Revan Kuşatması (1603-1604, 1616)

Ugur

Administrator

Revan Kuşatması (1603-1604)


Revan Kuşatması, 1603-1618 Osmanlı-Safevi Savaşı'nda bir evre. Kuşatma Safevi ordusunun başarısıyla ve Revan'ın (Erivan, Ermenistan) 21 yıl sonra tekrar İran idaresine geçmesiyle sonuçlanmıştır.

Kuşatma öncesi gelişmeler


28 Eylül 1603 yılında Ezbend Muharebesi'nde Tebriz Beylerbeyi Zincirkıran Ali Paşa komutasındaki birliklerin Safevi ordusuna yenilmesi ve Tebriz'de zayıf kalan garnizonun 21 Ekim'de teslim olmasıyla Safevi birliklerinin önünde direnç gösterebilecek bir ordu ya da müstahkem mevki kalmamıştı.

Şah Abbas, Tebriz'i aldıktan sonra diğer Batı Safevi vilayetlerini savaşmadan ele geçirdi ve kolayca Nahcıvan üzerine yürüdü. Ordubad, Culfa, Maku, Selmas, Hoy, Meraga ve Civanşir kısa sürede Safevilerin eline geçti. Bunlardan Culfa'da bulunan Ermeniler Safevi ordusu yaklaşırken isyan etmişler ve kentteki 100 kişilik Osmanlı garnizonunu öldürerek kesilmiş başlarını şehrin anahtarlarıyla bilikte Şah Abbas'a göndermişlerdi. Nahcıvan'daki zayıf garnizonun da, kalenin duvarlarının topraktan ve istihkamlarının zayıf olmasından dolayı, Şah ordusu gelmeden kaleyi tahliye etmesi üzerine Şah Abbas 26 Ekim 1603 tarihinde burayı da savaşmaksızın ele geçirdi.

Bölgede dağınık halde bulunan yaklaşık 12.000 askerden oluşan Osmanlı birlikleri Revan'a çekildi. Bu birlikler Revan Kalesi'nin Aras Nehri'ne bakmayan surlarını onararak mukavemete hazır hale getirdiler. Şah Abbas Revan Valisi Şerif Paşa'ya mektup yazarak, Nahcıvan'ın savaşsız alınmasına da atıfla, Revan'ın zaptını da olmuş bitmiş bir olay addederek kışı halen Osmanlıların elinde bulunan Gence ve Şirvan'da geçireceğini iddia etti. Şerif Paşa mektuba yanıt vermedi, ancak İstanbul'a göndertti ve çevre eyaletlerden yardım istediyse de hiçbir takviye alamadı.

Kuşatma


6 Kasım'da Safevi ordusunun 6.000 Türk ve bir kısım Kürt'ten oluşan öncü birlikleri Revan kalesi önünde göründü. Bu birlikler arasında Tebriz'in Safevilerce kuşatılmasına giden süreçte rol oynayan Gazi Bey'in kardeşi Seyfeddin Bey, Osmanlılar tarafından kendisine beylik verilmiş Şeyh Haydar, Nahcıvan'da Osmanlıların yanında yer alan Alaeddin Bey, Maku hakimi Mustafa Bey, Eleşkirt hakimi Kılıç Bey, sürekli taraf değiştiren Berküşad hakimi Ferruhrûz Bey ve Zeynel Bey de Safevilerle bilikte hareket ediyordu. Şah Abbas da Revan önlerine gelince çadırını Minnet Tepesi adlı mevkiye kurdurdu ve kuşatma resmen başladı.

