaş tankın önüne çıkarak ‘Geçemezsiniz’ diye durur…

Çekilmez…

Bunun üzerine tankın kapağını açan bir hain darbeci, silahını çeker..

Ve ateşler o yiğit vatandaşımız orada şehit düşer..

Gözler dolar, hüzün çöker..

Bunun üzerine arka arabada bulunan teşkilat başkanı Altunışık İl Başkanı Yamalı’yı arayarak ’Başkanım Müftüyü ara ezan okutsun. Milletin dirilişine vesile olur ‘ der..

Bunun üzerine İl Başkanı Yamalı İl Müftüsünü arar.“Hocam minarelerden sürekli ezan okutun. Milleti harekete geçirelim..” der..

Yamalı’nın isteği üzerine Müftü Diyanet İşleri Başkanı’nı arayarak talebi iletir…

Diyanet İşleri Başkanı “ Ezan değil ama sela okutsak daha etkili olur. Türkiye’deki bütün müftülüklere bildirelim,her yerde okunsun” der..

Ve o gecenin "Diriliş selası" böylece okunmaya başlar..

Ankara’da minarelerden yükselen sela bir ışık gibi bütün Türkiye’ye yayılır.O unutulmaz milleti ayağa kaldıran selanın hikayesi işte böyle dalga, dalga böyle yayılır..

İşte o gece Başkent'teki büyük direnişe imza atan kahramanlarının başında AK Parti Ankara il teşkilatı ve Teşkilattan Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Mümin Altunışık'ın geldiğini hatırlatmak gerekir...

Altunışık talimatları ile partinin bütün teşkilatlarını o gece çok iyi organize ederek sokağa inen dağınık halk ile organize şekilde bütünleştirip darbecilerin işgal etmeye, kuşatmaya, abluka altına almaya çalıştıkları bütün yerlere yönlendirip hainlerin karşılarına çıkardı..

Darbecilerin Polatlı’dan füze rampalarını taşıyan araçları getirdiği haberini alınca teşkilatlara talimat vererek ’ Onları durdurtup lastiklerini patlatın’ dedi..

Asım'ın nesli patlattı..

Füze rampaları Ankara merkeze giremedi..

Asım'ın nesli el koydu..

Ankara il Emniyet Müdürlüğü’ nden gelen ‘Abluka altındayız. Dışarı çıkamıyoruz’ sesleri üzerine Keçiören AK Parti İl Teşkilatını harekete geçirerek 3 bin kişi ile darbecileri derdest ettirdi..

Asım'ın nesli derdest etti...

Altındağ Teşkilatını Genelkurmay’a yönlendirip darbecilerin direncini kırdırtıp teslim aldı...

Asım'ın nesli teslim aldı..

Silahların,bombaların,tankların önüne çıktılar..

Keza Türk Sat’ a, TRT’ye, Külliye’ ye teşkilatları ile organize ettiği halkı yönlendirip darbecilerin karşısına çıkarttı...

Asım'ın nesli direnişe imza attı...

O nedenle abartısız Altunışık Ankara’da o gecenin görünmeyen kahramanlarından biridir.

Asım'ın nesli olmak böyle bir duruştu...

İl Başkanı Yamalı, teşkilattan sorumlu başkan yardımcısı Altunışık bir partinin Teşkilatları en kritik ve en zor dönemde nasıl organize edilir, nasıl harekete geçirilir noktasında 15 Temmuz gecesi Ankara’nın şanlı direnişinde bütün teşkilatları ile tarih yazmıştır....

Ankara, İstanbul bütün Türkiye’de 7’den 70’ e yüreği vatan, millet, bayrak sevgisi ile dolu insanlar o "Diriliş selaları" altında " İşte Asım’ın nesli budur.” diye haykırdı o gece...

sehitler-1jpgL5sBwnn1.webp
sehitler-1jpgL5sBwnn1.webp


Selam olsun Allah için can veren yiğitlere…-
Selam olsun vatanı, milleti, bağımsızlığı için toprağa düşen şehitlere…
Selam olsun vatanı, milleti , bağımsızlığı için gazi olanlara…
Selam olsun o gecenin her biri kahraman olan Asım’ın nesline!..
(1)Mehmet Akif “Asım’ın Nesli’ derken kimi kastediyor/İsmail AYBEY
 
Geri