III. Mehmed (Adli)

Tarihci

topragizbiz.com

III. Mehmed (Adli)
Osmanlı Padişahları Listesi
Sıra 13.
Hüküm süresi 1595 - 1603
Önceki III. Murad
Sonraki I. Ahmed
Doğumu 1566, Manisa
Ölümü 1603, İstanbul
Babası III. Murad
Annesi Safiye Sultan
Eşleri - Halime Sultan
- Handan Sultan
Erkek Çocukları - Şehzade Selim
- Şehzade Cihangir
- Şehzade Mahmud
- I. Ahmed
- I. Mustafa
Türbesi Ayasofya Camii, İstanbul
III. Mehmed, divan edebiyatındaki mahlasıyla Adlî (26 Mayıs 1566, Manisa – 21 Aralık 1603, İstanbul), 13. Osmanlı padişahı ve 92. İslam halifesidir. Tahta çıktığı 1595 yılından ölümüne kadar padişahlığını sürdürmüştür. Sancaktan gelip tahta çıkan son şehzadedir. I. Süleyman'dan 30 yıl sonra sefere çıkan ilk padişahtır.
İçindekiler

Padişahlık öncesi


III. Murad ile Osmanlı denizcileri tarafından kaçırılıp köle edilmeden önceki adıyla Sofia Baffo olan aslen Venedikli Safiye Sultan'ın oğludur. İsmi, II. Mehmed'e benzemesi için, büyük dedesi I. Süleyman tarafından konmuştur. Şehzadeliğinde İbrahim Cafer Efendi ve Pir Mehmed Azmi Efendi gibi devrin tanınmış alimlerinden tahsil ve terbiye görmüştür. 1583'te Manisa sancağı valiliğine tayin edilmiş, 1595'te babası III. Murad'ın vefatı üzerine Osmanlı tahtına çıkmıştır.

Saltanatı


Kardeş katli meselesi


Sultan Mehmet'in tahta çıkar çıkmaz ilk işi 19 kardeşini boğdurtmak olmuştur. Bu olay Osmanlı tarihinin en kanlı olaylarından birisidir, çünkü öldürülenlerin çoğu bebektir. Halkın bu olaydan sonra III. Mehmed'e kin beslediği ve onu sevmediği rivayet edilir.

35. Padişah Mehmed Reşad kılıç kuşanma merasiminin ardından dedelerinin kabirlerini ziyaret ederken III. Mehmed'in kabrini ziyaret etmez ve "Ben çocuk katilinin kabrini ziyaret etmek istemiyorum." der. Bu olay Osmanlı Hanedanı'nın da bu meseleden rahatsızlık duyduğuna örnek olarak gösterilir.

Avusturya ve Eflak Seferler


Sultan III. Mehmed, babası Sultan III. Murad döneminde başlayan Osmanlı-Avusturya Savaşı devam ederken tahta geçmiştir. Sultan III. Mehmed tahta çıkar çıkmaz Avusturya ve Eflak sorunlarıyla ilgilenmiştir. 1595 yılında Avusturya kuvvetleri Estergon Kalesi'ni kuşatmışlar, 40 km uzakta olan Mehmed Paşa Estergon Kalesi'ne yardıma gitmemiştir. Hiçbir yardım alamayan Estergon Kalesi kahramanca direnmesine rağmen, sayıca üstün olan Avusturyalılar'a teslim olmak zorunda kalmıştır (2 Eylül 1595).

Sinan Paşa, Eflak Prensi Mihai Viteazul üzerine seferler düzenlemiştir. Osmanlı kuvvetleri Bükreş ve Tırgovişte'yi ele geçirmişler fakat çok geçmeden Mihai karşı saldırıya geçmiş ve Osmanlı kuvvetleri geri çekilmek zorunda kalmıştır. Bu sırada bataklıklara düşen Osmanlı askerlerinin büyük bir kısmı ölür. Daha sonra Tuna'dan karşı kıyıya geçilirken gerekli önlemlerin alınmamasından dolayı yeni bir saldırıya maruz kalan Osmanlı akıncıları çok büyük kayıplar vermiştir.