Safeviler soğuk nedeniyle toprağın sertliğinden dolayı metris kazmakta zorlandılar. Revan Valisi Şerif Paşa da Safevilere karşı 18, 23 ve 27 Kasım tarihlerindeki huruç harekatlarında başarı kazanarak kuşatma birliklerine zayiat verdirdi. Bununla birlikte, Şerif Paşa'nın Van Valisine yardım talep etmek üzere gönderdiği ulak Safevilerin eline geçti. Bunun üzerine Şah Abbas bu ulağın yanına Safevi elçisi Molla Yahşi'yi katarak kalenin kuşatıldığı, yardım isteme olanağının kalmadığı ve teslim olmaktan başka çarenin bulunmadığı mesajını iletti. Teklif Şerif Paşa tarafından reddedildiği gibi, geri dönmekte olan Yahşi muhafızların eline geçerek öldürüldü.

Bu sırada Safevi Devleti'yle savaşın başladığı, Tebriz'in düstüğü ve İran ordusunun Revan'ı kuşattığı haberi İstanbul'a ulaştı ve Trabzon'da sürgün bulunan Saatçi Hasan Paşa doğu seferi için komutan tayin edildi. Ancak, 22 Aralık 1603 tarihinde Osmanlı padişahı III. Mehmed öldü ve tahta 13 yaşındaki I. Ahmed tahta çıktı. Yeni padişah coğrafyayı bilen Cığalazade Sinan Paşa'yı şark serdarı (doğu ordusu komutanı) olarak atadı. Bununla birlikte Sinan Paşa'nın ordusunu toplayıp sefere çıkması 1604 Haziran ayını buldu.

Kış aylarında Allahverdi Han komutasındaki 12.000 askerlik süvari birliği de Safevi Türk ordusuna katıldı. Beraberinde Şah'ın Osmanlılara ve Özbeklere karşı zaferleriyle son fetihlerini tebrik eden ve çeşitli hediyeler getiren Babür İmparatorluğu elçisi geldi ve kuşatmanın sonuçlanmasına kadar Şah Abbas'ın yanında kaldı.

Bu sırada 1578 yılından beri Osmanlı egemenliğindeki Kakheti Krallığı'nın hakimi II. Alexander da Şah Abbas'tan aldığı mesaj üzerine Tiflis'teki Osmanlı garnizonunu imha etti. Başkenti Tiflis'in düşmesiyle Kartli Krallığı da Osmanlı egemenliğinden kurtuldu ve 25 yıl sonra yeniden Safevi türklerinin hakimiyetine girdi. Kakheti Kralı II. Alexander ve Kartli Kralı X. Giorgi Revan'ı kuşatmakta olan Şah'ın yanına geldiler.

Bahar aylarıyla birlikte Safevi ordusu kuşatmayı sıkılaştırdı. Elçisinin ölüdürülmesine kızan Şah Abbas'da kaleye giden suyu kestirdi. Çevre bölgelerden topladığı 12.000 Ermeni köylüye kalenin karşısına kuşatma kuleleri inşa ettirdi. Safevi birlikleri sert kış koşullarından, Ermeni köylüler de hem kış koşullarından hem de iki tarafın ateşlerinden dolayı önemli zayiat verdiler. Kuşatma kuleleri tamamlandığında Şah Abbas buralara top koydurttu, ayrıca topçu ve tüfekçi yerleştirerek kaleyi sürekli ateş altında tutma emri verdi.

Yoğun ateş, susuzluk nedeniyle çıkan hastalıklar ve açlık kaledeki Osmanlı garnizonunu giderek olumsuz etkilemeye başladı. Kalenin üç hisarından birinin baskın sonucu Safevilerin eline geçmesi ve savaşabilecek durumda 500 askerinin kalması üzerine Şerif Paşa serbestçe çekilmek koşuluyla teslim oldu. Şerif Paşa ve Revan Kadısı Şah'ın huzuruna kabul edildiğinde, Kakheti Kralı II. Alexander, Kartli Kralı X. Giorgi, Tebriz civarında Ezbend Muharebesi'nde Şah'a esir düşen esi Tebriz Valisi Zincirkıran Ali Paşa ve iki ülke arasında savaşın başlamasına bahane olan Selmas hakimi Gazi Bey de Şah'ın yanındalardı. Şah bu şahıslara iyi davranmış ama esir ulemayı idam ettirmişti. Bu suretle 1583 yılında Osmanlı Devleti'nin eline geçen Revan 21 yıl sonra tekrar Safevi Devleti'nin topraklarına katıldı.

