NECM Suresi Latin Harfli Okunuşu ve Türkçe Meali

Celik

topragizbiz.com
#1
Necm Suresi Kur'an'ın 53. suresidir. 62 ayet, 359 kelime ve 1405 harften oluşur.

32. ayeti Medine’de diğer ayetleri Mekke'de indirilmiştir. Sure adını ilk ayetinde geçen ve "yıldız" anlamına gelen necm kelimesinden alır.

NECM Suresi (Sure No: 53)




Bismillâhirrahmânirrahîm

  • 53/NECM-1: Ven necmi izâ hevâ.

    1,2. Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.


  • 53/NECM-2: Mâ dalle sâhıbukum ve mâ gavâ.

    1,2. Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.


  • 53/NECM-3: Ve mâ yentıku anil hevâ.

    3. O, nefis arzusu ile konuşmaz.


  • 53/NECM-4: İn huve illâ vahyun yûhâ.

    4. (Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.


  • 53/NECM-5: Allemehu şedîdul kuvâ.

    5,6,7. (Kur’an’ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu.


  • 53/NECM-6: Zû mirreh(mirretin), festevâ.

    5,6,7. (Kur’an’ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu.


  • 53/NECM-7: Ve huve bil ufukil a’lâ.

    5,6,7. (Kur’an’ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu.


  • 53/NECM-8: Summe denâ fe tedellâ.

    8. Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu.


  • 53/NECM-9: Fe kâne kâbe kavseyni ev ednâ.

    9. (Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu.


  • 53/NECM-10: Fe evhâ ilâ abdihî mâ evhâ.

    10. Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.


  • 53/NECM-11: Mâ kezebel fuâdu mâ reâ.

    11. Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı.


  • 53/NECM-12: E fe tumâr rûnehu alâ mâ yerâ.

    12. (Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz?


  • 53/NECM-13: Ve lekad reâhu nezleten uhrâ.

    13. Andolsun ki, o, Cebrail’i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü.


  • 53/NECM-14: İnde sidretil muntehâ.

    14. Sidretü’l-Müntehâ’nın yanında.


  • 53/NECM-15: İndehâ cennetul me’vâ.

    15. Me’vâ cenneti onun (Sidre’nin) yanındadır.


  • 53/NECM-16: İz yagşes sidrete mâ yagşâ.

    16. O zaman Sidre’yi kaplayan kaplamıştı.


  • 53/NECM-17: Mâ zâgal basaru ve mâ tegâ.

    17. Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı.


  • 53/NECM-18: Lekad reâ min âyâti rabbihil kubrâ.

    18. Andolsun, o, Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü.


  • 53/NECM-19: E fe reeytumul lâte vel uzzâ.

    19,20. Lât ve Uzza’ya ve diğer üçüncüsü Menat’a ne dersiniz?


  • 53/NECM-20: Ve menâtes sâlisetel uhrâ.

    19,20. Lât ve Uzza’ya ve diğer üçüncüsü Menat’a ne dersiniz?


  • 53/NECM-21: E lekumuz zekeru ve lehul unsâ.

    21. Erkek size de, dişi O’na mı?


  • 53/NECM-22: Tilke izen kısmetun dîzâ.

    22. Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır.


  • 53/NECM-23: İn hiye illâ esmâun semmeytumûhâ entum ve âbâukum mâ enzelallâhu bihâ min sultân(sultânin), in yettebiûne illez zanne ve mâ tehvel enfus(enfusu), ve lekad câehum min rabbihimul hudâ.

    23. Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilâh edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar (putperestler) yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar. Andolsun ki, kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir.


  • 53/NECM-24: Em lil insâni mâ temennâ.

    24. Yoksa insan (kayıtsız şartsız), her temenni ettiği şeye sahip mi olacaktır?


  • 53/NECM-25: Fe lillâhil âhiretu vel ûlâ.

    25. Oysa, Ahiret de dünya da Allah’ındır.


  • 53/NECM-26: Ve kem min melekin fîs semâvâti lâ tugnî şefâatuhum şey’en illâ min ba’di en ye’zenallâhu limen yeşâu ve yerdâ.

    26. Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri; ancak Allah’ın izniyle, dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar.


  • 53/NECM-27: İnnellezîne lâ yu’minûne bil âhireti le yusemmûnel melâikete tesmiyetel unsâ.

    27. Şüphesiz ahirete iman etmeyenler, meleklere dişi isimleri veriyorlar.


  • 53/NECM-28: Ve mâ lehum bihî min ilm(ilmin), in yettebiûne illez zann(zanne), ve innez zanne lâ yugnî minel hakkı şey'â(şey’en).

    28. Hâlbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zanna uyuyorlar. Şüphesiz zan, hakikat namına hiçbir şey ifade etmez.


  • 53/NECM-29: Fe a'rıd an men tevellâ an zikrinâ ve lem yurid illel hayâted dunyâ.

    29. Öyle ise bizim zikrimizden (Kur’an’dan) yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselerden yüz çevir.


  • 53/NECM-30: Zâlike mebleguhum minel ilm(ilmi), inne rabbeke huve a’lemu bi men dalle an sebîlihî ve huve a’lemu bi menihtedâ.

    30. İşte onların ilimden ulaşabildikleri nokta! Şüphesiz senin Rabbin, yolundan sapanı daha iyi bilir. O, hidayete ereni de daha iyi bilir.


  • 53/NECM-31: Ve lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardı li yecziyellezîne esâû bimâ amilû ve yeczîyellezîne ahsenû bil husnâ.

    31. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. (Bu) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması, iyilik edenleri de daha güzeliyle mükâfatlandırması için (böyle)dir.