Estergon Kalesi'nin düşmesinden sonra Tuna kıyısındaki Vişegrad da düşmanın eline geçmiştir. Birçok önemli kale ve şehirlerin kaybedilmesi İstanbul'da devlet erkanı ve yeniçerilerin tepkisine neden oldu. Yeniçeriler de sultanın sefere çıkmasını istiyorlardı.

Eğri Kalesi'nin fethi


Durumun kötüye gittiğini anlayan Sultan III. Mehmed'in, devlet büyüklerini toplayıp "Ceddimiz, devletimizin kurucusu Osman Gazi Hazretlerinden, büyük dedemiz Kanuni Sultan Süleyman'a kadar bütün padişahlar askerin önünde sefere çıkmışlardır. Dedemiz Sultan İkinci Selim'le (II. Selim) cennetmekan pederimiz Sultan Murad (III. Murat) bu usulü bozdular. Biz dahi, başlangıçta seferi paşalarımıza ısmarlamakla hataya düştük. Asker evlatlarımız bizi başlarında görmek isterler. Kararımız odur ki yakında sefere çıkacağız. Hazırlıklar tamamlansın. Küffara haddini bildirmeye gitmek gerekir." dediği; kendisine karşı çıkan annesi Safiye Sultan'ı da "Valide, biz Sultan oğlu sultanız, kullanmayacaksak Eyüp Sultan Camiinde bu kılıcı niçin kuşandık? Kararımız karardır, sefere çıkacağız. Taht uğruna devleti feda etmeyiz" şeklinde cevapladığı ve bunun üzerine 20 Haziran'da ordunun hareket ederek, kuşatılan Eğri Kalesi'nin (Macarca Eger Kalesi) 12 Ekim 1596'da padişaha teslim edildiği anlatılıyor.

Haçova Muharebesi


Eğri Kalesi'nin fethinden sonra Osmanlı birlikleri ilerleyerek 15 Ekim 1596 günü Haçova'da büyük bir Avrupa ordusuyla karşılaştı. Bu ordu da Avusturyalı, Alman, Erdelli, Macar, İtalyan, İspanyol, Fransız, Hollandalı, Belçikalı, Çek, Hırvat, Sırp, Slovak ve Leh kuvvetleri vardı. Böylece Haçlı Ordusundaki asker sayısı 300 bini bulmuştu. Osmanlı Ordusu ise 140 bin askerden ibaretti. Avusturya Arşidükü III. Maximilian komutasındaki düşman kuvvetleri ile yapılan Haçova Savaşı'nda Osmanlı birlikleri, düşman birliklerinin tüfek atışlarına maruz kaldı. Pek çok Osmanlı askeri öldü.

Eğri Zaferi dönüşü Sultan III. Mehmed İstanbul'a girerken
Haçova Savaşı(1596)
Osmanlı cephesinde ordu merkezinin ele geçirilip padişahın ayrıldığı haberinin yayılması üzerine yeniçerilerin çoğu geri çekildi ve Haçlı ordusu zafer kazandığını düşünerek yağmaya başladı. Bu sırada ordunun geri hizmetlileri olan oduncular, çadırcılar, uşaklar, deveciler ve aşçılar ellerine geçirdikleri kazma, odun yarması, balta, tırpanı kazan ve kepçeleri ile düşmana karşı saldırmaya başladılar. Haçlı ordusu yağmaya katıldığından düzeni bozulmuştu ve bu ani saldırı da bir paniğe yol açtı. Düşmanın gerilemesi üzerine akıncılar, yeniçeriler tekrar toparlanarak Haçlı ordusunun üstüne saldırınca da beklenmeyen bir zafer kazanıldı ve Osmanlılara Viyana yolu açıldı (26 Ekim 1596). Bu savaşı kazanılmasında geri hizmetlilerin katkısı olduğundan bu savaş literatürde "Kepçe Kazan Savaşı" olarak da bilinir.