Revan Kuşatması (1616)


Revan Kuşatması, 1615-1618 Osmanlı Safevi Savaşı'nda bir evre. Kuşatma Osmanlı ordusunun başarısızlığıyla sonuçlanmıştır.

İran'la savaşın yeniden başlaması


1615 yılında Osmanlı-Safevi ilişkileri yeni bir gerginliğe girmiş ve üç yıllık bir barıştan sonra savaş yeniden başlamıştı. Buna karşılık sefer mevsiminin geçmiş olmasından dolayı İran üzerine harekât 1616 yılında gerçekleştirilebildi. Söz konusu harekâtın hedefi Revan oldu. Şehir ve kalesi 1578-1590 Osmanlı-Safevî Savaşı sırasında 1583 yılında Lala Mustafa Paşa tarafından zaptedilmiş, İranlılar 1590 yılında İstanbul Antlaşması ile Revan'ın Osmanlı toprağı olduğunu kabul etmişlerdi. Şah Abbas'ın kaybedilen toprakları geri almak amacıyla 1603 yılında başlattığı taarruza Osmanlılar Avusturya'yla 1593'ten beri devam eden savaş nedeniyle mukavemet edememişler, dokuz aylık bir kuşatmadan sonra Revan 1604 yılında tekrar Safevilerin eline geçmişti. Aynı yıl karşı saldırıya geçen Cigalazade Yusuf Sinan Paşa komutasındaki Türk ordusu Revan'ı kuşatmadan ileri harekâtını sürdürmüş, ancak kışın yaklaşması nedeniyle Van'a geri çekilmişti. 1612 yılına kadar süren savaş boyunca Revan civarında başkaca bir çatışma olmamıştı.

Revan Seferi


Öküz Mehmed Paşa komutasındaki Türk ordusu 1615 yılında sefere çıktığında, İran ordusu Gürcistan meselesiyle meşguldü. Safevi Devleti'ne karşı ayaklanma halinde bulunan sabık Kakheti hanı Tahmures üzerine gönderilen İran birliklerini yenilgiye uğratmış, ancak 1616 yılında bizzat Şah Abbas komutasındaki İran ordusu Gürcüleri kesin olarak mağlup etmişti.

Öküz Mehmed Paşa ordugahını 18 Nisan 1616 tarihinde Halep civarındaki Gökmeydan'a kurdu. Ordu burada toplanırken bölgedeki sancakbeylerine de emirlerindeki birlikleriyle Erzurum'da toplanmaları ve doğuya yürüyüş sırasında orduya dahil olmaları emredildi. Rumeli Beylerbeyi Davut Paşa komutasındaki birlikler Göksun Yaylası'nda orduya dahil oldular. Ordu 20 Mayıs'ta Erzurum'a, 5 Haziran'da da Kars'a ulaştı. 1604 yılında Safeviler tarafından tahrip edilen Kars Kalesi berkitildi ve Haziran sonlarına doğru sınırı geçen ordu 11 Eylül'de Revan önlerine ulaştı.

Gürcistan'da yeniden çıkan ayaklanmaları bastırmak üzere gönderilen Tebriz Valisi Pir Budak Han komutasındaki İran birlikleri Selmas Muharebesi'nde Van Beylerbeyi Tekeli Mehmed Paşa tarafından yenilgiye uğratıldı. Ayrıca Kürt Beyi Seyyid Han komutasındaki birlikler de Nahcıvan üzerine yürüdü. Öncü birlikler bu başarıları kazanırken asıl Türk ordusu Revan'ı kuşattı.