  • 53/NECM-32: Ellezîne yectenibûne kebâirel ismi vel fevâhışe lemem(lememe), inne rabbeke vâsiul magfireh(magfireti), huve a'lemu bikum iz enşeekum minel ardı ve iz entum e cinnetun fî butûni ummehâtikum, fe lâ tuzekkû enfusekum, huve a'lemu bi menittekâ.

    32. Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin, bağışlaması çok geniş olandır. Sizi, topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de, en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, Allah’a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir.


  • 53/NECM-33: E fe re’eytellezî tevellâ.

    33,34. Şimdi yüz çevireni; pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü?


  • 53/NECM-34: Ve a’tâ kalîlen ve ekdâ.

    33,34. Şimdi yüz çevireni; pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü?


  • 53/NECM-35: E indehu ilmul gaybi fe huve yerâ.

    35. Gayb’ın ilmi kendi yanında da o gerçeği mi görüyor?


  • 53/NECM-36: Em lem yunebbe’ bimâ fî suhufi mûsâ.

    36,37. Yoksa, Mûsâ’nın ve Allah’ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim’in sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi?


  • 53/NECM-37: Ve ibrâhîmellezî veffâ.

    36,37. Yoksa, Mûsâ’nın ve Allah’ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim’in sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi?


  • 53/NECM-38: Ellâ teziru vâziretun vizre uhrâ.

    38. Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.


  • 53/NECM-39: Ve en leyse lil insâni illâ mâ seâ.

    39. İnsan için ancak çalıştığı vardır.


  • 53/NECM-40: Ve enne sa’yehu sevfe yurâ.

    40. Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir.


  • 53/NECM-41: Summe yuczâhul cezâel evfâ.

    41. Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir.


  • 53/NECM-42: Ve enne ilâ rabbikel muntehâ.

    42. Şüphesiz en son varış Rabbinedir.


  • 53/NECM-43: Ve ennehu huve adhake ve ebkâ.

    43. Şüphesiz O, güldürür ve ağlatır.


  • 53/NECM-44: Ve ennehu huve emâte ve ahyâ.

    44. Şüphesiz O, öldürür ve diriltir.


  • 53/NECM-45: Ve ennehu halakaz zevceyniz zekere vel unsâ.

    45,46. Şüphesiz O, iki eşi, erkeği ve dişiyi, (rahme) atıldığında az bir sudan (meniden) yaratmıştır.


  • 53/NECM-46: Min nutfetin izâ tumnâ.

    45,46. Şüphesiz O, iki eşi, erkeği ve dişiyi, (rahme) atıldığında az bir sudan (meniden) yaratmıştır.


  • 53/NECM-47: Ve enne aleyhin neş’etel uhrâ.

    47. Şüphesiz tekrar diriltmek de O’na aittir.


  • 53/NECM-48: Ve ennehu huve agnâ ve aknâ.

    48. Şüphesiz O, başkalarına muhtaç olmaktan kurtardı ve varlık sahibi kıldı.


  • 53/NECM-49: Ve ennehu huve rabbuş şı’râ.

    49. Şüphesiz O, Şi’râ’nın] Rabbidir.


  • 53/NECM-50: Ve ennehû ehleke âdenil ûlâ.

    50,51. Şüphesiz O, önce gelen Âd kavmini ve Semûd kavmini helâk etti ve hiç kimseyi bırakmadı.


  • 53/NECM-51: Ve semûde femâ ebkâ.

    50,51. Şüphesiz O, önce gelen Âd kavmini ve Semûd kavmini helâk etti ve hiç kimseyi bırakmadı.


  • 53/NECM-52: Ve kavme nûhın min kabl(kablu), innehum kânû hum azleme ve atgâ.

    52. Daha önce de Nûh’un kavmini helâk etmişti. Şüphesiz onlar daha zalim ve daha azgın kimselerdi.


  • 53/NECM-53: Vel mû’tefikete ehvâ.

    53,54. O, “Mu’tefike"yi de kaldırıp yere çarpmış ve onlara örttüğü azap örtüsünü örtmüştür.


  • 53/NECM-54: Fe gaşşâhâ mâ gaşşâ.

    53,54. O, “Mu’tefike"yi de kaldırıp yere çarpmış ve onlara örttüğü azap örtüsünü örtmüştür.


  • 53/NECM-55: Fe bi eyyi âlâi rabbike tetemârâ.

    55. O hâlde Rabbi’nin nimetlerinin hangisinden şüphe ediyorsun (ey insan!).


  • 53/NECM-56: Hâzâ nezîrun minen nuzuril ûlâ.

    56. Bu da önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır.


  • 53/NECM-57: Ezifetil âzifeh(âzifetu).

    57. Yaklaşmakta olan (Kıyamet iyice) yaklaştı.


  • 53/NECM-58: Leyse lehâ min dûnillâhi kâşifeh(kâşifetun).

    58. Onu Allah’tan başka açacak kimse yoktur.


  • 53/NECM-59: E fe min hâzel hadîsi ta’cebûn(ta’cebûne).

    59,60,61. Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur’an’a mı) şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?


  • 53/NECM-60: Ve tedhakûne ve lâ tebkûn(tebkûne).

    59,60,61. Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur’an’a mı) şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?


  • 53/NECM-61: Ve entum sâmidûn(sâmidûne).

    59,60,61. Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur’an’a mı) şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?


  • 53/NECM-62: Fescudû lillâhi va’budû. (SECDE ÂYETİ)

    62. Haydi Allah’a secde edin ve O’na kulluk edin.




Diyanet İşleri Meali (Yeni)

 
Üst