Haçova Savaşı'ndan sonra Sultan III. Mehmed İstanbul'a döndü. Avusturya cephesine Satırcı Mehmed Paşa atanmıştı. Tata Kalesi'ni geri almayı başaran Satırcı Mehmed Paşa, Budin'in kuzeyindeki Vaç bölgesinde düşman kuvvetleri karşısında başarılı olamadı. Bu arada Avusturya temsilcileri ile bir barış antlaşması yapılmaya çalışıldıysa da, olumlu bir sonuç alınamadı. Bir süre sonra Avusturya kuvvetleri 1594 yılında fethedilen Yanıkkale'yi (Raab Kalesi) ele geçirdiler (1598).

Kanije Kalesi'nin Fethi ve Kanije Savunması


Satırcı Mehmed Paşa iki yıldır hiçbir askeri başarı kazanamamıştı. Bu süre içinde bazı Osmanlı kaleleri Avusturyalıların eline geçmişti. Mehmed Paşa'nın idamı üzerine, Sadrazam Damat İbrahim Paşa ordunun başına geçti ve Belgrad'a geldi. Bu sırada Avusturya barış istemişti. Avusturyalılar daha önce geri aldıkları Eğri'yi ve Hatvan'ı Osmanlılara vermeyi önerdiler. Bu öneriye karşılık, Osmanlı temsilcileri Estergon, Novigrad, Filek ve Yanıkkale'yi istediler. Antlaşma yapılamadı.

Belgrad'da kışı geçiren Damat İbrahim Paşa, Kanije Kalesini kuşatıp sıkıştırmaya başladı. Kuşatma devam ederken kale içinde esir olan Osmanlı askerleri canlarını feda etmek uğruna havaya uçurdukları barut deposu kalenin harap olmasına yol açtı. Ancak yine de teslim olmayan Kanije Kalesi'nin yardımına bu seferde Philippe Emmanuel komutasındaki 20.000 kişilik bir ordu geldi. İki ateş arasında kalan Osmanlı ordusu savaşmaya devam etti. Yardıma gelen düşman ordusunun geri çekilmesi üzerine, 40 gün süren bir kuşatmadan sonra Kanije teslim oldu.

Beylerbeyliğin merkezi Kanije'ye alındı, Kanije Beylerbeyliği Tiryaki Hasan Paşa'ya verildi. Sultan III. Mehmed bu başarısından dolayı Damat İbrahim Paşa'ya kendisi padişah olarak yaşadığı sürece sadrazamlıkta kalacağı vaadinde bulundu (10 Eylül 1601). Kanije kalesini geri almaya çalışan Arşidük Ferdinand, Kanije'yi büyük bir orduyla kuşattı. Tiryaki Hasan Paşa komutasındaki az sayıda asker kaleyi iki aydan fazla süre başarıyla korudu. Yiyecek içecek malzemesi ve cephanesi tükenmeye başlayan Osmanlı kuvvetleri beklenmedik bir çıkışla kendisinden kat kat üstün görünen düşman ordusunu Kanije Kalesi önünde yendi (18 Kasım 1601). Bu zaferden sonra 1603'de İstolni-Belgrad ve Estergon da geri alındı.

Diplomatik ilişkiler


Safevîler, 1590 yılında imzalanan ve 13 yıl süren antlaşmayı bozmuştu. Şah I. Abbas, Osmanlı Devleti'nin Avusturya ile savaş halinde olmasını fırsat bildi. Ferhat Paşa Antlaşmasıyla kaybettiği toprakları geri almaya çalışan Safevîler, Osmanlı Devleti'nin Anadolu'da çıkan Celali İsyanlarından uğraşmasıyla zayıf düşmesinden de yararlanarak 25 Ağustos 1603'te Osmanlılara savaş açtılar. Şah Abbas Tebriz ve Revan'ı aldı. Safevi Devleti yeniden güçlenmişti. Safevîler ile savaş devam ederken III. Mehmed 38 yaşında vefat etti. Kabri, Ayasofya'da, kendi adına yapılmış III. Mehmed Türbesindedir.