Kuşatma


Toprak bir kale olmasına rağmen Revan 1604'ten beri tahkim edilmiş, 12.000 süvarinin yanı sıra Horasan, İsfahan ve Mazenderan'dan topçular ve tüfekçiler getirilmiş, ayrıca 20.000 kişiye 3-4 yıl yetecek kadar yiyecek depolanmıştı. Kuşatmanın başlamasıyla metrisler kazıldı. Rumeli Beylerbeyi Davut Paşa ve Yeniçeri Ağası Muslu Ağa dokuzar, Diyarbekir Beylerbeyi Dilaver Paşa on iki topla bu metrislere girerek 20 gün boyunca sürecek bombardımanı başlattılar. Ancak surların sürekli olarak dövülmesine rağmen beklenen tahribatın yaratılamaması aslında top sayısının azlığını ortaya çıkardı. Ayrıca, yakınlarda bulunan Şah Abbas'ın gönderdiği birlikler metrislere baskınlar düzenleyerek zayiat verdirebiliyorlardı. Bunların birinde karakol görevindeki Tekeli Mehmed Paşa İran birliklerini pusuya düşürdü. Çatışmada İran birlikleri 400 ölü ve 120 esir verdiler.

Buna karşılık, kaledeki savunma güçleri yoğun bombardımana rağmen açılan gedikleri hızla kapatmayı başardıler. Lağım faaliyetlerinden de sonuç alınamaması üzerine Türk ordusundaki kurmaylar genel bir taarruz önerdiler. Ancak, bu taarruz da özellikle Mazenderan tüfekçilerinin direnişi bedeniyle verilen ağır zayiat nedeniyle durduruldu. Hasan Paşa ve Yeniçeri Ağası da kaleden açılan ateş sonucu hayatlarını yitirdiler. Kuşatmanın 33. günü savunmacılar kalenin teslimi konusunda düşünmek için 3 gün süre istedilerse de bunun gedikleri kapatma amaçlı bir hile olduğu anlaşıldı. Bunun üzerine top ateş tekrar başladıysa da mühhimmatın azalması, yiyecek sıkıntısının başgöstermesi, askerlerin arasında salgın hastalıkların yayılması ve kış aylarının yaklaşması kalenin düşürülebileceğine dair umutları azalttı.

Türk birlikleri kuşatmakta oldukları Nahçıvan'ı ele geçirdilerse de buradaki zahire depolarını boş buldular ve kendi yiyecekleri de tükenmiş bir şekilde kaleyi elde tutmayarak geri çekildiler.

Bu gelişmeler üzerine Öküz Mehmed Paşa Halil Ağa'yı elçi olarak Şah Abbas'a gönderdi, Şah da Nasuh Paşa Antlaşması temelinde bir barış anlaşmasının müzakere edilmesini teminen Kadı Han'ı elçi olarak yolladı. Mehmed Paşa ise Kadı Han'ı beklemeden 5 Kasım 1616 tarihinde kuşatmayı kaldırdı ve Kars'a doğru çekildi. Taşınamayan toplar buranın kalesinde bırakıldı ve ordu Erzurum'a hareket etti. Ancak soğuklar nedeniyle geri çekilme yolunda özellikle Soğanlı Yaylası'nda kayda değer kayıplar verildi.

Kuşatma sonrası gelişmeler


Önemli kayıplara uğrayan Türk ordusu geri çekilirken de büyük miktarda mühimmat ve zahire bıraktı. İran elçisi Kadı Han Erzurum'a ulaştı ve Nasuh Paşa Antlaşması'nın (200 yük ipek yükümlülüğünün 100 yüke indirilmesi haricinde) metni temelinde bir barış önerdi. Osmanlı padişahı I. Ahmed anlaşma önerisini kabul etmedi. Ayrıca orduyu büyük asker ve malzeme kaybına uğrattığı gibi, Revan Kalesi'ni de alamayan Öküz Mehmed Paşa'yı sadrazamlıktan ve şark serdarlığından (Doğu orduları komutanlığı) 17 Kasım 1616 tarihinde azletti. Kaptan-ı Derya Damat Halil Paşa sadrazamlığa ve şark serdarlığına tayin edildi.
 
Tüm sayfalar yüklendi.
Üst