Mimarî çalışmalar



İmar konusunda çalışmalar yaptıran Sultan III. Mehmed, süt annesi Halime Hatun adına Gölmarmara Halime Hatun Camii ve Külliyesi'ni, ayrıca validesi Safiye Sultan adına da Yeni Valide Camii ve Külliyesi'ni yaptırdı. Bundan başka birçok camiyi tamir ettiren Sultan III. Mehmed, Yeni Camii'nin de temelini attırdı.

Ölümü


20 Aralık 1603'te ölen III. Mehmed'in ölümüne dair farklı kaynaklarda farklı bilgiler yer alır. Sağlığının Tebriz'in düşmesi başta olmak üzere doğu cephesinden gelen kayıp haberleriyle sarsıldığı, rahatsızlığının gitgide kötüleştiği ve 18 Aralık'ta iyice kötüleştikten sonra 20 Aralık'ta hayatını kaybettiği belirtilmiştir. Mehmed bin Mehmed er-Rûmî bu hastalığı şişmanlık kaynaklı mide rahatsızlığı olarak aktarır. Bununla beraber, başka kaynaklarda kalp krizi veya kalp durmasından öldüğü yazılır.

Ailesi


Eşleri


Erkek çocukları



  • Şehzade Selim (1580 - 20 Nisan 1597
  • Şehzade Cihangir (1581 - 1596)
  • Şehzade Mahmud (1587 - 7 Haziran 1603) - Babası III. Mehmed tarafından 7 Haziran 1603'te boğdurtuldu.
  • I. Ahmed (18 Nisan 1590 - 22 Kasım 1617)
  • I. Mustafa

Kız çocukları


  • ......, Ekim 1604'te Damad Mustafa Paşa ile evlenmiştir.
  • ...... Sultan, Ekim 1604'te Kara Davud Paşa ile evlenmiştir.
  • ...... Sultan, 10 Ekim 1612'de Damad Mahmud Paşa Cagaloglu ile evlenmiştir.
  • ...... Sultan, Tiryaki Hasan Paşa ile evlenmiştir.
  • ...... Sultan, Ali Paşa ile evlenmiştir.
  • ...... Sultan, (ö. 1628)

III. Mehmed Türbesi


III. Mehmed Türbesi, I. Ahmed tarafından yaptırılmıştır.

Türbe, III. Mehmed'in ölümünden sonra, 1608 - 1609 yıllarında I. Ahmed'in emriyle inşa edilmiştir. Ayasofya Camii'nin avlusunda yer alan türbenin inşasını 1608 yılında dönemin baş mimarı Dalgıç Ahmed Paşa başlatmış, daha sonra Sedefkar Mehmet Ağa tamamlamıştır. Sekizgen türbenin dışı mermer kaplı olup, üstü iki kubbe ile kapatılmıştır. Giriş kısmında üç kemerli bir revak bulunuyor. Yapının içinde üç sıra pencere var. İç kısım İznik çinileri ve kalemişi süslemelerle bezelidir. Türbenin iç ve dış kısmında, çeşitli yerlerde kitabeler bulunmaktadır. Giriş kapısının kemerinin hemen üstünde de iki satırlık bir kitabe yer alıyor:

Ruh-ı pak-i Hazreti Sultan Mehmed Han içun-farz-ı ayn oldu şam u seher her salihe daima firdevs-i a’ladâ meşam canına,
İrişe Gülizar-ı kutsiden muattar rayiha-azm-i Firdevs ettiğine hükmüya tarihtir. Okuyun Sultan Mehmed can-i çün Fatiha.
,,


Türbe içinde III. Mehmed'in, Handan Sultan'ın, I. Ahmed'in şehzadeleri ve kızları ile Ayşe Sultan'ın mezarları bulunmaktadır. Türbede toplam 26 sanduka var. Ayrıca, türbe 2009 yılında restore edilmiştir.

 
Tüm sayfalar yüklendi.
Üst